Hegel – Siyasi Yazılar (2025)

Hegel’in siyasi düşüncesinin hem pratik hem de metafizik yönlerine ışık tutan önemli bir kitap.

Bu kitapta önemli siyasi yazılarını bir araya getiriyor ve Hegel’in eğitim ve dini görüşlerinin Prusya otoritelerinin otoriter rejimlerini örgütlediği siyasi değerlerle nasıl çatıştığına dair içgörüler sağlıyor.

Aynı zamanda, kitap, Hegel’in bazı büyük Avrupa devletlerindeki güncel siyasi durumları incelemek amacıyla Avrupa’daki feodalizmin evrimi üzerine karşılaştırmalı bir tarihsel perspektifi benimsediği üç metni de içeriyor. Söz konusu üç metin metafiziksel değildir ve örgütleyici ilkeleri olarak Sittlichkeit’ı sahnelemezler. Fakat bu metinler –özellikle de Alman Anayasası ve İngiliz Reform Tasarısı Üzerine– son derece ilginçtir, çünkü Hegel’in İngiltere, Fransa ve Almanya’daki son siyasi gelişmelere ilişkin dikkate değer karşılaştırmalı analizlerden modern dünyadaki siyasal yaşama dair sonuçlar çıkardığını göstermektedir.

Kitap, Hegel’in siyasi fikirlerine ilişkin tarihsel bir anlayış geliştirmek açısından önemli bir kaynak niteliğinde…

  • Künye: Georg Wilhelm Friedrich Hegel – Siyasi Yazılar, çeviren: Doğan Barış Kılınç, Dipnot Yayınları, siyaset, 384 sayfa, 2025

Michael Maass – Antik Delphi (2025)

Michael Maass’ın ‘Antik Delphi’ adlı eseri, Antik Yunan’ın en önemli kutsal merkezlerinden biri olan Delphi’ye kapsamlı bir bakış sunuyor. Yazar, bu eserinde Delphi’nin sadece bir tapınak kompleksi değil, aynı zamanda siyasi, ekonomik ve kültürel bir merkez olduğunu vurguluyor.

Delphi’nin tarihsel sürecini, Apollon Tapınağı’nın mimari yapısını, orakl geleneğini, şehir devletleri ile ilişkilerini, kültürel etkisini ve arkeolojik kazılardan elde edilen bulguları detaylı bir şekilde inceleyen Maass, okuyucuyu antik dünyanın bu gizemli merkezine eşsiz bir yolculuğa çıkarıyor.

Kitap, Delphi’yi sadece bir Yunan mabedi olarak değil, aynı zamanda uluslararası öneme sahip bir merkez olarak ele alıyor. Şehir devletlerinin, krallıkların ve hatta uzak diyarlardan gelen ziyaretçilerin bu kutsal alana bıraktığı izler, Delphi’yi sadece bir Yunan mabet kompleksi olmaktan çıkarıp, uluslararası öneme sahip bir merkez hâline getiriyor.

Maass, Delphi’nin kutsal yapısını oluşturan Apollon Tapınağı, Omphalos Taşı ve Tholos gibi anıtsal eserlerin mimari ayrıntılarını etkileyici bir anlatımla okuyucuyla buluşturuyor. Geçirdiği dönüşümlere, uğradığı yıkımlara rağmen günümüzde bile büyüsünü koruyan Delphi yüzyıllardır verdiği mesajı, Maass’ın satırlarıyla bir kez daha bize ulaştırıyor: Kendini Bil!

Kısacası, ‘Antik Delphi’ sadece bir arkeolojik çalışma değil, aynı zamanda Antik Yunan dünyasının siyasi, kültürel ve dini yapısı hakkında derinlemesine bir inceleme. Michael Maass, bu eseriyle okuyuculara Delphi’nin sadece bir yer değil, aynı zamanda bir fikir, bir inanç sistemi ve antik dünyanın kalbi olduğunu gösteriyor.

  • Künye: Michael Maass – Antik Delphi: Antik Dünyanın Gizemli Merkezine Kısa Bir Yolculuk, çeviren: Tuna Akçay, Runik Kitap, tarih, 142 sayfa, 2025

Toby E. Huff – Entelektüel Merak ve Bilim Devrimi (2025)

Toby E. Huff’ın ‘Entelektüel Merak ve Bilim Devrimi’ adlı bu çalışması, bilimsel devrimin sadece Batı Avrupa’da değil, aynı zamanda Çin, Babür ve Osmanlı İmparatorluğu gibi farklı kültürlerde de benzer entelektüel merak ve bilimsel arayışların olduğunu ortaya koyuyor. Kitap, bilimsel devrimin küresel bir süreç olduğunu ve farklı kültürlerin bu sürece farklı şekillerde katkıda bulunduğunu vurguluyor.

