Lucy Jane Santos – Radyum ve Radyoaktivitenin Tarihi (2022)

 

Radyumun keşfine giden süreci yakından izlemek isteyenler için şahane bir bilim tarihi çalışması.

Lucy Jane Santos, radyum ve radyoaktiviteden yana olan korkumuzu giderecek “radyoaktif” öyküsünü anlatıyor.

On dokuzuncu yüzyılın sonunda keşfedilen radyoaktif elementler arasında halkın ve girişimcilerin ilgisini en fazla çeken radyum olmuştu.

Radyum, İngiltere Kraliçesine hediye olarak sunuluyor, gece kostümlerini süslüyor, diş macunlarına karıştırılıyor, hazine avcıları onun peşine düşüyordu.

Hekimler ve girişimciler bu yeni mucizevi elementi metalaştırmak için dâhiyane yollar icat ederken, hevesli tüketiciler radyoaktif eşyaları evlerine sokmaya can atıyordu.

‘Radyum ve Radyoaktivitenin Tarihi‘, radyumlu ürünlerin fetişleştirilmesiyle başlayıp radyumun bir korku nesnesi haline gelmesiyle sonuçlanan “radyoaktif” bir öykü içeriyor.

Tarihçi Lucy Jane Santos radyumlu eşyalar üretilmesini şarlatanlık ve aptallık olarak nitelendiren eski bilim tarihi yaklaşımını reddederek radyum ve radyoaktivitenin tarihini bilim ve popüler kültür arasındaki ilişki penceresinden ele alıyor.

Bilime ve bilim öykülerine meraklı okurları fazlasıyla doyuracak cinsten bir kitap.

  • Künye: Lucy Jane Santos – Radyum ve Radyoaktivitenin Tarihi, çeviren: Mihriban Doğan, Say Yayınları, bilim, 304 sayfa, 2022

Kolektif – Tarihsel Sosyoloji (2022)

Tarihle sosyolojinin kesiştiği alanlarda çalışmış önemli isimlerin metinlerinden usta işi bir derleme.

‘Tarihsel Sosyoloji’, Polanyi’den Anderson’a ve Wallerstein’a Thompson ve Bloch’a pek çok ismin makalelerini barındırıyor.

Yirminci yüzyıldaki sosyal bilimler araştırmalarının en önemli meseleleri, sosyal teori ve tarihin kesiştiği alanlarda çalışan biliminsanları tarafından ortaya atıldı.

‘Tarihsel Sosyoloji‘, bu isimlerden tarihçi Marc Bloch, siyasal ekonomist Karl Polanyi, toplumsal değişim teorisyeni S. N. Eisenstadt, Weber’in en önemli takipçilerinden sosyolog Reinhard Bendix, dünya tarihi araştırmacısı Perry Anderson, tarihçi E. P. Thompson, modern toplumsal yaşamda grup eylemleri araştırmalarıyla bilinen sosyolog Charles Tilly, kapitalist sistem kavramlarına yeni bir bakış kazandıran sosyolog Immanuel Wallerstein ve karşılaştırmalı tarihsel sosyal bilimler alanına katkılarıyla bilinen siyaset sosyolojisi uzmanı Barrington Moore Jr’ın akademik çalışmalarında izlediği yöntem ve görüşlerini ayrıntılı olarak açıkladıkları makaleleri içeriyor.

  • Künye: Kolektif – Tarihsel Sosyoloji: Bloch’tan Wallerstein’a Görüşler ve Yöntemler, derleyen: Theda Skocpol, çeviren: Ahmet Fethi Yıldırım, Alfa Yayınları, sosyoloji, 512 sayfa, 2022

Harry Brighouse – Adalet Teorileri (2022)

‘Adalet Teorisi’, siyaset felsefesinin en temel konuları hakkında ufuk açıcı bir tartışma.

Harry Brighouse burada, adaletin doğası, insanca yaşamanın anlamı ve adil bir dünyanın olanaklarını derinlemesine irdeliyor.

John Rawls’un ‘Bir Adalet Teorisi’ başlıklı ünlü eseri 1971 yılında yayımlandığında, adalet hakkında yapılagelen çağdaş felsefe, siyaset ve hukuk tartışmalarının çehresini değiştirdi.

Aldığı övgüler ve eleştirilerle daha sonraki girişimler için bir esin kaynağı hâline geldi ve alanda bir sıçrama tahtası teşkil etti.

