Eric Berkowitz – Tehlikeli Fikirler (2023)

İlk Çin imparatorunun kitaplara açtığı savaştan Vatikan’ın pornografi “yasağına”, Charlie Hebdo saldırısından sosyal medyaya uygulanan baskılara dek, çatlak sesleri bastırma çabası insanlık tarihi kadar eski.

Berkowitz sansürün Batı’da geçirdiği serencamı sınıf, ırk ve toplumsal cinsiyet merceğinden incelediği ‘Tehlikeli Fikirler’de insanlığın kendi kendini neden ve nasıl susturduğunu, tarihi silmenin tehlikelerini (ve beyhudeliğini), sansürün çağdaş toplumu nasıl şekillendirdiğini ve günümüzde hangi biçimlerde zuhur ettiğini ortaya çıkarıyor.

Sansürün devlet aygıtıyla, fikirlerle ve kültürle ilişkisini çarpıcı örneklerle aktaran Berkowitz, “sahte haber” ve “nefret söylemi” gibi kanıksanmış tabirlere derinlik kazandırıyor, konuşma ile susturmanın iki bin yıllık çekişmeli tarihini gözler önüne seriyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Başkalarını susturma dürtüsünün geçmişi, konuşma dürtüsü kadar gerilere uzanır çünkü konuşmanın bir gücü vardır.”

  • Künye: Eric Berkowitz – Tehlikeli Fikirler: Antikçağdan Sahte Habere Batı’da Sansürün Kısa Tarihi, çeviren: Duygu Akın, Minotor Kitap, tarih, 432 sayfa, 2023

Kent F. Schull – Osmanlı’da Hapishaneler (2023)

Osmanlı hapishaneleri denince işkence, uyuşturucu, istismar gibi basmakalıp düşüncelerin etrafında gezinilmiş, modernleşme ise devlet dairelerinde veya sokaklarda aranmıştır.

Kent Schull bu iki kalıbın da dışına çıkıyor.

Dört duvara hapsedilenin modernleşmeyi nasıl yaşadığını, duvardaki çatlakları, yamaları ve bazen duvarları yıkıp yeniden yapmayı ele alıyor.

Bu kitap, modernleşmenin “aciliyet” parolasıyla hapishanelere giriyor.

Geç dönem Osmanlı İmparatorluğu’nda hapishane reformunu ve hapishaneleri inceleyen bu kitap, Osmanlı hapishanelerini Osmanlı modernitesinin ve ulus devlet inşasının “laboratuvarları” olarak tanımlıyor.

Schull, Tanzimat’tan (1838-1878) “Jön Türk” (1908-1918) dönemine uzanan “Osmanlı modernitesi” bağlamında Osmanlı ceza adaleti sisteminin dönüşümünü ele alıyor.

Bu dönüşümü, imparatorluğu geliştirmeye yönelik daha “ilerici” bir gündemin uzantısı olarak değerlendirmeye davet ediyor.

Aynı zamanda Osmanlı hapishanelerinin hem bu dönemle ilişkili daha büyük dönüşümlerin mikrokozmosları hem de imparatorluğun modernlikle olan benzersiz ilişkisinin önemli göstergeleri olduğunu savunuyor.

Bu sayede, 1850’de başlayan hapishane reformlarının ardındaki nedenlere dair bize oldukça kapsamlı bir araştırma sunuyor.

  • Künye: Kent F. Schull – Osmanlı’da Hapishaneler: Modernitenin Küçük Evreni, çeviren: Mehtap Gün Ayral, Fol Kitap, tarih, 304 sayfa, 2023

Guy Leschziner – Sözcükleri Tadan Adam (2023)

Hiç fiziksel acı hissetmeyen Paul, kör olduğu halde etrafında zombi yüzleri gören Nina, sürekli ölüm ve çürüme kokusu alan Joanne, sıcak nesneleri soğuk, soğuk nesneleri de sıcak gibi hisseden Alison, sözcüklerin tadını alan James ve daha niceleri…

Nörolog Guy Leschziner bu kişilerin hikâyelerini, alışılmadık durumlarının neden ve sonuçlarını anlatırken, konuya sadece bilimsel değil insani bir açıdan da yaklaşarak bize her yaşamın kendi içinde biricik ve değerli olduğunu hatırlatıyor.

