Halldor Laxness – Salka Valka (2011)

  • SALKA VALKA, Halldor Laxness, çeviren: Mehtap Gün Ayral, Yordam Kitap, roman, 414 sayfa

‘Salka Valka’, idealist kadın karakteri Salka üzerinden, İzlanda’nın yoksulluktan kırılmış coğrafyasını ve insanların hayatta kalma çabasını hikâye ediyor. Laxness’e 1955’te Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazandıran roman, yoksul balıkçılarla birlikte çileli bir hayat süren Salka’nın ile annesi Sigurlina’nın yaşadıkları üzerine kurulmuş. İki kadın, hayatta kalabilmek için kuzeydeki evlerini terk edip İzlanda’nın güneyinde bulunan Oseyri köyüne gelecektir. Fakat buradaki şartlar, geldikleri yerden daha zorludur. Anne, kısa bir süre sonra depresyona yenik düşecek, Salka ise onu ve kendisini koruyabilmek için amansız bir mücadeleye girişecektir.

Mehmet Nuri Gültekin – Orhan Kemal’in Romanlarında Modernleşme, Birey ve Gündelik Hayat (2007)

  • ORHAN KEMAL’İN ROMANLARINDA MODERNLEŞME, BİREY VE GÜNDELİK HAYAT, Mehmet Nuri Gültekin, Ürün Yayınları, inceleme, 270 sayfa

 

Orhan Kemal’in eserlerinin asıl ilgi çekici yönlerinden biri, kurgunun taşıdığı karakter zenginliğidir. Özellikle kahramanların gerçekçi sosyolojik çizimi, Orhan Kemal’in eserlerini sosyoloji disiplini incelemelerine dahil etmiş bulunuyor. Orhan Kemal, Türkiye’nin politik, ekonomik ve sosyal modernleşme sürecinin bir bölümünü yaşayan bir isimdi ve bu sürecin iniş çıkışları romanlarının ana temasını oluşturur. Mehmet Nuri Gültekin’in bu çalışması da, yazarın eserlerini sosyolojik incelemeye tabi tutan bu tarz eserlerden biri. Gültekin kitabında, 19. yüzyılın son dönemi ve 1950’li yıllara kadar olan siyasi gelişmelerin, modernleşme çabalarının kırsal/tarımsal yapıya ne şekilde yansıdığını, Orhan Kemal’in romanları üzerinden inceliyor. Yazarın, çalışmaya konu olan kitapları da, bu süreci en iyi veren eserlerinden seçildi.

Murat Kurt (ed.) – Miracle Picture Dictionary (2007)

  • MIRACLE PICTURE DICTIONARY, editör: Murat Kurt, MK Publications, sözlük, 592 sayfa

‘Miracle Picture Dictionary’, her kelimesi resimle verilen bir İngilizce sözlük. Her kelime bir resimle veriliyor ve resmin hemen yanında da kelimenin İngilizce tanımı ve örnek cümle içinde kullanımı bulunuyor. Bunun dışında, sözlükle beraber verilen iki adet CD’de de, sözlükte bulunan kelimelerin yazılışları ile sesli okunuşları yer alıyor ve bu şekilde de dili öğrenme süreci de hızlanmış oluyor. Sözlük özellikle İngilizce’ye yeni başlayanlar için hazırlandığından, sözlükte yer alan kelimelerin İngilizce açıklamaları da olabildiğince basit tutulmuş. 10 binin üzerinde resim-kelime barındıran sözlüğün, kaliteli cildi ve baskısıyla da dikkat çektiğini belirtelim.

Claudia Herbert – Travma Sonrası Ortaya Çıkan Psikolojik Tepkileri Anlamak (2007)

  • TRAVMA SONRASI ORTAYA ÇIKAN PSİKOLOJİK TEPKİLERİ ANLAMAK, Claudia Herbert, çeviren: Mehmet Z. Sungur ve Ece Cömert, PsikoNET Yayınları, psikoloji, 100 sayfa

Claudia Herbert, Oxford Stres ve Travma Merkezi’ni yönetiyor. Claudia, “Travma sonrası yaşanan deneyimden kaçmak, kısa vadede kendinizi iyi hissetmenizi sağlasa bile, uzun vadede sorun yaratabilir. Geçirdiğiniz travma sonrası rahatsız edici, bunaltıcı, yaşamınızı alt üst eden duygular hissedebilirsiniz” derken ortaya çıkacak bu tür yoğunlukları vurgulamayı amaçlıyor. Kitap, geçirilen ani ve beklenmedik travmalar sonucunda rastlanan depresyon, geri dönüşlerle travma anını tekrar yaşama, sorundan bahsetmekten kaçınma, kronik ağrı, cinsel güçlükler ve uykusuzluk gibi sorunlara odaklanıyor.