Huff, 17. yüzyıl Avrupa’sında yaşanan bilimsel devrimin, Batı’nın dünya üzerindeki hakimiyetinin temelini oluşturduğunu belirtirken, aynı zamanda bu sürecin tek merkezli olmadığını savunuyor. Kitapta, Çin’deki matbaanın icadı, Osmanlı İmparatorluğu’ndaki gözlemevleri ve farklı kültürlerdeki bilimsel tartışmalar gibi örneklerle, bilimsel bilginin küresel bir çapta yayıldığını ve geliştiğini gösteriyor.

Yazar, bilimsel devrimin sadece bilimsel keşiflerle sınırlı olmadığını, aynı zamanda sosyal, kültürel ve ekonomik değişimlerle de yakından ilişkili olduğunu vurguluyor. Kitapta, bilimsel devrimin toplumları nasıl dönüştürdüğü, yeni bilgi üretim biçimlerinin nasıl ortaya çıktığı ve bilim ile din arasındaki ilişkinin nasıl değiştiği gibi sorulara cevap arıyor.

Huff, kitabında bilimsel devrimin tek bir nedeni olmadığını, bunun yerine karmaşık bir etkileşim ağı olduğunu belirtiyor. Coğrafi keşifler, ekonomik değişimler, reform hareketleri ve baskı teknolojilerindeki gelişmeler gibi birçok faktörün bilimsel devrimi tetiklediğini savunuyor.

  • Künye: Toby E. Huff – Entelektüel Merak ve Bilim Devrimi: Küresel Bir Bakış, çeviren: Arlet İncidüzen, Runik Kitap, bilim, 388 sayfa, 2025

Wilhelm Schmid – Ölümü Atlatmak (2025)

 

Wilhelm Schmid’in ‘Ölümü Atlatmak’, adlı kitabı, ölümün insan varoluşundaki yerini ve anlamını derinlemesine inceleyen felsefi bir çalışma. Yazar, ölüm karşısında insanların deneyimlediği korku, kaygı ve umut gibi duyguları felsefi bir bakış açısıyla ele alıyor.

Schmid, ölümün sadece biyolojik bir süreç olmadığını, aynı zamanda varoluşsal bir soru olduğunu vurguluyor. İnsanların ölümle yüzleşmekten kaçınma eğiliminde olmalarına rağmen, bu kaçışın mümkün olmadığını belirtiyor. Yazar, farklı kültürlerde ölümün nasıl algılandığını ve farklı felsefi sistemlerde ölüme nasıl bir anlam verildiğini inceleyerek, ölümün insan düşüncesindeki yerini ortaya koyuyor.

Kitapta, ölümün bireysel ve toplumsal kimlikler üzerindeki etkisi, ölüm korkusunun üstesinden gelme yolları, ölüm sonrası yaşam inançları ve ahlak felsefesindeki yeri gibi konulara değiniliyor. Schmid, ölümün insan hayatına verdiği anlamı sorgulayarak, okurları varoluşsal bir yolculuğa çıkarıyor.

Yazar düşünsel derinlik ve sezgi gücüyle hayatın en kavranamaz gerçeğiyle yüzleşirken, okura onunla baş etmenin inceliklerine dair ipuçları veriyor.

  • Künye: Wilhelm Schmid – Ölümü Atlatmak: Kavranamaz Olanla Baş Etmek Üzerine, çeviren: Tanıl Bora, İletişim Yayınları, felsefe, 110 sayfa, 2025

Robert J. Sharer – Maya Uygarlığında Günlük Hayat (2025)

Robert Sharer’ın ‘Maya Uygarlığında Günlük Hayat’ adlı eseri, Amerika’nın gizemli uygarlıklarından biri olan Mayaların günlük hayatlarına dair kapsamlı bir inceleme sunuyor.

Sharer, kitabında Maya toplumunun sosyal, ekonomik ve kültürel yapısını, günlük ritüellerini, inanç sistemlerini ve sanatsal ifade biçimlerini detaylı bir şekilde ele alıyor. Yazar, arkeolojik bulgular, tarihi metinler ve günümüz Maya toplulukları hakkındaki araştırmalar ışığında, Maya yaşamının zengin ve karmaşık bir yapıya sahip olduğunu ortaya koyuyor.

