Peter Coles – Kozmostan Kaosa (2025)

Peter Coles’un ‘Kozmostan Kaosa: Öngörülemezliğin Bilimi’, evrenin karmaşık yapısı ve bu karmaşıklık içindeki öngörülemezliği bilimsel bir bakış açısıyla inceliyor. Yazar, kozmolojiden günlük hayata kadar pek çok alanda karşımıza çıkan belirsizliği ve olasılığı matematiksel modeller ve gerçek dünya örnekleriyle açıklıyor.

Kitap, kozmolojideki son gelişmelerden yola çıkarak, evrenin başlangıcı, yapısı ve geleceği gibi büyük sorulara yanıt ararken aynı zamanda günlük hayatta karşılaştığımız belirsizlikleri de ele alıyor. Coles, olasılık teorisinin temel kavramlarını anlaşılır bir dilde açıklayarak, okurların bu konuya daha derinlemesine inmesine olanak tanıyor.

Kitapta ele alınan başlıca konular:

Kozmolojideki belirsizlikler: Evrenin genişlemesi, karanlık madde ve karanlık enerji gibi konularda hüküm süren belirsizlikler ve bu belirsizliklerin nedenleri.

Olasılık teorisi: Olasılık kavramının temelleri, olasılık dağılımları, istatistiksel yöntemler ve bunların bilimsel araştırmalardaki önemi.

Karmaşık sistemler: Hava durumu, finansal piyasalar gibi karmaşık sistemlerde öngörülemezliğin nedenleri ve bu sistemlerin modellenmesi.

Bilimsel modellerin sınırları: Bilimsel modellerin gerçekliği ne kadar iyi yansıtabildiği ve bu modellerin öngörülemezlik karşısındaki sınırları.

Günlük hayattaki belirsizlikler: Oyunlardan kumar oynamaya, karar verme süreçlerinden sosyal olaylara kadar günlük hayatımızdaki belirsizlikler ve bu belirsizliklerle başa çıkma yöntemleri.

Sonuç olarak, ‘Kozmostan Kaosa: Öngörülemezliğin Bilimi’ adlı kitap, evrenin ve yaşamın karmaşık yapısı hakkında meraklı olan herkes için önemli bir kaynak. Kitap, okurlara hem bilimsel bir bakış açısı sunuyor hem de günlük hayatla ilgili önemli sorular soruyor.

  • Künye: Peter Coles – Kozmostan Kaosa: Öngörülemezliğin Bilimi, çeviren: Alper Hayreter, Alfa Yayınları, bilim, 280 sayfa, 2025

Wallace Arthur – Evrendeki Yaşamı Anlamak (2025)

Wallace Arthur’un ‘Evrendeki Yaşamı Anlamak’ kitabı, evrende yaşamın kökeni, evrimi ve potansiyel yayılımı üzerine derinlemesine bir inceleme sunuyor. Yazar, özellikle Dünya dışında yaşamın var olma olasılığı ve bu yaşamın neye benzeyebileceği sorularına odaklanıyor.

Kitap, evrende yaşanabilir gezegenlerin arayışından, evrimin evrensel bir süreç olup olmadığına, dünya dışı yaşamın nasıl tespit edilebileceğine kadar geniş bir yelpazede konuları ele alıyor. Arthur, karmaşık bilimsel kavramları anlaşılır bir dille açıklayarak, hem bilim insanlarına hem de konuya ilgi duyan herkese hitap ediyor.

Yazar, evrende yaşamın ortaya çıkışını ve gelişimini şekillendiren temel faktörleri inceliyor. Bunlar arasında gezegenlerin fiziksel özellikleri, kimyasal bileşimi, enerji kaynakları ve evrenin evrimi gibi konular yer alıyor. Arthur, Dünya’daki yaşamın evrimini örnek göstererek, evrendeki diğer gezegenlerde de benzer süreçlerin yaşanabileceğini öne sürüyor.

Kitap, dünya dışı yaşamın nasıl tespit edilebileceği konusunda farklı yöntemleri ve teknolojileri de ele alıyor. Radyo sinyalleri, optik teleskoplar ve uzay araçları gibi araçlarla yapılan araştırmaların yanı sıra, gelecekte kullanılabilecek daha gelişmiş teknolojiler de kitapta yer alıyor.

