Deirdre N. McCloskey – İktisadın Gizli Günahları (2023)

Deirdre McCloskey, bu kısa çalışmasında, politik ekonomiyi bir kenara bırakan iktisattaki bilimsel teşebbüsü sekteye uğratan iki gizli günah olduğunu iddia eder.

Bu iddiasını temellendirirken iktisada ilişkin genel kanıyı gözden geçirir, küçük günahlardan bahseder, iktisada özgü olmayan büyük günahları belirtir, “içeridekilerin” ve “dışarıdakilerin” iktisada dair hatalı kavrayışlarını net bir şekilde ortaya koyar.

Hacim olarak küçük sayılabilecek bir çalışmada, muazzam bir bilgi birikiminden süzülerek ortaya konan kapsamlı bir sorgulama yapar.

Peki nedir bu iki gizli günah?

Öncelikle şunu belirtir McCloskey; “Dünyaya ilişkin bir araştırma düşünmeli ve bakmalıdır. Teorileştirmeli ve gözlemlemelidir. Biçimlendirmeli ve kaydetmelidir. Her ikisini de.”

Ve iktisat, saf bir düşünme pratiği, sadece bir teori değil, dünyaya dair bir araştırma pratiğidir:

“… iktisadın saf düşünme değil, dünya üzerine bir araştırma olması gerekiyor.”

Dolayısıyla iktisat ne sadece ampirik ne de sadece teorik olabilir.

İkisini de kullanmalıdır.

Ne var ki iki gizli günah tam da burada işlenir: “İktisat, ‘teoride’ nitel ‘sonuçlara’ ve ‘ampirik çalışmada’ anlamlı/anlamsız ‘sonuçlara’ indirgenmiştir.”

McCloskey’e göre bu çalışma tarzında işlenen günahlar, niceliksel gücü olmayan “niteliksel teoremler” ve niceliksel gücü olmayan “istatistiksel anlamlılık”tır.

  • Künye: Deirdre N. McCloskey – İktisadın Gizli Günahları, çeviren: Eren Kırmızıaltın, Heretik Yayıncılık, iktisat, 80 sayfa, 2023

Tejaswini Niranjana – Çevirinin Konumu (2023)

Çevirinin siyasi bir eylem olduğunu savunan Tejaswini Niranjana, ‘Çevirinin Konumu’nda İngilizlerin Hindistan’ı sömürgeleştirme sürecinde çeviriyi bir araç olarak kullandıklarını ve böylece bir “öteki” yarattıklarını ortaya koyuyor.

Jacques Derrida, Paul De Man ve Walter Benjamin gibi post-yapısalcılığın önemli düşünürlerinden hareketle Niranjana, çevirinin uzun zamandır halklar, ırklar ve diller arasındaki eşitsiz güç ilişkilerini sürdüren bir alan olduğunu gösteriyor.

Ona göre Batı felsefesinden beslenen geleneksel çeviri anlayışı, sömürgeciliğin egzotik ötekiyi değişmez ve tarihdışı olarak inşa etmesine ve böylece ona daha kolay hükmetmesine yardım etmiştir.

On sekizinci yüzyıldan günümüze kadar Hintçeden yapılmış bazı çevirileri de karşılaştırmalı olarak inceleyen Niranjana, bu çalışmasıyla çevirinin aynı zamanda bir direniş ve dönüşüm alanı olduğunu da ileri sürüyor.

  • Künye: Tejaswini Niranjana – Tarih, Post-yapısalcılık ve Sömürgecilik Bağlamında Çevirinin Konumu, çeviren: Ensar Macit, Everest Yayınları, inceleme, 264 sayfa, 2023

Lincoln Paine – Deniz ve Uygarlık (2023)

‘Deniz ve Uygarlık’, şimdiye kadar yazılmış en iyi dünya denizcilik tarihi çalışması olabilir.

Kitap, insanlık tarihini insanın denizle ilişkisinin başlangıcından günümüze kadar süregelen öyküsü üzerinden anlatan anıtsal bir eser.

