Kolektif – Ne Akilem Ne Divane (2024)

Dünyanın çeşitli yerlerindeki farklı bilgelik gelenekleri felsefeyle ilişkilendirilebilir mi?

Önemini koruyan bu sorunun farklı cevapları bulunuyor.

Diğer taraftan tüm kültürlerin bütüncül bir yaklaşımla ve felsefi bir bakışla ele alınması gayet mümkün.

Birçok medeniyete beşik olan ve içerisinden filozoflar çıkaran Anadolu, felsefi yaklaşımlarla değerlendirilebilecek bilge ozanların ve dervişlerin de yurdu olduğundan oldukça bereketli bir sahadır.

Bu kitap, Anadolu bilgeliğinin izlerini farklı disiplinlere ve bakış açılarına da müracaat ederek genellikle felsefi bir perspektiften sürüyor.

Felsefeyle özdeşlik kurmak ya da mukayese etmekten ziyade, Anadolu bilgeliğini felsefeyle bir arada ele alıyor ya da felsefi perspektife açıyor.

Böylece bu bilgeliğin tadımlık ve yeni yaklaşımlara vesile olabilecek bir seyrini okuyucuya sunuyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Ahmet İnam, Akın Gülyurt, Ayşe Acar, Ergun Kocabıyık, Mehmet Bilgin Saydam, Ömer Mızrak, Önder Kulak, Özgür Taburoğlu, Senail Özkan, Süreyya Su, Yakup Kalın, Zeynep Oktay.

  • Künye: Kolektif – Ne Akilem Ne Divane: Anadolu Bilgeliği Üzerine Felsefi Düşünümler, hazırlayan: Akın Gülyurt, Lejand Yayınları, felsefe, 312 sayfa, 2024

Süreyya Su ve Arif Aytekin – Kaygan Uzamda Hareketler (2022)

“Gilles Deleuze’ün düşüncesine giriş için bir kapı yoktur; birçok kapılar vardır. Üstelik bu kapılar bir başlangıç yerine açılmazlar. Aslında bir yere açılmazlar çünkü Deleuze’ün düşüncesi bir yok-yerdir, yer olmayandır (non-lieux).”

‘Kaygan Uzamda Hareketler’, çağdaş Fransız düşüncesinin iki kült ismi olan Gilles Deleuze ve Félix Guattari’nin felsefesini çok yönlü irdeleyen bir metin.

Süreyya Su ve Arif Aytekin imzalı çalışma, günümüzde postmodern olarak adlandırılan çağdaş siyasal, toplumsal, kültürel ve sanatsal durumları açıklamak için Deleuze ve Guattari’nin ürettiği fikirlerin neden hayati derecede önemli olduğunu gözler önüne sermesiyle özellikle dikkat çekiyor.

Burada, Deleuze’ün Hegel ve Nietzsche’yle ilişkisi, olay felsefesi, virtüel güçler, psikanalizin anti-ödipal eleştirisi, oluş, psikanaliz, şizoanaliz, arzu ve organsız beden gibi Deleuze’ün temel kavramlarını açıklanıyor, Deleuze’ün sinema felsefesinde Godard imgesinin kendine nasıl yer bulduğu tartışılıyor.

Kitapta ayrıca, Guattari’nin arzu üzerine metinlerine de yer verilmiş.

Düşünür bu metinlerinde arzu ve güç arasındaki ilişki, arzu sineması ve arzunun özgürleşmesi konularını ele alıyor.

‘Kaygan Uzamda Hareketler’, felsefeyle ilgilenen her okurun kitaplığında yer almalı.

  • Künye: Süreyya Su ve Arif Aytekin – Kaygan Uzamda Hareketler: Deleuze ve Guattari Üzerine Çalışmalar, Nobel Yayınları, felsefe, 164 sayfa, 2022

Süreyya Su – Dünyadan Geriye Kalan (2021)

“Devrim bir hayaldir” derler.

Fakat bugün tamı tamına bir ihtiyaç oldu.

