Judith Shklar – Adaletsizliğin Veçheleri (2022)

Bir felaket, hangi durumda talihsizlik, hangi durumda adaletsizlik sayılır?

Judith Shklar, felsefeden politik teoriye ve edebiyata uzanarak, bizi adaletsizliğin doğası üzerine yeniden düşünmeye davet ediyor.

‘Adaletsizliğin Veçheleri’, felsefe ve politik teori alanında 20. yüzyılın ikinci yarısında önemli bir yere sahip olan Shklar’ın en önemli eserleri arasında sayılıyor.

Kitap, tarihte adalet hakkında ortaya konan görüşlere karşı edebiyattan politik teoriye, felsefeden görsel sanatlara kadar birçok alanı kullanarak bir resim ortaya koyuyor.

Adaletsizliğin doğası hakkında gerçek bir anlatı üretebilmenin yeni bir adalet teorisi inşasına girişerek değil, bizzat adaletsizliğin veçheleri ile ilgilenmekle mümkün olabileceğini savunuyor.

Yazar, dolaysız, derin ve ayrıntılı bir perspektifle adaletsizlik tecrübelerinin gerçekte neyi içerdiğini göstererek bizi tüm düşünce tarihini işgal eden adalet sorunu üzerine özgün bir biçimde düşünmeye sevk ediyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Başkalarının başına gelenleri adaletsizlikten ziyade bir talihsizlik olarak görmek her zaman daha kolay olacaktır. Bir tek mağdurlar bu tutumu bazen benimsemezler. Ancak hepimizin potansiyel mağdurlar olduğunu hatırlarsak o zaman meselenin ciddiyetini kavrar ve sadece adalet konusunu değil, alışılageldik bir girişim olmasa bile, adaletsizlik konusunu derinlemesine incelemeye karar verebiliriz.”

  • Künye: Judith Shklar – Adaletsizliğin Veçheleri, çeviren: Nebi Mehdiyev, Vakıfbank Kültür Yayınları, felsefe, 192 sayfa, 2022

Emilia Salvanou – Mübadil Belleği (2022)

Trakyalı mübadiller, ulusal tahayyülde kendilerine nasıl alan yarattı?

Emilia Salvanou bu harika incelemesinde, mübadillerin büyük bir travmatik deneyimden sonra kendi ulusal belleklerini inşa ederek tarihlerini nasıl yeniden kurduklarını ortaya koyuyor.

30 Ocak 1923’te imzalanan Nüfus Mübadelesi Protokolüyle zaten Anadolu’dan göç etmiş bir grup insanın statüsü kesinlik kazanırken henüz göç etmemiş insanlar da göç etmeye mecbur bırakıldı.

Yaklaşık 2 milyon insan iki ülkenin nüfuslarına homojen bir görünüm kazandırma amacıyla karşılıklı olarak değiş tokuş edildi.

Yunanistan içinden yeni çıktığı savaş felaketine ek olarak barındırmak zorunda kalacağı büyük mübadil kitlesiyle bir insanlık dramı yaşadı.

Farklı bölgelerden farklı kültürel özelliklerle Yunanistan’da yaşamaya mecbur bırakılan insanların bazı değişimler geçirmesi gerekiyordu.

Mübadele edilen nesil bugün hayatta olmasa da yaşanan travmatik deneyim o kadar büyüktü ki, sonraki nesillere kaçınılmaz şekilde miras kaldı.

Mübadele konusunu Trakyalı mübadiller özelinde işleyen Salvanou, bu insanların ulusal tahayyülde kendilerine nasıl bir alan yarattıklarını, bireysel belleklerin nasıl kolektif, devamında ise ulusal bellek haline geldiğini ve Küçük Asya Felaketi belleğinin zaman içinde şekillenişini mercek altına alıyor.

Çalışmada mübadiller, tarihin nesneleri olmaktan çıkıp kendi tarihlerini oluşturmada söz sahibi olan ve bir gelecek kurmak isteyen aktif özneler olarak karşımıza çıkıyor.

Bu doğrultuda Trakyalı mübadillerin kurdukları dernekler, dergiler ve benimsedikleri pratiklerle tarih yaratma sürecine nasıl katıldıklarını görüyoruz.

‘Mübadil Belleği’, okura bu iki taraflı tarihsel olayın karşı tarafında neler yaşandığını görme fırsatı sunmasıyla çok önemli bir çalışma.