Arthur, kitabında sadece bilimsel verileri değil, aynı zamanda felsefi ve etik soruları da gündeme getiriyor. Dünya dışında yaşam bulunması durumunda insanlığın nasıl bir tutum sergilemesi gerektiği gibi sorulara yanıt arıyor.

  • Künye: Wallace Arthur – Evrendeki Yaşamı Anlamak, çeviren: Ali Karatay, Koç Üniversitesi Yayınları, bilim, 232 sayfa, 2025

Helen L. Parish – Reformasyon’un Kısa Tarihi (2025)

‘Reformasyon’un Kısa Tarihi’ adlı eseri, 16. yüzyılda Avrupa’yı derinden sarsan ve Hristiyanlığın tarihini sonsuza dek değiştiren Reformasyon hareketini kapsamlı bir şekilde ele alıyor. Yazar, bu karmaşık ve çok yönlü süreci, basit bir anlatımla ve güncel araştırmalara dayanarak okura sunuyor.

Helen L. Parish, Reformasyon’un tek bir olay veya fikir etrafında şekillenmediğini, aksine birbirini etkileyen çok sayıda sosyal, siyasi ve dini faktörün bir araya gelmesiyle ortaya çıktığını vurguluyor. Kitapta, Martin Luther’in 95 teziyle başlayan bu hareketin Avrupa’nın farklı bölgelerindeki etkileri, yeni mezheplerin ortaya çıkışı, Katolik Kilisesi’nin tepkileri ve reform hareketlerinin uzun vadeli sonuçları detaylı bir şekilde inceleniyor.

Yazar, Reformasyon’u sadece dini bir hareket olarak değil, aynı zamanda toplum, siyaset ve kültür üzerinde derin etkileri olan bir dönüşüm süreci olarak ele alıyor. Kadınların konumu, evlilik gibi sosyal kurumlar, ruhani otorite ve devlet arasındaki ilişkiler gibi konular, Reformasyon’un etkisi altında nasıl değiştiği inceleniyor. Ayrıca, matbaanın gelişimi gibi teknolojik faktörlerin Reformasyon’un yayılmasındaki rolü de vurgulanıyor.

Parish, Reformasyon’un farklı yorumlarını ve tartışmalarını da kitabında yer veriyor. Bu sayede okuyucu, konuya farklı perspektiflerden bakma imkânı buluyor. Yazar, karmaşık tarihsel süreçleri sade bir dille anlatırken, aynı zamanda akademik bir titizlikle konuya yaklaşıyor.

Kısacası, ‘Reformasyon’un Kısa Tarihi’, bu önemli tarihi olayın farklı yönlerini kapsayan, güncel araştırmalara dayanan ve okunması kolay bir eser. Hem tarih meraklıları hem de öğrenciler için değerli bir kaynak niteliğinde.

  • Künye: Helen L. Parish – Reformasyon’un Kısa Tarihi, çeviren: Turgay Sivrikaya, İletişim Yayınları, tarih, 248 sayfa, 2025

Maxime Rovere – Birbirinin İyiliğini İstemek ve Birbirine Kötülük Etmek (2025)

Maxime Rovere’in bu kitabı, insan ilişkilerinde kaçınılmaz bir hal alan tartışmaların felsefi bir incelemesini sunuyor. Yazar, bu eserinde tartışmaların neden ortaya çıktığını, hangi psikolojik ve sosyal dinamikleri barındırdığını ve bu durumların üstesinden nasıl gelinebileceğini derinlemesine inceliyor.

Rovere, kitabında tartışmaların sadece yüzeysel anlaşmazlıklar olmadığını, daha ziyade bireylerin derinlere köklenmiş inançları, değerleri ve korkuları hakkında önemli ipuçları taşıdığını savunuyor. Yazar, tartışmaların genellikle birer iletişim başarısızlığı değil, tam tersine kendimizi ve başkalarını daha iyi anlama fırsatı olduğunu vurguluyor.

Kitapta, felsefe, psikoloji ve sosyoloji gibi farklı disiplinlerden yararlanılarak tartışmaların kökenleri, dinamikleri ve sonuçları inceleniyor. Rovere, tartışmaların genellikle güç mücadeleleri, egosal çatışmalar veya yanlış anlaşılmalardan kaynaklandığını belirtiyor. Ancak aynı zamanda, tartışmaların kişisel gelişim ve ilişkilerin güçlenmesi için bir fırsat olabileceğini de vurguluyor.

