Ahu Tunçel – Bir Siyaset Felsefesi: Cumhuriyetçi Özgürlük (2010)

Ahu Tunçel ‘Bir Siyaset Felsefesi’nde, cumhuriyetçi düşünce geleneğini, çağdaş siyasal tartışmalar bağlamında ele alıyor.

Yazar ilk olarak, cumhuriyetçiliğin düşünsel akrabaları olan demokrasi ve liberal gelenekler ile ilişkilerini gözden geçiriyor ve bunlar arasında varsayılan farkları ve benzerlikleri tartışıyor.

Yazar ardından, çağdaş cumhuriyetçilerin tarihsel öncülerinin izlerini sürerken, cumhuriyetçiliğin liberal etkisi altında yapılan egemen okumalarına alternatif bir okumayı ortaya koyuyor ve nihayet, çağdaş cumhuriyetçiliğin bakış açısını, siyaset felsefesi bağlamında yeniden ortaya koyan düşünürlerin görüşlerini tartışıyor.

  • Künye: Ahu Tunçel – Bir Siyaset Felsefesi: Cumhuriyetçi Özgürlük, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, siyaset, 382 sayfa

Kolektif – Finansallaşma ve Kapitalizm Krizi (2010)

‘Finansallaşma ve Kapitalizm Krizi’nde yer alan makaleler, 2008’de dünyayı sallayan krizi merkeze alarak kapitalist ekonominin son otuz yıllık dönemde geçirdiği yapısal dönüşümleri, Marksist ekonomi politiği referans alarak inceliyor.

Kitaba makaleleriyle katılan akademisyenler, krizin tarihçesi, nedenleri ve sonuçlarını çok yönlü bir gözle irdelemeye çalışıyor.

İki bölümden oluşan çalışmanın ilk bölümünde, finansallaşmanın ülke içiyle ilgili yönlerine odaklanılıyor ve gelişmekte olan ülkelerin finans sistemlerinin işleyişinin kökenleri araştırılıyor.

Çalışmanın ikinci bölümünde yer alan makaleler ise, dikkatlerini, finansallaşmanın uluslararası boyutlarına çeviriyor.

  • Künye: Kolektif – Finansallaşma ve Kapitalizm Krizi, hazırlayan: Costas Lapavitsas, çeviren: Tuncel Öncel, Yordam Kitap, iktisat, 335 sayfa

Charles H. Townes – Laserin Hikâyesi (2010)

Charles H. Townes, ‘Bir Bilimcinin Maceraları’ alt başlığını taşıyan ‘Laserin Hikâyesi’nde, 20. yüzyılın en büyük keşiflerinden ve icatlarından biri olan, Soğuk Savaş’ın en hararetli döneminde  keşfedilmiş lazerin (İngilizcede Laser: Light Amplification by Stimulated Emission of Radiation) ortaya çıkışının arkasındaki süreci kapsamlı bir biçimde anlatıyor.

Kitabı ilginç kılan yönlerden biri, daha sonra birçok alanda kullanılacak bu çığır açıcı aracın mucidi tarafından kaleme alınmış olması.

Kitap bu yönüyle, ilginç bir bilimsel keşfin ortaya çıkışını, Townes’in hikâyesiyle harmanlayarak veriyor ve okurlarını da bilimsel keşiflerin arka planı hakkında aydınlatıyor.

Bilimsel bir fikrin nasıl ortaya çıktığı ve bilimin nasıl yapıldığı konusunda oldukça önemli bilgiler veren Townes, Laser’i keşfetmesiyle, 1964 yılında Nikolai Basov ve Alexander Prokhorov ile birlikte Nobel Fizik Ödülü’nü almıştı.

  • Künye: Charles H. Townes – Laserin Hikâyesi, çeviren: Kuthan Yelen, Boğaziçi Üniversitesi Yayınları, bilim, 269 sayfa

James Hilton – Yitik Ufuklar (2010)

James Hilton, yayımlandığı dönemde ilgiyle karşılanan ‘Yitik Ufuklar’da, dört yabancı yolcunun Çin’den kaçırılarak Tibet’e götürülüşünü ve burada yaşadıkları dönüşümü hikâye ediyor.

