Suavi Aydın ve Erdal Çiftçi – İmparatorluğun Son Aşiret Sayımı Fihristü’l Aşâir (2021)

Osmanlı’nın son zamanlarına ait olan ve aşiretlerin dökümünü barındıran ‘Fihristü’l Aşâir’, başta tarihçiler olmak üzere sosyal bilim araştırmacıları için altın değerinde bir kaynak.

Suavi Aydın ve Erdal Çiftçi de, ‘Fihrist’i nitelikli bir tarihi ve antropolojik analize tabi tutuyorlar.

Osmanlı aşiret tarihi ile ilgili özgün bir kaynak olan ‘Fihrist’, özel bir aşiret bilgileri barındırmasıyla olduğu kadar, erken 20. yüzyılda Osmanlı coğrafyasındaki aşiretlerin yaşam alanlarına, yaşam ve geçim biçimlerine ışık tutması ve üstelik bugünkü ve daha önceki aşiret bilgisiyle karşılaştırma imkânı sunmasıyla çok önemli.

‘Fihrist’ ayrıca, vilâyet, liva, kaza, hatta nahiye düzeyinde bilgi vermesiyle, yerel tarih araştırmacıları için de eşsiz bir kaynak.

  • Künye: Suavi Aydın ve Erdal Çiftçi – İmparatorluğun Son Aşiret Sayımı Fihristü’l Aşâir: Yorumlar ve Çeviriyazım, İletişim Yayınları, inceleme, 255 sayfa, 2021

Greg Gibson – Son Sözü Genom Söyler (2021)

Yepyeni baskısıyla raflardaki yerini alan ‘Son Sözü Genim Söyler’de Greg Gibson, genomlarımız ile modern yaşam biçimimiz arasındaki çatışmanın kronik hastalıkların artışındaki en büyük etken olduğunu savunuyor.

Bu durumun evrimsel tarihimizin sonucu olduğunu söyleyen Greg Gibson, insanlık tarihinin büyük bir bölümünde karşılaşılan çevresel dalgalanmalarla başa çıkabilmemize karşın yüksek kalorili, hareketsiz ve aşırı uyarılmış bir halden ibaret olan modern yaşam biçiminin doğurduğu sonuçları özümseyecek bir genomun henüz evrimleşmediğini gösteriyor.

Gibson’a göre genomun hem kendisiyle hem de çevreyle olan dengesi bozulmuştur ve bu nedenle de kanser, diyabet, astım, bağırsak hastalıkları, Alzheimer ve hatta depresyon gibi pek çok rahatsızlığımız ile genomumuz arasında kesin bir ilişki bulunmaktadır.

  • Künye: Greg Gibson – Son Sözü Genom Söyler: Modern Yaşam ile Genlerimiz Arasındaki Çatışma Bizi Nasıl Hasta Eder?, çeviren: Ergi Deniz Özsoy, İş Kültür Yayınları, bilim, 264 sayfa, 2021

Jess Hill – Kadının Hiç Suçu Yok (2021)

Aile içi şiddetin hangi sinsi şekillerde yol aldığı konusunda muhteşem bir çalışma.

Jess Hill, kadınların ve çocukların yaşamlarında büyük trajedi ve travmalara neden olan erkek şiddetini ve bu kendine has özelliklere sahip şiddeti nasıl tanıyıp ondan mümkün mertebe korunabileceğimizi anlatıyor.

Kadın şiddet gördüğünde, tecavüze uğradığında genelde devreye giren sinsi ve alçakça soruların başında “Kadının hiç mi suçu yoktu?” sorusu gelir.

Evet, kadının suçu yoktur, çünkü bu durumun asıl sebebi erkeklerin bunu yapma hakkını kendilerinde görmeleridir.

Hill’in çalışması, tam da böyle bir perspektiften hareket etmesi, yani aile içi şiddeti aynı zamanda bir erkeklik sorunu olarak temel alıp irdelemesiyle çok önemli.

Stella Ödüllü ‘Kadının Hiç Suçu Yok: Görmezden Geldiğimiz Ev İçi Şiddetin Tehlikeleri’, erkeklerin şiddet uygulamaya devam etme motivasyonlarını sorgularken, hem şiddetin iki yüzünü okuyucusuna gösteriyor hem de istismarzede ile istismarcının dünyasında neler olup bittiğini anlatıyor.

Dünyada artık bir salgın halini alan erkek şiddeti ve istismarzedelerle ilgili bildiklerimize meydan okuyan Hill, mağdurların partnerlerinin uyguladıkları şiddete mazeret bulmalarına ve istismarcılarına geri dönmelerine ya da onlarla ilişkilerine devam etmelerine neden olan kültürel, psikolojik, ekonomik nedenleri bir bir sıralıyor.

  • Künye: Jess Hill – Kadının Hiç Suçu Yok: Görmezden Geldiğimiz Ev İçi Şiddetin Tehlikeleri, çeviren: Filiz Kurt, Okuyan Us Yayınları, kadın, 508 sayfa, 2021

Alain Badiou – Siyah (2021)

Yası da simgeleyen siyah rengi, zihinlerde karanlık düşüncelere sebep olur.

