Ayala Malach Pines – Âşık Olmak (2010)

Klinik ve sosyal psikoloji alanlarında uzmanlaşmış isimlerden Ayala Malach Pines ‘Âşık Olmak’ta, “Sevgililerimizi neye göre seçeriz?” sorusunun yanıtını arıyor.

Pines ilk olarak, coğrafi yakınlığın gizli bir çöpçatan olarak gücünü belgeleyen araştırmalar sunuyor.

Bu araştırmalar, beraber yaşayan, çalışan veya vakit geçiren insanların sürekli temaslarının, birbirinden hoşlanmayı ve çekimi teşvik ettiğini ortaya koyuyor.

Kitabın devamında ise, uyarılmanın âşık olmadaki rolü, insandan insana değişen aşk anlayışı, erkeklerle kadınların romantik seçimlerinde cinsiyetlerine bağlı olarak farklı ölçütlerin rol oynayıp oynamadığı gibi konular ele alınıyor.

  • Künye: Ayala Malach Pines – Âşık Olmak: Sevgililerimizi Neye Göre Seçeriz?, çeviren: Mercan Yurdakuler, İletişim Yayınları, psikoloji, 400 sayfa

Thierry Paquot – Lükse Övgü (2010)

Lüks, herkesin ona kendince anlamlar verdiği kavramlardan.

Dolayısıyla, bir hayli çeşitlilik gösteren lüks düşüncesi, gizli ve değişken bir öznellik payı da içerir. Thierry Paquot ‘Lükse Övgü’de, hem kavram hakkında yapılmış tanımlamaları hem de lüks konusunu enine boyuna irdeliyor.

“Lüks, insana düş kurdurur. Onun başlıca işlevi budur.” diyen yazar, eski lüks ürünlerle günümüzün “demokratik” lüks ürünleri arasındaki farkları, lüks ekonomisinin işleyişini ve bu sektörde çalışanları ele alıyor.

Paquot ayrıca, lüksün küreselleşen ekonomisinin, onun üretim alanlarının genişlemesini ve müşteri kitlesinin uluslararasılaşmasını sağladığını da gözler önüne seriyor.

  • Künye: Thierry Paquot – Lükse Övgü, çeviren: Orçun Türkay, Can Yayınları, kültür, 143 sayfa

Kolektif – Kedi Hikâyeleri (2010)

Kediler, sadece insanların değil, edebiyatın da en sevdiği, çokça işlediği hayvanlardan.

İşte Julia Bachstein’ın derlediği ve birçok yazarın öykülerinin yer aldığı ‘Kedi Hikâyeleri’ de buna verilebilecek örneklerden biri.

Buradaki öykülerde, kimi zaman kedi gözünden insan, kimi zaman da insan gözünden kediler anlatılıyor.

E.T.A. Hoffmann, Grimm Kardeşler, Hans Christian Andersen, Mark Twain, Oscar Wilde ve Gustav Schwab, kitapta öyküleri bulunan bazı tanınmış yazarlar.

Kitaptaki öyküler, kedi ve insan dostluğunun iyi birer göstergesi olarak tanımlanabilir.

  • Künye: Kolektif – Kedi Hikâyeleri, derleyen: Julia Bachstein, çeviren: Esen Tezel, Dürrin Tunç, Aslı Genç, Begüm Kovulmaz, Nazmi Ağıl, Serhan Şimşek ve Aylin Karagöz, Yapı Kredi Yayınları, öykü, 225 sayfa

Marc David Baer  – IV. Mehmet Döneminde Osmanlı Avrupası’nda İhtida ve Fetih (2010)

Marc David Baer’in kaleme aldığı ‘IV. Mehmet Döneminde Osmanlı Avrupası’nda İhtida ve Fetih’, Osmanlı’yı en geniş sınırlarına vardıran IV. Mehmed döneminde yaşanan dönüşümleri anlatıyor.

Marc David Baer’in incelemesinin merkezini ise, erken modern olarak tabir edilen bu süreçte gözlemlenen insanların ve yerlerin dinsel dönüşümü.

Kitabın ortaya koyduğu asıl gerçek ise, gayrimüslimlerin bu süreçte kendi içinde özgür bir şekilde yaşadığı iddiasının pek de söylendiği gibi olmadığı.

Bu dönemde İslamlaştırmanın emsali görülmemiş bir biçimde gerçekleştiğini belirten Baer, Sabetay Sevi’nin önüne ölüm ve ihtida gibi iki seçenek konularak kendisinin nasıl Müslümanlaştırılmaya çalışıldığını anlatıyor.