  • Künye: Emilia Salvanou – Mübadil Belleği: Tarih ve Pratik Olarak Geçmiş, çeviren: Saim Örnek, yayına hazırlayan: Bülend Tuna, Kitap Yayınevi, tarih, 240 sayfa, 2022

Harun Tepe – On Kavramda Wittgenstein (2022)

Modern felsefe denince ilk akla gelen isimlerden olan Ludwig Wittgenstein’ın fikirleri, bunlara aşina olmayan okurlar için oldukça girifttir.

Harun Tepe de; Wittgenstein’ın düşüncesini anlam, etik ve estetik gibi on kavramı merkeze alarak her seviyeden okurun rahatlıkla anlayabileceği şekilde açıklıyor.

Wittgenstein, kendi rızasıyla Birinci Dünya Savaşı’nın en ön cephelerinde görev almıştı, çünkü ölümle burun buruna yaşamanın nasıl bir şey olduğunu tecrübe etmek istiyordu.

Titiz bir mantık işçiliğinin sonucunda, felsefenin, dilin mantığının yanlış anlaşılmasından doğduğu fikrini ortaya atmış ve böylece felsefi sorunların kaynağını bulduğunu ve “nihai çözüme” ulaştığını iddia etmişti.

Bunun sonucundaysa “felsefeyle uğraşmayı” bırakmıştı.

Trinity College’da felsefe dersleri verdiyse de bu dersler öğrencilerin dikkatini pek de çekmemişti; zira hem Wittgenstein’ın yaptığı şey ders anlatmaktan ziyade sesli düşünmekti hem de ele aldığı konular öyle kolayca nüfuz edilebilecek türden değildi.

‘On Kavramda Wittgenstein’ başlıklı çalışmasında Tepe, bu sıra dışı filozofun sarsıcı ve görece girift fikirlerini ana hatlarıyla açıklıyor.

Dil ile dünya arasındaki ilişki, dünyayı oluşturan şeyin neliği, anlam, etik ve estetik gibi Wittgenstein felsefesinin en temel temalarına, filozofun düşünce dünyasını derli toplu bir şekilde haritalandırarak odaklanıyor.

  • Künye: Harun Tepe – On Kavramda Wittgenstein, Runik Kitap, felsefe, 144 sayfa, 2022

Luce Irigaray – Ateşi Paylaşmak (2022)

Kültürümüzün temelini oluşturan öznellik, gerçek/reel varlığımızla uyumlu mudur?

Çağdaş filozof ve psikanalist Luce Irigaray burada iç ateşimiz olarak arzu, öteki ve duyusallığın diyalektiği üzerine harika bir tartışma sunuyor.

  • İnsanın hakikati nedir?
  • Özlem duyduğu mutlak, gerçek tutkularıyla örtüşür mü?
  • Doğal enerjisini yitirmiş bugünün insanı robottan farklı bir şey midir?
  • İhtiyaçların şekillendirdiği bir kültür yerine arzuların inşa ettiği bir kültürü yaratmamız gerekmez mi?
  • Başka bir tene açılmamızı sağlayan nedir?

Yalnızca yerküreyi değil, içsel ağlarımızı örgütleyen de elementlerdir.

Örneğin ateş her şeyden öte arzuyla ilgilidir.

Çiçeklenebilmemiz, insanlığımızı paylaşabilmemiz için kabullenmemiz ve beslememiz gereken enerji ve devinimdir.

Aynı zamanda arzu, bizim iç ateşimiz, iç güneşimizdir.

Arzu sayesinde her birimizdeki sonsuzluk, sonluluğun içinde düşünülebilir ve deneyimlenebilir hâle gelir.

Ancak görünen o ki ateş hiçbir zaman paylaşılmamış.

Savaşçıl erkek tanrılar tarafından çalınmış ve az çok yapay dünya üretme çalışmalarının hizmetine sunulmuştur.

İşte Irigaray da bu çalışmasında, iç ateşimiz olarak arzu, öteki ve mutlak bağlamında bir duyusallık diyalektiği okuması sunuyor.

  • Künye: Luce Irigaray – Ateşi Paylaşmak: Duyusallığın Diyalektiği, çeviren: Naciye Sağlam, Fol Kitap, felsefe, 136 sayfa, 2022

Robin George Collingwood – Felsefi Yöntem Üzerine Bir Deneme (2022)

‘Felsefi Yöntem Üzerine Bir Deneme’, yirminci yüzyılın en önemli konularından biri olan özne meselesi ve felsefi yöntemin neliği üzerine bir tartışma yürütüyor ve felsefenin neden doğa bilimlerinden ayrı bir araştırma alanı olması gerektiğine dair bir soruşturmayı içeriyor.

