José Ortega y Gasset – Çağımızın Meselesi (2021)

“Çağımızın meselesi, aklı yaşamsallığa tabi kılmaktan, onu biyolojik şema içine yerleştirmekten, spontan olana teslim etmekten ibarettir.”

Geçtiğimiz yüzyılın en büyük düşünürlerinden José Ortega y Gasset, ‘Çağımızın Meselesi’nde aklın metafiziğindeki son kavşağı değerlendiriyor.

Tüm felsefi etkinlikleri temelde iki zorunluluğa; eşyanın neliğine ve nasıl düşünebileceğine indirgeyen Gasset, rasyonellik ve göreceliğin sıkı bir eleştirisine girişiyor.

Modern bilimi bu kadim tartışmanın bağlamında ele alırken, Einstein’ın fizik kuramına içkin genel anlama da felsefi bir yorum getiriyor.

Bir doktrin değişiminin salt bir doğru ve yanlış bilgi tartışması olmadığını, asıl meselenin yeni bir düşünme ve kavrama biçimini fark etmek olduğunu öne sürüyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Çok değil birkaç yıl içinde, hayattan kültüre hizmet için herhangi bir rıza elde etme işi saçma görünecektir. Yeni çağın misyonu tam olarak bu ilişkiyi tersine çevirerek kültürün, aklın, sanatın ve etiğin hayata hizmet etmesi gerektiğini göstermektir. Dolayısıyla bizim tavrımız yeni bir ironiyi, sokratik ironinin tersyüz edilmiş bir biçimini işaret etmektedir. Sokrates spontan olana güvenmeyip onu rasyonel normlar üzerinden ele alırken, günümüz insanı da akla güvenmeyip ‘Çağımızın Meselesi’ onu spontanlık normları üzerinden yargılamaktadır. Aklı reddetmez, ama onun mutlak egemenlik girişimlerini reddederek bu girişimlerle alay eder. Eski kafalı insanlara göre bu belki saygısızlıktır. Mümkündür, ancak kaçınılmazdır. Kaçınılmaz olarak hayatın kendi taleplerini kültüre sunmasının vakti artık gelmiştir.”

  • Künye: José Ortega y Gasset – Çağımızın Meselesi, çeviren: Züleyha Yılmaz, Babil Kitap, felsefe, 144 sayfa, 2021

Larry Laudan – İlerleme ve Sorunları (2021)

‘İlerleme ve Sorunları’, bilimsel ilerleme fikrinin bilim felsefesi bağlamında sıkı bir eleştirisi olarak dikkat çekiyor.

Larry Laudan, bilimsel rasyonellik ve ilerleme modellerinin bilim tarihi içindeki yerini sorguluyor.

  • Bilim ilerler mi?
  • Doğa hakkındaki fikirlerimiz gerçekten de itimat edilmeye değer mi?
  • Dünya hakkındaki bazı inançlarımız diğerlerinden daha akılcı mıdır?
  • Bilimin yöntemleri problemlerin çözümünde mevcut en iyi gereçler midir?
  • Bilim tarihi ve bilim felsefesi özerk girişimler midir?

Bu ve bunun gibi önemli soruların yanıtlarını veren Lauden, bilimi problem çözme faaliyeti olarak algılayan bir bilimsel araştırma görüşünün, hem bilim tarihi hem de bilim felsefesi için ne gibi etkileri olduğunu ana hatlarıyla gösteriyor.

Kitabın ilk kısmı bir bilimsel ilerleme ve rasyonellik modeli sunuyor ve onun önceki modellerin doğurduğu pek çok çelişkiden nasıl kaçındığını ortaya koyuyor.

İkinci kısım ise çeşitli entelektüel soruşturmalar için bu modelin düşünce tarihinden bilim felsefesine, bilim tarihinden bilgi sosyolojisine kadar uzanan çeşitli dallarını inceliyor.

Bilim felsefesi alanında oldukça saygın bir yere sahip olan Laudan’ın çalışması, bilimsel rasyonellik ve ilerleme modellerini, klasik hiyerarşiyi adeta tersine çevirerek yeniden ele almasıyla önemli.

