Nergis Yazgan – Avcı Babam ve Ben (2011)

  • AVCI BABAM VE BEN, Nergis Yazgan, Yapı Kredi Yayınları, anı, 212 sayfa

 

Nergis Yazgan’ın kaleme aldığı ‘Avcı Babam ve Ben’, karşıt eğilimlere sahip bir baba ile kızının hikâyesi olarak okunabilir. Nergis Yazgan, babası Şadi Yazgan’ın hayat hikâyesini kaleme getirirken, avcı babası ile doğa koruma çalışmaları yapan kendisi arasındaki çelişkiler üzerinden ilerliyor. Dolayısıyla burada, ava ve avcılığa âşık bir baba ile Doğal Hayatı Koruma Derneği ve Dünya Doğayı Koruma Vakfı (WWF) gibi sivil toplum kuruluşlarında görevler üstlenmiş kızının öyküsü karşımıza çıkıyor. Yazgan, babasının 104 yıllık renkli hayatını, 19. yüzyıldan 2000’li yıllara uzanarak anlatıyor. Kitap böylece, Erenköy’ün bir zamanların meşhur üzüm bağlarından, Türkiye’nin doğal özelliklerine ve doğa karşısındaki önemli tehditlere; Hitler dönemi Almanyası’ndan 1940’lar Anadolusu’na ve ilginç avcılık hikâyelerine uzanıyor.

Platon – Ion: Şiir Üzerine (2011)

  • ION: ŞİİR ÜZERİNE, Platon, çeviren: Nihal Petek Boyacı, Kabalcı Yayınevi, felsefe, 77 sayfa

 

‘Ion’, Platon’un erken dönem diyaloglarından biri olarak kabul ediliyor. Platon’un, henüz siyasete adım atmadığı bir dönemde kaleme aldığı ‘Ion’, Sokrates ile şehir şehir dolaşarak ozanların şiirlerini halkın önünde okuyan bir rhapsodos olan Ion arasında geçer. Burada Sokrates, rhapsodos’un sanattan yoksun olduğunu; çünkü bir şeyin sanat niteliğini kazanması için, onun bilgi yoluyla icra edilmesi gerektiğini savunur. Ünlü filozofa göre, rhapsodos’un bir sanatı varsa, onun bir konusunun ya da nesnesinin de olması gerekir. Sokrates, ilerleyen sayfalarda, diğer sanatları örnek vererek, rhapsodosluğun bilgi ile icra edilmediğini savunur.

Ariel Salzmann – Osmanlı Ancien Régime’i (2011)

 

Osmanlı tarihçisi Ariel Salzmann eldeki yetkin çalışmasında, Osmanlı’nın ancien régime’inde (eski rejim), hükümetin kökenlerini araştırıyor.

Yazarın çalışmasında, oldukça özgün bir tarz ortaya koyduğunu belirtelim.

Zira Salzmann, Alexis de Tocqueville’in meşhur eseri ‘L’ancien régime et la Révolution’daki düşüncelerini, 18. yüzyıl Osmanlısı’nın devlet yapısını gözeterek yorumluyor.

Salzmann, Tocqueville’in Osmanlı’ya gelmesi ve burada devlet arşivlerini incelemesi halinde, modern devlete dair kuramlarının farklı olup olamayacağını sorguluyor ve böylece, modern devlet konusunda Tocqueville’in görüşlerine rakip fikirleri de araştırıyor.

  • Künye: Ariel Salzmann – Osmanlı Ancien Régime’i, çeviren: Ayşe Özdemir, İletişim Yayınları, tarih, 309 sayfa

Mehmet Bayrak – Bir Siyaset Tarzı Olarak Alevi Katliamları (2011)

  • BİR SİYASET TARZI OLARAK ALEVİ KATLİAMLARI, Mehmet Bayrak, Özge Yayınları, inceleme, 552 sayfa

 

Araştırmacı-yazar Mehmet Bayrak elimizdeki kitabında, Alevi toplumunun İslam halifeliğinden bugüne maruz kaldığı katliamları irdeliyor. Çalışmasına İslam halifeliği, Selçuklu, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde Alevi muhalefeti ve Alevilere uygulanan katliamlarla başlayan Bayrak, bu topraklardaki Kızılbaş/Alevi düşmanlığının ve aydın kıyımının ne boyutta olduğunu gözler önüne seriyor. Bayrak devamında, Alevi katliamlarında derin devletin rolünü ve devletin, bizzat bazı Alevi önderlerini kullanarak bu toplumu ne şekilde asimile etmeye çalıştığını da sorguluyor. Kitapta ayrıca, Maraş katliamı için yakılmış bazı ağıtlara da yer veriliyor.

Leo Damrosch – Jean-Jacques Rousseau (2011)

  • JEAN-JACQUES ROUSSEAU, Leo Damrosch, çeviren: Özge Özköprülü, İş Kültür Yayınları, biyografi, 584 sayfa

 

Leo Damrosch elimizdeki kitabında, “huzursuz dâhi” olarak tanımladığı, dünya düşünce tarihinde önemli bir yeri olan Fransız düşünür Jean-Jacques Rousseau’nun biyografisi kaleme getiriyor. Damrosch’un bu kapsamlı biyografisini dikkat çekici kılan başlıca husus, Rousseau’nun olağanüstü özgün yazılarını, bu yazıları meydana getiren çalkantılı hayat hikâyesiyle harmanlaması. Yazar bunu yaparken de, Rousseau’nun kendi kelimeleri kadar, onu tanıyanların kelimelerine de yer vererek, çalışmasını zenginleştiriyor. Yazar bunların yanı sıra, Rousseau’nun düşüncelerinin insanları neden böylesine heyecanlandırdığına ilişkin önermelerde de bulunuyor.