Theodor Reik – Aşk ve Şehvet Üzerine (2007)

  • AŞK VE ŞEHVET ÜZERİNE, Theodor Reik, çeviren: Ali Kılıçlıoğlu, Say Yayınları, psikoloji, 400 sayfa

‘Aşk ve Şehvet Üzerine’nin bu birinci cildi ‘Romantik ve Cinsel Duyguların Psikanalizi’ başlığını taşıyor ve çiftlerin aşk hayatı, cinsellik, evlilik, anne-babalık ve erkeklik ile kadınlığın gizli doğasını tartışıyor. Freud’un öğrencisi olan Reik, daha sonraki otoritelerce Freud’un mirasçısı sayılmıştı. Reik’in çalışmasının bu birinci cildi, psikanalistin Freud’la hesaplaşması olarak da okunabilir. Çünkü temel dürtüler ekseninde masaya yatırılan aşk ve şehvet ile mazoşizmin sosyal, dinsel ve kültürel unsurları, Reik’in bu hesaplaşması üzerinden verilir. ‘Aşk ve Şehvet Üzerine’nin ikinci cildi de ‘Cinslerin Duygusal Farklılıkları’ başlığını taşıyor.

Leo Panitch ve Colin Leys (haz.) – Kapitalizmde Sağlık: Sağlıksızlık Semptomları (2011)

  • KAPİTALİZMDE SAĞLIK: SAĞLIKSIZLIK SEMPTOMLARI, hazırlayan: Leo Panitch ve Colin Leys, çeviren: Umut Haskan, Yordam Kitap, siyaset, 351 sayfa

1964’ten beri yayımlanan saygın Marksist kuram dergisi Socialist Register’ın 2010 yılı sayısı, kapitalist sistemde sağlık konusuna ayrılmıştı. Bu sayının çevirisinden oluşan elimizdeki kitap, kapitalist sağlık sisteminin ekonomi politiğini kapsamlı bir bakışla irdeliyor; neoliberal küreselleşmenin sağlık alanında gün geçtikçe daha olumsuz hale gelen etkilerini ortaya koyuyor. Kapitalist sistemde sağlığı şekillendiren tarihsel, ekonomik, toplumsal ve siyasî etmenlere eğilen çalışma, sağlık sektöründeki sermaye birikiminden sağlıktaki ilaç entrikalarına, sağlıkta piyasalaştırma süreçlerinden Afrika’daki anne ölümlerinin nedenlerine ve Amerikan sağlık reformuna kadar, konuya dair birçok ayrıntıya uzanıyor. Kitapta ayrıca, Küba, Çin, Amerika, Kanada ve Hindistan gibi ülkelerin sağlık politikaları da irdeleniyor.

Koray Karabekiroğlu – Çocuğuma Nasıl Davranmalıyım? (2011)

  • ÇOCUĞUMA NASIL DAVRANMALIYIM?, Koray Karabekiroğlu, Say Yayınları, eğitim, 397 sayfa

Koray Karabekiroğlu ‘Çocuğuma Nasıl Davranmalıyım?’da, çocuklarında bazı ruhsal, gelişimsel sorunlar yaşayan veya bu konularda bilgi sahibi olmak isteyen ebeveynlere, bir çocuk psikiyatri uzmanı olarak bilgi veriyor. 2-15 yaş arası çocukları kapsayan çalışma, çocuk ruh sağlığının temel kavramlarını, tıbbi terminolojiden özellikle kaçınarak vermesiyle, bilhassa anne-babalar için iyi bir rehber eser. Kitapta, inatçılık, yemek yememe, kıskançlık, okul korkusu, çocuklarda zeka, uyku bozuklukları, ergenlikte yaşanan sorunlar gibi, çocuk ruh sağlığı alanındaki temel duygu ve durumlara dair Karabekiroğlu’nun verdiği aydınlatıcı bilgiler yer alıyor. Karabekiroğlu’nun çalışması bu yönüyle, çocuk ruh sağlığını anlamak ve karakterin gelişimine ne gibi katkılar sunacağı konusunda bilgilenmek isteyen anne-babalara hitap ediyor.