Yazar, kitabında tartışmalardan nasıl kaçınılacağı veya bunları nasıl daha yapıcı hale getirileceği konusunda pratik öneriler de sunuyor. Empati kurma, aktif dinleme, açık iletişim gibi becerilerin, sağlıklı tartışmalar için ne kadar önemli olduğuna dikkat çekiyor.

Kısacası, bu kitap, insan ilişkilerinde kaçınılmaz bir hal alan tartışmaları felsefi bir mercek altına alıyor. Rovere, bu kitabı ile okuyuculara, tartışmaları daha iyi anlamalarını ve daha sağlıklı ilişkiler kurmalarını sağlayacak önemli bir bakış açısı sunuyor.

  • Künye: Maxim Rovere – Birbirinin İyiliğini İstemek ve Birbirine Kötülük Etmek, çeviren: Albina Ulutaşlı, Kolektif Kitap, felsefe, 200 sayfa, 2025

Todd May – Özen (2025)

Todd May’in “Özen: Olduğumuz Kişi Üzerine Düşünceler’ adlı eseri, felsefe ve etik alanında önemli bir yere sahip. May, bu çalışmasında, genellikle ihmal edilen bir kavram olan “özen”i merkeze alarak, insanın kimliğini, ilişkilerini ve ahlaki değerlerini sorguluyor.

Yazar, özenin sadece biyolojik bir ihtiyaç değil, aynı zamanda insan olmanın temel bir yönü olduğunu savunuyor. Özen eylemi, başkalarına karşı duyulan ilgi, şefkat ve sorumluluk duygusunu ifade ediyor. May, bakımın, bireylerin kendi kimliklerini inşa etmelerinde ve toplumsal bağlarını güçlendirmelerinde kilit bir rol oynadığını vurguluyor.

Kitapta, özenin farklı boyutları inceleniyor. May, özenin sadece aile içi ilişkilerle sınırlı olmadığını, aynı zamanda toplumsal ve siyasi alanda da büyük önem taşıdığını belirtiyor. Yazar, özenin, adalet, eşitlik ve özgürlük gibi temel değerlerle nasıl ilişkili olduğunu tartışıyor.

May, özen kavramını, geleneksel felsefe ve etik teorileriyle ilişkilendirirken, aynı zamanda bu teorilere yeni bir bakış açısı sunuyor. Yazar, özenin, bireycilik ve toplumsal sorumluluk arasındaki dengeyi kurmada önemli bir anahtar olduğunu savunuyor.

  • Künye: Todd May – Özen: Olduğumuz Kişi Üzerine Düşünceler, çeviren: Bekir Aşçı, Ayrıntı Yayınları, felsefe, 144 sayfa, 2025

Yusuf Ekinci – Kürt Sekülerleşmesi (2025)

Türkiye toplumu muhafazakârlaşıyor mu, yoksa aksine aslında sekülerleşiyor mu veya “dinden soğuma” mı var? Kürt Sekülerleşmesi, 21. yüzyılın ilk çeyreğinde çok tartışılan bu konuya yeni Kürt kuşakları örneğinde mercek tutuyor.

Yusuf Ekinci, Diyarbakır’da farklı çevrelerden gençlerle yaptığı derinlemesine görüşmelere de dayanarak, sekülerleşme sürecinin değişik veçhelerine bakıyor. Din ve ibadetlere bakış, “başörtüsü yorgunluğu”, alkol kullanımı, kadına bakış, LGBT “meselesi”, kılık kıyafet, isim tercihi, flört, evlilik-boşanma, yaşlı-genç hiyerarşisi gibi birçok özgül konuyu ele alarak, sekülerleşme deneyiminin somut görünümlerini önümüze seriyor.

Kuşaklar arası değişimi vurgulamanın yanında iki dinamiğe dikkat çekiyor, Kürt Sekülerleşmesi: Birisi, Kürt sol hareketinin etkilediği politik sekülerleşme; ikincisi, “Bunlar Müslümansa ben değilim” diye özetlenen tepkisel sekülerleşme. Yusuf Ekinci, Kürt sekülerleşmesinin, hem niteliği hem hızı bakımından radikal bir sekülerleşme örneği olarak, özgün bir yönünün olduğu kanısında.