Bugün Batı dünyasının birlikte yaşama kültürünü, çatışmaları yönetme stratejilerini, kurumlarını üzerine inşa ettiği ilkeleri ve hayata geçirdiği temel siyasaları, bu tartışmayı ana hatlarıyla kavramadan anlamak epey güç.

Bu kitap bu esaslı tartışmanın ‘çözünürlüğü yüksek ve kolay okunabilen bir haritasını’ sunuyor.

Okuru John Rawls, Amartya Sen, Martha Nussbaum, Milton Friedman, Robert Nozick, Will Kymlicka, Nancy Fraser, G. A. Cohen, Susan Moller Okin gibi isimlerle aynı masada oturmaya, adaletin doğası, insanca ve hakça yaşamanın anlamı, adil bir dünyanın olanağı hakkında yapılagelen bu uzun soluklu söyleşiye bizzat katılmaya çağırıyor.

Siyaset felsefesinin en temel konularını kolay yoldan öğrenmek isteyenler için bulunmaz bir kılavuz olan bu kitap, adalet teorilerinin temel kavramlarını ortaya koyuyor; istendik sonuçlarını ve uygulamada yol açtığı beklenmedik sorunları parlak ama yalın bir anlatımla gözler önüne seriyor.

  • Künye: Harry Brighouse – Adalet Teorileri: Çağdaş Bir Tartışma, çeviren: İsmail Yılmaz, Fol Kitap, felsefe, 232 sayfa, 2022

Dalibor Frioux – Uykuya Övgü (2022)

‘Uykuya Övgü’, alıntılar, pasajlar ve ufuk açıcı bilgilerden oluşan uykuya methiye niteliğinde bir kitap.

Dalibor Frioux, uykunun edebiyat, felsefe, siyaset, antropoloji ve yaşama sanatında büründüğü farklı veçheleri derlemiş.

Uyku…

Kimilerine göre her derde deva; bir kaçış, ruhsal deneyim, şölen, varlığını dayattığı kadar bedeni de yenileyen bir mola; kimilerinin ise gereksiz gördüğü; bu devinim ve hız çağında tembellikle, boşa harcanan zamanla özdeşleştirilen alelade bir beklenti…

Nasıl tanımlarsak tanımlayalım, tüm insanlığı bir süreliğine olsa da aynılaştıran, kimlikler, roller ve sorumluluklardan azade kılan bir ortaklık.

Frioux ‘Uykuya Övgü’de, çağdaş yazarların kaleminden uykuya methiyeler düzen dört büyük metnin yanı sıra Pessoa’dan Nietzsche’ye, Shakespeare’den Montaigne’e, Balzac’tan Duras ve Proust’a uzanan bir yelpazede, çeşitli alıntılar ve pasajlar aracılığıyla uykunun edebiyat, felsefe ve yaşama sanatında büründüğü farklı veçheleri araştırıp derlemiş.

Uykunun bedendeki onarıcı faaliyetlerinden farklı kültür ve coğrafyalarda istirahate atfedilen öneme, kültürel inanışlarda ve tektanrılı dinlerdeki yansımalarından tasarılarımızı ve rotamızı belirleyen politik boyutuna, gece antropolojisinden ışık ve ses kirliliğinin uyku kalitesine etkilerine ve nihayet Freud’un uykunun muhafızı olarak tanımladığı rüyalara kadar geniş bir panorama sunuyor.

Modern insanın her halükârda yenik düştüğü huzurlu, sancılı, dehşetli ya da deliksiz uykulara iade-i itibar kazandıran bir çalışma…

  • Künye: Dalibor Frioux – Uykuya Övgü: Uykusu Kaçanlar İçin Kullanım Kılavuzu, çeviren: İnci Kaplan Gül, Sel Yayıncılık, inceleme, 216 sayfa, 2022

Cicero – İyi ve Kötü Şeylerin Gayeleri Üzerine (2022)

Cicero’nun yaklaşık 2000 sene önce yazdığı bu eser, Türkçe olarak okuyucuyla ilk defa buluşuyor.

‘İyi ve Kötü Şeylerin Gayeleri Üzerine’, Cicero’nun Helenistik dönem felsefesinde başat yer tutan ahlak üzerine tartışmalara önemli katkı sunuyor.

Marcus Tullius Cicero, Roma tarihinin en büyük devlet adamı ve filozoflarından biriydi.