  • Künye: Larry Laudan – İlerleme ve Sorunları: Bir Bilimsel Gelişme Kuramına Doğru, çeviren: Tekin Atmaca ve Zafer Güncüm, Küre Yayınları, bilim, 239 sayfa, 2021

John Paul Minda – İnsan Nasıl Düşünür? (2021)

Ünlü bir deyiş vardır:

“Beyin kusursuz bir hizmetkâr ama berbat bir efendidir.”

John Paul Minda, zihnimizin nasıl çalıştığını aydınlatarak bize ne denli kusurlu varlıklar olduğumuzu ortaya koyuyor.

Satın aldığınız bir kulaklık veyahut saç düzleştirici dahi yanında kullanım kılavuzuyla gelirken, tüm dünyayı algılayıp yolumuzu çizmemize imkan sağlayan beynimizin nasıl çalıştığına pek az kafa yormamız tuhaf değil mi?

Minda’nın ‘İnsan Nasıl Düşünür?’ ile yaptığı şey bu aslında.

Herkes için kolay ve anlaşılır bir zihin kullanma kılavuzu sunmak.

Elbette bu kılavuz, okuyucusuna üstün bir kullanım kabiliyeti vadetmiyor.

Yaptığı şey, kafamızın içindeki protein ve yağdan oluşan o kıvrımlı şeyin nasıl çalıştığına dair genel bir perspektif sunmak.

  • Pazarda meyve seçerken ya da aldığınız evlilik teklifini değerlendirirken kafamızın içinde neler kopuyor sahiden?
  • Dahası, doğru olduğuna inandığımız bir seçeneğe nasıl ulaşıyoruz?
  • Bir karar alırken, yolumuzu çizerken, dünyada olan biteni anlamlandırmaya çalışırken hangi devreler açılıyor, hangi faktörler ağırlığını koyuyor?
  • Farkında olmadan hangi engellere takılıyor, hangi gölgelerden kaçıyoruz?

‘İnsan Nasıl Düşünür?’, beyin ve zihin üzerine yirmi yılı aşkın bir çalışmanın ürünü.

Güçlü bir nörobilim ve bilişsel/davranışsal psikoloji metni.

Ancak eser, ne denli kusurlu varlıklar olduğumuzu bize hatırlatmasıyla eşsiz bir deneyime dönüşüyor biraz da.

Kendimize ve dünyaya dair kavrayışımızın sınırlarında yürümek, kontrolün bizde olduğunu düşünürken aslında ne kadar aciz olduğumuzu fark etmek.

  • Künye: John Paul Minda – İnsan Nasıl Düşünür?: Karar Verme, Hatırlama ve Dünyayı Anlamlandırma Süreçlerimizi Kavramak, çeviren: Fırat Çakkalkurt, Okuyan Us Yayınları, bilim, 436 sayfa, 2021

François Y. Doré – Hayvanların Kafasından Neler Geçiyor? (2021)

‘Hayvanların Kafasından Neler Geçiyor?’, hayvan davranışları üzerine en güncel çalışmaların sonuçlarını barındırmasıyla çok değerli.

Bu alanda yıllara yayılan araştırmalar yapmış François Y. Doré’ye kulak veriyoruz.

Doré, hayvanların zihinsel davranışları üzerine araştırmalar yapan uluslararası saygınlığa sahip bilim insanlarından biri.

Bu kitap ise kendisinin uzun yıllara yayılan bu çalışmalarının en güzel sonuçlarından biri.

Çalışma, hayvan davranışı üzerine en güncel bilgi ve araştırmaları, deneyleri ve bunların şaşırtıcı sonuçlarını barındırıyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Ezop ya da La Fontaine’in fablları, Andersen ya da Perrault’nun masalları ve çizgi filmler, onlardan ders çıkarmak veya sadece eğlendirmek amacıyla, hayvanlar için karakteristik şekilde insanlara has olan kişilik özellikleri tasarlar. Bu tasvirlere göre karınca çalışkan, ağustosböceği aylaktır; saksağan geveze, karga ise saftır. Oysa aslında ağustosböceği karınca kadar gayretlidir. Saksağan diğer kuşlardan daha geveze değildir. Karga ise, saf olmak şöyle dursun, en az tilki kadar kurnazdır ve hatta olağanüstü bir zekâya sahiptir.”