İnsanların birbirleriyle ve doğayla çağlar boyunca okyanuslar, denizler ve nehirler üzerinden nasıl bağlantı kurduklarını gözler önüne seren bu hayranlık verici tarih çalışması, yeryüzünü kaplayan sularda dillerin, dinlerin, kültürlerin ve malların dolaşımının, deniz savaşlarıyla deniz ticaretinin, korsanlıkla keşiflerin sürükleyici öyküsünü paylaşıyor.

Lincoln Paine bizi tüm dünya okyanuslarında ve denizlerinde seyrüsefere çıkardığı bu kitabında, uzak atalarımızın Afrika ve Avrasya’dan deniz yoluyla çıktıkları uzun mesafeli göç maceralarından günümüzün nükleer denizaltılarına ve konteyner taşımacılığına kadar denizin ve denizciliğin çok kapsamlı bir tarihini sunuyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Dünyayı görme şeklinizi değiştirmek istiyorum. Özel olarak, dikkatinizi, önünüzdeki görüntünün yüzde 70’ini örten mavilere odaklayarak ve toprak tonlarının solmasını sağlayarak, dünya haritasını görme şeklinizi değiştirmek istiyorum.”

  • Künye: Lincoln Paine – Deniz ve Uygarlık: Dünya Denizcilik Tarihi, çeviren: Nurettin Elhüseyni, İş Kültür Yayınları, tarih, 760 sayfa, 2023

Robin Walz – Modernizm (2023)

Robin Walz’un ‘Modernizm’ kitabı, önemli birincil kaynakları, konuya geri dönen ya da ilk kez çalışacak öğrenciler için daha erişilebilir hale getirecek özellikleri içeriyor.

Yirminci yüzyıl, iki dünya savaşına, komünizmin yükselişine ve çöküşüne, küresel bir ekonominin kurulmasına, küresel ısınmanın başlangıcına ve dünyanın büyük bir bölümünde kadınların statüsünün tamamen tersine dönmesine tanıklık eden küresel ölçekte sismik bir değişim dönemiydi.

Yirminci yüzyılın başlarındaki modernist hareketler, bugün içinde yaşadığımız multimedya odaklı dünya olmadan düşünülemeyecek bir kültürel devrim başlattı.

Bugün modernizm, sanat galerilerinde ve üniversite derslerinde yüceltiliyor.

Soyutlama ve montaj teknikleriyle yenilik ve şok yaratma dürtüsü, ticari reklamcılığın, sinema filmlerinin, televizyonun ve bilgisayarda üretilen grafiklerin temelini oluşturuyor.

Robin Walz, bu kısa kültür tarihinde modernizmin devrimci yönünü canlı bir şekilde yeniden ele alıyor.

Kübizm ve Bauhaus’tan Soyut Dışavurumculuk ve Pop Art’a kadar çeşitli kültürel hareketlerden doğan ve sanat, edebiyat, müzik, tasarım ve mimari alanlarında farklı şekillerde işleyen estetik bir kavramın, önce Avrupa’da sonra da tüm dünyada entelektüel ve kültürel hayatı ve varsayımları nasıl altüst ettiğini gösteriyor.

Modernizmin on dokuzuncu yüzyıldaki kökenlerinden postmodern miraslarına uzanan bu kitap, okuyucuya dinamik bir tarihsel süreç ve günümüze hâlâ hitap eden tamamlanmamış bir proje olarak modernizmin büyük resmine erişim fırsatı sunuyor.

  • Künye: Robin Walz – Modernizm, çeviren: S. Erdem Türközü, Nika Yayınevi, inceleme, 198 sayfa, 2023

Konrad Lorenz – İşte İnsan (2023)

 

Saldırganlığın, insan türünün hayatta kalmasına yönelik işlevi nedir?

Ünlü etoloji uzmanı Konrad Lorenz, “insanın nispeten ilkel ama o ölçüde de tehlikeli temel dürtü ve içgüdülerini” hatırlatma görevini kusursuz bir biçimde yerine getiriyor.