Siyaset ve felsefe üzerine yazdığı eserler çağlar boyunca okundu, birçok siyasetçi ve filozofa ilham verdi.

Felsefe eserleri, sadece Roma düşünce tarzının değil; aynı zamanda Yunan felsefesinin Latince üzerinden sonraki çağlara aktarılmasını sağlayan en önemli kaynaklar arasında yer alır.

‘İyi ve Kötü Şeylerin Gayeleri Üzerine’ adlı eseri, hem Helenistik dönemde öne çıkan Epikourosçuluk, Stoacılık ve Antiokhosçu Akademeiacılık arasındaki ahlak üzerine tartışmaları aktarıyor hem de Cicero’nun sorgulayıcı bakış açısını gözler önüne seriyor.

  • Künye: Cicero İyi ve Kötü Şeylerin Gayeleri Üzerine, Çeviren: C. Cengiz Çevik, Albaraka Kültür Yayınları, felsefe, 317 sayfa, 2022

R. Lanier Anderson – Nietzsche’nin Felsefesi (2022)

Nietzsche felsefesinin fazlasıyla dolambaçlı ve merkezsiz olduğu düşünülür.

Lanier Anderson da bu kısa ama etkileyici kitabında, aslında Nietzsche’nin zannedilenden çok daha tutarlı ve odaklı bir filozof olduğunu ortaya koyuyor.

Modern Batı düşüncesinin enigması olan Friedrich Wilhelm Nietzsche bireycidir, perspektivisttir, elitisttir, anarşisttir, varoluşçudur, yaşamsalcıdır, nasyonalisttir, enternasyonalisttir, insanın ahlâken yükselişinin filozofudur, insanın ahlâken çöküşünün filozofudur, romantizmle postmodernizm arasında bir köprüdür; bazen de on dokuzuncu yüzyılla günümüz düşüncesi arasında köprüsüz bir uçurumdur.

Nietzsche aynı zamanda bir şairdir, denemecidir, filologdur.

Nietzsche, her hâlükârda, entelektüel radikalizmin en önemli simalarındandır.

Nietzsche ve dağınık bir görünüm arz eden eserlerinin en önemlisinin hangisi olduğu konusunda da, onun neyin filozofu olduğu konusundaki kadar renkli ve sonuçsuz bir tartışma süregidiyor.

‘Böyle Buyurdu Zerdüşt’, ‘Ahlâkın Soykütüğü’ ya da ‘İnsanca, Pek İnsanca’…

Hakikaten Nietzsche’nin fikirlerinde de, eserlerinde de gerçek anlamda bir merkez bulmak hiç de kolay değildir.

Bu nedenle, yazılarının ağırlık noktasının tespit edilemeyişi ile “Nietzsche enigması” adem-i merkeziyet kavramıyla da incelenmeyi hak ediyor.

Bu çalışmada Amerikalı felsefeci Anderson, Nietzsche’yi ve ona dair süregiden tartışmaları bütüncül bir yaklaşımla ele alarak, aslında Nietzsche’nin zannedilenden çok daha tutarlı ve odaklı bir filozof olduğunu ortaya koyuyor.

‘Nietzsche’nin Felsefesi’, felsefeyle ilgilenen her seviyeden okurlar için önemli ve güncel bir kaynak.

  • Künye: R. Lanier Anderson – Nietzsche’nin Felsefesi, çeviren: Selin Dilmaç, Beyoğlu Kitabevi, felsefe, 112 sayfa, 2022

Paul Guyer – Kant (2022)

Kant üzerine yayımlanmış en kapsamlı çalışmalardan biri daha Türkçede.

Paul Guyer, Kant felsefesinde öne çıkan bütün kavramları ayrıntılı bir bakışla açıklıyor.

Guyer, Kant felsefesini anlamaya yönelik kapsamlı çalışmasının tamamen gözden geçirilmiş ve güncellenmiş bu baskısında, Kant’ın düşüncesindeki tüm ana yönlerin ve konuların anahtarı olarak filozofun en önemli kavramı olan otonomi kavramını kullanır.

Kant’ın hayatının ve zamanının son derece faydalı genel bir değerlendirmesiyle başlayan Guyer, Kant’ın en etkili ama en güç eseri ‘Saf Aklın Eleştirisi’nde uzay, zaman ve deneyimin doğası hakkındaki argümanlarını titizlikle açıklayarak onun metafiziğini ve epistemolojisini tanıtıyor.