Çoğu zaman sınırlı gözlemlere, izlenimlere dayanarak konuşulan sekülerleşme konusunu saha deneyimiyle “yere indiren” bir çalışma.

  • Künye: Yusuf Ekinci – Kürt Sekülerleşmesi: Kürt Solu ve Kuşakların Dönüşümü, İletişim Yayınları, sosyoloji, 288 sayfa, 2025

Hegel – Siyasi Yazılar (2025)

Hegel’in siyasi düşüncesinin hem pratik hem de metafizik yönlerine ışık tutan önemli bir kitap.

Bu kitapta önemli siyasi yazılarını bir araya getiriyor ve Hegel’in eğitim ve dini görüşlerinin Prusya otoritelerinin otoriter rejimlerini örgütlediği siyasi değerlerle nasıl çatıştığına dair içgörüler sağlıyor.

Aynı zamanda, kitap, Hegel’in bazı büyük Avrupa devletlerindeki güncel siyasi durumları incelemek amacıyla Avrupa’daki feodalizmin evrimi üzerine karşılaştırmalı bir tarihsel perspektifi benimsediği üç metni de içeriyor. Söz konusu üç metin metafiziksel değildir ve örgütleyici ilkeleri olarak Sittlichkeit’ı sahnelemezler. Fakat bu metinler –özellikle de Alman Anayasası ve İngiliz Reform Tasarısı Üzerine– son derece ilginçtir, çünkü Hegel’in İngiltere, Fransa ve Almanya’daki son siyasi gelişmelere ilişkin dikkate değer karşılaştırmalı analizlerden modern dünyadaki siyasal yaşama dair sonuçlar çıkardığını göstermektedir.

Kitap, Hegel’in siyasi fikirlerine ilişkin tarihsel bir anlayış geliştirmek açısından önemli bir kaynak niteliğinde…

  • Künye: Georg Wilhelm Friedrich Hegel – Siyasi Yazılar, çeviren: Doğan Barış Kılınç, Dipnot Yayınları, siyaset, 384 sayfa, 2025

Michael Maass – Antik Delphi (2025)

Michael Maass’ın ‘Antik Delphi’ adlı eseri, Antik Yunan’ın en önemli kutsal merkezlerinden biri olan Delphi’ye kapsamlı bir bakış sunuyor. Yazar, bu eserinde Delphi’nin sadece bir tapınak kompleksi değil, aynı zamanda siyasi, ekonomik ve kültürel bir merkez olduğunu vurguluyor.

Delphi’nin tarihsel sürecini, Apollon Tapınağı’nın mimari yapısını, orakl geleneğini, şehir devletleri ile ilişkilerini, kültürel etkisini ve arkeolojik kazılardan elde edilen bulguları detaylı bir şekilde inceleyen Maass, okuyucuyu antik dünyanın bu gizemli merkezine eşsiz bir yolculuğa çıkarıyor.

Kitap, Delphi’yi sadece bir Yunan mabedi olarak değil, aynı zamanda uluslararası öneme sahip bir merkez olarak ele alıyor. Şehir devletlerinin, krallıkların ve hatta uzak diyarlardan gelen ziyaretçilerin bu kutsal alana bıraktığı izler, Delphi’yi sadece bir Yunan mabet kompleksi olmaktan çıkarıp, uluslararası öneme sahip bir merkez hâline getiriyor.

Maass, Delphi’nin kutsal yapısını oluşturan Apollon Tapınağı, Omphalos Taşı ve Tholos gibi anıtsal eserlerin mimari ayrıntılarını etkileyici bir anlatımla okuyucuyla buluşturuyor. Geçirdiği dönüşümlere, uğradığı yıkımlara rağmen günümüzde bile büyüsünü koruyan Delphi yüzyıllardır verdiği mesajı, Maass’ın satırlarıyla bir kez daha bize ulaştırıyor: Kendini Bil!

Kısacası, ‘Antik Delphi’ sadece bir arkeolojik çalışma değil, aynı zamanda Antik Yunan dünyasının siyasi, kültürel ve dini yapısı hakkında derinlemesine bir inceleme. Michael Maass, bu eseriyle okuyuculara Delphi’nin sadece bir yer değil, aynı zamanda bir fikir, bir inanç sistemi ve antik dünyanın kalbi olduğunu gösteriyor.