Kitapta, Maya şehirlerinin planlanması, mimarisi ve şehir yaşamı; tarım teknikleri, ticaret yolları ve ekonomik sistem; dinî inançlar, tanrılar ve ritüeller; yazım sistemi ve astronomi bilgileri gibi konulara yer veriliyor. Ayrıca, Maya sanatının farklı ifade biçimleri, giyim kuşam, yemek kültürleri ve sosyal hiyerarşi gibi konular da inceleniyor.

Sharer, Maya toplumunun sadece piramitleri ve takvimleriyle değil, aynı zamanda gelişmiş bir tarım sistemi, karmaşık bir sosyal yapı ve zengin bir kültürel mirasa sahip olduğunu vurguluyor. Yazar, Maya uygarlığının çöküşünün nedenleri üzerine de çeşitli teorileri değerlendirerek, bu medeniyetin bıraktığı etkilerin günümüz dünyası için hala önemli olduğunu gösteriyor.

‘Maya Uygarlığında Günlük Hayat’, hem akademik bir çalışma hem de popüler bir kitap olarak kabul edilebilir. Kitap, Maya uygarlığına ilgi duyan herkes için anlaşılır bir dilde yazılmış ve zengin görsel materyallerle desteklenmiş.

  • Künye: Robert J. Sharer – Maya Uygarlığında Günlük Hayat, çeviren: Tufan Göbekçin, Alfa Yayınları, tarih, 416 sayfa, 2025

Ori Schwarz – Dijital Toplumun Sosyolojik Teorisi (2025)

Ori Schwarz’ın ‘Dijital Toplumun Sosyolojik Teorisi’, dijital dönüşümün toplumsal yapılar üzerindeki derin etkilerini, klasik sosyolojik kavramları güncel bir bakış açısıyla yeniden değerlendirerek inceliyor.

Yazar, dijitalleşmenin sadece teknolojik bir değişim olmadığını, aynı zamanda üretim ilişkilerinden sosyal etkileşimlere, kimlik kavrayışından iktidar yapılarına kadar toplumun tüm dokusunu yeniden şekillendiren kapsamlı bir dönüşüm olduğunu vurguluyor. Schwarz, bu dönüşümün kapitalizmin 70’lerdeki krizine verdiği yanıtı ve şirketlerin, devletlerin dijital teknolojileri bu dönüşümü hızlandırmak için nasıl kullandıklarını detaylı bir şekilde analiz ediyor.

Kitap, dijitalleşmenin sadece iş hayatını değil, aynı zamanda günlük yaşamlarımızı da nasıl etkilediğini, sosyal medya ve algoritmaların bireysel ve toplumsal davranışlar üzerindeki gücünü mercek altına alıyor. Schwarz, sosyal sermaye, kimlik, gözetleme gibi temel kavramları dijital çağın koşullarında yeniden değerlendirerek, klasik sosyoloji teorilerine yeni bir soluk getiriyor.

Yaygınlık kazanmış sosyal sermayenin hem şirketlerin hem de yaşam alanlarımızın kaçınılmaz kurucusuna dönüştüğünden hareketle, Goffman’ın “benliği sunumu”, Bauman’ın “akışkan toplumu”, Castells’in “ağ toplumu” kavramsallaştırmalarını yeniden mercek altına alan Schwarz, ayrıca Latour’un Aktör Ağ Teorisini masaya yatırıyor.

Yazar, dijitalleşmenin yarattığı yeni sosyal düzende, bireylerin daha fazla izlendiğini, verilerinin toplanarak kullanıldığını ve algoritmaların karar alma süreçlerinde giderek daha fazla belirleyici hale geldiğini vurguluyor. Bu durum, bireylerin özgürlükleri ve mahremiyetleri üzerinde ciddi soru işaretleri yaratıyor. Schwarz, bu yeni düzende bireylerin ve toplulukların nasıl bir direniş geliştirebileceği konusunda da önemli ipuçları sunuyor.

  • Künye: Ori Schwarz – Dijital Toplumun Sosyolojik Teorisi: Bizi Birbirimize Bağlayan Kodlar, çeviren: Hurinaz Sarı, Ayrıntı Yayınları, sosyoloji, 272 sayfa, 2025

Roger Ariew – G. W. Leibniz ile Samuel Clarke Mektuplaşması (2025)

Bu kitap, 17. yüzyılın iki önemli filozofu olan Gottfried Wilhelm Leibniz ve Samuel Clarke arasında geçen yazışmaları derli toplu bir şekilde sunuyor. Bu mektuplaşma, felsefe tarihinin en önemli tartışmalarından biri olarak kabul edilir ve evren, Tanrı, özgür irade, madde gibi temel felsefi konularda farklı görüşlerin çarpıştığı bir zemin oluşturur.