Kitaptan iki alıntı:

“Bu kitapta sizleri duyuları bir şekilde değişikliğe uğramış, farklılaşmış, dünyalarının belli bir kısmına dair algıları azalmış veya artmış, gerçekliğe dair fikirleri duyuları tarafından sıradışı ve çoğunlukla da şaşırtıcı şekillerde biçimlendirilen çok sayıda insanla tanıştıracağım. Bunlardan bazıları doğuştan itibaren böyle yaşamış, bazılarıysa hayatlarının ileriki aşamalarında deneyimleri değişikliğe uğramış olan insanlar.”

“Nörolojide öteden beri geçerli olan bir ilke vardır: Bir sistemde terslik yaşandığı zaman onu incelediğimizde, sistemin normal işlevine dair kavrayışımız artar. Bu kitapta aktarılan hikâyeler duyularımızın –her birimiz açısından– kısıtlarını ve tuhaflıklarını, sinir sistemimizin yapısal ve işlevsel bütünlüğüne ne kadar bağımlı olduklarını ve daha da önemlisi, her birimizin dünyaya dair algısının gerçeklikten epeyce farklı olabileceğini açık seçik ortaya koyuyor. Bu insanların tecrübeleri gerçekliğin tabiatına ve insan olmanın ne demek olduğuna dair sorular ortaya atıyor.”

  • Künye: Guy Leschziner – Sözcükleri Tadan Adam: Duyularımızın Tuhaf ve Ürpertici Dünyası, çeviren: Deniz Keskin, Metis Yayınları, bilim, 304 sayfa, 2023

Dilara Balcı – Yeşilçam’da Öteki Olmak (2023)

Birçok gayrimüslimin de görev yaptığı Yeşilçam’ı farklı bir boyuttan ele alan ‘Yeşilçam’da Öteki Olmak’, Türkiye sinemasında gayrimüslim vatandaşların temsil biçimlerine ve karikatür tiplemelerin arkasında yatan ötekileştirmeye dair eleştirel bir bakış sunuyor.

Fotoğrafların ve film karelerinin de eşlik ettiği ‘Yeşilçam’da Öteki Olmak’, Dilara Balcı’nın yeni baskıya özel kaleme aldığı önsözüyle okurları bekliyor.

Türkiye sinemasında gayrimüslimlere dair yapılmış en kapsamlı araştırmalardan biri olarak görülen ‘Yeşilçam’da Öteki Olmak’, ilk olarak 2013’te basıldı, daha sonra sinema ve televizyon yapımlarında “öteki” konusunu inceleyen çok sayıda kitap, kitap bölümü ve bilimsel makalenin kaleme alınmasına da öncülük etti.

1940-1977 yılları arasında çekilmiş doksan bir filmin değerlendirmesinden oluşan ‘Yeşilçam’da Öteki Olmak’, çözümlemeleriyle 1977 sonrasını da işaret ediyor.

Bir yandan tarihselliği içinde Türkiye sinemasını ele alan kitap, sinemayı var eden oyuncusundan yönetmenine, laboratuvarcısından yapımcısına bütünlüklü bir fotoğraf sunuyor.

Dilara Balcı, ‘Yeşilçam’da Öteki Olmak’ta filmlerde yer alan “öteki”lerin karakter tahlillerini yaparken azınlıkların sinemadaki temsiliyet biçimlerini de ele alıyor: Bazen yalnız, isimsiz, gülünç, kimi zaman “hain”…

Ve o insanların bu temsiliyetlerle iç içe geçmiş meslekleri…

Tiyatro ve edebiyat ile sinemanın etkileşiminin de bir yaklaşım olarak araştırmayı tamamladığı ‘Yeşilçam’da Öteki Olmak’ta “öteki”lerin hikâyesi kavramsal bir eksen etrafında örülüyor.

Kitap, eleştirel bakışıyla Türkiye sinemasına sunduğu katkısının ötesinde, izleyicinin de önyargılı yaklaşımını dönüştürmeyi umut ediyor.

  • Künye: Dilara Balcı – Yeşilçam’da Öteki Olmak, Ayrıntı Yayınları, sinema, 176 sayfa, 2023

Cana Vilken Çoraklı – Duyguların Anatomisi (2023)

Romalı devlet adamı ve düşünür Cicero, İÖ 45 yılının şubat ayında çok sevdiği biricik kızı Tullia’yı kaybeder.

Kızının bu ani ölümü, onu öylesine derin bir kedere boğar ki, her şeyden elini eteğini çekerek Tusculum’daki villasına kapanır.