Lorenz’in, saldırganlığı, insan eylem ve tepkilerinin temel nedenlerinden biri olarak belirleyip bu kitapta ikna edici bir şekilde açıklamasından bu yana, “saldırganlık” sadece antropolojik ve sosyolojik tartışmaların anahtar kavramı haline gelmekle kalmadı, daha da önemlisi son 40-50 yılda, bu konuda dağ gibi bir literatürün doğmasına vesile oldu.

Bu gerçek, ilk baskısı yıllar önce yapılan bir metnin çağa damgasını vurabilmesini de anlaşılır kılıyor.

  • Künye: Konrad Lorenz – İşte İnsan: Saldırganlığın Doğası Üzerine, çeviren: Veysel Atayman, Evrim Tevfik Güney, Alfa Yayınları, inceleme, 424 sayfa, 2023

Hakan Özoğlu – Cumhuriyet’in Kuruluş Savaşları (2023)

1920’lerin başında Türkiye’de tek parti diktasına geçişin cesur bir anlatımı.

Hakan Özoğlu orijinal belgeleri, tanıklıkları, anıları dikkatle inceleyerek Kemalist Cumhuriyet’in kuruluş yıllarını eleştirel bir bakış açısıyla sunuyor.

Kitap, kırılgan Kemalist rejim ile muhalefet grupları arasında 1926’da doruğuna çıkan iktidar mücadelesinin gerçek bir iktidar inşa süreciyle el ele ilerlediğini gösteriyor.

Modern Türkiye araştırmalarına bu çok önemli katkı 20. yüzyıl otoriter rejimlerinin dinamikleriyle ilgilenen birçok bilim insanının ilgisini çekecek nitelikte.

Kitap, 1923-1926 yılları arasında geçen ve sonrasında Mustafa Kemal’in tartışmasız tek lider olarak ortaya çıktığı üç özel olayı merkeze alıyor.

Bunlardan ilki, Cumhuriyet tarihinde “150’likler Vakası” diye bilinen Ankara’nın muhalifi olduğu söylenen 150 kişinin sürgün edilişi; ikincisi Takrir-i Sükûn Kanunu ve üçüncüsü de İzmir’de Atatürk’e yönelik suikast girişimi.

Özoğlu, Mustafa Kemal ve yol arkadaşlarının muhalefeti saf dışı etmekte başvurdukları siyasi ve adli manevraları, ayrıntılı olarak mercek altına alıyor.

Yazar, kitabının meramı hakkında şöyle diyor:

“Kurtuluş Savaşı’na önderlik etmiş şahsiyetler, öncelikle eski rejimin kalıntılarından kurtulmanın hayati öneme haiz olduğuna karar verdi. Fakat sonra, ortaya çıkan otorite boşluğunu doldurmak ve yeni rejime yön vermek için kendi aralarında kaçınılmaz bir güç kavgasına giriştiler. Bu araştırma, şimdiye kadar pek bilinmeyen kaynaklar üzerinden, bu güç kavgasının ayrıntılarını ortaya koymaktadır.”

  • Künye: Hakan Özoğlu – Cumhuriyet’in Kuruluş Savaşları: 150’likler, Takrir-i Sükûn ve İzmir Suikastı, Yapı Kredi Yayınları, tarih, 200 sayfa, 2023

Axel Honneth – Şeyleşme (2023)

Uzmanlaşmanın, karmaşıklaşmanın ve olayların akış hızının arttığı, dikkatin azaldığı, hafızanın zayıfladığı çağdaş dünyanın keşmekeşinde toplum ile bireyi ilişkilerden örülü, birbirini besleyen canlı bir ağ olarak görmek gün geçtikçe güçleşiyor.

Bugün kendimizi ve birbirimizi hazır kalıplara dökerek “şey”leştiriyor, sayılarla ifade edilebilen ruhsuz bir denklemin tarafları olarak tanımaya ve tanıtmaya çalışıyoruz.