İç savaşın başladığı Çin’de bulunan dört kişi, ülkeden kaçmaya çalışır.

Fakat bindikleri bir uçak, onları Tibet sınırları içinde hiç bilinmeyen bir bölgeye götürür. Burada bir Çinli tarafından bulunan yolcular, Şangri-La manastırına götürülür.

Gerçekte, hayatları boyunca aradıkları cenneti keşfedecek dört yolcu, bir yandan kaçırılışlarının ve manastırın ardındaki sır perdesini aralamaya çalışırken, öte yandan içinde bulundukları gizemli ve mistik havanın da etkisiyle, geçmişleriyle hesaplaşacaktır.

  • Künye: James Hilton – Yitik Ufuklar, çeviren: Nihal Yeğinobalı, Can Yayınları, roman, 206 sayfa

Boris Nicolaievsky ve Otto Maenchen-Helfen – İnsan ve Savaşçı Karl Marx (2010)

Boris Nicolaievsky ve Otto Maenchen-Helfen’in kaleme aldığı ‘İnsan ve Savaşçı Karl Marx’, 1818’de Trier’de doğan Karl Marx’ın yaşam öyküsünü, dönemin Avrupa’sını, kapitalizmin şiddetini ve buna karşı geliştirilen olağanüstü örgütlenmeyi ve direnişi anlatıyor.

Kitapta, Marx’ın kökeni ve çocukluğu, Berlin’de öğrencilik yılları, Paris’te geçirdiği dönem, Friedrich Engels ile ölümüne kadar süren dostluğu, Brüksel’deki dönem, Michael Bakunin’le yollarının kesişmesi, sürgün dönemleri, eserlerini kaleme alış süreci ve eşi Jenny ile çocukları Caroline, Laura, Edgar, Edward ve Eleanor’la ilişkisine dair ayrıntılar yer alıyor.

Marx’ı ağırlıklı olarak savaşçı yönüyle ele alan yazarlar, onun sahip olduğu devrimci gücü gözler önüne seriyor.

  • Künye: Boris Nicolaievsky ve Otto Maenchen-Helfen – İnsan ve Savaşçı Karl Marx, çeviren: Özlem Gürkan, Akademi Yayın, biyografi, 430 sayfa

Desmond Morris – Muhteşem Bebek (2010)

‘Çıplak Maymun’ ve ‘İnsanat Bahçesi’ gibi kitaplarıyla bildiğimiz Desmond Morris ‘Muhteşem Bebek’te, bir bebeğin anne rahmine düştüğü andan iki yaşına kadarki gelişim sürecini ve anne-babaların bu gelişiminde nasıl olumlu roller üstlenebileceğini ayrıntılı bir şekilde izliyor.

Ebeveynlere yönelik bebek bakımı kitaplarının disiplini fazlasıyla merkeze aldığını söyleyen yazar, bu durumun kadınları, bebeklerine gönüllerince yaklaşmalarını engellediğini savunuyor.

Amerikalı bebek uzmanı John Watson’ın teorilerinin moda olduğu 1928 yılında dünyaya gelen yazar, öteki bebekler gibi olabildiğince katı bir disiplinle yetiştirilmiş.

“Watson’ın gaddar rejimi altında yetiştirilen bebekler, genelde acı çekiyorlardı” diyen Morris, anne ve çocuk arasında tamamen sevgi üstüne kurulu bir ilişkinin nasıl oluşturulabileceğini ele alıyor.

  • Künye: Desmond Morris – Muhteşem Bebek, çeviren: Duygu Akın, Domingo Kitap, bebek bakımı, 192 sayfa

Kemal Çiftçi – Türk Dış Politikası (2010)

Kemal Çiftçi ‘Türk Dış Politikası’nda, eleştirel kuramın teorik katkılarından yararlanarak Cumhuriyet’in kuruluşundan günümüze Türk dış politikasını irdeliyor.

Üç bölümden oluşan kitabında Çifti, ilk olarak, toplumsal bilimlerin bakış açısından yola çıkarak “kimlik”, “ulusal güvenlik” ve “ulusal çıkar” kavramlarına odaklanıyor.