“Avcı” IV. Mehmed’in, babası İbrahim’in tahttan indirildikten sonra, henüz yedi yaşındayken tahta çıkışıyla başlayan kitap, ardından IV. Mehmed’in reşit olup dine yönelmesini, ordu başına seferlere gidişini, eskiden Hıristiyan bir cariye olan Hatice Turhan Sultan’ın dindarlaşmasıyla birlikte ele alıyor.

Ayrıca, 1660’larda başlamak üzere, İslami yaklaşımları fazlasıyla sert olan Kadızadeliler hareketinin önlenemez yükselişi; 1660 yangınından sonra İstanbul’un Topkapı Sarayı’na yakın yerlerin Musevi mahalleler de dahil, Müslüman bir mekâna nasıl dönüştürüldüğü; bu dönemde yaşanan Sabetay Sevi hadisenin nasıl geliştiği; IV. Mehmed’in II. Viyana bozgununun gölgesi altındayken bile av tutkusunu devletin sorunlarıyla uğraşmaya tercih edişini ve nihayet, valide sultan Hatice Turhan’ın ihtidaya ikna ettiği Musevi saray hekimlerinin din değiştirmelerinin öyküsü, çalışmada karşımıza çıkan ilginç konulardan.

  • Künye: Marc David Baer  – IV. Mehmet Döneminde Osmanlı Avrupası’nda İhtida ve Fetih, çeviren: Ahmet Fethi, Hil Yayın, tarih, 431 sayfa

Ernle Bradford – Padişahın Amiralı Barbaros Hayreddin (2010)

‘Akdeniz: Bir Denizin Portresi’, ‘Turgut Reis’ ve ‘Son Sefer’, Ernle Bradford’un daha önce Türkçede yayımlanmış eserleri.

Bradford’un yetkin tarzına iyi örneklerden birini teşkil eden elimizdeki kitap ise, amiral, korsan ve savaşçı Barbaros Hayreddin Paşa’nın hikâyesini sunuyor.

Kitap, asıl adı Hızır olan Barbaros Hayreddin’in kardeşi Oruç’la yaptığı deniz savaşlarını, Osmanlı donanmasının kaptanıderyası oluşunu, Kanuni Sultan Süleyman’ın onu danışmanı olarak atamasını, Osmanlı donanmasını yeniden düzenleyerek deniz savaşlarında büyük başarılar kazanarak Osmanlı İmparatorluğu’nun genişlemesine katkıda bulunuşunu anlatıyor.

Kitapta işlenen konulardan biri de, Preveze Deniz Savaşı.

Yazar, Barbaros Hayreddin Paşa’nın, kalabalık Haçlı donanmasını yenerek Osmanlı’nın Akdeniz’deki egemenliğini pekiştirmesini ayrıntılarıyla anlatıyor.

  • Künye: Ernle Bradford – Padişahın Amiralı Barbaros Hayreddin, çeviren: Ahmet Fethi, Doğan Kitap, biyografi, 190 sayfa

Haldun Hürel – İstanbul’un Ansiklopedik Öyküsü (2010)

Haldun Hürel’in uzun soluklu çalışmalarının ürünü olan ‘İstanbul’un Ansiklopedik Öyküsü’, İstanbul’u semtleri, mahalleleri, caddeleri ve sokaklarıyla adım adım gezdiren, rehber nitelikte bir eser.

Yaşadığı, her gün işe gitmek için yollarını ve sokaklarını kullandığı şehre dair bilgi sahibi olamamak, istisnalar dışında neredeyse tüm İstanbul sakinlerinin ortak sıkıntısıdır denebilir.

Elimizdeki kitap, insanların üstlerinde gidip geldiği, araçlarını sürdüğü caddelere, sokaklara isimlerini vermiş kişilerin hikâyelerini anlatıyor; bir takım yolların, sokakların, caddelerin, yokuşların, semtlerin ve mahallelerin isimlerini oluşturan bazı önemli olaylar hakkında ilginç bilgiler veriyor.

Bilinen kuruluş tarihi 2700 yıl öncelere kadar inen İstanbul, aslında “Dünya Başkenti” olmayı ziyadesiyle hak ediyor.

Hürel’in çalışması da, bu fikri destekleyecek çok sayıda örnek barındırıyor.

  • Künye: Haldun Hürel – İstanbul’un Ansiklopedik Öyküsü, Kapı Yayınları, şehir, 944 sayfa

Kolektif – Yeni Medyada Nefret Söylemi (2010)

‘Yeni Medyada Nefret Söylemi’, internet ve sosyal paylaşım ağlarında nefret söyleminin yaşam bulmasını ve yeniden üretime girişini inceliyor.