  • Künye: François Y. Doré – Hayvanların Kafasından Neler Geçiyor?, çeviren: Başak Bekişli, Alakarga Yayınları, bilim, 248 sayfa, 2021

Alan Lightman – Muhtemel İmkânsızlıklar (2021)

Bu kitap evren, yaşam ve zihin konularında önde gelen bir fizikçi ve yazardan denemeler sunuyor.

Alan Lightman, hiçlik, sonsuzluğun imkân ve imkânsızlıkları, kozmostaki yerimiz üzerine derinlemesine düşünüyor.

  • Uzam nihayetsiz olarak gitgide daha küçük birimlere bölünebilir mi?
  • Ya da sonsuzluğa varıncaya dek gitgide daha büyük alanları kapsayacak şekilde genişlemekte midir?
  • Bilinç dediğimiz şey, tamamen maddeden oluşan beynimize ve beyindeki nöronlara indirgenebilir mi?
  • Hayatın kökeni nedir ve biyologlar laboratuvar ortamında sıfırdan yaşam yaratabilir mi

Lightman, ‘Muhtemel İmkânsızlıklar’da, bu soruları ve gülümsemenin anatomisinden hafızanın öngörülemezliğine, evrende yaşamın aslında çok özel bir şey oluşundan Büyük Patlama’nın öncesinde neler olduğuna kadar pek çok ilginç meseleyi kimi zaman felsefi bir bakışla, ama bilim insanı kimliğini asla bırakmadan tartışıyor.

Kitap, evren hakkında, yaşam ve zihin hakkında, bizlerden son derece büyük ve son derece küçük şeyler hakkında okurları derin bir tefekküre davet ediyor.

  • Künye: Alan Lightman – Muhtemel İmkânsızlıklar: Başlangıçlar ve Bitişler Üzerine Düşünceler, çeviren: Barış Gönülşen, Minotor Kitap, bilim, 192 sayfa, 2021

Antonio Damasio – Descartes’ın Yanılgısı (2021)

“Duygular bir lüks değildir, aksine rasyonel düşünce ve normal sosyal davranışlar için gereklidir.”

Bu tezin doğruluğuna canı gönülden inanan nörolog Antonio Damasio, duygular ile rasyonalite arasındaki bağlantıyı tartışmaya açıyor.

Descartes’ın, çok iyi bilinen “Düşünüyorum, öyleyse varım” söylemini dile getirdiği yüzyıldan bu yana bilim, bireyin gerçek varlığının kaynağı olarak duyguları çoğunlukla göz ardı etti.

Modern sinirbilimi bile yakın bir zamana kadar duygular yerine beyin fonksiyonlarının bilişsel tarafına odaklanma eğilimi gösterdi.

Ancak, ‘Descartes’ın Yanılgısı’ eserinin yayınlanmasıyla birlikte bu tutum değişmeye başladı.

Dünyanın önde gelen nörologlarından biri olan Damasio, duygular ile rasyonalite arasındaki bağlantıya ilişkin geleneksel düşüncelere bu eserinde karşı çıkıyor.

Yazar, hepimizin uzun zamandır şüphe ettiği şeyi -yani duygular bir lüks değildir, aksine rasyonel düşünce ve normal sosyal davranışlar için gereklidir söylemini- vaka çalışmaları yoluyla sergilerken okurunu bilimsel bir keşif yolculuğuna çıkarıyor.

  • Künye: Antonio Damasio – Descartes’ın Yanılgısı, çeviren: Fatma Ece Çetin ve Emre Kumral, ODTÜ Yayıncılık, felsefe, 408 sayfa, 2021

Brian Fagan – Küçük Buzul Çağı (2021)

‘Küçük Buzul Çağı’, tarih içinde iklim değişikliklerinin insanlığı nasıl etkilediği konusunda çok önemli bir çalışma.

Arkeolog Brian Fagan, Vikinglerin ilk kolonilerinin kalıntıları üzerinde yapılan incelemelerden yola çıkarak iklim değişikliğinin tarihe nasıl yön verdiğini gözler önüne seriyor.