‘Doğa Tasarımı’, ‘Tarih Tasarımı’ ve ‘Metafizik Üzerine Bir Deneme’ gibi eserlerinden tanıdığımız Robin George Collingwood bu denemesinde metafelsefeye katkılarını sunuyor ve felsefenin konusunu doğanın konusu haline getirmeye çalışan yirminci yüzyılın temel bir eğiliminin karşısına felsefenin özerkliği argümanını yerleştiriyor; filozofların yaptığı, sözgelimi ahlaktaki ödev ile fayda ayrımı gibi ayrımların empirik sınıflandırmalar değil de semantik ayrımlar olduğunu öne sürüyor.

Felsefi ayrımların semantik ayrımlarla bu şekilde tanımlanması felsefenin konusunun doğal konulara indirgenmesine karşı bir argüman oluşturuyor ve tüm kavramların empirik kavramlar, tüm sınıflandırmaların da empirik sınıflandırmalar olmadığı belirtiliyor.

Dolayısıyla Collingwood’un felsefenin neden kendine özgü bir konuya ve içeriğe sahip olduğu yönündeki açıklaması da radikal empirizme karşı açık bir meydan okuma teşkil ediyor.

  • Künye: Robin George Collingwood – Felsefi Yöntem Üzerine Bir Deneme, çeviren: Mehmet Çetin, Ayrıntı Yayınları, felsefe, 176 sayfa, 2022

R. D. Laing – Benlik ve Ötekiler (2022)

Herkes bir ötekinin tamamlanmasına ya da yok edilmesine katkı sunar.

Ronald David Laing psikanaliz ve varoluş felsefesini ustaca harmanladığı ‘Benlik ve Ötekiler’de kişilik sorununa ve “kendiliğin” sosyal ve psikolojik olarak nasıl üretildiğine ilişkin ufuk açıcı bir tartışma sunuyor.

Ronald David Laing ‘Benlik ve Ötekiler’de, her bir kişinin, birinin kendine dair yaşantısını nasıl etkilediğinin yollarını ve [aralarındaki] etkileşimin nasıl meydana geldiğini anlamak için bir sosyal sistem ya da insanlar “grubu” içindeki kişileri resmetmeye çalışıyor.

Ona göre, herkes bir ötekinin tamamlanmasına ya da yok edilmesine katkı sunar.

Kitap, özellikle evlilik ve aile içlerindeki etkileşim süreçleri üzerine yapılan araştırmaların bir çıktısı niteliğinde.

Bu çerçevede kitap boyunca, Laing’in klinik deneyimleri temelinde çoğunlukla psikoza referans yapılmış.

Kitabın bir diğer amacı, yaşantı ve davranışı tutarlı bir teoride birleştirmektir; zira yazara göre yaşantı ve davranış gerçek hayatta iç içedir.

Ne var ki bu ikisini ayrıştırmaya çalışan kuramsal görüş bu kitabın yazılmasından bu yana devam ediyor.

Laing bu durumu kişiler arasındaki ilişkiyi kişisel açıdan anlamak için kendi döneminde gösterilen nispeten az sayıdaki çabayla tutarlı olmaya çalışmak olarak değerlendiriyor.

  • Künye: R. D. Laing – Benlik ve Ötekiler, çeviren: Beyza Konuk, Albaraka Yayınları, psikoloji, 200 sayfa, 2022

Albert Einstein – İzafiyet Teorisi: 100 Yıldönümü Basımı (2022)

Einstein’ın bilim tarihinde dönüm noktası olan ‘İzafiyet Teorisi’nin 100. yıldönümü özel baskısı…

Kitap, İzafiyet Teorisi’ni ilk elden okumak isteyenlerin kaçırmak istemeyeceği çok değerli bir tarihsel belge.

Einstein genel görelilik kuramı üzerindeki çalışmasını 1915 yılında tamamladıktan sonra ‘İzafiyet Teorisi’ adlı kitabını kaleme aldı.

Sıradan okura hitap eden ‘İzafiyet Teorisi’ özel ve genel görelilik kuramları üzerine şimdiye dek yazılmış en açıklayıcı kitap olma unvanını koruyor.

Ünlü kitabın elinizdeki basımı ise Einstein’ın düşüncesinin ve eserinin evrimini günümüz bağlamında değerlendiren yorumlar içeriyor.

Yüzüncü yıldönümü basımı, Einstein’ın eserine en son bilimsel gelişmelerin ışığı altında göz atmak isteyen okur için ideal bir tercih.

  • Künye: Albert Einstein – İzafiyet Teorisi: 100 Yıldönümü Basımı, çeviren: Gülen Aktaş, Say Yayınları, bilim, 280 sayfa, 2022

Tony Blackshaw – Zygmunt Bauman (2022)

Dünyayı değiştirmek için sosyolog olan Zygmunt Bauman hakkında çok önemli bir kitap.

