Sándor Márai – Buda’da Bir Boşanma (2011)

  • BUDA’DA BİR BOŞANMA, Sándor Márai, çeviren: Tarık Demirkan, Yapı Kredi Yayınları, roman, 164 sayfa

 

Macaristanlı yazar Sándor Márai ‘Buda’da Bir Boşanma’da, Budapeşte’de, iki dünya savaşı arasında, iç içe geçmiş yaşamları ve insan ilişkilerindeki çözülmeyi anlatıyor. Boşanma davalarına bakan yargıç Kömives, yıllar önce tanıdığı doktor Greiner’in boşanma dosyasını karşısında bulur. Fakat kendisini şaşırtan, yalnızca bu değildir. Akşam işten çıkıp evine giderken, Greiner’i, sabırsızca kendisini bekler halde bulacaktır. Doktorun Kömives’e anlatacağı çok şey vardır. Öyle ki bunlar, sabaha değin sürecektir. Bu görüşme gerçekte, Kömives ve Greiner’le temsil edilen, toplumdaki iyi ve kötü eğilimlerin birbiriyle kapışmasıdır. Bir yanda çalışkan ve sorumluluk sahibi Kömives, öte yanda saplantılı ve hırslı Greiner. Márai iki karakteri aracılığıyla, zor zamanlarındaki vatanında insani değerlerin çözülüşünü anlatıyor.

Sadun Tanju – Doludizgin (2011)

  • DOLUDİZGİN, Sadun Tanju, İş Kültür Yayınları, biyografi, 311 sayfa

 

Sadun Tanju ‘Doludizgin’de, Milliyet’in kurucusu gazeteci-yazar Ali Naci Karacan’ın biyografisini kaleme getiriyor. Tasvir-i Efkâr, İkdam, Politika, İnkılâp ve Bugün gibi dönemin önemli gazetelerinde çalışmış olan Karacan, 1. Dünya Savaşı’nda von der Goltz’un tercümanlığını da üstlenmişti. Karacan ayrıca, Milli Mücadele’yi destekleyen Akşam gazetesinin kurucuları arasında da yer almıştı. Tanju kitabında, Babıâli’de çekirdekten yetişme bir gazeteci olan Karacan’ın gazeteciliğinin ve yazarlığının izini sürerken, Karacan’ın kafasındaki en büyük projelerden biri olan Milliyet gazetesini çıkarma sürecini de ayrıntılı bir şekilde ele alıyor.

Ali Akyıldız – Sürgün Sefir Sadullah Paşa (2011)

  • SÜRGÜN SEFİR SADULLAH PAŞA, Ali Akyıldız, İş Kültür Yayınları, biyografi, 488 sayfa

 

Ali Akyıldız ‘Sürgün Sefir Sadullah Paşa’da, büyükelçi olarak uzun yıllar görev yapmış ve bir Tanzimat aydını olan Sadullah Bey’in kapsamlı bir biyografisini sunuyor. Berlin ve Viyana Büyükelçisi olarak görev yapmış Sadullah Paşa, Ayastefanos Antlaşması ve Berlin Kongresi’nin müzakerelerine de katılmıştı. Sadullah Paşa’nın ailesi, eğitimi ve kariyerini inceleyerek çalışmasına başlayan Akyıldız, ardından, Paşa’nın devlet adına kabul ettiği görevleri ve beklenmedik intiharının arkasındaki nedenleri ele alıyor. Akyıldız ayrıca, Sadullah Bey’in eserlerini ve görüşlerini irdeliyor ve böylece onun bir Tanzimat aydını olarak portresini çiziyor.

Jan Pryor ve Bryan Rodgers – Değişen Ailelerde Çocuk (2011)

  • DEĞİŞEN AİLELERDE ÇOCUK, Jan Pryor ve Bryan Rodgers, çeviren: İbrahim Enis Köksaldı, Doruk Yayınları, çocuk, 444 sayfa

 

Bugün daha fazla çocuk, ailevi dünyasındaki değişimlerle yüz yüze geliyor. Ebeveynlerin ayrılığı, tek başına ebeveynlik, çocukların yaşamlarına üvey ebeveynlerin girişi ve üvey kardeşlerin varlığı, artık çocuklar için pek istisnai deneyimler değil. İki yazarlı ‘Değişen Ailelerle Çocuk’, bu değişimlerin çocukların gelişim ve adaptasyonları açısından ne anlama geldiğini araştırıyor. Çocukların aile değişimlerine verdiği farklı tepkileri, İngiltere, Kuzey Amerika, Avusturalya ve Yeni Zelanda kapsamında inceleyen kitabı nitelikli kılan hususlardan biri de, konuya dair söz konusu ülkelerde yapılmış çalışmalardan olabildiğince yararlanması.

Hüseyin Köse (ed.) – Medya Mahrem (2011)

  • MEDYA MAHREM, editör: Hüseyin Köse, Ayrıntı Yayınları, medya, 405 sayfa

 

Birçok yazarın makaleleriyle katkıda bulunduğu ‘Medya Mahrem’, medyada mahremiyet olgusunu detaylı bir gözle irdeliyor. Son dönemde, özellikle yeni iletişim teknolojilerinin gelişmesinin bir sonucu olarak, yaşamın her alanında mahremiyetin geri dönüşsüz biçimde parçalandı. İşte bu çalışma, mahremiyet ilhali kurbanlarını kapsamlı bir şekilde saptarken, teknolojinin pek göze gelmeyen ve tartışılmayan zararları konusunda okurunu uyarıyor. Postmodernizm, ideoloji ve mahrem konularının din ve kamusal siyasetle ilişkisi; talk showlarda mahremiyet ve Deniz Baykal örneğinde mahremiyetin ihlali, bu nitelikli kitapta ele alınan konulardan birkaçı.

