Kemalettin Kuzucu – Bin Yılın Çayı (2012)

  • BİN YILIN ÇAYI, Kemalettin Kuzucu, Kapı Yayınları, kültür, 602 sayfa

 

Kemalettin Kuzucu ‘Bin Yılın Çayı’nda, Osmanlı’da çay ve çayhane kültürüne odaklanıyor. Kuzucu burada, Osmanlılardan önce Türklerde çay konusundan başlayarak çayın Osmanlı Devleti’ne girişi ve yaygınlaşmasına, gündelik hayatta çayın etkisinden çay hazırlama yöntemlerine ve çayla birlikte ortaya çıkan bir toplumsal mekan olan çayhanelerden çayın edebiyattaki yansımalarına kadar birçok ilgi çekici konuyu ele alıyor. Çay tüketimini biyolojik ihtiyaçlar veya ekonomik kavramlarla açıklamaktan ziyade, çayı siyasî, toplumsal, sembolik ve kültürel yönleriyle işleyen Kuzucu’nun kitabı, iyi bir kültür tarihi araştırması.

Penelope Lively – Ay Kırıkları (2012)

  • AY KIRIKLARI, Penelope Lively, çeviren: Yasemin Akbaş, Everest Yayınları, roman, 274 sayfa

 

Penelope Lively ‘Ay Kırıkları’nda, ölüm döşeğindeki başkahramanı Claudia Hampton’ın geçmişine yaptığı dokunaklı yolculuğu hikâye ediyor. Tarihçi Hampton, hastane yatağında kanserle mücadele ederken, yaşamının bir tarihini bilincinde yazmaya koyulur. Hampton, dünya tarihi olarak tasarladığı kişisel tarihi ekseninde, 2. Dünya Savaşı’nda tanık olduklarını, aşık olduğu Tom’u, bağımlılık derecesinde sevdiği kardeşi Gordon’ı ve annesiyle ilişkisini, deyim yerindeyse, yeni baştan kurmaya koyulur. Lively’nin geri dönüşler ve farklı anlatıcılarla zenginleştirdiği hikâyesi, en çok, güçlü karakteri Hampton’la dikkat çekiyor.

Pamuk Yıldız – O Hep Aklımda (2012)

  • O HEP AKLIMDA, Pamuk Yıldız, Ayizi Kitap, anı, 421 sayfa

 

Pamuk Yıldız, Ankara’da, henüz lise son sınıf öğrencisiyken gözaltına alınıp yaklaşık yedi yıl Mamak Cezaevi’nde tutuklu kaldı. Pamuk ilk baskısı 2001’de yapılan bu kitabında, cezaevindeyken tanık olduğu 12 Eylül cuntasının işkencelerini, yargılamalarını kayda geçiriyor. Kitapta, Yıldız’ın ve arkadaşlarının gördüğü işkenceler, sayfalar boyunca devam ediyor. Zira sistematik olarak artan işkence, cezaevinde yaşadığı yaklaşık yedi yıllık sürenin ayrılmaz parçası haline gelmiş. Yaşadıklarını kaleme dökerek bir anlamda kendi acılarını sağaltmaya çalışan Yıldız’ın kitabı, okurla bir dertleşme çabası olarak düşünülebilir.

Mustafa Sönmez – Kürt Sorunu ve Demokratik Özerklik (2012)

  • KÜRT SORUNU VE DEMOKRATİK ÖZERKLİK, Mustafa Sönmez, Nota Bene Yayınları, siyaset, 405 sayfa

 

‘Kürt Sorunu ve Demokratik Özerklik’, iktisatçı Mustafa Sönmez’in konuya dair yayımlanmış yazılarına olduğu kadar, Kürt sorununa ilişkin yeni tesbit, gözlem ve yorumlarına da yer veriyor. 1990’lardan günümüze Kürt sorunun ekonomi politiğini analiz eden Sönmez’in çalışması, henüz pek işlenmeyen “Demokratik Özerklik” konusunu da geniş bir bölüm şeklinde kitabına eklemiş. Yazar bu konu hakkında BDP eşbaşkanı Gültan Kışanak ile bir söyleşi yapmış; ayrıca burada bir alt başlık halinde İspanya’nın “özerk bölge” deneyimine yer vermiş. Kitabın ilgi çeken bir diğer yanı da, Sosyalist solun Kürt sorununa bakışını analiz etmesi.

Mehmet Ali Birand ve Reyhan Yıldız – Son Darbe: 28 Şubat (2012)

  • SON DARBE: 28 ŞUBAT, Mehmet Ali Birand ve Reyhan Yıldız, Doğan Kitap, siyaset, 374 sayfa

 

28 Şubat 1997’de yaşananlar, kimileri tarafından “balans ayarı” şeklinde, kimileri tarafından da “post-modern darbe” olarak tanımlanmıştı. Ülkenin geleceğini yeni baştan düzenleyen bu darbe, Türkiye demokrasi tarihinde kara bir leke olarak yerini almış bulunmakta. Elimizdeki kitap ise, Mehmet ali Birand ve Reyhan Yıldız’ın 28 Şubat’la ilgili yaptıkları dikkat çekici belgeseli kayda geçiriyor. Belgeselde, darbe mağdurları, demokrasi taraftarları, tanıklarla yapılmış görüşmelere yer veriliyor. Kitabın ayrıca, sürenin kısıtlılığı nedeniyle belgesele alınmayan bazı bilgi ve röportajlara yer verdiğini de belirtelim.

