Christiane Gruber – Osmanlı-İslam Sanatında Tapınma ve Tılsım (2020)

Osmanlı-İslam sanatında ibadet ve tılsım kendine nasıl yer buluyordu?

Christiane Gruber’in bütünüyle bu konuya odaklandığı ufuk açıcı çalışması, raflardaki yerini aldı.

Yazar burada,

  • Osmanlı’da Hz. Muhammed merkezli ibadet pratiklerini,
  • Kadem-i Şerif, yani Hz. Muhammed’in ayak izi motifinin sanattaki yansımalarını,
  • Geç dönem Osmanlı-İslam sanatında çiçek metaforlarını,
  • Lilly Kütüphanesi’ndeki Osmanlı resimli dua kitabındaki ilginç detayları,
  • Geç Dönem Osmanlı’da hilye şişelerini,
  • İslam dünyasında muskalar ve tılsımların rolünü,
  • Geç dönem Osmanlı tılsım tomarları ve dua kitaplarında mühürleri,
  • Ve günümüz “Yeni Türkiye”sinde İslami tılsımları kapsamlı bir şekilde irdeliyor.

İslam sanatı tarihi ve Osmanlı tarihiyle ilgilenenlerin zevkle okuyacağı bir çalışma.

  • Künye: Christiane Gruber – Osmanlı-İslam Sanatında Tapınma ve Tılsım, çeviren: Erdem Gökyaran, Yapı Kredi Yayınları, tarih, 336 sayfa, 2020

Ezgi Sarıtaş – Cinsel Normalliğin Kuruluşu (2020)

Osmanlı döneminde cinsel yaşam bugünkünden farklıydı.

Peki, nasıl oldu da geç Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde cinsel normallik algımız değişti?

Başka bir deyişle o dönemden itibaren, heteroseksüellik ve heteronormativite nasıl egemen cinsellik rejimi hale geldi?

Ezgi Sarıtaş’ın bu dikkat çekici çalışması, bize özgü cinsel modernliğin nasıl kurulduğunu heteronormatiflik kavramını merkeze alarak irdeliyor.

Sarıtaş’ın çalışması, iki temel argüman etrafında şekilleniyor.

Bunlardan ilki, yazarın cinsel modernlik dönemi olarak ele aldığı on dokuzuncu ve yirminci yüzyıllarda yaşanan heteronormalleşme sürecinin ancak erken modern dönemde yaşanan toplumsal, kültürel, politik ve erotik dönüşümler dikkate alındığında anlaşılabileceği.

İkincisi ise, heteronormatifliğin kendi ihlallerini üreterek işleyen yapısı nedeniyle, heteronormalleşmenin, nihai ve mutlak bir sonuca varmış bir süreç olarak incelenemeyeceği.

Sarıtaş çalışmasında, erken modern dönemden devralınan, erotik deneyimleri ve özdeşleşme kategorilerini idrak edilebilir kılan söylemlerin, yeni ve rakip söylemlerle nasıl bir arada işlediğini ve tutarsız ve istikrarsız öznellikler ürettiğini inceliyor.

Sarıtaş’ın bunu yaparken queer teoride heteroseksüel cinselliğin normal kabul edilmesi süreci üzerine üretilen zengin tartışmalardan yararlanması ise, çalışmayı queer teoriye ilgi duyanlar için de dikkat çekici kılıyor.

  • Künye: Ezgi Sarıtaş – Cinsel Normalliğin Kuruluşu: Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Heteronormatiflik ve İstikrarsızlıkları, Metis Yayınları, inceleme, 376 sayfa, 2020

Kolektif – İçkinlik Etiği (2020)

Ahlak buyurur; etik, üretir.

Ahlak sabit ve değişmez ilkeler var sayar; etik, süreç içinde değişebilir ilkelere öncelik verir.

Buradan hareketle şu sonuca varılabilir:

Eylemi değişmeyen ilkelerle belirleyen ahlak aşkınlık düzlemine aittir; etik ise, eylemin esnekliğini öne çıkarmasıyla felsefenin içkin kavranışıdır.

İşte bu derleme de, içkinlik düzleminde konuşlanan bir etik arayışı, bunun başlıca düşünürleri olarak Spinoza ve Nietzsche’nin fikirlerini merkeze alarak tartışıyor.

Zira kitapta ifade edildiğine göre Spinoza ve Nietzsche, ahlakın “Ne yapmalıyım?” sorusunun yerine “Neyi yapmaya muktedirim?” sorusunu geçirerek, etiği bir güç meselesi olarak yorumlamanın ve yaşamı sonsuzca deneyimleme imkânının önünü açmışlardır.

Kitapta,

  • Spinoza’nın içkinlik felsefesi,
  • Felsefi bir ideal olarak özgürlük,
  • İçkinlik ve sonluluk,
  • Deleuze ve Derrida bağlamında çağdaş Fransız düşüncesinde iki yön olarak içkinlik ve aşkınlık,
  • Deleuze ve arzu meselesi bağlamında içkin bir etik teorisi,
  • Nietzsche ve Spinoza’da ahlaki duygular,
  • Spinoza, Nietzsche ve Stoacılar bağlamında tutkular, güç ve pratik felsefe gibi ilgi çekici konular tartışılıyor.

