Seçil Büker ve Gürhan Topçu – Sinema (2019)

Seçil Büker ve Gürhan Topçu imzalı bu çalışma, hem iyi bir sinema tarihi hem de sinema kuramı alanına önemli katkılar sunmuş isimlerin yaklaşımları hakkında dört dörtlük bir rehber.

Kitap iki bölümden oluşuyor;

İlk bölümde, sinemanın ilk zamanlarından bugüne kadar olan serüveni kapsamlı bir şekilde ele alınıyor.

Burada sinema tarihi ideoloji, görsel biçim ve alımlama çalışmaları bağlamında izleniyor.

Kitabın ikinci bölümünde ise, sinema konusundaki eleştirel yaklaşımlara yer veriliyor.

Psikanalitik ve feminist yaklaşımların sinemaya getirdikleri eleştirilerin sağlam bir dökümünün yapıldığı bu bölüm, sinema sanatını anlama ve kavrama konusunda okuruna geniş bir perspektif sunuyor.

Kitabın, Güney Birtek imzalı aydınlatıcı bir sunuş yazısıyla açıldığını da not edelim.

  • Künye: Seçil Büker ve Y. Gürhan Topçu – Sinema: Tarih-Kuram-Eleştiri, İthaki Yayınları, sinema, 376 sayfa, 2019

Bülent Batuman – Kentin Suretleri (2019)

Görsel kültür, kentsel politika ve toplumsal mücadeleler için ne ifade eder?

Bülent Batuman, görsel olanı mekânla buluşturuyor ve buradan yola çıkarak kente dair algılarımızın, başka bir deyişle kentsel tahayyülümüzün ne gibi bir siyasi nitelik taşıdığını irdeliyor.

Kent araştırmalarıyla kültürel çalışmaların bir bireşimi olan kitapta ele alının kimi konular şöyle:

  • Yurttaş kimliğinin kurulumunda başkent görsel temsilinin işlevi,
  • Devlet kontrolünde yurttaş yaratma projesinin parçası olarak görsel mekân temsilleri,
  • Politik eylemlilikte görsel mekân temsillerinin rolü,
  • Siyasal İslamın yükselişinin ve ona karşı muhalefetin özellikle kentsel mücadeleler içindeki yeri,
  • Görsel mekân temsillerinin, bugünün kentsel koşullarında toplumsal mücadele açısından önemi…

Batuman’ın çalışması kent ve kent merkezli toplumsal muhalefet üzerine yeniden düşünmek için iyi bir fırsat.

  • Künye: Bülent Batuman – Kentin Suretleri: Mekân ve Görsel Politika, Dipnot Yayınları, kent çalışmaları, 212 sayfa, 2019

Eberhard Zangger – Luvi Uygarlığı (2019)

Antik Batı Anadolu’da, Miken ülkesinin yakın çevresinde varlık gösteren Luviler, ne yazık ki, daha gösterişli komşuları Hititler kadar üzerinde hakkıyla durulmuş bir medeniyet değildir.

İşin güzel tarafı ise, son zamanlarda akademik dünyada bu trajik kaderin artık değişmekte olması.

Eberhard Zangger imzalı bu kitap, Luvilere yönelik ilginin güncel ve önemli duraklarından biri.

Zangger çalışmasında,

  • Luvilerin kim olduğunu,
  • Yaşam alanları ve doğal kaynaklarını,
  • Batı Anadolu’daki geç bronz çağı yerleşimlerini,
  • Batı Anadolu’daki küçük devletleri,
  • Luvi yazılarını,
  • Yunanistan anakarasında Miken kültürünü,
  • Deniz kavimlerini,
  • Yunanistan anakarasındaki iç savaşı,
  • Demir çağı başındaki göçleri ve bunun gibi önemli konuları irdeliyor.

Aynı zamanda “Luwian studies” olarak akademik dünyada yürütülen araştırmaların ortaya çıkışı ve bu araştırmaların güncel durumunu da değerlendiren Zangger, alan için kaynak niteliğinde bir çalışmaya imza atmış.

  • Künye: Eberhard Zangger – Luvi Uygarlığı: Ege’nin Bronz Çağındaki Eksik Halka, Ege Yayınları, tarih, 312 sayfa, 2019

Holger Feindel – İnternet Bağımlılığı (2019)

İnternet bağımlılığı korkunçtur.

Bunun en önemli nedeni de, ne zamandan itibaren “çok fazla” olduğuna dair bir sınır belirlemenin çok zor; hayır, zor da değil, imkânsız oluşudur.

