Edward Said – Edward Said ile Konuşmaya Devam (2012)

 

‘Edward Said ile Konuşmaya Devam’, kuşağının en önemli akademik eleştirmenlerinden biri olan ve akademik dünyanın içindeki ve dışındaki birçok insan için yepyeni düşünce ve araştırma alanları açan Edward Said’e bir saygı duruşu niteliğinde.

Düşünürün beklenmeyen ölümünün ardından Homi Bhabha ve W. J. T. Mitchell, hepsi de Said’in eski dostu ve çalışma arkadaşı olan bir dizi entelektüelden, Said’le bıraktıkları yerden “konuşmaya devam etmelerini”, yani çözümlenmemiş ya da az irdelenmiş konuları yeniden ele almalarını istemiş.

Bu yönüyle kitap, Said’in düşüncelerinin ana çizgilerini ortaya koyuyor diyebiliriz.

  • Künye: Edward Said – Edward Said ile Konuşmaya Devam, derleyen: Homi Bhabha ve W. J. T. Mitchell, çeviren: Hayrullah Doğan, Koç Üniversitesi Yayınları, siyaset, 243 sayfa, 2012

George Ritzer – Küresel Dünya (2011)

 

Sosyolog George Ritzer ‘Küresel Dünya’da, konuya dair rehber nitelikte bir esere imza atıyor.

Bunu sağlayan faktörlerin başında, Ritzer’ın küresel dünyayı neredeyse tüm boyutlarıyla ele alması ve konuyu hem akademik bir perspektifle hem de güncel örneklerle zenginleştirerek vermesi.

Küreselleşme konusundaki temel tartışma ve anlaşmazlıklar; emperyalizm, sömürgecilik, kalkınma ve batılılaşma gibi küreselleşme ile ilgili süreçler; küresel politik yapılar ve süreçler; küreselleşmenin ekonomik yapılandırılması; küresel göç hareketleri ve küreselleşmeye karşı mücadele etmenin başlıca yolları, Ritzer’ın burada irdelediği konulardan birkaçı.

  • Künye: George Ritzer – Küresel Dünya, çeviren: Melih Pekdemir, Ayrıntı Yayınları, inceleme, 600 sayfa

Ulrich Beck – Risk Toplumu (2011)

Alman sosyolog Ulrich Beck, 1986’da yayımlanan ‘Risk Toplumu’nda, risklerin yaşamın her alanına egemen olduğu teorisini ortaya atarak sosyoloji dünyasında büyük yankı uyandırmıştı.

Beck, modernleşmenin, 19. yüzyılda kemikleşmiş olan tarım toplumunu tasfiye edip sanayi toplumunu ortaya çıkarması gibi, bugün de sanayi toplumunun konturlarını lağvedip, modernliğin sürekliliği dahilinde başka bir toplumsal biçim ortaya çıkardığını savunuyor.

Bu yeni toplumsal biçimi “risk toplumu” olarak kavramsallaştıran Beck, modernleşmenin şimdi de, sanayi toplumunun öncüllerini ve işlevsel ilkelerini baltalayarak kendi kendini hedef aldığını belirtiyor.

  • Künye: Ulrich Beck – Risk Toplumu, çeviren: Kâzım Özdoğan ve Bülent Doğan, İthaki Yayınları, sosyoloji, 391 sayfa

Kolektif – Sakatlık Çalışmaları (2011)

  • SAKATLIK ÇALIŞMALARI, kolektif, derleyen: Dikmen Bezmez, Sibel Yardımcı ve Yıldırım Şentürk, Koç Üniversitesi Yayınları, sosyoloji, 567 sayfa

 

Birçok yazarın katkıda bulunduğu ‘Sakatlık Çalışmaları’, 1960’lardan itibaren ortaya çıkan, kendileri de sakat olan akademisyenlerin mücadeleleriyle gelişen ve sakat kimliğini, deneyimini ve haklarını vurgulayan bir araştırma alanı olan Sakatlık Çalışmaları’yla (Disability Studies) ilgili güncel tartışmaları barındırıyor. Alana dair literatürün de sunulduğu çalışmada, sakatlığa dair kuramsal yaklaşımlar, tarihte sakatlık, sakatlık ve kimlik, sistemin sakatları dışlama/dahil etme süreçleri ve sakat hakları hareketi gibi konular ele alınıyor. Kitap böylece, sakatlık çalışmaları alanındaki temel tartışmaları geniş bir yelpazede yansıtıyor.

Max Weber – Protestan Ahlakı ve Kapitalizmin Ruhu (2011)

  • PROTESTAN AHLAKI VE KAPİTALİZMİN RUHU, Max Weber, BilgeSu Yayınları, sosyoloji, 357 sayfa

 

Max Weber’in uzun zamandır baskısı tükenen meşhur kitabı ‘Protestan Ahlakı ve Kapitalizmin Ruhu’, tam metin olarak yayımlanıp yeniden raflardaki yerini aldı. Kapitalizmin, neden dünyanın başka bir coğrafyasında değil de Batı’da ortaya çıktığını araştıran Weber, bunun nedenlerini anlamak için, öncelikle kapitalizmin dinamiklerini analiz etmeye koyuluyor. Kapitalizmin gelişimini, Protestan ahlakının yaygınlaşmasında gören düşünür, geleneksel toplumdan modern topluma geçme sürecinin ve Batı’ya özgü servet edinme tutumunun, genel olarak Hıristiyanlık, özel olarak da Protestanlığın kendine has öğretisiyle doğrudan ilişkili olduğunu savunuyor.