Spinoza ve Nietzsche’den türeyen bir içkin etiğin bize bugün nasıl rehberlik edebileceğini merak edenlerin kaçırmak istemeyeceği bir çalışma.

  • Künye: Kolektif – İçkinlik Etiği: Nietzsche ve Spinoza, derleyen: Hüseyin Deniz Özcan ve Orkun Tüfenk, Otonom Yayıncılık, felsefe, 350 sayfa, 2020

John Carey – Sanat Neye Yarar? (2020)

Sanat konusunda kimi insan kafa karışıklığı yaşar, kimisi de saçma yahut aşırı bulup kızgınlık duyar.

John Carey’nin bu ufuk açıcı kitabı ise, sanatın ne işe yaradığı konusunu sivri dilli ve eleştirel bir bakışla tartışıyor.

Sanat, edebiyat eleştirisi ve antropoloji gibi farklı alanları harmanlayan Carey, sanat eserinin ne olduğunu, “yüksek” sanatın “düşük” sanattan üstün sayılıp sayılmayacağını, sanatın bizi daha iyi insanlar yapıp yapamayacağını, sanatın kutsal yahut ruhsal niteliklere sahip olup olmadığı gibi güncel soruları yanıtlıyor.

Carey kitabının ikinci kısmında ise, edebiyatın bizi nasıl etkilediğini ele alıp insanları değiştirme konusundaki belgelenmiş örnekleri sunarak edebiyatın diğer sanatlara neden üstün olduğunu tartışıyor.

  • Künye: John Carey – Sanat Neye Yarar?, çeviren: Orhan Düz, Vakıfbank Kültür Yayınları, sanat, 400 sayfa, 2020

Jacques Rancière – Kelimelerin Mekânı (2020)

Jacques Rancière’den sanatta moderniteden estetik ile siyaset arasındaki ilişkiye ve sanatta metalaşmaya uzanan kısa ama yoğun bir metin.

Kitap, Rancière’in Marcel Broodthaers sergisi kapsamında yaptığı konuşmanın metnini sunuyor.

Broodthaers’in eserinin, Mallarmé’nin “Bir Zar Atımı Asla Ortadan Kaldırmayacak Rastlantıyı” başlıklı modernist şiirine dayanması da, Rancière’in sergi konuşmasının çerçevesini genişlemesine vesile olmuş.

Rancière bir yandan Broodthaers’in eserini yorumluyor, öte yandan da Mallarmé şiirinin temel teşkil ettiğini düşündüğü 20. yüzyıl sanatını ve modernizm tezini, ayıca Broodthaers’in eserinde bulduğu yazının şeyleşmesi düşüncesinden hareketle sanat ve metalaşma, estetik ve siyaset arasındaki ilişkiyi tartışıyor.

  • Künye: Jacques Rancière – Kelimelerin Mekânı: Mallarmé’den Broodthaers’e, çeviren: Elif Karakaya, Lemis Yayın, sanat, 44 sayfa, 2020

Takiyettin Mengüşoğlu – Fenomenoloji ve Nicolai Hartmann (2020)

Edmund Husserl fenomenolojinin kurucusu ise Nicolai Hartmann da felsefe tarihinde yeni ontolojinin kurucusu olarak kabul edilir.

Bir dönem Hartmann ile çalışmış Takiyettin Mengüşoğlu’nun bu kitabı da, bizde fenomenoloji üzerine yazılmış ilk ve en kapsamlı çalışma olmasıyla çok önemli.

Mengüşoğlu kitabına, fenomenolojiden önce felsefenin içinde bulunduğu durumu irdeleyerek başlıyor ve devamında da,

  • Husserl’in fenomenolojisini,
  • Geometri ve fenomenoloji arasındaki ilişkiyi,
  • Fenomenolojik tavır ve fenomenolojik indirgemenin ne anlama geldiğini,
  • Fenomenolojik bilgi teorisini,
  • Hartmann felsefesinin özelliklerini ve Hartmann’ın fenomenolojideki yerini,
  • Metafizik problemleri,
  • Bilgi fenomenini,
  • Apriori ve aposteriori problemini,
  • Hakikat ve kriterium sorunsalını,
  • Ontolojinin temel sorularını,
  • Ve bunun gibi ilgi çekici konuları tartışıyor.

Künye: Takiyettin Mengüşoğlu – Fenomenoloji ve Nicolai Hartmann, Doğu Batı Yayınları, felsefe, 284 sayfa, 2020

Dirk Schulze-Makuch ve William Bains – Kozmik Hayvanat Bahçesi (2020)

Yüzyıllardır insanoğlunun en merak ettiği sorulardan biridir:

Evrende yalnız mıyız?

Önde gelen iki astrobiyolog, Dirk Schulze-Makuch ve William Bains, güçlü argümanlarla, gelişmiş, karmaşık bir yaşamın Dünya dışındaki gezegenlerde mümkün olduğunu savunuyor.

