Sabri Yetkin – Ege’de Eşkıyalar (2019)

Ege’de eşkıyalar, 19. yüzyılın ortalarından itibaren öyle güçlenmişlerdi ki, Osmanlı bunlarla bir türlü başa çıkamıyordu.

Peki, eşkıyalık nasıl ortaya çıktı ve neden özellikle Ege’de böylesi güç kazandı?

Çakırcalı Mehmet Efe gibi ünlü eşkıyalar nasıl oldu da, hikâyeleri dilden dile dolaşan birer “sosyal haydut” haline geldi.

İşte Sabri Yetkin’in bu sorulara çarpıcı yanıtlar verdiği elimizdeki çalışması, yeni baskısıyla raflardaki yerini aldı.

Yetkin’in 1995 Afet İnan ödülüyle de taçlanan kitabı, eşkıyalık hareketlerini dönemin dört dörtlük bir analizini yaparak irdeliyor.

Kitaptan öğrendiğimiz kadarıyla eşkıyalık, Osmanlı’nın o dönemde yaşadığı sosyal, ekonomik ve siyasal çözümsüzlüklerin bir sonucu olarak ortaya çıktı.

Eşkıyalık, bu dönemde en gelişmiş olmakla birlikte, toplumsal katmanlar arasında eşitsizliğin en fazla belirginleştiği bölge olan Ege’de ortaya çıktı.

Örneğin Çakırcalı Mehmet Efe, fakir halkın sevgilisi, babası, kahramanı kabul edilmiş, ezilmiş ve yılgın köylünün hak arayıcısı ve sözcüsü olarak halktan her türlü desteği görmüştü.

Yetkin, eşkıyalığı hem dönemin sosyal, siyasal ve ekonomik yapısı içinde irdeliyor hem de eşkıyalığın halk edebiyatımızda türkülerle, dönemin ressamlarının betimlemeleriyle ve fotoğraflarla kendine nasıl yer bulduğunu ortaya koyuyor.

  • Künye: Sabri Yetkin – Ege’de Eşkıyalar, İş Kültür Yayınları, tarih, 360 sayfa, 2019

Kolektif – Çağdaş Fransız Felsefesi (2019)

Çağdaş Fransız felsefesi hakkında iyi bir derleme.

Kitabı benzer türdeki çalışmalardan ayıran en önemli husus, hem konuyu çok daha geniş bir kapsamda irdelemesi hem de aynı zamanda bir felsefe tarihi çalışması olarak tasarlanması.

Kitapta, Paul Janet, Henri Bergson, Gabriel Marcel, Jacques Lacan, Jean-Paul Sartre, Emmanuel Levinas, Albert Camus, Paul Ricoeur, Gilles Deleuze, Michel Foucault, Jacques Derrida, Alain Badiou ve Jacques Rancière üzerine makaleler yer alıyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Ülker Öktem, Ali Osman Gündoğan, Emrah Akdeniz, Faezeh Abedkouhi Akdeniz, Ogün Ürek, Cevriye Demir Güneş, Feyza Şule Güngör, Eren Rızvanoğlu, Kasım Küçükalp, Ufuk Bircan, Banu Alan Sümer, Murat Erşen ve Fatma Erkek.

Kitabı, çağdaş Fransız felsefesinin önde gelen aktörleri üzerine pratik bir çalışma arayanlara tavsiye ediyoruz.

  • Künye: Kolektif – Çağdaş Fransız Felsefesi, editör: Işıl Bayar Bravo, Hamdi Bravo ve Banu Alan, Phoenix Yayınları, felsefe, 392 sayfa, 2019

Frederick C. Beiser – Hegel’den Sonra (2019)

Daha önce Hegel felsefesini geniş bir perspektifte irdelediği ‘Hegel’ adlı kitabıyla bildiğimiz Frederick Beiser, şimdi de Hegel sonrası, yani 1840-1900 yılları arasında Alman felsefesinin gelişimini izliyor.

Bazı araştırmacılara göre, Hegel’in ölümünün ardından Alman felsefesi bir gerileme dönemine girmişti.

Onlara göre bu buzul çağında Almanlar, felsefe alanında dikkate değer herhangi bir çalışma ortaya koyamamıştı.

Beiser ise bu görüşe karşı çıkıyor ve özünde Alman felsefesinin bu dönemde çok aktif olduğunu ayrıntılı şekilde ortaya koyuyor.

Beiser, döneme has anlaşmazlık ve çatışma ortamının yüzyılın ikinci yarısını ilk yarısından daha ilginç kıldığını belirtiyor ve bunu somut örneklerle gözler önüne seriyor.