Modern Batı kültürünün ve sosyal bilimlerin başına bela olan özne/nesne ya da yapı/fail ikiliklerinin bize mirası olan bu bakış, bireyinden grubuna, azınlığından çoğunluğuna, toplumda ve toplum aracılığıyla tanınmayı bugün yüzlerin, kaygıların, ilgilerin ve olanakların silindiği, metaların ve niceliklerin tek gerçeklik olarak baskın çıktığı yavan bir portreye mahkûm ediyor.

Bu kitapta, çağdaş düşünceye damgasını vurmuş felsefeci ve sosyal bilimci Axel Honneth, modern deneyimi karakterize eden şeyleşme olgusunun koşullarını, sınırlarını, toplumsal kaynaklarını ve insanı insan yapagelmiş tanı(n)ma çabasının çağdaş dünyadaki patolojisini irdeliyor.

Felsefece düşünen bir sosyal bilimcinin ve sosyal bilimci donanımına sahip bir felsefecinin bakışıyla Lukács, Heidegger, Piaget, Dewey gibi isimlerle hesaplaşarak, şeyleştirmeden tanımanın ve şeyleşmeden tanınmanın olanaklı olup olmadığını soruyor.

  • Künye: Axel Honneth – Şeyleşme: Bir Tanıyış Teorisi, çeviren: Cem Sili, Fol Kitap, felsefe, 96 sayfa, 2023

Vincenzo Venuto – Gorillerinki Küçük Olur (2023)

İtalya’nın hayvan davranışları üzerine uzmanlaşmış ünlü zooloğu, ses getiren TV programları ve podcast’lerin tanınan ismi Vincenzo Venuto, sizi evrimde cinselliğin rolü üzerine düşünmeye davet ediyor.

“Tüm canlıların davranışlarını belirleyen temel itki cinsel arzudur,” diyen Venuto, hayvanları incelemenin hem doğal evrim yasalarını hem de insan olarak kendimizi anlamamız için harika bir fırsat sunduğunu gösteriyor.  Maymunlardan kirpi balıklarına, papağanlardan mercanlara doğadaki birçok canlıyı inceleyen Venuto, insanın farklı evrimsel boyutlarına da değinerek canlıların nasıl seviştiğini, kur yaptığını, bağ kurduğunu, neden aldattığını, ne şekilde yas tuttuğunu anlatıyor.

Bunu yaparken de, evrimin aslında hayatta kalmaya en iyi uyum sağlayanları değil, üremeye en uygun olanları seçtiğini gözler önüne seriyor.

Venuto’nun anıları, yaptığı keşif ve gözlem gezileriyle birlikte konuyla ilgili yapılmış araştırmaları bir araya getirerek kaleme aldığı ‘Gorillerinki Küçük Olur’, Papua Yeni Gine kabilelerinden Milano’daki gençlere dek uzanan bir evrim ve cinsellik haritası…

Kitaptan bir alıntı:

“Mufasa’nın Aslan Kral’da söylediği gibi yaşam döngüsünde canlılar doğar, büyür, yaşlanabilenler yaşlanır, sonra da ölür. Bu süre içinde beslenirler ve cinsel ilişkiye girerler. Yaşamın en kısa özeti budur.”

  • Künye: Vincenzo Venuto – Gorillerinki Küçük Olur: Cinsellik, Evrim ve Yaşam, çeviren: Tolga Esmer, Mundi Kitap, bilim, 216 sayfa, 2023

Alex Forsythe – Bireysel Farklılıkların Kilit Düşünürleri (2023)

Bu kitap, kişilik, zekâ ve bunların ölçümü alanında çalışan yetkin psikologların geçmişlerine ve kişisel yaşamlarına bir perde aralıyor.

Kitap, psikologların geçmişleri ve özel yaşamlarının onların teorilerini ve sık sık patlak veren tartışmaları nasıl ve neden etkilemiş olabileceğini anlamamıza yardımcı oluyor.

‘Bireysel Farklılıkların Kilit Düşünürleri’, zekâ ve kişilik ölçümlerini şekillendiren ve geliştiren en etkili 25 kişinin hayatını, çalışmalarını ve düşüncelerini tanıtıyor.