Tony Blackshaw, aynı zamanda Bauman’ın sosyolojisini daha iyi kavramamız için önemli ipuçları da sunuyor.

Bauman gündelik yaşamın ritmini, kendisini sosyolojik tahayyüllere kazıyan bilge ve eleştirel bir pratiğe dönüştürür.

Çoğumuz belki de Bauman’ın sosyolojisinde ele aldığı temaların çoğunu ayırt edebiliriz ama Bauman onları gerçek insanlar ve onların yaşamlarıyla ilgili anlatılara dönüştürme üstadıdır.

Bu kitap, yazarının tabiriyle “dünyayı değiştirmek için sosyolog olan” bir kuramcı hakkında.

Bauman’ın sosyolojisi yaşadığımız dünyanın karmaşıklığını tek bir modelle açıklamaya çalışmayan, insani deneyimlerin tümünü kucaklama iddiasında bulunmayan bir modernite eleştirisi.

İnsanların toplumsal ilişkilerini hem mikro hem de makro ölçekte eleştiren, aralardaki geçişleri neredeyse pürüzsüz ve ilmek ilmek dokuyan bir sosyolog Bauman.

Bu eser çalışmalarını daha iyi anlamaya, fikirlerine yeni merceklerle bakmaya, dünyamızı ve toplumumuzu eleştirel bir gözle değerlendirmeye meraklı okurlar için başucunda tutulması gereken bir çalışma.

  • Künye: Tony Blackshaw – Zygmunt Bauman, çeviren: Akın Emre Pilgir, Ayrıntı Yayınları, biyografi, 256 sayfa, 2022

Isabelle Collombat – Ormansızlaştırmaya Hayır: Chico Mendes (2022)

Amazon ormanlarında ekosisteme büyük zarar dev şirketlere kafa tutmuş ekolojist sendikacı Chico Mendes’ten öğreneceğimiz çok şey var.

Isabelle Collombat, Mendes’in hayatı ve görkemli mücadelesini anlatıyor.

Tarih boyunca dünyanın tüm coğrafyalarında adaletsizlik, temel hakları gasp, ötekileştirme ve sömürü düzeni süregelmiştir.

Ancak bunların yanında tüm canlıların refahı için mücadele veren insanlar da var.

İşte, Hayır Serisi bu yolda savaşan, direnen ve inandığı doğruların arkasında canı pahasına duranların hikâyesini anlatıyor.

Amazon ormanlarındaki ekosisteme zarar veren, yerli halkı köleleşme ile yurtsuz kalma arasında seçime zorlayan dev şirketlere, “Testerelerinizi bıraksanız iyi olur,” diyerek karşı duruyor ekolojist sendikacı Chico Mendes.

  • Künye: Isabelle Collombat – Ormansızlaştırmaya Hayır: Chico Mendes, çeviren: Ali Berktay, Alfa Yayınları, siyaset, 84 sayfa, 2022

Slavoj Žižek – Cinsel Olan Politik midir? (2022)

Slavoj Žižek’ten cinsellik ve politika arasındaki girift ilişki üzerine muazzam bir sorgulama.

Şimdi ikinci baskısıyla raflardaki yerini alan çalışmasında, 1968’in “Cinsel olan politiktir” sloganını Lacan’ın o meşhur “Cinsel ilişki yoktur” formülü ile birlikte ele alan Žižek, cinsellik ve politikaya dair yeni bir tartışma öne sürüyor.

Toplumsal cinsiyete dair günümüzdeki siyaseten doğrucu yaklaşımları sorgulayarak kişisel olan ve politik olan arasındaki hassas dengeye işaret ediyor.

Kitaptan bir alıntı:

“… bir diğer sahte mücadelenin orta yerindeyiz: tesettür mayosu mu, çıplak göğüsler mi? Bu tercih kesinlikle siyasetin dışına çıkarılmalı, kişisel tercihlerin o kendine has alanına bırakılmalıdır. Kişisel olan bir şeye yanlış bir şekilde siyasi dendiğinde, kişinin mahrem tercihinin doğrudan teşhir edilmesi en yüksek siyasi edim halini aldığında şüpheci olmak gerekir. Sahici siyaset kişinin arzularının ve fantezilerinin ne olduğunu alenen ortaya koymasıyla asla ilgilenmez.”

  • Künye: Slavoj Žižek – Cinsel Olan Politik midir?, çeviren: Bahadır Turan, Encore Yayınları, psikanaliz, 112 sayfa, 2022