Dan Zahavi – Husserl’in Fenomenolojisi (2018)

Edmund Husserl’in kurucusu olduğu Fenomonoji, 20. yüzyılın başlarında ortaya çıkıp felsefe ve bilim dünyasını derinden etkileyen akımlardandır.

Husserl ve Fenomenoloji üzerine şu ana kadar yapılmış pek çok çalışma bulunuyor.

Dan Zahavi’nin kitabı ise, aynı zamanda hem Husserl düşüncesinin dönüşümünü kayda alması hem de Fenomenoloji konusundaki yürütülegelen tartışmaları yetkin bir şekilde toparlayabilmesiyle büyük bir boşluğu dolduruyor diyebiliriz.

Erken dönem mantık ve yönetimsellik çalışmalarının felsefedeki izlerini irdeleyerek yola çıkan Zahavi,

  • Husserl’in düşünsel dönüşümünü,
  • Çağdaş Alman ve Fransız düşüncesini etkileyen zamansallık, öznelerarasılık tartışmalarını,
  • Husserl’in amacı ve yöntemini,
  • Felsefi literatürde kök salmış idealist öznellik ve içkinlik gibi kavramlara dair tartışmaları,
  • Husserl düşüncesinin Heidegger, Patocka, Sartre, Merleau-Ponty, Levinas, Ricoeur ve Derrida gibi düşünürler üzerindeki etkilerini,
  • Ve bunun gibi pek çok konuyu tartışıyor.

Kitabın, çok kapsamlı oluşuyla, Fenomenoloji alanıyla ilgilenen her okurun dikkatini çekebileceğini söylemeliyiz.

  • Künye: Dan Zahavi – Husserl’in Fenomenolojisi, çeviren: Seçim Bayazit, Say Yayınları, felsefe, 256 sayfa, 2018

Jacob Rogozinski – Ben ve Ten (2018)

Ben dışsal gerçeklik tarafından üretilen bir yanılsama mıdır?

Önde gelen çağdaş Fransız düşünürlerinden Jacob Rogozinski’nin bu kitabı, “ben” konusuna geniş bir çerçeveden bakmasıyla önemli.

Rogozinski kitabına, iki ego katili olarak tanımladığı Heidegger ve Lacan’ın düşüncelerini irdeleyerek başlıyor ve oradan da Descartes, Husserl, Merleau-Ponty ve Artaud’un fikirlerine uzanarak ben ile ben-olmayan arasındaki farkı çok yönlü bir bakışla tartışıyor.

Yazar bunu yaparken de, fenomenolojinin ve psikanalizin zengin mirasından olabildiğince yararlanıyor, ayrıca yaşam, ölüm, aşk ve nefret gibi varoluşun temel sorularıyla sıkı bir yüzleşmeye girişiyor.

Kitaptan alıntı:

“Yaşamın benim yaşamım olmaktan çıktığı ve kolektif bir antiteye aktarılmak üzere egonun içkinliğinden koparıldığı andan itibaren faşizmi uzaklarda aramamıza gerek kalmaz.”

“Direnmek bir ben’in değil, bir biz’in işidir: Bir halkın, bir sınıfın ya da diyelim ki bir çokluğun işidir.”

  • Künye: Jacob Rogozinski – Ben ve Ten: Ego-Analize Giriş, çeviren: Melis Aktaş, Pinhan Yayıncılık, psikoloji, 392 sayfa, 2018

Ahmet Soysal – Heidegger’de Zaman Üzerine (2018)

Ahmet Soysal bu kitaptaki denemelerinde, Martin Heidegger felsefesinde zaman sorunsalına odaklanıyor.

Kitap, Heidegger’in ilk ve son zamanlarında zaman kavramının nasıl ele aldığı konusunda önemli perspektifler sunuyor.

Soysal burada,

  • Zamanın özsel bir belirlenimini tanımlayan ekstatikon kavramını,
  • Heidegger’in tanımladığı şekliyle zamanın “ekstaz”larının ne anlama geldiğini,
  • Heidegger’de zamanın uzay’la eş-kökenselliği durumunu,
  • Ve Heidegger’in sıklıkla kullandığı Zeit-Raum (uzay-ve-zaman) deyişinin ne anlama geldiğini tartışıyor.

Kitapta bu iki denemenin yanı sıra, Volkan Çelebi ile kapsamlı bir söyleşi, Bergson ve Husserl’de zaman sorunsalı üzerine bir sunum ve bir Heidegger terimleri sözlüğü de yer alıyor.

  • Künye: Ahmet Soysal – Heidegger’de Zaman Üzerine, MonoKL Yayınları, felsefe, 128 sayfa, 2018

Maurice Merleau-Ponty – Algının Fenomenolojisi (2017)

Maurice Merleau-Ponty fenomenolojinin önde gelen filozoflarından.

Varoluşçu felsefe alanındaki çalışmalarıyla da bilinen Merleau-Ponty, öznellik ve algı kuramlarıyla tanınır.

Merleau-Ponty’nin ilk olarak 1945’te yayınlanan oylumlu çalışması ‘Algınının Fenomenolojisi’, kendisinin başyapıtı olarak kabul ediliyor.

Merleau-Ponty burada, Edmund Husserl’e ait olan fenomenolojik yöntemi bu sefer estetik bir bakışla yeniden yorumluyor.