Evgin Atalay – Hayat Yeşil, Umut Mavi (2011)

  • HAYAT YEŞİL, UMUT MAVİ, Evgin Atalay, Kırmızı Yayınları, deneme, 143 sayfa

 

Evgin Atalay, tedavisi mümkün olmayan bir kas hastalığından mustarip. Atalay yıllarca, hayatını zorlaştıran bu hastalıkla mücadele etti. İşte ‘Hayat Yeşil, Umut Mavi’, genç yazarın bu hastalıkla yaşama deneyimini anlattığı ve 1997 yılından beri tuttuğu günlüklerine dayanıyor. Atalay’ın kitabı için, tüm zorluklarına rağmen hayatla inatlaşma mücadelesi diyebiliriz. Çünkü yaşadığı hastalık, onu hiçbir şekilde hayattan uzaklaştırmamış; bilakis, umudunu daha da diriltmiş. Varolma çabasını yazarak ortaya koyan Atalay’ın kitabı, deneyimlerini başka insanlarla paylaşmak çabasının ürünü. Yazarın biricik hayali de, su kenti Venedik’i görebilmek.

Constantin von Barloewen – Bilgiler Kitabı (2011)

  • BİLGİLER KİTABI, Constantin von Barloewen, çeviren: Işık Ergüden, Aylak Kitap, söyleşi, 400 sayfa

 

‘Bilgiler Kitabı’, sanat, edebiyat, dinsel ve kültürel bilimler, antropoloji, doğa bilimleri ve müzik gibi alanlarda iz bırakmış aktörlerle yapılmış söyleşilerden oluşuyor. Kitaba, aralarında Adonis, Boutros Boutros Ghali, Régis Debray, Carlos Fuentes, Nadine Gordimer, Stephen Jay Gould, Samuel Huntington, Julia Kristeva, Claude Lévi-Strauss, Yehudi Menuhin, Amos Oz, Arthur Schlesinger, Tu Wei-Ming, Paul Virilio ve Elie Wiesel gibi isimler katkıda bulunmuş. Çalışma, bu söyleşiler aracılığıyla, yirmi birinci yüzyılın entelektüel bir panoramasını ortaya koyduğu kadar, günümüz sorunlarına getirdiği çözüm önerileriyle de dikkat çekiyor.

Saime Göksu ve Edward Timms – Romantik Komünist (2011)

  • ROMANTİK KOMÜNİST, Saime Göksu ve Edward Timms, çeviren: Barış Gümüşbaş, Yapı Kredi Yayınları, biyografi, 453 sayfa

 

İngilizce ilk baskısı 1999’da yapılan ve Türkçe baskısı yenilenen ‘Romantik Komünist’, Nâzım Hikmet’in yaşamına ve eserine odaklanıyor. Kitap, hapishane koşullarında bile politik cesareti, komünist duruşu ve sanatsal yaratıcılığından taviz vermemiş; bunun yanı sıra ülkesine, halkına, doğaya ve kadınlara tutkuyla âşık bir romantik olan Hikmet’in kapsamlı bir biyografisini ortaya koymasıyla dikkat çekici. Hikmet’in genç bir yurtsever olarak portresini ele alarak başlayan çalışma, onun politik mücadelesine ve sanatının karakteristik özelliklerine doğru yol alıyor. Kitabın önsözleri ise, Yevgeni Yevtuşenko ve Memet Fuat imzalarını taşıyor.

Rohat Alakom (haz.) – Bir Türk Subayının Ağrı İsyanı Anıları (2011)

  • BİR TÜRK SUBAYININ AĞRI İSYANI ANILARI, hazırlayan: Rohat Alakom, Avesta Yayınları, anı, 160 sayfa

 

Ağrı İsyanı, Kürt siyasal hareketine büyük etkide bulunması vesilesiyle önemli bir dönüm noktası. Rohat Alakom’un hazırladığı elimizdeki kitap, Türk subayı Zühtü Güven’in isyana dair anlatımlarından oluşuyor. Kitap, 1953 yılında Dünya gazetesinde yayımlanan ve tam 51 gün süren Zühtü Güven imzalı ‘Doğu İsyanlarında Bir Türk Subayı’ adlı yazı dizisine dayanıyor. Güven burada, bir Kürt isyanını hem yaşayışını, hem de bu ayaklanmaya bakışını anlatıyor. Yaklaşık üç yıl boyunca Kürtler arasında görev yapan Güven’in anıları, Kürt tarafını sürekli eleştirmesine ve eşkiya edebiyatını yeniden ve yeniden üretmesine rağmen, önemli bir tarihi belge.

Gustavo Mercado – Sinemacının Gözü (2011)

  • SİNEMACININ GÖZÜ, Gustavo Mercado, çeviren: Selçuk Taylaner, Hil Yayın, sinema, 207 sayfa

 

Film ve HD video alanında yazarlık, yapımcılık, yönetmenlik yapan ayrıca kurgu ve çekim konusunda deneyimli bir bağımsız sinemacı olan Gustavo Mercado ‘Sinemacının Gözü’nde, sinemada plan ve kompozisyon konusunu ele alıyor. Mercado’nun çalışması, planları güçlü yapan teknik ve öyküsel yönleri göz önünde bulundurarak, sinemasal kompozisyon kurallarının anlaşılmasına ve uygulanmasına yönelik bütünlüklü bir yaklaşım sunmasıyla önemli bir boşluğu dolduruyor. Yazar, sinema dilinin en çok kullanılan planlarının her birinde uygulanan kompozisyon kurallarına yoğunlaşıyor ve bunları yaratmak için gereken araç ve yöntem bilgilerini inceliyor.