  • Künye: Michael Maass – Antik Delphi: Antik Dünyanın Gizemli Merkezine Kısa Bir Yolculuk, çeviren: Tuna Akçay, Runik Kitap, tarih, 142 sayfa, 2025

Toby E. Huff – Entelektüel Merak ve Bilim Devrimi (2025)

Toby E. Huff’ın ‘Entelektüel Merak ve Bilim Devrimi’ adlı bu çalışması, bilimsel devrimin sadece Batı Avrupa’da değil, aynı zamanda Çin, Babür ve Osmanlı İmparatorluğu gibi farklı kültürlerde de benzer entelektüel merak ve bilimsel arayışların olduğunu ortaya koyuyor. Kitap, bilimsel devrimin küresel bir süreç olduğunu ve farklı kültürlerin bu sürece farklı şekillerde katkıda bulunduğunu vurguluyor.

Huff, 17. yüzyıl Avrupa’sında yaşanan bilimsel devrimin, Batı’nın dünya üzerindeki hakimiyetinin temelini oluşturduğunu belirtirken, aynı zamanda bu sürecin tek merkezli olmadığını savunuyor. Kitapta, Çin’deki matbaanın icadı, Osmanlı İmparatorluğu’ndaki gözlemevleri ve farklı kültürlerdeki bilimsel tartışmalar gibi örneklerle, bilimsel bilginin küresel bir çapta yayıldığını ve geliştiğini gösteriyor.

Yazar, bilimsel devrimin sadece bilimsel keşiflerle sınırlı olmadığını, aynı zamanda sosyal, kültürel ve ekonomik değişimlerle de yakından ilişkili olduğunu vurguluyor. Kitapta, bilimsel devrimin toplumları nasıl dönüştürdüğü, yeni bilgi üretim biçimlerinin nasıl ortaya çıktığı ve bilim ile din arasındaki ilişkinin nasıl değiştiği gibi sorulara cevap arıyor.

Huff, kitabında bilimsel devrimin tek bir nedeni olmadığını, bunun yerine karmaşık bir etkileşim ağı olduğunu belirtiyor. Coğrafi keşifler, ekonomik değişimler, reform hareketleri ve baskı teknolojilerindeki gelişmeler gibi birçok faktörün bilimsel devrimi tetiklediğini savunuyor.

  • Künye: Toby E. Huff – Entelektüel Merak ve Bilim Devrimi: Küresel Bir Bakış, çeviren: Arlet İncidüzen, Runik Kitap, bilim, 388 sayfa, 2025

Wilhelm Schmid – Ölümü Atlatmak (2025)

 

Wilhelm Schmid’in ‘Ölümü Atlatmak’, adlı kitabı, ölümün insan varoluşundaki yerini ve anlamını derinlemesine inceleyen felsefi bir çalışma. Yazar, ölüm karşısında insanların deneyimlediği korku, kaygı ve umut gibi duyguları felsefi bir bakış açısıyla ele alıyor.

Schmid, ölümün sadece biyolojik bir süreç olmadığını, aynı zamanda varoluşsal bir soru olduğunu vurguluyor. İnsanların ölümle yüzleşmekten kaçınma eğiliminde olmalarına rağmen, bu kaçışın mümkün olmadığını belirtiyor. Yazar, farklı kültürlerde ölümün nasıl algılandığını ve farklı felsefi sistemlerde ölüme nasıl bir anlam verildiğini inceleyerek, ölümün insan düşüncesindeki yerini ortaya koyuyor.

Kitapta, ölümün bireysel ve toplumsal kimlikler üzerindeki etkisi, ölüm korkusunun üstesinden gelme yolları, ölüm sonrası yaşam inançları ve ahlak felsefesindeki yeri gibi konulara değiniliyor. Schmid, ölümün insan hayatına verdiği anlamı sorgulayarak, okurları varoluşsal bir yolculuğa çıkarıyor.

Yazar düşünsel derinlik ve sezgi gücüyle hayatın en kavranamaz gerçeğiyle yüzleşirken, okura onunla baş etmenin inceliklerine dair ipuçları veriyor.

  • Künye: Wilhelm Schmid – Ölümü Atlatmak: Kavranamaz Olanla Baş Etmek Üzerine, çeviren: Tanıl Bora, İletişim Yayınları, felsefe, 110 sayfa, 2025