Olivier Bouquet – Osmanlı İmparatorluğu (2025)

Olivier Bouquet bu çalışmasında, Osmanlı Devleti’nin sıradan bir beylikten altı yüzyıl ayakta kalan bir imparatorluğa nasıl dönüştüğünü tartışıyor. Kuruluşu bir kader anlatısı olarak değil, somut siyasal tercihler, esnek ittifaklar ve pragmatik kurumlar üzerinden okuyor. Osmanlı’nın hızla genişlemesini sağlayan şeyin yalnızca askeri güç değil, hukuku, toprağı ve nüfusu birlikte düşünmeyi bilen bir yönetim aklı olduğunu söylüyor.

‘Osmanlı İmparatorluğu: Nasıl Kuruldu, Nasıl Yönetti, Nasıl Yıkıldı?’ (‘Pourquoi l’Empire Ottoman?: Six siècles d’histoire’), Osmanlı’nın nasıl yönettiği sorusunu merkeze alıyor. Merkez ile taşra arasındaki denge, tımar sistemi, vergi rejimi, ordunun örgütlenmesi ve nüfusun kayda geçirilmesi ayrıntılı biçimde ele alınıyor. Bouquet, imparatorluğun farklı dinleri ve toplulukları tek bir kalıba sokmadığını, aksine farklılıkları yöneten bir idare mantığı kurduğunu vurguluyor. Bu sistem, esneklik sayesinde uzun süre işliyor ve meşruiyet üretiyor.

Son bölümde yıkılış kaçınılmaz bir çöküş olarak değil, değişen dünya koşullarına verilen gecikmiş ve çelişkili tepkilerin sonucu olarak yorumlanıyor. Osmanlı, modern devletlerle rekabet etmeye çalışırken kendi kurumsal dengesini zorluyor. Bouquet’nin sentezi, Osmanlı tarihini romantize etmiyor ama indirgemiyor da. İmparatorluğun nasıl kurulduğunu, nasıl yönettiğini ve neden çözüldüğünü birlikte düşünmeye çağırıyor ve alanında neden temel bir eser olduğunu gösteriyor.

Yazarın arşivlere dayanan yaklaşımı, haritalarla desteklenen anlatımı ve erken dönemlere verdiği ağırlık, Osmanlı’yı donmuş bir model olarak değil, sürekli uyum sağlayan bir siyasal organizma olarak kavratıyor. Bu yönüyle kitap, Osmanlı tarihine yalnızca ne oldu sorusuyla değil, neden böyle oldu sorusuyla yaklaşan okurlar için kalıcı bir düşünme çerçevesi sunuyor.

  • Künye: Olivier Bouquet – Osmanlı İmparatorluğu: Nasıl Kuruldu, Nasıl Yönetti, Nasıl Yıkıldı?, çeviren: İsmet Birkan, İletişim Yayınları, tarih, 415 sayfa, 2025

Nader Sohrabi – Osmanlı İmparatorluğu ve İran’da Devrim ve Meşrutiyet (2025)

Nader Sohrabi’nin ‘Osmanlı İmparatorluğu ve İran’da Devrim ve Meşrutiyet’ adlı eseri, 19. ve 20. yüzyıllarda Osmanlı İmparatorluğu ve İran’da yaşanan siyasi ve sosyal dönüşümleri, özellikle de devrim ve meşrutiyet kavramlarını merkeze alarak inceler. Sohrabi, bu iki devletin benzer tarihsel süreçlerden geçmesine rağmen, farklı sonuçlara ulaşmasının nedenlerini araştırır.

Kitap, Osmanlı İmparatorluğu’nun Tanzimat Fermanı ile başlayan modernleşme çabalarını ve bu süreçte yaşanan iç çatışmaları detaylı bir şekilde analiz eder. İran’da ise, Batılılaşma hareketlerinin ve meşrutiyet mücadelesinin Osmanlı’ya göre farklı bir seyir izlediğini gösterir. Sohrabi, her iki devlette de yaşanan devrim ve anayasa girişimlerinin başarısız olmasının nedenlerini, Batılılaşma anlayışlarındaki farklılıklar, toplumsal yapılar ve dış güçlerin etkileri gibi çeşitli faktörlere bağlar.

Yazar, bu iki devletin deneyimlerinin, modernleşme sürecindeki zorlukları ve engelleri anlamak için önemli bir kıyaslama noktası olduğunu vurgular. Kitap, sadece tarihsel bir inceleme olmaktan öte, günümüzde de devam eden siyasi ve sosyal dönüşümlerin anlaşılmasına katkı sağlayan önemli bir çalışma olarak öne çıkar.