Bu esnada kaleme aldığı ‘Tusculum Tartışmaları’ adlı eserinde, kendi yaşadığı tecrübeden yola çıkarak duygu konusunu soyut bir düzleme taşır ve yalnızca keder gibi tek bir duyguya yönelik değil, bütün duygulara yönelik bir açıklama getirmeye çalışır.

Dahası, duyguların nereden kaynaklandıklarını ve nelere yol açtıklarını antikçağ felsefesinin özellikle de Hellenistik dönem felsefe okullarının konuya ilişkin görüşleri ışığında tartışmaya açar.

Cicero’nun ‘Tusculum Tartışmaları’nda ele aldığı duygular konusunu mercek altına alan bu eser, antikçağ felsefesi ve psikolojisiyle ilgili bir terimbilim oluşturulmasına ve konuya ilişkin sonraki akademik çalışmaların diline katkı sunmaya vesile olan bir başlangıç.

  • Künye: Cana Vilken Çoraklı – Duyguların Anatomisi: Cicero’da Ruh Halleri Üzerine Bir Çözümleme, Alfa Yayınları, inceleme, 112 sayfa, 2023

John D. Barrow – Her Şeyin Yeni Kuramları (2023)

Evrenin her seviyesinde olmuş ve olacak her şeyi bize anlatan tek bir bilimsel kuram keşfedebilecek miyiz?

Her şeyin kuramı arayışı, diğer bir deyişle Evrenin tüm sırlarını açığa çıkaran tek bir anahtar artık boş bir hayal değil; kozmosun yapısı hakkındaki en heyecan verici araştırmalarımızdan bazılarının odak noktası.

  • Peki ama böyle bir kuram neye benzeyebilir?
  • Ne anlama gelebilir?
  • Ve oraya ulaşmaya ne kadar yakınız?

John D. Barrow, ‘Her Şeyin Yeni Kuramları’nda nihai açıklamayı çevreleyen fikirleri ve tartışmaları anlatıyor.

Süper sicimlerin ve çoklu evrenlerin M-teorisinden, bir bilgisayar programı olarak dünya hakkındaki spekülasyonlardan ve yeni hesaplama ve karmaşıklık fikirlerinden bahseden Barrow, aynı zamanda bu fikirlerin felsefi ve kültürel sonuçları ve bunların dünyadaki varlığımız üzerindeki etkileri de inceliyor.

  • Künye: John D. Barrow – Her Şeyin Yeni Kuramları: Nihai Açıklamanın İzinde, çeviren: Murat Havzalı, Ginko Bilim Yayınları, bilim, 320 sayfa, 2023

Mehmet Süreyya Karakurt – Devrimci Yol Hareketi (2023)

Devrimci Yol’la ilgili pek çok anı, nehir söyleşi, kasaba/kent//bölgesel sözlü tarih anlatıları yayımlandı.

Fakat hiçbiri, hareketin bütününü kapsayan bir analitik değerlendirme yapmaya girişmedi.

Belki nedeni, bütünün yeterince görülebilir olmamasıydı.

Ancak yıllar içinde oluşan külliyatla bütünsel tablonun önemli bir kısmı aydınlanmaya başladı.

Bu kitap tam da böyle bir dönemde, mevcut külliyatı da değerlendirerek, ilk defa hareketin bütünsel bir fotoğrafını çekme denemesine girişen bir çalışma.

Sadece fotoğraf çekmekle de kalmıyor, hareketin ideolojik ve fiziki varlığını masaya yatırıyor ve adeta bir otopsi yaparcasına neşteri her uzva atıyor.

Hareketin ideolojik çizgisi ve kritik kavramları; 1975-77 gençlik hareketi döneminde Ankara/İstanbul eksenlerinde Dev-Sol ayrılığına dek gidecek tarz farklılığı; sonraki halk hareketi döneminde Ankara, Fatsa, Artvin, Yeni Çeltek, Malatya/Elazığ, Adana ve Ege bölgeleri karşılaştırmalı olarak ele alınıyor.

Ardından Demokrat gazetesinden, hareketin kadro yapısına, askerî örgütlenmeden partileşme sürecine dek merkezî organlar ve süreçler değerlendiriliyor.

Sonuç bölümünde ise yenilginin nedenlerine dair bir sorgulama ile harekete dair bütünsel bir değerlendirmenin ana hatları ortaya konuyor.

Derinlikli bir tartışma açısından ciddi bir referans kitap.