Okurlarını Dünya üzerindeki yaşama ilişkin tarihsel bir yolculuğa çıkaran yazarlar, Dünya’daki canlı evrimini ayrıntılı bir şekilde ortaya koydukları gibi, Dünya dışı zeki yaşam konusunda aklımızdaki pek çok soruya yanıt veriyor.

Astrobiyolojiyle ilgilenenlerin özellikle seveceği kitap, Dünya’da yaşamın nasıl ortaya çıktığı sorusundan başlayarak, adım adım karmaşık yapıların ve sonunda akıllı canlıların gelişimini açıklıyor ve bu sürecin evrenin her yerinde nasıl tekrar tekrar gerçekleşme potansiyeline sahip olduğunu gözler önüne seriyor.

  • Künye: Dirk Schulze-Makuch ve William Bains – Kozmik Hayvanat Bahçesi: Birçok Dünyada Karmaşık Yaşam, çeviren: Banu Özgür, Ginko Bilim Yayınları, bilim, 268 sayfa, 2020

John Dewey – Eğitimde Ahlak İlkeleri (2020)

Ahlak ve eğitim arasındaki ilişki nedir?

Daha da önemlisi, ahlaki eğitimin mahiyeti nedir?

John Dewey’in bu klasik yapıtı, bu sorulara doyurucu yanıtlar veren, ahlak ve eğitim konusunda eşsiz bir yapıt.

Çalışma, hem ahlakla ilgili yoğun bir tartışma yürütmesi hem de pratik felsefenin nitelikli bireysel, toplumsal ve eğitim için neden kaçınılmaz olduğunu gözler önüne sermesiyle özellikle önemli.

Kitabın bu çevirisini dikkat çekici kılan bir diğer husus ise, Dewey’in bu eserinin daha kolay anlaşılmasına katkıda bulunacak, 1930 yılında Paris’te yapmış olduğu ve yoğun tartışmalara neden olan ”Ahlakta Üç Bağımsız Unsur” konuşması ile Elizabeth Anderson’ın “John Dewey’in Ahlak Felsefesi” adlı makalesini de barındırması.

  • Künye: John Dewey – Eğitimde Ahlak İlkeleri, çeviren: Süleyman Aydın, Fol Kitap, eğitim felsefesi, 96 sayfa, 2020

Henri Bergson – Madde ve Bellek (2020)

“Tin, maddeden algıları ödünç alır ve besinini bu algılardan çıkartır ve onlara hareket biçiminde geri verir; bu hareketleri özgürlüğüyle damgalar.”

Henri Bergson’dan tin ile madde/beden arasındaki ilişki üzerine eşsiz bir sorgulama.

Bergon’un temel yapıtı olarak kabul edilen kitapta, tinin gerçekliği ile maddenin gerçekliği, tin ile maddenin ilişkisi, beyin ile algı, süre ve zaman arasındaki ilişki gibi pek çok ilgi çekici konu tartışılıyor.

Düşünür bütün bu tartışma boyunca indirgemecilik karşıtı tavrından da taviz vermiyor.

  • Künye: Henri Bergson – Madde ve Bellek: Beden-Tin İlişkisi Üzerine Deneme, çeviren: Işık Ergüden, Fol Kitap, felsefe, 240 sayfa, 2020

Michel Huteau – Reformcu Filozof ve Anarşist Coğrafyacı (2020)

Filozof ve antropolog Clémence Royer ile anarşist coğrafyacı Pyotr Kropotkin arasında, kapitalizm koşullarında devrim ve reformdan devlete, sömürüden eşitsizliğe, kadından ahlaka uzanan sıkı bir tartışma.

Royer’i, sosyal Darwinizm’in ilk teorisyeni, feminist, antropolog ve filozof, Kropotkin’i ise başta ‘Karşılıklı Yardımlaşma’ olmak üzere çeşitli eseriyle anarşist teorinin önde gelen isimlerinden biri olarak biliriz.

Michel Huteau, iki isim arasında tasarladığı hayali bir tartışma üzerinden çağımızın büyük sorunlarına yanıt arıyor.

Royer, 1884 yılında, hapishaneye dönüştürülen Clairvaux Manastırı’nda beş yıllık hapis cezasını çekmekte olan Kropotkin’i ziyaret eder.

Bu ziyaret, iki ünlü isim arasında hararetli bir tartışmayı ateşleyecek ve tartışma hapishanelerden başlayarak sosyal eşitlik ve eşitsizliklere, genel oy hakkından halka, bilim ve ahlaktan anarşist topluma ve felsefeden vergiler ve devlete kadar uzanacaktır.

Huteau’nun enfes çalışması, siyasetin ve felsefenin güncel sorunlarına çarpıcı yanıtlar vermesiyle dikkat çekiyor.

  • Künye: Michel Huteau – Reformcu Filozof ve Anarşist Coğrafyacı: Clémence Royer ve Kropotkin Tartışıyor, çeviren: Alev Er, Sel Yayıncılık, siyaset, 2020