Yazar çalışmasının ikinci bölümünde, Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran aktörlerin kimliklerinin oluşum süreçlerini, Osmanlı Devleti’nin çöküş sürecinde yaşanan olaylar bağlamında ele alıyor.

Çiftçi kitabının son bölümünde ise, kurucu kişilerin siyasal kimliklerinin, Türk ulusunun inşa süreci içerisinde toplumsal bellek haline dönüştürülmeye çalışıldığını ve bir nevi kurucuların siyasal kimliğinin Türk ulusal kimliği ve devlet kimliği ile özdeşleşmiş olduğunu iddia ediyor.

  • Künye: Kemal Çiftçi – Türk Dış Politikası, Siyasal Kitabevi, siyaset, 356 sayfa

Gonca Şenözen – 99 Sayfada Tüp Bebeği Beklerken (2010)

Bir tüp bebek merkezinde görevli ve doğal yolla çocuk sahibi olmakta güçlük çeken çiftlere psikolojik danışmanlık yapan Gonca Şenözen, ’99 Sayfada Tüp Bebeği Beklerken’de, bu sürece dair merak edilenler hakkında okurlarını aydınlatıyor.

Tüp bebek tedavisinin daha çok psikolojik yönleriyle değerlendiren Şenözen, tüp bebek tedavisine karar verme döneminde çifti nelerin beklediğini; tedavideki uygulamaları; bu süreçte motivasyonun nasıl sağlanabileceğini; kadının hazır olmasının neden önemli olduğunu; tedavi sürecinde kadın ve erkeğin neler hissettiğini, gebeliğin oluşmaması halinde çiftin ilişkisinin bu durumdan nasıl etkileneceğini ve bunun gibi konuları detaylı bir şekilde anlatıyor.

  • Künye: Gonca Şenözen – 99 Sayfada Tüp Bebeği Beklerken, söyleşi: Nur Onur, İş Kültür Yayınları, psikoloji, 102 sayfa

Jack Goody – Çiçeklerin Kültürü (2010)

Antropolog ve tarihçi Jack Goody ‘Çiçeklerin Kültürü’nde, çiçeğin dinsel sembolizmdeki anlamlarını, yaşamdaki rolünü ve bu rolün tarihsel arka planını ayrıntılı bir bakışla irdeliyor.

Çiçeklerin dünyasına farklı perspektiflerden bakan çalışma, çiçeklerin adları ve sınıflandırılmasıyla yetinmeyerek, bunların Yahudi, Hıristiyan ve İslam kültürlerinde aldığı biçimleri de ele alıyor.

Goody çiçeklerin yanı sıra, buketler, çelenkler, çobanpüskülü ve sarmaşık gibi dekorasyon amaçlı kullanılan bitkileri de anlatıyor.

Yazar çalışmayla, Doğu ve Batı toplumlarında çiçek kullanımı ve çiçek sembolizmini ele alarak, önemli bir boşluğu dolduruyor diyebiliriz.

  • Künye: Jack Goody – Çiçeklerin Kültürü, çeviren: Mehmet Beşikçi, Ayrıntı Yayınları, kültür, 630 sayfa

Faruk Tabak – Solan Akdeniz (2010)

Faruk Tabak ‘Solan Akdeniz’de, 1550-1870 yılları arasındaki dönemde, Akdeniz’deki genel durumu ayrıntılı bir bakışla masaya yatırıyor.

Tabak burada, ticari tarımın Akdeniz kıyılarından çekilişini, Akdeniz’in manzarasına renk veren kent-devletlerin gelişimini, kent-devletlerin 12. yüzyıldan itibaren başarıyla oturttuğu işbölümünün bozuluşunu ve ticari tarımdaki daralma ile değerli mal ticaretinin bölgeden ayrılışını ve bunun gibi dikkat çekici konuları ele alıyor.

Yerli ve yabancı tarih literatüründen beslenen ‘Solan Akdeniz’, Akdeniz’de en parlak döneminde hüküm sürmüş iki ticaret cumhuriyeti olan Venedik ve Cenova tarafından başlatılmış üç temel sürecin izini sürüyor.

  • Künye: Faruk Tabak – Solan Akdeniz, çeviren: Nurettin Elhüseyni, Yapı Kredi Yayınları, tarih, 422 sayfa