Ariew, kitabında bu mektupları sadece tarihsel bir belge olarak sunmakla kalmaz, aynı zamanda felsefi bir analiz de yapar. Leibniz’in idealist ve monadolojik görüşleriyle, Clarke’ın Newtoncu ve mekanikçi görüşleri arasındaki temel farklılıkları ortaya koyar. Bu karşıtlıklar, felsefe tarihine derin izler bırakmış ve modern felsefenin gelişimine önemli katkılarda bulunmuştur.

Kitap, Leibniz’in evrenin önceden belirlenmiş bir düzen içinde olduğu ve her şeyin en iyi şekilde olduğu şeklinde ifade ettiği “önceden belirlenmiş uyum” ilkesiyle, Clarke’ın Newton’un fizik yasalarına dayalı daha mekanik bir evren anlayışı arasındaki gerilimi vurgular. Ayrıca, özgür irade, ruhun maddeyle ilişkisi, Tanrı’nın evrendeki rolü gibi konularda iki filozof arasındaki farklı görüşler de detaylı bir şekilde incelenir.

Ariew’ın çalışması, bu mektuplaşmanın felsefe tarihindeki yerini ve önemini vurgulamanın yanı sıra, modern felsefi tartışmaların temelini oluşturan birçok konuyu daha iyi anlamamıza yardımcı olur. Kitap, felsefe öğrencileri ve araştırmacılar için olduğu kadar, felsefeye ilgi duyan herkes için de değerli bir kaynak niteliğinde.

  • Künye: Roger Ariew – G. W. Leibniz ile Samuel Clarke Mektuplaşması, çeviren: Orhan Düz, Albaraka Yayınları, tarih, 2025

Büşra Nur Topal Akdoğmuş – Çapanoğulları (2025)

Çapanoğulları, Yozgat havalisinin köklü ve büyük bir hanedan ve elit sülalesi. Popüler hafızada, Milli Mücadele dönemindeki Çapanoğlu İsyanı ile ve “Her taşın altından bir Çapanoğlu çıkar” deyimiyle biliniyorlar.

Büşra Nur Topal Akdoğmuş, bu incelikli çalışmasında, Çapanoğulları’nı Osmanlı’dan Cumhuriyet’e taşra elitinin dönüşüm sürecinin canlı bir “sahası” olarak ele alıyor.

‘Çapanoğulları’nda taşra eliti olgusu, merkez-çevre diyalektiği, patrimonyalizm, sultan rejimleri ve “güçlü devlet geleneği” gibi “büyük” modelleri de zihninin gerisinde tutarak, fakat esasen devlete toplumdan bakan bir görüş açısıyla inceleniyor.

Güçlü analitik yaklaşımıyla, aynı zamanda aile romanı lezzeti taşıyan bir tarihsel sosyoloji anlatısı…

Kitaptan bir alıntı:

“Uzun süreler boyunca taşra toplum düzeninden Osmanlı merkez bürokrasisine kadar birçok alanda görev alan Çapanoğulları’nın iki rejim etrafındaki dönüşümünü konu edinen bu inceleme, ailenin Osmanlı İmparatorluğu’ndan Cumhuriyet sonrasına kadar benimsediği ‘hem emredici hem itaatkâr’ siyaseti merkeze alıyor. Bugüne değin olumsuz çağrışımlarıyla kulaktan kulağa dolaşan ‘her taşın altından bir Çapanoğlu çıkar’ deyimini bu çalışmayla beraber artık, bir manevra kabiliyeti ve politik maharet türü olarak ‘Çapanoğlu siyaseti’ etrafında düşünmeyi teklif ediyorum.”

  • Künye: Büşra Nur Topal Akdoğmuş – Çapanoğulları: Taşra Elitinin Dönüşümü, İletişim Yayınları, inceleme, 328 sayfa, 2025

Matteo Pasquinelli – Patronun Gözü (2025)

Matteo Pasquinelli’nin ‘Patronun Gözü’, yapay zekânın kökenlerini, gelişimini ve toplumsal etkilerini derinlemesine inceleyen bir çalışma.