Kemal Bakır – Demokratik Eğitim (2011)

  • DEMOKRATİK EĞİTİM, Kemal Bakır, Pegem Akademi Yayıncılık, eğitim, 92 sayfa

 

Eğitim felsefesi ve epistemoloji konularında çalışmaları bulunan Kemal Bakır ‘Demokratik Eğitim’de, Amerikalı filozof ve pedagog John Dewey’in eğitim felsefesini irdeliyor. Demokratik eğitim düşüncesi, John Dewey’in eğitim felsefesinin ana temasını oluşturur. Düşünür bununla, sosyal düzene uygun, bireyin ve toplumsallığın gözetildiği bir eğitim modeli geliştirmeyi amaçlamıştı. Dewey’i ilginç kılan bir yön de, zamanında davet üzerine Türkiye’ye gelerek incelemelerde bulunmuş olması. İşte Bakır’ın çalışması, Dewey ve onun eğitim anlayışının felsefi nosyonu hakkında fikir vermesiyle, Türkiye’deki eğitim çalışmalarına katkıda bulunuyor.

Gananath Obeyesekere – Kültürün İşleyişi (2011)

  • KÜLTÜRÜN İŞLEYİŞİ, Gananath Obeyesekere, çeviren: Jale Ergelen, Doruk Yayınları, antropoloji, 429 sayfa

 

Princeton Üniversitesi’nde antropoloji profesörü olan Gananath Obeyesekere, Sri Lanka ve Hindistan’da saha çalışmaları yapmış ve bulgularını psikanaliz, antropoloji ve kişisel simgesellik bağlamlarında derlemiş isimlerden. Obeyesekere’nin bu çalışmalarının iyi bir örneği olan ve antropolojik birikimiyle göz dolduran ‘Kültürün İşleyişi’nde, psikanaliz ve antropolojide sembolik dönüşümü irdeleniyor. Obeyesekere burada, kültürle bireylerin güdüleri arasındaki bağlantıları yakalamaya çalışıyor ve Sri Lanka yaşamından kesitleri, Freud’un teorileri ile Wittgenstein ve Ricoeur gibi belli başlı felsefecilerin görüşlerinden hareketle inceliyor.

Nuriye Akman – Kim (2011)

  • KİM, Nuriye Akman, Doğan Kitap, roman, 262 sayfa

 

Nuriye Akman ‘Kim’de, olgunluk dönemlerini yaşayan bir yazarın dönüşümü ekseninde, “insan”, “ego” ve “ben” kavramlarını masaya yatırıyor. Başarılı bir yazar olan Aydın Aytaç, otuzuncu kitabının adını ‘Ben’ olarak koyar. Kendini okurlarına açtığı bu kitabında Aytaç, kitaplarını nasıl yazdığını, konularını nereden aldığını anlatır. Yazar, kitabının son düzeltilerini yapmak için sakin bir sahil kasabasına gider ve burada, kendine, insana ve hayata dair algılarla hesaplaşır. Kahramanımız, hayatında önemli yer tutacak kafe sahibi Hikmet Bey ve ahtapot avcısı Emre Usta aracılığıyla aşkı, kaderi, hayatı, insanı ve benliği sorgulayacaktır.

Tuncer Erdem – Kar, Kömür, Keder (2011)

  • KAR, KÖMÜR, KEDER, Tuncer Erdem, Yapı Kredi Yayınları, şiir, 65 sayfa

 

Tuncer Erdem, öykü, şiir ve çizgiyi bir arada ustalıkla kullanan yazarlardan. Erdem’in daha önce bu türde yayımlanmış ‘Hayalifener ve İstanbul’ adlı bir kitabı bulunuyor. Yazar şimdi de, bu çalışmalarının devamı olan yeni bir kitapla, ‘Kar, Kömür, Keder’le okurun karşısına çıkıyor. Erdem ‘Fısıltı’ isimli şiirinde şöyle diyor: “raylara kulak veren çocuklar bir ses bekler şehirde, ıssız kalmış / köylerinden // güç gelince sararan çalıların ıslığını, ağıllarına çekilen sürülerin / uğultusunu… // gece rüzgârıyla gelir bazen kırların mızıkası, avare dolanır boş / meydanlarda // usulca fısıldar göçmen kanatlar, uyuyan çocukların kulağına”

Rıza Oylum (haz.) – Uzakdoğu Sineması (2011)

  • UZAKDOĞU SİNEMASI, hazırlayan: Rıza Oylum, Başka Yerler Yayınları, sinema, 100 sayfa

 

Rıza Oylum’un hazırladığı ‘Uzakdoğu Sineması’nda, Çin, Güney Kore, Honk Kong, Japonya, Tayland ve Vietnam ülkelerinin sinemaları inceleniyor. Özellikle 2000 sonrası dönemin en yaratıcı sinemalarından olan Uzakdoğu sineması, korku, gerilim, şiddet ve savaş filmleri gibi farklı türleri özgün bir şekilde yorumladı. Elimizdeki çalışmayı ilgi çekici kılan bir husus, söz konusu coğrafyanın sinemasını merak eden tüm okurları hedefleyerek kaleme alınması. Akıcı bir üslupla kaleme alınan; dipnotların, uzun cümlelerin ve yabancı kelimelerin hiç kullanılmadığı çalışma, Uzakdoğu filmlerini, yönetmenlerini ve renklerini merak edenlere önerilir.