F. W. Hasluck – Bektaşilik İncelemeleri (2012)

  • BEKTAŞİLİK İNCELEMELERİ, F. W. Hasluck, çeviren: Râgıb Hulûsi (Özden), yayıma hazırlayan: Mehmet Kanar, Say Yayınları, inceleme, 224 sayfa

 

İngiliz şarkiyatçı F. W. Hasluck ‘Bektaşilik İncelemeleri’nde, Bektaşilik üzerinden Anadolu’nun dini tarih ve etnografyasına dair önemli tespitlerde bulunuyor. Yazar burada yer alan makalelerinde ilkin, Bektaşilerin coğrafi dağılımına odaklanıyor. Bu analizde Anadolu başta olmak üzere El Cezire ve Irak, Mısır, İstanbul, Rumeli, Bulgaristan, Romanya, Sırbistan, Yunanistan, Arnavutluk ve Avusturya-Macaristan gibi geniş bir coğrafi alanda Bektaşiliğin izi sürülüyor. Yazar bunun yanı sıra, Anadolu’da Hıristiyanlık ve Müslümanlık arasındaki etkileşimler ile sultanların kılıç kuşanması gibi farklı detayları da irdeliyor.

Gershom Scholem – Sabetay Sevi (2012)

  • SABETAY SEVİ, Gershom Scholem, çeviren: Eşref Bengi Özbilen, Kabalcı Yayınevi, biyografi, 857 sayfa

 

Gershom Scholem elimizdeki kitabında, “mistik mesih” olarak tanımladığı Sabetay Sevi’nin ve onun hareketinin kapsamlı bir öyküsünü kaleme almış. Sabetaycı hareketin, İkinci Tapınak’ın yıkılmasından beri Yahudilikteki en önemli Mesihçi hareket olduğunu savunan Scholem, kitabında, Sabetay Sevi ile onun peygamberi Gazzeli Nathan’ın ölümlerine kadar hareketin kapsamlı bir tarihini sunuyor. Sabetaycı hareketin arka planı, Sabetay Sevi’nin ilk yılları, Filistin’de Sabetaycı hareketin başlaması, Sevi’nin Gelibolu’da hapsedilmesi, Sevi’nin dininden dönme süreci ve hayatının son yılları, kitapta yer alan konulardan birkaçı.

Edibe Sözen (ed.) – Hepimiz Globaliz, Hepimiz Yereliz (2012)

  • HEPİMİZ GLOBALİZ, HEPİMİZ YERELİZ, editör: Edibe Sözen, Alfa Yayınları, medya, 341 sayfa

 

Arap Devrimi’nde sürekli vurgulanan detaylardan biri, eylemcileri bir araya getiren, orgazine olmalarını sağlayan ve geleneksel medya karşısında kendilerine direniş imkanları sağlayan sosyal medya faktörüydü. İşte on beş makalenin yer aldığı elimizdeki kitap, bu gerçekten yola çıkarak sosyal medyaların, toplumun farklı alanlarını nasıl yeniden inşa ederek sosyal hale getirmeye çalıştığını irdeliyor. Kitapta sosyal medya ve demokrasi, internet ve sosyal medyanın kamu yönetiminde kullanılması, sosyal medyada etik, sosyal medya ve Arap Devrimi ve sosyal medyanın eğitimde kullanılması gibi ilgi çekici konular irdeleniyor.

Yusuf el-Muhaymid – Münire (2012)

  • MÜNİRE, Yusuf el-Muhaymid, çeviren: Esra Kılıççı, Pegasus Yayınları, roman, 255 sayfa

Yusuf el-Muhaymid, yayımlandığı dönemde tartışma yaratan ‘Münire’de, hasta ruhlu bir erkeğin yaşattığı acıların kurbanı Riyadlı Münire el-Sahi’nin hikâyesini anlatıyor. Hasan el-Asi, görüp beğendiği Münire’yi babasından ister. Kendisini binbaşı olarak tanıtan Hasan, babanın onayını alır. Nikah için Hasan’ın yanında teyzesi, nikah memuru ve şahit olarak da iki asker bulunmaktadır. Evliliğin gerçekleşmesinden hemen sonra, genç kadın için korkunç bir süreç işlemeye başlar. Zira Hasan’ın Münire’ye olan aşkı gerçek değildir ve Hasan bu evliliği uzun zamandır tasarladığı bir intikamı gerçekleştirmek için kullanmıştır.

Görünmez Komite – Yaklaşan İsyan (2012)

  • YAKLAŞAN İSYAN, Görünmez Komite, çeviren: R. Işık Güngör, Sel Yayınları, siyaset, 120 sayfa

 

‘Yaklaşan İsyan’, ekonominin içinde bulunduğu çıkmazları ortaya koyuyor, devrimin neden ertelenemeyeceğini açık bir şekilde anlatarak daha iyi bir gelecek için radikal önerilerde bulunuyor. “Ekonominin krizde olmadığını, ekonominin kendisinin bir kriz olduğunu artık görmemiz gerek…” diyen yazarlar, medeniyetin yaşadığı büyük krizi benlik, sosyal ilişkiler, iş ve çalışma, ekonomi, kent, çevre ve medeniyet gibi başlıklar üzerinden inceliyor. Fransa İçişleri Bakanı’nın “terörizmin el kitabı” olarak tanımlayacak kadar ürktüğü bu devrimci metin, yayımlandıktan kısa bir süre sonra tüm Avrupa dillerine de çevrilmişti.