Uzmanlar, haftada 30 ila 35 saat arası bilgisayar kullanımını artık “normal bir yaşamla” bağdaştırılamaz buluyorlar.

Okulla veya meslekle ilgisi olmayan 30 ila 35 saat. Yani boş vakitlerde internette geçirilen 30 ila 35 saat.

Meslek icabı internette geçirilen zaman, elbette bu süreye dahil değil.

İşte psikosomatik rahatsızlıklar uzmanı ve psikoterapist Holger Feindel, internet kullanımı ve internet bağımlılığı konusunda bu rehber kitabıyla karşımızda.

Yirmi yılı aşkın süredir bilgisayar ve internet bağımlılığından mustarip kişileri tedavi eden ve çeşitli medya organlarında konuyla ilgili eğitici yayınlara katılan Feindel, internet bağımlılığının ne olduğunu ayrıntılı bir şekilde açıklayarak kitabına başlıyor.

Çalışmanın devamında ise, internet bağımlısının karakteristik davranışları ele alınıyor; ebeveynler ile eğitmenlerin bir internet bağımlısına nasıl yardım edebileceği adım adım açıklanıyor.

  • Künye: Holger Feindel – İnternet Bağımlılığı: Bağımlılar ve Aileleri İçin El Kitabı, çeviren: Atilla Dirim, İletişim Yayınları, psikoloji, 187 sayfa, 2019

Asena Günal ve Murat Çelikkan – Hatırlayan Şehir (2019)

‘Hatırlayan Şehir’, çok ilginç ve güzel bir çalışma.

Bir internet sitesi olarak tasarlanmış ve şimdi elimizdeki kitaba dönüşen proje, bir gayri resmi İstanbul tarihi.

Asena Günal ve Murat Çelikkan, İstanbul’un en turistik rotasını resmi tarihin dışında kalmış siyasi tarihin izini takip ediyor.

Başka bir deyişle, Osmanlı’nın ve Cumhuriyet Türkiye’sinin İstanbul özelinde bastırılmış tarihini bir şehir rehberi formatında anlatan kitap, her gün önünden geçtiğimiz, ziyaret ettiğimiz mekânların tarihlerinde çoğunlukla ihlaller, adaletsizlikler, ama aynı zamanda mücadele ve birikimin hafızasını taşıdığını gözler önüne seriyor.

‘Hatırlayan Şehir’, İstanbul’un bu çok da bilinmeyen gayri resmi tarihine Taksim Meydanı’ndan Sultanahmet Meydanı’na on yedi mekân, meydan ve bina üzerinden ışık tutuyor.

Kitapta gezilen mekânlar şöyle:

Taksim Meydanı, Gezi Parkı, İstiklal Caddesi, Emek Sineması, Galatasaray Meydanı, Hazzopulo Pasajı, Mısır Apartmanı, Karşı Sanat, Aras Yayıncılık, Narmanlı Han, Neve Şalom Sinagogu, Salt Galata, Kamondo Merdivenleri, San(a)saryan Han, Belediyeler Birliği Binası, Türk ve İslam Eserleri Müzesi ve Four Seasons Hotel İstanbul.

  • Künye: Asena Günal ve Murat Çelikkan – Hatırlayan Şehir: Taksim’den Sultanahmet’e Mekan ve Hafıza, Hafıza Merkezi Yayınları, siyaset, 352 sayfa, 2019

Octavia E. Butler – Yakın (2019)

Octavia Butler, tarihteki ilk siyahi kadın bilimkurgu yazarı.

Fakat bu, kendisini anlatacak yeterli bir tanımlama değil.

Butler’ın kalemi kuvvetliydi, muhalifti, hiyerarşiye ve iktidara baş kaldırmış, ırk ve cinsiyet eşitsizliğine tepki vermişti.

Bütün bu yönleriyle döneminin en önemli yazarlarından biri olan Butler, bu romanında, farklı zamanlara yolculuklar yapan başkahramanı Dana’nın hikâyesini anlatıyor.

Eşi Kevin ile yeni evlerine yerleşmeye hazırlanan Dana’nın midesi bulanmaya, başı dönmeye başlar.

Bu esnada Dana, kendisini yeşillikler içinde, bir nehir kenarında bulur.

Dana bu nehirde boğulmak üzere olan küçük Rufus’u kurtarır.

Bu, Dana’nın daha sonra defalarca yapacağı zaman yolculuklarından ilkidir.