Alain Badiou ise, siyaha farklı bir pencereden bakıyor ve bizi ölünün ardından verilen ziyafetlerden kara mizaha, bu rengin sağaltıcı yönleri üzerine yeniden düşünmeye davet ediyor.

Kitabın en dikkat çeken yönü, siyahın aslında arada olma durumunu en iyi simgeleyen ve bu durumun da hayat üzerine özgün bir sorgulama geliştirebileceğimiz en özgün renklerden biri olduğu gerçeği.

Çünkü siyah, varoluşsal barikatın her iki tarafında da yer alır.

Yas şeklini alıp ağlatır da, kara mizah şeklini alıp güldürebilir de.

Bu kısacık metin, renkler üzerine, özellikle de en çok kötülenen, hakkında en çok önyargı olan renklerden biri üzerine yeniden düşünmek için çok iyi fırsat.

  • Künye: Alain Badiou – Siyah, çeviren: Nihan Çetinkaya, MonoKL Yayınları, felsefe, 100 sayfa, 2021

Yaşar Çoruhlu – Türk Mimarisinin Kısa Tarihi (2021)

Türk mimarisinin tarihsel gelişimi üzerine sağlam bir inceleme.

Yaşar Çoruhlu, Orta Asya’dan Avrasya’ya ve oradan Türkiye’nin farklı bölgelerine uzanarak bu mimarinin dinamiklerini, beslendiği kaynakları aydınlatıyor.

Türklerin tarih boyunca yarı-yerleşik ve yerleşik olarak değişen yaşam tarzları, doğal olarak onların mimari anlayışlarına da yansıdı.

Otuz yıldan fazladır İç ve Orta Asya ağırlıklı akademik çalışmalar yapan Çoruhlu da, bu farklı anlayışları açıklıyor.

Sanat tarihçilerinin, mimarlık tarihçilerinin ve arkeologların çokça faydalanacağı çalışma, Türk mimarisinin ne tür bir zemin üzerinde ve hangi bileşenlerle doğduğunu, İç Asya’da ortaya çıkarak Türklerin milattan önceki devirlerden bu yana yaşadığı Orta Avrasya bölgelerine nasıl yayıldığını örnekleriyle ortaya koyuyor.

  • Künye: Yaşar Çoruhlu – Türk Mimarisinin Kısa Tarihi, Alfa Yayınları, mimari, 472 sayfa, 2021

Kolektif – Sefarad Güzergâhları (2021)

Bu derleme, hem Yahudi Sefarad tarihi hem de Osmanlı Sefarad kültürü üzerine benzersiz bir çalışma.

Kitaba Osmanlı tarihi ve Yahudi tarihi alanında çalışan pek çok araştırmacı katkıda bulunmuş.

Kitaba katkıda bulunan yazarlar, aile yadigârlarının, belgelerinin ve hatıra nesnelerinin 19. yüzyılın sonlarındaki ve 20. yüzyılın başlarındaki Osmanlı’dan Amerika’ya göç sürecini kavramsallaştırmamıza nasıl yardımcı olduğunu tartışıyor.

Bu tartışmanın merkezinde ise, Washington Üniversitesi’ndeki Sefarad Araştırmaları Dijital Koleksiyonu ve bu koleksiyonun oluşum süreci bulunuyor.

Bu koleksiyon, Akdeniz havzasındaki Sefarad Yahudileriyle ilişkili arşiv belgeleri ve kayıtların tutulduğu ilk büyük dijital veri havuzu niteliğinde.

Kitaba katkıda bulunan yazarlar da, bu arşivden yola çıkarak Sefarad geçmişine dair çalışmalarda özel koleksiyonların rolü üzerine düşünüyor, ayrıca Sefarad müziği ve edebiyatının yanı sıra yeni medya, dijitalleşme, araştırmacı podcast yayıncılığı ve aile yadigârlarının Osmanlı Sefarad kültürünü korumadaki rolü gibi konularda örnek çalışmalar sunuyorlar.

  • Künye: Kolektif – Sefarad Güzergâhları: Arşivler, Nesneler ve ABD’de Osmanlı Yahudilerinin Tarihi, derleyen: Kerem Tınaz ve Oscar Aguirre-Mandujano, çeviren: Zeynep Nur Ayanoğlu, Koç Üniversitesi Yayınları, tarih, 264 sayfa, 2021

Frances Yates – Giordano Bruno ve Hermetik Gelenek (2021)

Hermetizmin tarihi ve hermetizmin Giordano Bruno ile Rönesans düşüncesi üzerindeki etkisini irdeleyen çok önemli bir araştırma.

Rönesans araştırmaları, Warburg tarihi, 16. yüzyıl tiyatrosu, Batı ezoterizmi ve okültizmi üzerine yaptığı özgün incelemelerle bildiğimiz Frances Yates, hermetizmin yanı sıra Orta Çağ’dan gelen mistisizm, sihir ve gnostisizm hakkındaki ufuk açıcı saptamalarıyla da dikkat çeken bu çalışması ile Rönesans tarih yazımını dönüştürdü.