Süreyya Su, ‘Dünyadan Geriye Kalan’da, devrimi hayal etmenin, dünyayı değiştirmek için inatla mücadele etmenin ve sebatla çalışmanın gerekliliği üzerine bizi bir kez daha düşünmeye çağırıyor.

Çalışma bir anlamda, devrimi hayal etmek için okuru meditasyona çağırıyor.

Kitap, öncelikle başka bir dünyayı hayal edebilmek için başka türlü düşünebilmenin gerekli olduğundan hareket ederek kuramsal bir çerçeve çizen yazıları bir araya getiriyor.

Yazar burada bir anlamda, dünyayı yorumlamak/anlamak ve değiştirmek için gerekli olabilecek alet edevatı kutuya koyuyor.

Sonra bu alet edevatla bazı olay ve olguları yorumlamaya ve anlamaya girişiyor.

Yazara göre, dünyayı değiştirmek için öncelikle onu çözümlemek ve yorumlamak gerekir ve bu amaçla dünyada meydana gelen bazı olayları teorik bakışla çözümlüyor ve yorumluyor.

Su, çalışmasının devamında da, dünyadan geriye kalanlara; yani krizlere, şiddete, adaletsizliğe, güvencesizliğe, umutsuzluğa, utanmazlığa, çer-çöpe, kötülüğe, ölüme eleştirel teorik bir perspektifle bakıyor.

‘Dünyadan Geriye Kalan’, büyüyen çölleşmeye karşı dünyayı değiştirme ve başka bir dünya kurma iradesini, başka dünyaları hayal etme ve tasarlamayı, başka dünyaların olanakları üzerine düşünmeyi koyuyor.

  • Künye: Süreyya Su – Dünyadan Geriye Kalan, Sümer Yayıncılık, siyaset, 160 sayfa, 2021

Süreyya Su – Her Görüşte Aşk (2021)

Nitelikli bir aşk felsefesi metni olarak okunabilecek ‘Her Görüşte Aşk’, aynı zamanda hem cinsellik tarihinde gezinmesi hem de toplumsal cinsiyet üzerine radikal görüşler ortaya koymasıyla dikkat çekiyor.

Hurafeler ve Mitler’ ve ‘Güzelin ve Çirkinin Ötesinde’ gibi kitaplarıyla bildiğimiz Süreyya Su, şimdi de Merleau-Ponty’den Irigaray’a, Freud’dan Lacan’a, Foucault’dan Nancy’ye, Bataille’dan Badiou’ya kadar geniş bir yelpazede gezinerek aşkın felsefesi üzerine düşünüyor.

Yazar, çağdaş filozof ve teorisyenlerin aşk ve cinsellik üzerine düşüncelerinden hareketle, günümüzde aşkın, cinselliğin ve toplumsal cinsiyetin durumunu yorumluyor, bu yorumlar da, kısa ve parçalı bir yazı üslubuyla kaleme alınmış.

Diğer yandan çalışma, kavramlar ve görsel imgelerle örülmüş bir metin olarak da öne çıkıyor.

Su kitabını, kavramsal başlıklar altında yaptığı yorumları okurun tamamlamasına davet eden fragmenter bir tarzda kaleme almış.

Çalışma, trans-feminizm ve radikal feminizm arasındaki tartışmaya odaklanarak kadın kimliğini neyin belirlediğini ve postmodern toplumda cinsel kimliği sorunsallaştırmak gibi bu aralar bayağı güncel bir tartışmaya da katkıda bulunuyor.

  • Künye: Süreyya Su – Her Görüşte Aşk: Aşk ve Cinsellik Üzerine Değinmeler, Oğlak Yayınları, felsefe, 128 sayfa, 2021

Süreyya Su – Hurafeler ve Mitler (2009)

Süreyya Su, halk İslam’ında senkretizmi incelediği ‘Hurafeler ve Mitler’de, Anadolu’da yaşanan Müslümanlığın, diğer inançlarla etkileşimine odaklanıyor.