Kant’ın ünlü transendental idealizm teorisinin açıklamasını ve eleştirisini, onun felsefesindeki bu tartışmalı öğretiden bağımsız yanıyla birlikte sunuyor.

Ardından Kant’ın ahlak felsefesini, meşhur “koşulsuz buyruğu”nu ve ödev, irade özgürlüğü ve siyasi haklar teorilerini inceliyor.

Son olarak, Kant’ın estetiğini, güzelliğin ve yücenin doğası ve bunların insan özgürlüğüyle ve mutluluğuyla ilişkisi hakkındaki argümanlarını ele alıyor, ayrıca, hem doğal tarih hem de insanlık tarihi için düşünebileceğimiz tek hedefin insan otonomisinin geliştirilmesi olduğu görüşünü de değerlendiriyor.

  • Künye: Paul Guyer – Kant, çeviren: Deniz Soysal, Say Yayınları, felsefe, 648 sayfa, 2022

Eyal Ginio – Osmanlı Yenilgi Kültürü (2022)

Bu özgün çalışma, Balkan Savaşları’ndaki askeri bozgunun, Osmanlı’da ne gibi gelecek tasvirleri yarattığını irdeliyor.

Eyal Ginio, bu amaçla Osmanlı subay, yazar, şairleri ile erkeği kadınıyla sivil insanların dünyasına iniyor.

Savaşlar, sonuçlarından bağımsız olarak toplumsal yaşamı derinden etkiler.
Fakat belki de ironik olarak acının, kederin ve kayıpların yanında muğlak da olsa yeni toplumsal tasarılara ve icraatlara da zemin hazırlar.

Ginio ‘Osmanlı Yenilgi Kültürü’ kitabında, savaş kaybeden bir toplumun ürettiği kültürle meşgul oluyor, bir “yenilgi kültürü” tahliline girişiyor.

Osmanlı’nın Balkan Savaşları deneyimi üzerinden toplumsal hayatın çok çeşitli yönlerini, savaştaki bir imparatorluğun ürettiği yanıtları (intikam, diriliş, yenilenme çağrıları, iktisadi gelişme, gelecek nesillerden beklentiler) ve bunların politik çıktılarını inceliyor.

Osmanlı’nın yenilgi literatürünü, cemiyetlerin icraatlarını, İttihat ve Terakki politikalarını savaş atmosferi içerisinde konumlandırıyor.

‘Osmanlı Yenilgi Kültürü’, Balkan Savaşları’na odaklanıp savaş atmosferinde bir toplumun deneyimlerine ve yarattığı kültüre derinlemesine bir bakış vaat ediyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Balkan Savaşları’ndaki dramatik mağlubiyet deneyimi, Osmanlı subay, yazar, şairleri ile erkeği kadını sivil insanların yalnızca askerî yenilgi konusunu değil, intikamı ve dirilişi gerçekleştirmenin farklı yollarını nasıl tahayyül ettiğini eşsiz biçimde sunar. Onların hem askerî bozgun hem de muhtemel gelecek tasvirleri ‘Osmanlı yenilgi kültürü’ diye ifade ettiğim şeyin kamusal alana hâkim olabildiğine ve savaş sonrası kamusal tartışmayı etkileyebildiğine dair sağlam kanıtlar sunar.”

  • Künye: Eyal Ginio – Osmanlı Yenilgi Kültürü: Balkan Savaşları ve Sonrası, çeviren: Cumhur Atay, İletişim Yayınları, tarih, 438 sayfa, 2022

Marc Bloch – Büyücü Krallar (2022)

Marc Bloch’un Orta Çağ’da krallara atfedilen büyülü güçleri incelediği ve uzun zamandır çevirisi beklenen muazzam çalışması, nihayet Türkçede.

Kitap, kralların Kilise’den aldıkları güçle sıraca hastalığını nasıl iyileştirdiklerini inceliyor.

“Efendimiz Kral Louis’nin alışılmış bir mucize gerçekleştirdiğini görmedik mi? Ben kendi gözlerimle, boyunlarında ya da bedenlerinin diğer kısımlarında sıracadan mustarip şahısların, kral tarafından dokunulmak üzere etrafında toplandıklarını gördüm. Orada, onun hemen yakınındaydım ve hatta kalabalığın ona çok yaklaşmasına mâni oldum. Fakat kral, doğuştan gelen keremini onlara gösterdi; huzurlu eliyle onları kendine doğru çekti ve tevazuuyla onların üzerlerine haç işareti yaptı. Babası Philippe de cansiperane bir şekilde kendini bu haşmetli ve görkemli gücü uygulamaya adamıştı.”