Oya Güngörmüş Özkardeş – Baba Olmak (2011)

  • BABA OLMAK, Oya Güngörmüş Özkardeş, Remzi Kitabevi, eğitim, 135 sayfa

Türkiye’de baba olmak, belki üzerinde en az durulan, fakat en çok da ihtiyaç duyulan konulardan biri. Bir yönüyle Doğulu bir toplum olan Türkiye’de babalar çocuklarıyla, annelere oranla daha mesafeli, otoriter bir ilişki içindedir. Oysa çocuğun dünyasında babanın işlevi, döllenmiş yumurtayla birlikte başlar. İşte Oya Güngörmüş Özkardeş bu çalışmasında, Türkiye’de çok az işlenen bir alana, babanın çocuğun gelişimindeki rolüne odaklanıyor. Annelik üzerine yapılan araştırmaların çokluğu düşünüldüğünde, Özkardeş’in babalık konulu çalışmasının ne denli büyük bir boşluğu doldurduğu da açık. Çocuğun eğitiminde babaların ikinci planda kalmasının nedenleri; hamilelik döneminden başlayarak baba-bebek arasındaki sürekli etkileşim ve babanın çocuğun zekâsını ve akademik başarısını nasıl etkilediği, kitaptaki bazı konular.

Theodor W. Adorno – Otoritaryen Kişilik Üstüne (2011)

OTORİTARYEN KİŞİLİK ÜSTÜNE, Theodor W. Adorno, çeviren: Doğan Şahiner, Say Yayınları, felsefe, 336 sayfa

‘Otoritaryen Kişilik Üstüne’, düşünür Theodor W. Adorno’nun Nazi Almanyası’nı terk ettikten sonra ABD’de kaleme aldığı eserlerden biri. Kitap esasında, Frankfurt Toplumsal Araştırmalar Enstitüsü üyelerinin, sürgünden sonra, başka bilimcilerle birlikte gerçekleştirdikleri ‘Önyargı Üstüne Çalışmalar’ın üçüncü cildini oluşturan kitaba Adorno’nun yaptığı katkıdan oluşuyor. Başta antisemitizm üzerine odaklanan araştırma, can alıcı bir soruyla, “Bu düşünceleri belli bireyler kabul ederken neden başkaları kabul etmiyor?” sorusuyla başlıyor. Kitap, bu sorunun yanıtını ararken, antisemitizmin muhtemelen özgül ya da yalıtık bir fenomen olmayıp daha genel bir ideolojik çerçevenin bir parçası olduğu ve bireyin bu ideolojiye açıklığının asıl olarak onun psikolojik gereksinimlerinden kaynaklandığı hipotezini de masaya yatırıyor.

Rıfat N. Bali – Tabutluklar, Sansaryan Han Ve İki Emniyet Müdürü (2011)

Rıfat Bali ‘Tabutluk, Sanbaryan Han ve İki Emniyet Müdürü’nde, 1940’lı yılların iki ünlü emniyet müdürünün, Nihat Halûk Pepeyi ve Ahmet Demir’in hayat hikâyelerini anlatıyor.

Müdürlerin ortak özellikleri, halef-selef olmaları ve hem solcular ve komünistler hem de Turancılar ve milliyetçiler tarafından olumsuz sıfatlarla anılmaları.

Bunlardan Pepeyi, 1943’te Almanya’ya yaptığı gezi nedeniyle, bazı söylencelerin baş aktörü haline gelecekti.

Nazilerin Türkiye’yi işgal etmelerinden korkan Türkiyeli Yahudilerin kanaatine göre, Pepeyi’nin ziyaretinin asıl maksadı, Nazilerin kullandığı insan yakma fırınlarının Türkiye’de inşa edilmesiydi.

İşte Bali, “Balat Fırınları” söylentisini, İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün o tarihte faaliyet gösterdiği Sansaryan Han’ı ve burada “tabutluk” adıyla mal olan hücreleri anlatıyor.

  • Künye: Rıfat N. Bali – Tabutluklar, Sansaryan Han Ve İki Emniyet Müdürü, Libra Kitap, tarih, 308 sayfa