Kitabın temel noktaları:

  • Osmanlı İmparatorluğu ve İran’da 19. ve 20. yüzyıllarda yaşanan siyasi ve sosyal dönüşümler
  • Devrim ve anayasacılık kavramlarının bu iki devletteki yeri ve etkileri
  • Batılılaşma süreçlerindeki farklılıklar ve sonuçları
  • Toplumsal yapıların siyasi dönüşümler üzerindeki etkisi
  • Dış güçlerin rolü

Sonuç olarak bu eser, Osmanlı ve İran’ın modernleşme süreçlerini karşılaştırmalı bir perspektifte ele alarak, bu iki önemli devletin tarihsel deneyimlerinin günümüz dünyası için önemli dersler içerdiğini gösteriyor.

  • Künye: Nader Sohrabi – Osmanlı İmparatorluğu ve İran’da Devrim ve Meşrutiyet, çeviren: Ülke Evrim Uysal, İş Kültür Yayınları, tarih, 535 sayfa, 2025

Stanley Lane-Poole – Osmanlı Tarihi (2022)

Bu özenli çalışma, bir akıncı ve fatihler topluluğu olarak kuruluşundan 15. ve 16. yüzyıllardaki yadsınamaz gücüne ve daha sonrasındaki iki yüzyıl boyunca kazanılan toprakların kaybına kadar Osmanlı İmparatorluğu’nun dramatik hikâyesini anlatıyor.

Stanley Lane-Poole ayrıca, Osmanlı kimliğinin doğası, Batı ile yüzleşmesi ve işbirliği hikâyelerinin yanı sıra Osmanlı edebiyatı ve yönetimi gibi alanlarda da okuyuculara doyurucu bilgiler sunuyor.

Kitap, konuya iyi bir giriş yapmak isteyenler için önemli bir kaynak.

  • Künye: Stanley Lane-Poole – Osmanlı Tarihi, çeviren: Yavuz Alogan, Say Yayınları, tarih, 280 sayfa, 2022

Heath W. Lowry – Erken Dönem Osmanlı Devleti’nin Yapısı (2010)

Heath W. Lowry elimizdeki çalışmasında, Osmanlı’nın kuruluş aşaması hakkında geliştirilebilecek yeni bir yaklaşımı, 14. ve 15. yüzyılın günümüze kalmış en erken kaynaklarını arayarak geliştirmeye çalışıyor.

Yazar ilk olarak, Paul Wittek’in, Osmanlı’nın doğmasını sağlayan güç, Hıristiyan komşularına karşı İslamiyet’i yaymaktı görüşünü (gazâ) tartışıyor.

Yazar ardından, seyahatnameler, günümüze kalmış 14. ve 15. yüzyıl Osmanlı belgeleri, kitabeler ve Bizans ve erken Osmanlı tarih anlatılarına dayanarak, Osmanlı’nın İslami temelli olmaktan ziyade, herkese açık bir ganimet konfederasyonu işlevini gördüğünü savunuyor.

  • Künye: Heath W. Lowry – Erken Dönem Osmanlı Devleti’nin Yapısı, çeviren: Kıvanç Tanrıyar, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, tarih, 185 sayfa

Murat Kutlu – Sıradışı Osmanlı (2015)

Osmanlı tarihinin, resmi tarihin gölgesinde kalmış veya görmezden gelinmiş ilginç ayrıntıları.

Kılık kıyafeti taklit edilen ilk vezir, Almanya hesabına çalışan bir Osmanlı gazetesi, padişaha kafa tutan bestekâr, Mimar Sinan ile Kanuni’nin ilk karşılaşması, Sultan İbrahim’in hediye düşkünlüğü, Osmanlı’da kâğıt paranın hikâyesi ve Osmanlı bürokrasinin garip işleyişi, bunlardan birkaçı.

Murat Kutlu’nun kitabını, Osmanlı’ya farkı bir pencereden bakmak isteyenlere öneriyoruz.

  • Künye: Murat Kutlu – Sıradışı Osmanlı, Hayy Kitap

Theodoros Spandunis – Osmanlı Sultanları (2015)

On altıncı yüzyılın ortalarında yazılmış, Hıristiyan dünyanın Osmanlı İmparatorluğuna bakışını ortaya koyan önemli bir kaynak.

Theodoros Spandunis, hem Batılı hükümdarları Osmanlı’nın tarihi gelişimi hakkında bilgilendiriyor hem de Batılıların Osmanlı’nın yükselişi karşısında neler yapabileceğini irdeliyor.

  • Künye: Theodoros Spandunis – Osmanlı Sultanları, hazırlayan: Donald M. Nicol, çeviren: Necdet Balta, Kitap Yayınevi, tarih, 176 sayfa, 2015

Ahmet Şimşirgil – Kayı VII (2015)

Osmanlı İmparatorluğu’nun tarihini kapsamlı bir şekilde ele alan serinin yedinci kitabı.