Kroniklerde geçen bu mucizevî ifadeler, Orta Çağ Avrupa insanlarının kraliyete atfettikleri iyileştirici güçlerin en canlı örneklerindendir.

Bu kayıtların, Bloch titizliğiyle bir araya getirildiği ‘Büyücü Krallar’, yayınlanışından neredeyse yüz yıl sonra Fransızcadan çevrilerek ilk kez Türkiyeli okurla buluşuyor.

Yirminci yüzyılın en önemli tarihçilerinden Bloch, meslektaşı Lucien Febvre ile birlikte kurdukları dergi ve bu derginin etrafında şekillenen araştırma ekolüyle, geçtiğimiz yüzyılda tarih yazımına yön verdiler.

Bloch’un uzun yıllar süren çalışmasının ürünü olan bu kitap, bir mucizenin tarihini ve zihinlerdeki etkisini, başlangıcından bitişine kadar bin yıldan daha geniş bir zaman diliminde uzun dönemli olarak ele alır.

Eserde, kralların Kilise’den aldıkları güçle sıraca hastalığını nasıl iyileştirdikleri incelenir.

Bu özelliğiyle Orta Çağ’ı kapsayan bir kraliyet, Kilise, mucizevî iyileştirme, inanç ve zihniyet tarihi kitabıdır.

Tamamıyla birincil kaynaklara dayalı eser, tarihçiler için kaynaklarını bir araya getirme ve yorumlama konusunda bir ders niteliğinde.

  • Künye: Marc Bloch – Büyücü Krallar: Fransa’da ve İngiltere’de Kraliyetin Doğaüstü Güçleri, çeviren: Fatih Yücel, Selenge Yayınları, tarih, 452 sayfa, 2022

Albert-László Barabási – Formül (2022)

Çevremizdeki geniş ve görünmez ağlar, başarımızı nasıl etkiler?

Ağ biliminin öncülerinden Albert-László Barabási, başarıyı getiren karmaşık ama tutarlı bir şekilde tekrarlanabilir olan mekanizmaları açıklıyor.

Sıklıkla becerinin başarıyla eş değer olmadığını tecrübe ederiz.

Sıkı çalışırız ancak terfi alamayız, iyi oynarız ancak fark edilmeyiz, fikri biz üretiriz ancak takdiri başkası toplar.

Yetenek ve katı bir çalışma disipliniyle öne geçebileceğimize inanırız fakat bunlar çoğu kez yetmez ve bu durumu tam olarak anlamlandıramayız.

Barabási ve meslektaşları, bu tutarsızlığı irdeleyerek, çevremizdeki geniş ve görünmez ağların başarımızı nasıl şekillendirdiğini açıklıyor.

Yeteneğin ve performansın başarıya dönüşmesi, topluluğun verdiği tepkiye bağlıdır.

Ağ bilimi gibi karmaşık bir konuyu yalın ve anlaşılır bir dille geniş kitlelere ulaştıran Barabási, başarının altındaki en gelişkin bilimsel ve matematiksel ilkelere dikkat çekiyor.

Eserde neden performansın gerekli ancak yeterli olmadığına, neden “uzmanlar”ın çoğu zaman yanıldığına, başarıyı yakalayacak bir takımın nasıl kurulabileceğine ve ağlarımızı en etkin şekilde nasıl kullanabileceğimize dair yepyeni bir anlayış sunuluyor.

‘Formül’, başarı odaklı toplumumuzun her bireyinin yaşam, kariyer ve uzun vadeli amaçlarıyla ilgili bakış açısını temelden değiştirmeyi vaat ediyor.

Yazar, kitabını bir kişisel gelişim kitabı değil, daha çok çıktıları düzenlemek ve anlamak için bilimi kullanan bir çerçeve, bir “bilimsel gelişim kitabı” olarak tanımlıyor ve okuyucunun başarıyı getiren karmaşık ama tutarlı bir şekilde tekrarlanabilir olan mekanizmaların farkına varıp bu bilgiyi kendi hayatlarında kullanabilmeleri için genel bir çerçeve sunmayı amaçlıyor.

  • Künye: Albert-László Barabási – Formül: Başarının Evrensel Kanunları, çeviren: Onur Aslan, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, inceleme, 225 sayfa, 2022