Bundan sonra kahramanımız, Amerika’da kölelik düzeninin en sert şekilde sürdürüldüğü Maryland’in eski zamanlarına defalarca yolculuk yapacak, bu esnada büyük hayati tehlikeler atlatacak ve daha da önemlisi kölelik hakkında ve kendisiyle Rufus arasındaki kan bağı hakkında daha çok aydınlanacaktır.

Butler’ın zaman yolculuğu, fantezi ve tarihi kurgunun iç içe geçtiği bu klasikleşmiş yapıtı, bilimkurguda ve Afroamerikan edebiyatında bir dönüm noktasıdır; hem tür içerisinde hem modern edebiyatta çok özgün bir yere sahiptir.

  • Künye: Octavia E. Butler – Yakın, çeviren: Emek Ergün, İthaki Yayınları, roman, 384 sayfa, 2019

Bilgin Çelik – Balkan İttifakı ve Osmanlı Diplomasisi (2019)

Ondokuzuncu yüzyılın ikinci yarısından itibaren, Rusya’nın hamiliğinde ve Bulgaristan’ın öncülüğünde Balkan İttifakı oluşmuştu.

Fakat bu ittifak daha sonra giderek güçlenecek ve kıtadaki ulus-devlet hedeflerinin gerçekleşmesi için güçlü bir zemin oluşturacaktı.

Tarih bize, bu ittifakın Osmanlı’yı büyük felakete götüren süreci hızlandırdığını gösteriyor.

Zira Avusturya ve Rusya’nın da katkılarıyla,  Balkan devletleri nihayetinde Osmanlı’ya karşı ortak bir ittifak kurabildi ve amaçlarına ulaştı.

Bilgin Çelik’in bu özgün çalışması ise, hem bu ittifakın oluşumunu ve gelişimini irdeliyor hem de Osmanlı yönetiminin buna karşı diplomatik cephede verdiği karşılığın neden başarısız olduğunu derinlemesine irdeliyor.

Çelik,  Osmanlı diplomatlarının önemli bir kesiminin Balkan İttifakı oluşumunu iyi takip edemediklerini ve güvenilir bilgiler edinme konusunda yetersiz kaldıklarını belirtiyor.

İmparatorluğu büyük felaketin eşiğine getiren nedenlerin arasında bu diplomasinin önemli rolü olduğunu savunan Çelik, Balkan Savaşı’nın da savaş meydanından önce diplomasi alanında kaybedildiğini öne sürüyor.

Kitap, bu başarısızlıkta diplomatların yetersizliklerinin yanı sıra hükümetlerin ve özellikle hariciye nezaretinin basiretsiz politikalarının giderek imparatorluğun çöküş sürecinde önemli bir etken olduğunu vurguluyor.

  • Künye: Bilgin Çelik – Balkan İttifakı ve Osmanlı Diplomasisi, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, tarih,  328 sayfa, 2019

Jacques Rancière – Aisthesis (2019)

Neyin sanat, neyin sanat olmadığına kim karar verir?

Başka bir deyişle sanatsal algı ve yorum rejimi, tarih içinde nasıl dönüşüm geçirdi?

İşte Jacques Rancière’in bu önemli çalışması, her şeyden önce dört dörtlük bir sanatsal modernite tarihi olmasıyla dikkat çekiyor.

Rancière burada, estetiğin kurucu temellerini on dört epizot üzerinden açıklıyor ve böylece estetik rejiminin tarih boyunca nasıl radikal kırılmalardan geçtiğini gözler önüne seriyor.

Kimi zaman bir tiyatro temsili, kimi zaman bir sözlü sunum, bir sergi, bir müze veya atölye gezisi, bir kitap veya kimi zaman bir filmin piyasaya sürülüşü üzerinden ilerleyen Rancière, kitabında,

  • Sanatın algılanması, hissedilmesi ve yorumlanmasına ilişkin bir rejimin nasıl geliştiğini,
  • Gündelik hayatın en bayağı sanatsal figürlerinden konser salonu varyetelerine estetik algının nasıl dönüşümler geçirdiğini,
  • Sanatın, tekdüze hayat karşısında kendini nasıl olup da sürekli yeniden tanımlayıp geliştiğini,
  • Belli bir sanatsal tezahürün sanat paradigmalarında nasıl değişimlere neden olduğunu,
  • Kırık bir heykelin nasıl mükemmel bir sanat yapıtı haline geldiğini,
  • Bitli çocukların görüntüsünün nasıl olup da İdeal’in temsiline dönüştüğünü,
  • Takla atan palyaçoların nasıl şiirsel uzayda bir kaçışa işaret ettiğini,
  • Bir mobilyanın nasıl bir tapınağa, bir merdivenin bir karaktere, yamalı bir tulumun prenslere layık bir giysiye, bir tülün kıvrımlarının bir kozmolojiye nasıl dönüşebildiğini ve bütün bu olguların sanat/estetik denen alandaki yerini kapsamlı bir bakışla tartışıyor.