On üçüncü ve on dördüncü yüzyıllarda Anadolu’daki Müslümanlık, hem Bizans’tan hem de şaman geleneklerinden etkilenmişti.

Süreyya Su, İslam-Türk heterodoksisi tarihini antropolojik bir okumaya tabi tutuğu çalışmasında, Türk tarihyazımını, bu senkretik geleneği görmezden geldiği için eleştiriyor.

Sırasıyla, Orta Asya ve Anadolu’nun İslamlaşması; Anadolu’da heterodoks İslam ve senkretizm ve 13.-14. yüzyıllarda Anadolu şehir hayatının senkretik öğelerini irdeleyen Su’nun çalışmasının ilgi çeken yönlerinden biri de, günümüzün “mahalle baskısı” kavramına odaklanıyor olması.

Su, “mahalle baskısı” tartışmasına, Foucault’nun “panoptikon” kavramı aracılığıyla Selçuklu ve Osmanlı mahallesini inceleyerek katkıda bulunuyor.

  • Künye: Süreyya Su – Hurafeler ve Mitler: Halk İslamında Senkretizm, İletişim Yayınları, inceleme, 216 sayfa

Süreyya Su – Güzelin ve Çirkinin Ötesinde: Estetiğin Halleri (2017)

Halen Sakarya Üniversitesi, Sanat, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi’nde öğretim görevlisi olarak çalışan Süreyya Su’dan, modern ve çağdaş sanatın serüvenine eşlik eden estetik tartışmaları ve sanatla ilgili felsefi ve sosyolojik düşünceleri inceleyen sağlam bir çalışma.

Güzelin ve çirkinin ötesinde bir estetik anlayışını temellendiren felsefi söylemler nelerdir?

Modern ve çağdaş sanatta ortaya çıkan çeşitli ifade biçimleri ve farklı malzeme türleri hangi düşüncelerin ürünüdür?

Süreyya Su, bu soruların yanıtlarını arıyor ve bunu yaparken de geçen yüzyılın başından bugüne değin estetik alanında sürdürülen felsefi tartışmaları izliyor.

Kitapta,

  • Araçsal akıl, kültür endüstrisi ve sanat,
  • Estetik bir deneyim olarak modern hayat,
  • Fotoğraf ve sanat,
  • Varlık ve sanat,
  • Estetiğin konusu olarak doğru yaşam,
  • Estetiğin yapıbozumu olarak avangard sanat,
  • Ve Yüce estetiğinin postmodern durumu gibi, estetiğin alanına giren pek çok ilgi çekici konu irdeleniyor.

Çalışmanın, modern ve çağdaş sanatı ortaya çıkaran ve besleyen düşüncelerin ne olduğuna ilişkin merakını gidermek isteyenler için nitelikli bir kaynak olduğunu özellikle belirtelim.

  • Künye: Süreyya Su – Güzelin ve Çirkinin Ötesinde: Estetiğin Halleri, Can Yayınları, sanat, 223 sayfa, 2017

Süreyya Su – Çağdaş Sanatın Felsefi Söylemi (2013)

  • ÇAĞDAŞ SANATIN FELSEFİ SÖYLEMİ, Süreyya Su, Profil Yayıncılık, sanat felsefesi, 254 sayfa

CAGDAS

Süreyya Su nitelikli çalışmasında, çağdaş sanatın düşünsel kaynaklarını, çağdaş sanat alanına içkin estetik teorileri irdeliyor. Yazar, Frankfurt Okulu’nun Aydınlanma eleştirisi ve bunun üzerine bina ettiği estetik anlayış ile Nietzsche, Benjamin, Deleuze, Heidegger, Derrida, Baudrillard, Lyotard ve Foucault gibi düşünürlerin alana referans oluşturan felsefi söylemlerini analiz ediyor. Aydınlanma, kültür endüstrisi ve sanat, modern hayatta sanatın gösterileşmesi, fotoğrafın sanatsal varolma biçimi, sanat eserinde hakikatın vuku bulması, estetiğin yapıbozumu ve avangard sanat, kitapta bu bağlamda tartışılan konulardan bazıları.