Analitik felsefenin olduğu kadar kıta felsefesinin çağdaş sorunlarını apaçık bir şekilde ortaya koymasıyla dikkat çeken kitapta, düşünürün irdelediği kimi konular şöyle:

  • Klasik önyargılar ve fenomenlere geri dönüş,
  • Nesne olarak beden ve mekanist fizyoloji,
  • Kişinin kendi bedeninin mekânsallığı ve motor becerileri,
  • Kişiye has bedenin sentezi,
  • Cinsiyetli varlık olarak beden,
  • İfade olarak beden ve söz,
  • Algılanan dünya,
  • Kendi-için-varlık ve dünyada-varlık…

Daha önce bölümler halinde ayrı ayrı yayınlanmış ‘Algının Fenomenolojisi’nin, ilk kez tam haliyle Türkçeye çevrildiğini de belirtelim.

  • Künye: Maurice Merleau-Ponty – Algının Fenomenolojisi, çeviren: Emine Sarıkartal ve Eylem Hacımuratoğlu, İthaki Yayınları, felsefe, 624 sayfa, 2017

Sarah Bakewell – Varoluşçular Kahvesi (2017)

Jean-Paul Sartre’ın varoluşçuluk felsefesini nasıl geliştirdiğini, onun etrafında bulunan insanların hikâyeleriyle harmanlayarak anlatan keyifli ve aydınlatıcı bir kitap.

Yer: Paris

Tarih: 1933…

Üç genç arkadaş, Sartre, Simone de Beauvoir ve Raymond Aron, bir barda kayısı kokteyllerini yudumlamaktadır.

Bu esnada Aron, Sartre’a, “Bu kokteyl üzerinden felsefe yapabilirsin!” der.

İşte bu soru, Sartre’ın geliştireceği ve ardından Fransa’da olduğu kadar dünya çapında da ün kazanacak varoluşçu felsefesinin ilk nüvelerinin ortaya çıkmasına vesile olacaktır.

Sarah Bakewell’in çalışması, Sartre’ın yanı sıra Simone de Beauvoir, Albert Camus, Martin Heidegger, Edmund Husserl, Karl Jaspers, Maurice Merleau-Ponty ve daha birçok ismin, gerek hikâyeleri ve gerekse düşünceleriyle varoluşçu felsefenin gelişiminde ne gibi etkilere sahip olduklarını ilgi çekici ayrıntılar eşliğinde izlemesiyle dikkat çekiyor.

‘Nasıl Yaşanır’ adlı biyografi çalışmasıyla iki ödül kazanmış Bakewell, şimdi de okurunu, çığır açıcı bir felsefi sistemin yaratıldığı 1930’ların Paris’inde keyifli bir gezintiye davet ediyor.

  • Künye: Sarah Bakewell – Varoluşçular Kahvesi, çeviren: Emre Gözgü, Domingo Kitap, felsefe, 440 sayfa, 2017

Kolektif – Çağdaş Fransız Felsefesi ve Fenomenoloji Hareketi (2017)

Fransız fenomenoloji ekolü, hem üretken tartışmalar ortaya koymaları hem de klasik fenomenolojiye getirdikleri sağlam eleştirilerle alanda önemli bir role sahip.

Bu kitapta bir araya getirilen makaleler ise, Fransız fenomenologlarının katkılarının derli toplu bir dökümünü sunmaları, aynı zamanda onlar tarafından yürütülen güncel tartışmaları bir araya getirmeleriyle dikkat çekiyor.

Çalışma, Fransız fenomenologların Husserl ve Heidegger’in eserlerine getirdikleri eleştirel perspektifin boyutlarına, buradan hareketle fenomenolojiye nasıl bir kimlik kazandırdıklarına ve en önemlisi de, bu durumun çağdaş Fransız felsefesindeki yerine daha yakından bakmak için iyi fırsat.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Jean-Luc Marion, Jean-Claude Monod, Christian Sommer ve Jean-François Courtine.

  • Künye: Kolektif – Çağdaş Fransız Felsefesi ve Fenomenoloji Hareketi, çeviren: Emre Şan, Pinhan Yayıncılık, felsefe, 104 sayfa, 2017

Onur Kartal – Başkasının Politikası: Husserl, Heidegger, Levinas (2017)

Başkalık nasıl olup da 20. yüzyıl felsefi düşüncesine yön veren isimlerin gündemine kurucu bir kategori olarak girdi?

İşte Onur Kartal’ın bu çalışması, eleştirel bir bakışla Edmund Husserl’in ‘Başkalığın Fenomenolojisi’, Martin Heidegger’in ‘Başkalığın Fundamental Ontolojisi’ ve Emmanuel Levinas’ın ‘Başkalık Etiği’ni tartışarak söz konusu soruya tatmin edici bir yanıt arıyor.

Kitapta irdelenen kimi konular şöyle:

  • Heidegger’in fundamental ontolojisinde “birlikte-olma”nın insan varoluşuyla yapısal ilişkisi,
  • Husserl’in fenomenolojik metodolojisinde, başkalık sorununu epistemolojiyle ilişkilendirme şekli,
  • Levinas’ın Avrupa kültürünün krizine çözüm üretmek amacıyla, benin başkasıyla somut etik ilişkisini merkeze alışı,
  • Ve nihayet, bu üç önde gelen düşünürün merkezinde olduğu bu düşünsel mirasın, “Başkasının politikası”nı kurmak açısından bugün bize vaat ettikleri…

Kartal’ın çalışmasının diğer bir dikkat çeken katkısı da, başkalık ile kriz arasındaki ilişkiye odaklanarak kriz kavramının felsefi çözümlemesini yapması.

  • Künye: Onur Kartal – Başkasının Politikası: Husserl, Heidegger, Levinas, İletişim Yayınları, felsefe, 272 sayfa