Kenan Mortan ve Monelle Sarfati – Vatan Olan Gurbet (2011)

  • VATAN OLAN GURBET, Kenan Mortan ve Monelle Sarfati, İş Kültür Yayınları, sosyoloji, 370 sayfa

 

İki yazarlı ‘Vatan Olan Gurbet’, Türkiye’den Almanya’ya işçi göçünü, göçün resmen başladığı 1961’den günümüze uzanarak ele alıyor. Çalışma, Almanya’ya göç etmiş işçi, emekli, girişimci, serbest meslek sahibi, sanatçı, sporcu olan 160 kadın ve erkekle yapılan söyleşilerle oluşmuş. Kitap için ayrıca, çok sayıda mektup, anı defteri ve etnografik malzemeden de yararlanılmış. Çalışma, Almanya’daki Türkiye çıkışlı göçmenlerin yeni yaşam alanında hangi kimlikleri sergilediğini; 50 yıllık göç güzergâhının, kadının özgürleşmesini etkileyip etkilemediğini ve göçmenlerin, Almanya’da siyasete hangi yoğunlukta katılım gerçekleştirdiğini araştırıyor.

Hakan Övünç Onur – Tüketim Toplumu, Nevrotik Kültür ve Dövüş Kulübü (2011)

  • TÜKETİM TOPLUMU, NEVROTİK KÜLTÜR VE DÖVÜŞ KULÜBÜ, Hakan Övünç Onur, Ayrıntı Yayınları, inceleme, 327 sayfa

 

Hakan Övünç Onur, ilgi çekici ilk kitabı ‘Tüketim Toplumu, Nevrotik Kültür ve Dövüş Kulubü’nde, Amerikalı yazar Chuck Palahniuk’un dünya çapında ün kazanmış romanını çok yönlü bir bakışla irdeliyor. Övünç burada, romanda tasvir edilen dünya ile belli başlı karakterlerini merkeze alarak, tüketim toplumunu, nevrotik kültürü, zihinsel terörizmi ve bilinçdışı arketipleri irdeliyor. Bunu yaparken, günümüz dünyasını, yani uygarlığın gelip dayandığı kaotik aşamayı da eleştirel bir gözle değerlendiren yazar, aynı zamanda kitabını Baudrillard, Gramsci, Marcuse, Horkheimer, Adorno ve Žižek gibi önemli düşünürlerden alıntılarla da zenginleştiriyor.

Mazhar Bağlı ve Ertan Özensel – Türkiye’de Töre ve Namus Cinayetleri (2011)

  • TÜRKİYE’DE TÖRE VE NAMUS CİNAYETLERİ, Mazhar Bağlı ve Ertan Özensel, Destek Yayınları, sosyoloji, 240 sayfa

İki yazarlı elimizdeki kitap, Türkiye’nin en temel toplumsal sorunu olan töre ve namus cinayetlerini sosyolojik bir bakışla inceliyor. İki yıllık süre içinde, kırk iki ceza tevkif evinde doğrudan bu tür suçları işleyen 224 kişi ile görüşülerek hazırlanan kitap, bu sorunu anlamak ve çözmek için çare arayanlara önemli bir katkı sunuyor. Kitap, töre ve namus cinayetlerinin hukukla olan ilişkisini; toplumsal değerlerin ve normların bu konudaki rolünün ne olduğunu; bu cinayetlere neden olan düşüncede kadına karşı nasıl bir ayrımcılık olduğunu ve bu cinayetlerde kadına karşı şiddeti meşrulaştıran temel parametrelerin ne olduğunu ortaya koyuyor.

Mehmet Küçük (der.) – Modernite Versus Postmodernite (2011)

  • MODERNİTE VERSUS POSTMODERNİTE, derleyen: Mehmet Küçük, Say Yayınları, sosyoloji, 528 sayfa

 

Postmodern söylem ve bunun çevresinde gelişen tartışmalar, Türkiye’de genel olarak pek misafirperverce karşılanmadı. Bunun için dile getirilen gerekçelerden biri, postmodern söylemin “kafa karışıklığı” yaratıyor olmasıydı. İşte Mehmet Küçük’ün derlediği ve ilk baskısı 1993’te yapılan bu kitap, postmodern düşünce alanında kalem oynatmış belli başlı isimlerin üretimlerini bir araya getiriyor. Küçük’ün modernite ve postmoderniteyi anlaşılabilir bir üslupla değerlendirdiği sunuş yazılarından oluşan bölümle başlayan kitap, devamında, modernite ve postmodernite konularını geniş bir çerçevede irdeleyen farklı düşünürlere ait çeviri metinlere yer veriyor. Son bölümde de, modernite ve postmoderniteye dair öne çıkan tartışmaların benzeştiği ve ayrıştığı noktalar, yine muhtelif isimlerin makaleleri üzerinden ele alınıyor.

David Swartz – Kültür ve İktidar (2011)

  • KÜLTÜR VE İKTİDAR, David Swartz, çeviren: Elçin Gen, İletişim Yayınları, sosyoloji, 424 sayfa

 

Sosyoloji profesörü David Swart, ‘Kültür ve İktidar’ başlıklı elimizdeki kitabında, Pierre Bourdieu’nün sosyolojik araştırmalarını çok yönlü bir okumaya tabi tutuyor. Swartz, sosyolojik bilgiye dair üst-kuram, kültürel eylem kuramı (Habitus), iktidar mücadelesi alanları, toplumsal sınıflar ve iktidar mücadelesi, toplumsal eşitsizlik ve entelektüel alanlar gibi, Bourdieu’nün katkıda bulunduğu belli başlı konuları ve tartışmaları ele alıyor. Çalışma, 20. yüzyılın en önemli sosyologlarından olan Bourdieu’nün dünyasını, kavramlarını ve kuramsal itirazlarını yetkin bir şekilde ortaya koyduğu gibi düşünürün bazı çelişkilerine de işaret ediyor.