Rancière bütün bu konuları, genel olarak “sanatın estetik rejimi” başlığı altında ele alıyor.

  • Künye: Jacques Rancière – Aisthesis: Sanatın Estetik Rejiminden Sahneler, çeviren: Ayşe Deniz Temiz, MonoKL Yayınları, felsefe, 336 sayfa, 2019

Dicle Akar, Matthias Bjørnlund ve Taner Akçam – Soykırımdan Kurtulanlar (2019)

Milletler Cemiyeti 1921 yılında, Ermeni Soykırımı’ndan hayatta kalan Ermeni kadın ve çocukların bulunması ve yeniden yaşama kazandırılmaları için Halep’te, Halep Kurtarma Evi olarak adlandırılan bir örgüt kurdu.

Kabul Evi veya Cemiyet Evi olarak da adlandırılan bu kurum, Milletler Cemiyeti ve Ermenilerin Danimarkalı Dostları adlı bir kuruluş tarafından birlikte yönetiliyordu.

Kurtarma Evi’ne gelen kadın ve çocuklar için özel defterler tutuldu.

Çocuk ve kadınlar hakkında tutulan toplam kayıt 1.700 civarındadır.

Hayatta kalmayı başaran bu insanlar, Osmanlı İmparatorluğu’nun hemen her bölgesinden ve çok farklı sosyal, politik ve ekonomik koşullardan gelmişlerdi ve her biri soykırım sırası ve sonrasında başlarından geçenleri anlatıyor.

İşte bu önemli çalışma, bu tutanaklardan seçilmiş 300 civarında kayda yer veriyor.

Kitabın yazarları da, kayıtlardan yaptıkları seçmelerin başına üç ayrı önsöz yazmış.

Bu kapsamlı önsözler, konunun anlaşılması için son derece önemli arka plan bilgileri sunuyor.

Dicle Akar, tüm kayıtların içerikleri hakkında genel bir döküm çıkarıyor ve istatistiki bilgiler veriyor.

Matthias Bjørnlund, Milletler Cemiyeti ve Danimarka Arşivleri başta olmak üzere, dönemin önemli yayınlarını da tarayarak Halep Yetimhanesi’nin hikâyesini yazıyor.

Taner Akçam ise, Osmanlı belgelerine dayanarak, soykırım sırasında yetimlere yönelik izlenen politikaların esaslarını açıklıyor.

  • Künye: Dicle Akar, Matthias Bjørnlund ve Taner Akçam – Soykırımdan Kurtulanlar: Halep Kurtarma Evi Yetimleri, İletişim Yayınları, tarih, 332 sayfa, 2019

Mutluhan İzmir – Öznenin Diyalektiği (2019)

Mutluhan İzmir’in  Hegel, Sartre ve Lacan’ı diyaloga soktuğu ‘Öznenin Diyalektiği’, yeni baskısıyla raflardaki yerini aldı.

İzmir’in çalışmasında, özne kavramının felsefede ve psikanalizde nasıl gelişim gösterdiğini enine boyuna irdeleniyor.

Sahnedeki oyuncunun ego olduğunu belirten İzmir, oyun yazarının ve ışıkları yönetenin de “öteki” olduğunu söylüyor.

Fakat yazara göre, “ego” da “öteki” de öznenin yapısının içinde yer alır ve özne doğal olarak bu unsurları içeren diyalektik bir bütündür.

Yazar bu bağlamda Hegel, Sartre, Freud ve Lacan’ın düşüncelerinde özne kuramında kendilik konusunun nasıl ele alındığını irdeliyor.

Çalışma özellikle şu soruların yanıtlarını arayanlar için önemli değerlendirmeler barındırıyor.

  • Özne kuramında bilinçle bilinçdışı nasıl bir bütüne işaret eder?
  • Öznenin “Öteki”yle kurduğu diyalektik ilişki nedir?
  • “Öteki” özne yapısının içinde nasıl işler?
  • “Öteki” ve ego birbirini nasıl etkiler?
  • Farklı ego görünümlerinin birbirlerine entegre edilip edilmemesi neden sağlıklı bir kişiliğin olmazsa olmazıdır?

Künye: Mutluhan İzmir – Öznenin Diyalektiği: Hegel, Sartre ve Lacan, İmge Kitabevi, felsefe, 501 sayfa, 2019