Pasquinelli, yapay zekânın sadece bilim kurgu filmlerinde yer alan bir kavram olmadığını, aksine köklü bir tarihsel ve toplumsal sürecin ürünü olduğunu vurguluyor. Yazar, yapay zekânın gelişiminin, sanayi devrimiyle birlikte başlayan üretim süreçlerindeki değişimler ve toplumsal ilişkilerdeki dönüşümlerle yakından ilişkili olduğunu savunuyor.

Kitapta, yapay zekânın genellikle biyolojik zekâyı taklit etme çabası olarak sunulduğu yaygın görüşe karşı çıkılıyor. Pasquinelli’ye göre yapay zekâ, aslında emeğin ve toplumsal ilişkilerin zekâsını taklit ederek geliştirildi. Yapay zekâ algoritmaları, tarihsel olarak üretim süreçlerindeki verimlilik artırma çabalarından ve toplumsal kontrol mekanizmalarından beslenmiştir.

Yazar, yapay zekânın gelişiminde önemli bir rol oynayan Babbage’ın hesap makineleri gibi tarihsel örnekleri inceleyerek, yapay zekânın kökenlerini daha iyi anlamamızı sağlıyor. Ayrıca, günümüzde yaygın olarak kullanılan görüntü tanıma ve gözetim algoritmalarının da benzer kökenlere sahip olduğunu vurguluyor.

Pasquinelli, yapay zekânın geleceği hakkında da önemli tespitlerde bulunuyor. Yazar, yapay zekânın otonom bir varlık haline geleceği iddialarının gerçekçi olmadığını savunuyor. Yapay zekâ algoritmaları, her zaman insan tarafından tasarlanan ve kontrol edilen araçlardır. Yapay zekânın asıl amacı, insan emeklerinin otomasyonunu sağlamak ve toplumsal kontrolü güçlendirmektir.

Kitabın Önemi:

  • Yapay Zekânın Eleştirel Bir Analizi: Pasquinelli, yapay zekâyı eleştirel bir bakış açısıyla inceleyerek, yaygın olan ideolojik yanılgıları ortaya koyuyor.
  • Tarihsel Perspektif: Yapay zekânın tarihsel gelişimini izleyerek, günümüzdeki yapay zekâ teknolojilerinin kökenlerini daha iyi anlamamızı sağlıyor.
  • Toplumsal Etkiler: Yapay zekânın toplumsal yaşam üzerindeki etkilerini ve potansiyel tehditlerini ele alıyor.
  • Alternatif Bir Bakış Açısı: Yapay zekâyı sadece teknolojik bir gelişme olarak değil, aynı zamanda toplumsal ve siyasi bir olgu olarak değerlendiriyor.

Künye: Matteo Pasquinelli – Patronun Gözü: Yapay Zekânın Sosyal Tarihi, çeviren: Elçin Gen, Metis Yayınları, inceleme, 312 sayfa, 2025

Fuat Bozkurt – Türk içki Geleneği (2025)

Fuat Bozkurt, ‘Türk İçki Geleneği’ adlı eserinde bizi eşsiz bir yolculuğa çıkarıyor. Bu kitapta, Eski Türklerden başlayarak günümüze uzanan zaman çizelgesinde içki ve eğlence kültürümüzün evrimini keşfe çıkıyoruz. Kımızdan şaraba, oradan rakıya uzanan bu serüven, Fuat Bozkurt’un kalemiyle yeniden hayat buluyor.

Bozkurt, tam da bir akşamcı masasının vakur edası ve dostane üslubuyla hikâyeler, fıkralar, anekdotlar ve şiirlerle bezeli bir anlatım sunuyor. Okuyucuyu tarihin tozlu raflarından çekip çıkararak Türk içki kültürünün büyüleyici dünyasında gezintiye davet ediyor.

Yazar, bu eserde, içkinin sadece bir içecek değil, aynı zamanda sosyal, kültürel ve tarihsel bir olgu olduğunu vurguluyor. Köklerinden günümüze, içkinin Türk toplumundaki yerini, dinsel ritüellerdeki rolünü, sosyal ilişkilerdeki etkisini ve tarih boyunca geçirdiği dönüşümleri detaylı bir şekilde inceliyor.

Kitap, hem tarihsel bir bakış açısı sunuyor hem de içkinin edebiyatta, sanatta ve gündelik hayattaki yansımalarını ele alıyor. Fuat Bozkurt, bu eseriyle Türk kültürünün zengin ve karmaşık bir yönünü okurlara sunuyor.

  • Künye: Fuat Bozkurt – Türk içki Geleneği, Kabalcı Yayınları, tarih, 320 sayfa, 2025