Bu çalışmanın da, yukarıda adını andığımız ‘Hegel’ kitabı gibi, yine açık ve canlı bir üslupla yazıldığını ve Hegel sonrası Alman felsefesi hakkında bizi aydınlatacak nitelikte olduğunu belirtelim.

  • Künye: Frederick C. Beiser – Hegel’den Sonra: 1840-1900 Yılları Arasında Alman Felsefesi, çeviren: Soner Soysal, Hil Yayın, felsefe, 256 sayfa, 2019

İrfan Özet – Fatih-Başakşehir (2019)

Türkiye’nin yeni egemen bloğu muhafazakârların kent ortamlarında hayata geçirdikleri habitus son yıllarda nasıl dönüşümler geçirdi?

İrfan Özet, muhafazakârlığın İstanbul’daki simgesel mekânları olan Fatih ve Başakşehir arasındaki uçurumu merkeze alarak bu soruya dikkat çekici yanıtlar veriyor.

1950 sonrası göç süreciyle birlikte gelişen habitusun, ana hatlarıyla kolektif dışlamanın öne çıkmadığı, dayanışmacı ve içermeci bir kamusal deneyime sahip olduğunu belirten Özet’e göre, bugün ise, egemen topluluklara özgü dışlayıcı eğilimlerin merkezîleştiğini söylüyor.

İşte bu çalışma da, 1950’den bugüne muhafazakârlığın geçirdiği olağanüstü dönüşümü bu iki mekân üzerinden, Weberyen “sosyal kapanma” ve Bourdieucü “habitus dönüşümü” kavramları bağlamında inceliyor.

  • Künye: İrfan Özet – Fatih-Başakşehir: Muhafazakâr Mahallede İktidar ve Dönüşen Habitus, İletişim Yayınları, sosyoloji, 357 sayfa, 2019

Laura Beers – Ellen Wilkinson (2019)

Ellen Wilkinson, Manchester’ın güneyinde, işçi sınıfına mensup bir ailede doğdu ve 1910 yılında Manchester Üniversitesi’nden bir burs kazanana kadar kuzeybatı İngiltere’yi hiç terk etmedi.

Bundan sonra ise, hiçbir güç onu tutamadı.

Wilkinson’ın izleyen otuz beş yıl içinde feminist ve sol siyasetteki kimi katkıları şöyle:

  • Büyük Britanya Komünist Partisi’nin (CPGB) kuruluşuna katkıda bulundu.
  • Moskova’da Rus devrimciler Vladimir Lenin ve Lev Troçki ile tanıştı,
  • Parlamentoda yer edinen onuncu kadındı,
  • Hem ülkesinde hem de uluslararası alanda, yoksulların ve mülksüzleştirilmişlerin savunucusu olarak ün kazandı,
  • Uluslararası barış arayışında Avrupa’yı, Amerika’yı ve Asya’yı gezdi,
  • Birkaç kadın temsilciden biri olarak San Francisco’ya, Birleşmiş Milletler’in açılış toplantısına gitti,
  • Britanya’da savaş sonrası hükümette önemli bir rol oynadı,
  • Bu esnada, Hindistan Ulusal Kongresi (INC) ve Alman anti-faşist direnişi gibi oluşumlarla olağanüstü arkadaşlıklar geliştirdi,

İşte Laura Beers’in bu önemli çalışması, feminist mücadeleye çok önemli katkılarda bulunmuş bu sıra dışı kadının hayatını bir baştan diğer başa kat ediyor.

Kitap, Ellen Wilkinson’ın, toplumsal adalet anlayışının 20. yüzyılın ilk yarısında ne ifade ettiğine dair kendi anlayışını nasıl geliştirdiğinin ve hayatını toplumsal açıdan daha adil bir dünyaya erişmeye nasıl adadığının çarpıcı bir üslupla betimliyor.

Çalışma, hem Kızıl Ellen gibi sıkı bir sosyalist ve feministin dünyasına hem de bir döneme daha yakından bakmak için çok iyi bir fırsat.

  • Künye: Laura Beers – Ellen Wilkinson: Bir Sosyalist ve Feministin Hayatı, çeviren: Cemre Ömürsuyu Seyis, Hep Kitap, biyografi, 584 sayfa, 2019

Wolfgang Rössler – Fizik İçin Serenad (2019)

Newton’un keşifleriyle asıl atılımını yapan fizik, en eski zamanlardan başlayarak bilim dünyasının çevremize getirdiği açıklamalar konusunda özgün bir yere sahip.

Wolfgang Rössler’in elimizdeki kitabı ise, antik dönemden bugüne fizik alanında yaşanan gelişmeler ve buna katkıda bulunmuş isimler hakkında arşivlik bir eser.

Rössler, fizikçe çığır açmış buluşları, büyük fikirleri ve bu alanın dönüm noktalarını kayıt altına alıyor.