Akademik olayların özgeçmişinden yola çıkan bu kitapta, psikologların sadece fikirlerini değil, onları şekillendiren sosyal deneyimleri, aşkları ve kayıplarını da bir araya getirerek anlamlandırıyor.

Forsythe, kronolojik bir yaklaşım benimseyerek, Charles Galton’ın neşesi ve katıksız dehasından, Hans Eysenck ve John Philippe Rushton’ın oyunculuğundan, Isabel Myers, Katherine Briggs ve Karen Horney gibi gözden uzak kalmış olan düşünürlere dek, onların düşüncelerinin arkasındaki tarihî zemini ve bağlamı sunuyor.

Fenomenolojik bir mercekle, kitapta, bu düşünürlerin geçmişleri, iç bağlantıları, tartışmaları ve sohbetleri ön plana çıkıyor.

Bu bilgilendirici rehber, bireysel farklılıklar, kişilik ve zekâ alanında çalışan, okuyan veya sadece bu konulardan etkilenenler için temel bir okuma olduğu gibi bireysel farklılıkların ve psikolojinin tarihini öğrenmek isteyen herkes için de paha biçilmez bir kaynak olarak görülebilir.

  • Künye: Alex Forsythe – Bireysel Farklılıkların Kilit Düşünürleri: Kişilik ve Zekâ Üzerine Fikirler, çeviren: Büşra Aktaş, Selim Başoğlu, Bilge Kültür Sanat Yayınları, psikoloji, 224 sayfa, 2023

Alasdair MacIntyre – Kimin Adaleti?, Hangi Rasyonellik? (2023)

‘Kimin Adaleti?, Hangi Rasyonellik?’, sosyolojinin yüzyıllık, ahlak felsefesinin ise üç yüzyıllık çabalarına rağmen hâlâ liberal ve bireyci bir bakış açısının tutarlı ve rasyonel olarak savunulabilecek bir ifadesinden yoksun olduğumuzu ortaya koyan tespitten yola çıkıyor.

MacIntyre bu çalışmasında neyin şu şekilde değil de bu şekilde hareket etmeyi rasyonel ve adil bir şeye dönüştüreceğini anlayıp serimlemeye çalışıyor.

Alasdair MacIntyre, farklı çağlardan fikirlerin ve düşüncelerin adalete, topluma, rasyonelliğe ve ahlaka bakış açımızı nasıl şekillendirdiğini incelikli bir şekilde analiz ederken, adalet ve rasyonellik kavramlarını tanımlamak için düşünce geleneklerinin, gelişimlerinin, bağlamlarının, öğretilerinin tarih ve gelişim süreçlerini de ayrı ayrı ele alıyor.

Okurları Homeros’un şiirlerinden modernizm ve post-modernizme taşıyan bu ayrıntılı çalışma boyunca tartışılan gelenekler arasında MacIntyre’nin bizzat temsil ettiği Platonik-Aristotelesçi-Augustinusçu-Thomasçı, İskoç Kalvinist-Augustinusçu, Humecu ve nihayet liberal gelenekler sayılabilir.

‘Kimin Adaleti?, Hangi Rasyonellik?’ boyunca MacIntyre, günümüzde sorgulama, uygulama ve kamusal söylem geleneklerinin altında yatan inançları ifade etmekte neden zorlandığımızı anlamamıza yardımcı oluyor.

Bahsi geçen fikirlerin bu denli entelektüel bir hakimiyet kazanmasının nedenini ve nasılını sorgularken bir yandan da başkalarının kendi pozisyonlarını belirleyebilme hakkını inkâr eden yaklaşımların ifşa edilebilmesi için okurları etkin bir şekilde donatıyor.

  • Künye: Alasdair MacIntyre – Kimin Adaleti?, Hangi Rasyonellik?, çeviren: Akın Emre Pilgir, Livera Yayınevi, felsefe, 544 sayfa, 2023