Osmanlı’nın II. Süleyman, II. Ahmed, II. Mustafa, III. Ahmed ve I. Mahmud devirlerindeki durumunu araştıran kitap, Osmanlı’nın Viyana yenilgisini ve Osmanlı’ya karşı Avusturya, Venedik, Lehistan ve Rusya arasında varılmış “kutsal ittifak”ı konu edinmekte.

  • Künye: Ahmet Şimşirgil – Kayı VII, Timaş Yayınları

Sean McMeekin – Osmanlı’da Son Fasıl (2019)

“Ölüm döşeğindeki bir hasta olarak bakıldığında, Avrupa’nın Hasta Adamı’nın ölmesi uzun bir süre aldı. Osmanlı gerilemesinin başlangıç tarihini belirlemek, modern tarihin harika entelektüel salon oyunlarından biridir.”

Sean McMeekin’in bu kapsamlı çalışması, Osmanlı’nın Birinci Dünya Savaşı sonrasındaki durumu ve savaş sonrasında Ortadoğu’nun yeniden biçimlenişi hakkında tam bir başvuru kaynağı.

Yeni açılan Osmanlı ve Rus kaynaklarının yanı sıra, İngiliz, Alman, Fransız, Amerikan ve Avusturya-Macaristan arşivlerinden de yararlanmasıyla dikkat çeken kitap,

  • Osmanlı’nın çözülüşüyle sonuçlanan etnik-dinsel buhranı,
  • Zorunlu göçleri,
  • Balfour Bildirisi’ni,
  • Halifeliğin yıkılışını,
  • Irak ve Suriye’nin paylaşımını,
  • Ve daha da önemlisi, bütün bu meselelerin günümüze tam olarak nasıl bir miras bıraktığını derinlemesine irdeliyor.

Künye: Sean McMeekin – Osmanlı’da Son Fasıl: Savaş, Devrim ve Ortadoğu’nun Şekillenişi 1908-1923, çeviren: Nurettin Elhüseyni, Yapı Kredi Yayınları, 516 sayfa, 2019

Roger Ford – Cennetten Mahşere (2018)

Osmanlı İmparatorluğu dünya ilişkilerinde 500 yılı aşkın bir süre başat bir güç oldu.

Gücünün doruğundayken üç kıtaya yayılan toprakları Basra Körfezi’nden şimdiki Cezayir’e, Avusturya sınırından doğuda Hazar Denizi’ne ve güneyde Sudan’a kadar uzanmaktaydı.

Ancak 19. yüzyılın başlarında nihai çöküş başladı.

Bu hikâyenin devamını biliyoruz:

Birinci Dünya Savaşı’nda en büyük kayıpları yaşayan devletlerin başında Osmanlı gelir.

İşte askeri tarihçilik alanında dünya çapında bir otorite olan Roger Ford, tarihi yeni baştan biçimlendirmiş Birinci Dünya Savaşı’nın Ortadoğu’daki seyrini kapsamlı bir şekilde izliyor.

Ford, bugünkü Irak’ın kuruluşundan Osmanlı’nın Kafkasya’daki toprak kazanma kavgasına, başarısızlıkla sonuçlanan Gelibolu harekâtından Osmanlı’nın Filistin’deki büyük yenilgisine, Birinci Dünya Savaşı’nın hem bölge hem de küresel düzendeki seyrini adım adım izliyor.

  • Künye: Roger Ford – Cennetten Mahşere: Ortadoğu’da Birinci Dünya Savaşı, çeviren: Nurettin Elhüseyni, Yapı Kredi Yayınları, tarih, 504 sayfa, 2018

Halil İnalcık – Devlet-i Aliyye 1 (2009)

‘Devlet-i Aliyye’, Halil İnalcık’ın ‘Osmanlı İmparatorluğu Üzerine Araştırmalar’ isimli eserinin ilk cildi.

İnalcık bu ciltte, Osmanlı Devleti’nin bir beylikten Orta-Doğu ve Balkanlar’ı hükmü altına alan güçlü ve köklü bir imparatorluk haline gelişini inceliyor.

Yazar, “Klasik Dönem” olarak tanımladığı 1302-1606 yılları arasındaki dönemi siyasi tarih çerçevesinde ele alıyor.

İnalcık’ın bu anlatımda, siyasi tarihin toplumsal-ekonomik alt yapısına da başvurması, yani nüfus hareketleri, göçler, kitlelerin temel ihtiyaçları, tarım ve ticaretin bu ihtiyaçları karşılama şekilleri ve şehirleşme gibi konularda yaptığı derinlikli analizler, çalışmaya bir başvuru kaynağı niteliği kazandırıyor.

  • Künye: Halil İnalcık – Devlet-i Aliyye 1, İş Kültür Yayınları, tarih, 377 sayfa