Yazar bunu yaparken de, bu buluş ve fikirlere kaynaklık etmiş önemli isimlerin çalışmalarını da ele alıyor.

Newton’dan Galelio’ya, Einstein’dan Feynman’a, Bohr’dan Faraday’e, Maxwell’den Schrödinger’e pek çok ismin katkıları; uzay ve zamandan ışık ve ısıya, atomun keşfinden kuantum mekaniği formüllerine, astronomiden kozmolojiye, fiziğin en önemli konuları burada ayrıntılı şekilde açıklanıyor.

Anlaşılabilir bir üslupla kaleme alınmış çalışmayı, fizik alanına iyi bir giriş yapmak isteyenler bu kitabı muhakkak edinmeli.

  • Künye: Wolfgang Rössler – Fizik İçin Serenad: Büyük Fikirler ve Yaratıcıları, çeviren: Mehmet Doğan, Boğaziçi Üniversitesi Yayınları, bilim, 347 sayfa, 2019

Terry Eagleton ve Matthew Beaumont – Eleştirmenin Görevi (2019)

Terry Eagleton ile Matthew Beaumont arasındaki bu keyifli ve aydınlatıcı söyleşi, farklı alanlarda üretmiş Eagleton’ın zengin düşünce dünyasına daha yakından bakmak için çok iyi bir fırsat.

Kitap, bir edebiyat eleştirmeni olduğu kadar siyasi bir figür de olagelmiş Eagleton’ın hayatının dönüm noktalarını ve düşüncelerinin gelişimini izliyor.

Fakat çalışma bununla sınırlı değil, aynı zamanda yeni sol, birey, toplum, politika, estetik, eleştiri, ideoloji, Marksizm, feminizm, teori, pratik, kültür, medeniyet, ölüm ve aşk gibi konular hakkında yetkin bir tartışma da barındırıyor.

“Eleştirmenin gerçek görevi geleceğe dairdir.” diyen Eagleton, eleştiri ile güncel siyasetin birbirinden neden ayrılamayacağını da burada kapsamlı şekilde tartışıyor.

  • Künye: Terry Eagleton ve Matthew Beaumont – Eleştirmenin Görevi: Eagleton ile Söyleşi, çeviren: Ümran Özbalcı, İletişim Yayınları, edebiyat inceleme, 352 sayfa, 2019

Noam Chomsky – Dil ve Zihin İncelemelerinde Yeni Ufuklar (2019)

Türkiyeli okur Noam Chomsky’i daha çok siyasi çalışmalarıyla bilse de, kendisi hem de uzan zamandır dilbilim çalışmaları alanının en önde gelen isimlerindendir.

Kuşkusuz Chomsky’nin bu alandaki en bilinen katkısı, “Üretici Dilbilgisi Kuramı”ydı, ki bu kuram dünya çapında pek çok dilbilimciye rehber olmuş ve olmaya devam ediyor.

Chomsky’nin ‘Dil ve Zihin İncelemelerinde Yeni Ufuklar’ adlı bu kitabında bir araya getirilen metinleri ise, bilhassa dili doğa yöntemleriyle analiz etme konusunu çok yönlü bir şekilde tartışmasıyla önemli.

Chomsky, dil yetisinin “içselci” bir yorumunu yapıyor ve çokça dile getirildiği gibi dilin toplumsal bir kurgu değil, bireysel bir kurgu olduğunu söylüyor.

Dilin bireysel olduğu gibi, insan beyninde içsel olduğunu belirten Chomsky, bir dizi yaratıcı dilbilimsel analiz yoluyla bu görüşünü ayrıntılandırıyor.

  • Künye: Noam Chomsky – Dil ve Zihin İncelemelerinde Yeni Ufuklar, çeviren: Ferit Burak Aydar, Boğaziçi Üniversitesi Yayınları, dilbilim, 328 sayfa, 2019

John Rawls – Siyasal Liberalizm (2019)

John Rawls, 21. yüzyılın en önemli siyaset felsefecilerinden ve liberal görüşün önde gelen savunucularından.

Düşünürün, bizde ilk baskısı 2007’de yapılan ve şimdi yeni bir baskıyla raflardaki yerini alan bu kitabı, kendisinin ‘Bir Adalet Kuramı’ adlı eserinde sunduğu, hakkaniyet olarak adalet fikrini gözden geçiriyor ve bu fikrin felsefi yorumunu değiştiriyor.

Rawls, istikrarlı, temel ahlaki inançları açısından görece homojen, iyi yaşamın ne olduğu konusunda geniş tabanlı bir uzlaşmaya varmış “iyi düzenlenmiş bir toplumu” varsayıyor.