Kitap, özellikle Giordano Bruno hermetik gelenek içinde tartışması ve bunun yanı sıra 16. yüzyıl düşüncesinin sağlam bir fotoğrafını çekmesiyle dikkat çekiyor.

Yates’e göre, Bruno, evrenin sonsuz olduğu ve evrende dünyadan başka birçok gezegenin bulunduğu yönündeki fikirlerinden ziyade hermetik geleneği benimsediği için yakılmıştı.

  • Künye: Frances Yates – Giordano Bruno ve Hermetik Gelenek, çeviren: Ayşe Deniz Temiz, Say Yayınları, felsefe, 632 sayfa, 2021

Peter Ackroyd – Alfred Hitchcock (2021)

Gerilim ustası Alfred Hitchcock üzerine çok iyi bir biyografi.

Peter Ackroyd, yatak odasını terk etmekten korkan bir çocukken 20. yüzyılın en saygın yönetmeni olan karanlık bir dehaya sahip Hitchcock’un sıra dışı dünyasının kapısını aralıyor.

Hitchcock garip bir çocukluk geçirdi.

Örneğin yatak odasını terk etmekten korkardı.

Yine çocukluğunda, Avrupa boyunca hayali bir rota çizmek için demiryolu tarifelerini kullanarak büyük yolculuklar planlıyordu.

Hitchcock ayrıca, Poe’nun eserlerindeki ürkütücü tavırdan da ziyadesiyle etkileniyordu.

Ackyord, yönetmen koltuğunda oturan Hitchcock’un korkularını, güvensizliklerini, takıntılarını ve ilginç çalışma yöntemlerini anlatıyor, aynı zamanda yönetmenin tarzından umutsuzluğa kapılan Grace Kelly, Cary Grant, James Stewart, Ingrid Bergman ve Tippi Hedren gibi ikonik film yıldızlarının da Hitchcock’la karşılaşmalarında neler yaşadıklarını izliyor.

  • Künye: Peter Ackroyd – Alfred Hitchcock, çeviren: Mehmet Gürsel, Alfa Yayınları, biyografi, 326 sayfa, 2021

Frank M. Snowden – Salgınlar ve Toplum (2021)

Tarih boyunca insanlığı kırıp geçiren pek çok kitlesel salgın yaşandı.

Frank Snowden da, vebadan günümüze yaşanan salgınların toplumu ve tarihi nasıl köklü bir biçimde dönüştürdüğünü ortaya koyuyor.

Çalışma, söz konusu salgınların hastalıkların yanı sıra tıp bilimini ve halk sağlığını nasıl çarpıcı bir biçimde etkilediğini, bunun yanı sıra sanata, dine, entelektüel tarihe ve savaşa yansımalarını duru bir üslupla ortaya koymasıyla önemli.

Tıbbi tedavinin evrimi, veba literatürü, yoksulluk, çevre ve kitlesel histeri gibi temalara sahip çalışma, çiçek hastalığı, kolera ve tüberküloz gibi hastalıklar hakkında tarihsel bir perspektif sağladığı gibi, HIV/AIDS, SARS, Ebola ve Covid-19 gibi salgınların sonuçlarına odaklanıyor ve dünyanın gelecek nesil hastalıklara hazır olup olmadığı sorusuna yanıt arıyor.

  • Künye: Frank M. Snowden – Salgınlar ve Toplum: Kara Ölüm’den Günümüze, çeviren: Akın Emre Pilgir, Tellekt Kitap, tarih, 752 sayfa, 2021

Taner Akçam – Ermeni Soykırımı’nın Kısa Bir Tarihi, Aras Yayıncılık (2021)

Pek çok kişi, Ermeni Soykırımının 1915-1918 yıllarını kapsayan bir dizi olaydan ibaret olduğunu düşünür.

Yaklaşık otuz yıldır Ermeni Soykırımı üzerine çalışan Taner Akçam ise, bunun bir olay değil bir süreç olduğunu ve 1878-1923 arasını kapsayan bu sürecin de, sadece Ermenileri değil Osmanlı Hıristiyan nüfusunun bir arada yaşama deneyimini de nasıl yok ettiğini anlatıyor.

Akçam’ın özet bir tarihçe olarak okunabilecek kitabı, soykırımın tarihine ilgi duyan, konuya dair temel bilgileri ve güncel tartışmaları merak eden okurlara özellikle hitap ediyor.

Akçam, her dört kişiden birinin Hıristiyan olduğu Osmanlı’nın demografik gerçekliğinde, soykırımın yalnızca Ermenilerle sınırlı kalmadığını, süreç boyunca Hıristiyan unsurların sosyal ve kültürel olarak yok edildiğini, Cumhuriyet politikalarının da farklı yollarla bu süreci devam ettirdiğini belirtiyor.

Kitap, bu yok oluş sürecini, imha kararını alan özneleri ve alandaki failleri daha iyi kavramak için birebir.

  • Künye: Taner Akçam – Ermeni Soykırımı’nın Kısa Bir Tarihi, Aras Yayıncılık, tarih, 192 sayfa, 2021