Nefret söyleminin cinsiyet, millet, ırk gibi farklı örnekleri ve kısıtlanmasına yönelik çalışmalar; internet okurlarının gazete haberlerine yaptığı yorumların nefret söylemini nasıl ürettiği; sosyal paylaşım ağlarında ve internet üzerindeki görsel paylaşım ağlarında nefret söyleminin rolü; dijital oyunlarda nefret söylemi; holiganizmin spor seyircisini, taraftarları ve spor yazarlarını nasıl etkilediği; internet üzerinde nefret söylemi ile mücadele etme yolları ve nihayet, bir hukuk sorunu olarak nefret söylemi, kitaptaki yazıların odaklandığı başlıca konular.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Mutlu Binark, Altuğ Akın, Ayşe Kaymak, Burak Doğu, Eser Aygül, Günseli Bayraktutan-Sütcü, İlden Dirini ve Tuğrul Çomu.

  • Künye: Kolektif – Yeni Medyada Nefret Söylemi, Kalkedon Yayınları, medya, 300 sayfa

Şerafettin Pektaş – Milli Şef Döneminde Cumhuriyet Gazetesi (2010)

Şerafettin Pektaş ‘Milli Şef Döneminde Cumhuriyet Gazetesi’nde, İsmet İnönü’nün Cumhurbaşkanlığı yaptığı 1938-1950 zaman aralığında, Cumhuriyet gazetesinin gelişmeler karşısındaki tutumumun inceliyor.

Pektaş’ın kapsamlı araştırması, gazetenin, içinde bulunduğu sürecin şartlarına göre farklı yayın siyasetleri gütmüş olduğunu ortaya koyuyor.

Kitapta, Cumhuriyet’in 2. Dünya Savaşı’ndan başladığı yıllarda özellikle Yunus Nadi ve oğlu Nadir Nadi’nin yazılarıyla Nazileri destekler nitelikte yayın yapması ve çok partili hayat geçişle beraber CHP’ye ekonomi, eğitim ve sağlık konularında eleştirilerde bulunurken DP’nin yanında yer alması gibi ilginç konular yer alıyor.

  • Künye: Şerafettin Pektaş – Milli Şef Döneminde Cumhuriyet Gazetesi, Fırat Yayınları, inceleme, 640 sayfa

Ömer Faruk Çolak – Şeytanın Oku Dediği Yazılar (2010)

‘Şeytanın Oku Dediği Yazılar’, Ömer Faruk Çolak’ın Dünya gazetesinde yazdığı yazılardan bir seçme.

Kitaptaki yazılar, 2008-2010 aralığında Dünya ve Türkiye ekonomisindeki gelişmelerin analitik bir eleştirisini barındırıyor.

İşsizliğin nasıl çözüleceği, krizle mücadele programları, sağlıklı iktisat politikalarının üretimi, İran ekonomisinin rejimi zorlayışı, borç sorunu, tüketimi belirleyen faktörler, AB ve Türkiye’de enerji konusunda yaşanan ortak sıkıntılar, krizlerin kadın emeğini nasıl etkilediği ve ABD-Çin döviz kuru tartışmaları, Çolak’ın ele aldığı konulardan birkaçı.

Çolak’ın kitabı, ekonominin ayrıntılarında gizlenen şeytanın izini sürüyor diyebiliriz.

  • Künye: Ömer Faruk Çolak – Şeytanın Oku Dediği Yazılar, Efil Yayınevi, ekonomi, 224 sayfa

Örsan Öymen – Bir İhtilal Daha Var (2010)

Örsan Öymen’in ünlü kitabı ‘Bir İhtilal Daha Var’, ilk yayımlanışının üzerinden yirmi dört yıl geçtikten sonra, yeni bir baskıyla raflardaki yerini aldı.

Öymen, 1980’li yıllarda yazdığı bu kitabında amacı, gazeteci olarak 12 Eylül dönemini de yaşadıktan sonra, Türkiye’deki askeri darbelerin tarihini anlatmaktı.

Öymen bunu yaparken, darbeyi planlayan ve uygulayan askerler arasında olup bitenleri kitabın merkezine alıyor.

Darbeci askerlerin anıları, darbe hazırlığı yazışmaları, yemin metinleri ve bildiri metinleri gibi belgelerden yararlanan Öymen, bu belgeleri hem mantığına uygun hem de mizahi bir üslupla değerlendiriyor.

Belgesel niteliğindeki kitap, böylesi netameli bir konuyu işlerken güldürü öğelerini ustaca kullanmasıyla da dikkat çekiyor.

  • Künye: Örsan Öymen – Bir İhtilal Daha Var, Doğan Kitap, siyaset, 460 sayfa