Ancak modern demokratik toplumlarda uyuşmaz ve uzlaşmaz dinsel, felsefi ve ahlaki doktrinlerin bulunduğunu belirten Rawls, demokrasinin bu aşamada nasıl yaşatılabileceğine odaklanıyor.

Rawls’a göre, bu ideal, herhangi bir siyasal ideal ve ahlâkî tutumun üzerindedir ve özünde de benimsemiş oldukları makul doktrinlerle birbirlerinden farklılaşmış eşit ve özgür yurttaşlar arasında sosyal düzeni, adaleti ve dayanışmayı sağlayacak niteliktedir.

Yazara göre bunun gerçekleşmesi için de, toplumun temel yapıları siyasî bir adalet kavramıyla düzenlenmelidir, bu siyasî kavram makul kapsamlı doktrinler arasında örtüşen bir görüş birliğine sahip olmalıdır ve anayasal esaslar ve temel adalet sorunları mevzubahis olduğunda kamusal tartışmalar bu siyasî adalet kavramına uygun olarak yapılmalıdır.

Rawls’un çalışması, kendisinin 1971’de yayımlanan ve büyük tartışma yaratan ‘Bir Adalet Kuramı’ adlı eserinin devamı olarak okunmalı.

Kitabın sonunda ise, yazarın ölümüyle yarım kalan “Kamusal Aklın Yeniden Ele Alınması” adlı makale de yer alıyor.

  • Künye: John Rawls – Siyasal Liberalizm, çeviren: Mehmet Fevzi Bilgin, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, siyaset felsefesi, 534 sayfa, 2019

James Adam – Antik Yunan’ın Din Öğretmenleri (2019)

❝Dindarlık Tanrının ebeveyn olarak tanınmasından başka bir şey değildir.❞

Bu kapsamlı çalışma, antik Yunan din geleneğinin gelişimi hakkında bir başvuru kaynağı olmaya aday.

Kitabın yazarı James Adam’ı, Platon diyaloglarının çevirmeni olduğu kadar, klasikler uzmanı olarak da biliyoruz.

Bu kitap ise, Adam’ın bu konuda verdiği derslerinden oluşuyor.

Adam burada, eski Yunan’ın ilk şairleri olan Homeros ve Hesiodos’a, tragedya yazarları Aiskhlos, Euripides ve Sophokles’e ve oradan Sokrates öncesi filozoflardan Platon’a ve Sofistlere uzanarak antik Yunan din geleneğinin kapsamlı bir fotoğrafını çekiyor.

Kitabın en önemli katkılarından biri ise, dinsel düşüncenin ilerlemesinin o dönemin şairleri ve filozofları üzerindeki etkilerini ortaya koymasıdır diyebiliriz.

Kitaptan birkaç alıntı:

❝Hiç doğmamak her halükârda en iyisidir;

Ancak gördükten sonra bir kez günışığını insan,

İkinci en iyi, mümkün olduğunca çabuk

Dönmesidir geldiği yere.❞

❝Adalet sessiz dursa da, geçmiş ve şimdiye dair neyin ne olduğunu bilir ve sonunda muhakkak ödeşmeye gelir.❞

❝Gerçek filozof, ruh uğruna bedeni öldüren kişidir: Nitekim tüm yaşamı ölümün bir çalışması veya daha doğrusu provasından ibarettir.❞

❝Hiçbir ölümlü insan mutlu değildir; aksine güneşin tepeden baktığı kim varsa hepsi sefildir.❞

❝Dışarı gitme, kendi içine dön. Hakikat insanın içinde yatar.❞

❝İnsanın neşesi hızla büyür ve hızla yere düşer, ters bir kararla sarsılarak. Bir günlük yaratıklar! İnsan nedir? Ne değildir? Bir gölgenin düşüdür insan.❞

❝İnsanoğlunun gücü azdır ve çabaları nafiledir; şu kısa ömrü zahmet üzerine zahmetle doludur. Ve herkesin üzerinde kaçınılmaz ölüm asılıdır. İyiler de kötüler de ondan eşit pay alırlar.❞

❝İnsan akla sahiptir ve Tanrı da öyle; fakat insan aklı ilahi akıldan doğar.❞

❝Benim için her şey bana göründüğü gibidir, senin için her şey sana göründüğü gibidir: Zira sen de ben de ‘insan’a dahiliz.❞

❝İnsan kötülüğü ve sefaletinin, katı ahlakçıların bazen sandığından daha büyük bir oranı, şüphesiz cehalet ürünüdür.❞

  • Künye: James Adam – Antik Yunan’ın Din Öğretmenleri, çeviren: Özgüç Orhan, Pinhan Yayıncılık, tarih, 488 sayfa, 2019