  • Künye: Mehmet Süreyya Karakurt – Devrimci Yol Hareketi, Nota Bene Yayınları, siyaset, 576 sayfa, 2023

Antonio Quinet – Şehrin Deli Efendileri (2023)

Bu kitabın amacı her şeyden önce Lacancı psikanalizin temel kavramlarından yola çıkarak klasik psikiyatri tarafından tanımlanmış ve Freud tarafından benimsenmiş olan psikozun iki klinik tipini, yani şizofreni ve paranoyayı ele almak.

Kitapta, ortak paydaları Ötekinin alanından (dilin, bilinçdışının alanından) Babanın-Adı’nın men edilmesi olan bu klinik oluşumlar ele alınıyor.

Psikozun bu temel mekanizması, yani Babanın-Adı’nın men edilmesi, Lacan tarafından 1950’li yılların sonunda tanımlanmıştı ve psikiyatri kliniği için olduğu kadar psikanaliz kliniği için de temel bir referans ve nirengi noktası olmaya devam ediyor.

  • Künye: Antonio Quinet – Şehrin Deli Efendileri, çeviren: Ceren Korulsan, Axis Yayınları, psikanaliz, 210 sayfa, 2023

Jenny Huberman – Dijital Kapitalizmin Ruhu (2023)

2000’li yılların başlarında kamu kültürünün, işbirliğinin ve bilginin zaferi olarak görülen dijital teknolojiler ve bu teknolojilerin beslediği dijital kültür, aradan geçen yıllar içinde kapitalizmin en sağlam çarklarından biri hâline geldi.

Dünyayı birbirine yaklaştıran ağların, gönüllü topluluklarının, kitlekaynağının gücünü fark eden Silikon Vadisi’nin teknoseçkinleri, iş dünyasının guruları, girişimciler ve risk sermayedarları son yıllarda bu yeni kültürü kapitalizmin insanlığa bir “armağanı” ve kapitalizm hakkındaki olumsuz kanaatlerin haksız çıkışının bir belirtisi olarak görüyorlar.

Bu kitapta Jenny Huberman bu iddiayı enine boyuna sorgulayıp değişenin kapitalist düzenin kendisi değil, yüzü ve araçları olduğunu ileri sürüyor.

Dijital dünyanın yarattığı imkânların kapitalist sistem tarafından kısa sürede yeni sermaye birikimi, tahakküm ve el koyma biçimleri yaratmak için nasıl kullanıldığını ortaya koyuyor.

Bu yeni biçimleri meşrulaştıran ideolojilerin hangileri olduğunu soruyor.

Bu ideolojilerin, kamu yararını ve açık kaynakları, küçük bir grup ayrıcalıklı insanın elinde toplanan üretim ve propaganda araçları hâline getirdiğini ifşa ediyor.

  • Künye: Jenny Huberman – Dijital Kapitalizmin Ruhu: Emek, Sermaye ve Sömürünün Değişen Kisvesi, çeviren: Melih Pekdemir, Fol Kitap, siyaset, 264 sayfa, 2023

Mark Solms – Gizli Kaynak (2023)

Orangutanlar ağaç dallarında incir yemeye devam ederken, insanlar nasıl oldu da tapınaklar inşa eden hülyalı şairlere dönüşebildi?

Sinirbilim alanının en gözü pek düşünürlerinden Mark Solms, neredeyse ömrünü adadığı bu zor meselenin cevabını ‘Gizli Kaynak’ta mahir bir dedektif gibi kovalıyor.

Zihnin loş kuytularında durmadan geziniyor ve onlarca farklı vakaya tek tek, usanmadan misafir oluyor.

İnsan bilincinin nasıl ve neden ortaya çıktığı sorusu kadim.

‘Gizli Kaynak’ı özel yapansa, yeni ve hayret verici bir cevapla eve dönmesi.

Psikanalizin doğuşundan en güncel sinirbilim araştırmalarına dek uzanan, takip etmesi hiç de zor olmayan bir yolculuk bu.

Görkemli soruşturmalar yapabilme becerisine sahip tek canlı, bir kez daha kendi hikayesinin peşinde.

Bu ezeli muammaya ışık tutmaya, insan olmak deneyiminin filizlendiği o gizli kaynağa erişmeye hazırlanın.

  • Künye: Mark Solms – Gizli Kaynak: Bilincin Kaynağına Yolculuk, çeviren: Elif Kayurtar, Okuyanus Yayınları, bilim, 408 sayfa, 2023