İklimbilimciler bilimsel ve teknolojik gelişmelerin yardımıyla son on yıl içinde, iklim koşullarının yaklaşık son bin yılda geçirdiği değişime dair net bir görüntü elde etmeyi başardılar.

Bu keşif, uzun süredir duyulan birtakım kuşkuları doğrular nitelikteydi: Son Buzul Çağı yaklaşık 13.000 yıl önce sona ermesine karşın, MS 1300-1850 yılları arasında dünya bir soğuma döneminden geçmişti.

Uzmanlar bu periyoda “Küçük Buzul Çağı” adını verdi.

Fakat bu tespit bu kez daha büyük başka kuşkular doğurdu: Bu periyodun sonu neden Sanayi Devrimiyle, yani küresel ısınmaya giden yolun başlangıcıyla çakışıyordu?

Fagan bu eserinde, Vikinglerin İzlanda, Grönland ve Kuzey Amerika’da kurdukları ilk kolonilerin kalıntıları üzerinde yapılan incelemelerden yola çıkıp özellikle Avrupa tarihindeki büyük olaylara mercek tutarak iklim değişiminin tarihin akışı üzerindeki etkisini inceliyor.

Bilim, ekoloji, arkeoloji ve tarih okurlarına özellikle hitap edecek çalışma, insan toplumunun iklim zikzakları karşısında ne kadar savunmasız olduğunu göstermesiyle dikkat çekiyor.

  • Künye: Brian Fagan – Küçük Buzul Çağı, çeviren: Zerin Dirihan, Say Yayınları, bilim, 376 sayfa, 2021

Seyfettin Kaya – Orta Çağ İslam Dünyasında Astronomi, Astroloji ve Gözlemevleri (2021)

“Bu yıldızlı gökler ne zaman başladı dönmeye?

Ne zaman yıkılıp gidecek bu güzelim kubbe?”

Bu şiirin yazarı Ömer Hayyam, gök cisimlerinin Dünya’nın etrafında dönmediğini; aksine Güneş’in ve yıldızların sabit olduğunu, Dünya’nın ise kendi etrafında döndüğünü Galileo’dan yüzyıllar önce keşfetmişti.

Başkanlığını yaptığı ve dönemin birbirinden kıymetli bilim insanlarının çalıştığı İsfahan Gözlemevi, Sultan Melikşah ve Nizamü’l-Mülk tarafından destekleniyordu.

Bu sayede Ömer Hayyam ve ekibi birçok gökbilimsel keşfe öncülük etti.

Aslında benzer bir iddiayı Hayyam’dan yaklaşık yüzyıl evvel Biruni de ortaya atmıştı ancak görüşlerini okuyan İbn Sina bunları tenkit etmiş ve onu Dünya merkezli evren teorisine geri döndürmüştür.

İslâm devletleri erken dönemlerden itibaren özellikle gökbilimcileri himaye etmiş, antik bilim mirasının aktarımında çeviriye büyük önem vermiştir.

Bu mirası yüklenen Orta Çağ İslâm Dünyası, yapılan çeviriler sayesinde yeni araştırmalara kapı aralamış, bu birikimin modern bilime aktarılmasında bayraktarlık etmiştir.

Seyfettin Kaya’nın dönem kaynaklarını inceleyerek kaleme aldığı ‘Orta Çağ İslâm Dünyasında Astronomi, Astroloji ve Gözlemevleri’, Emevi ve Abbasi dönemlerinden başlayarak Selçuklu’ya kadar gökbilimlerine ışık tutuyor, öncü âlimlerin temel tezlerini ortaya koyarak Müslümanlarca kurulan rasathaneler hakkında bilgi veriyor.

  • Künye: Seyfettin Kaya – Orta Çağ İslam Dünyasında Astronomi, Astroloji ve Gözlemevleri, Selenge Yayınları, tarih, 128 sayfa, 2021

Hope Jahren – Bir Bilim İnsanının Tutkulu Hikâyesi (2021)

Hope Jahren, hayatını doğaya adamış büyük bir bitkibilimci.

Jahren’in bilimsel çalışmalarını ve kişisel deneyimlerini paylaştığı bu ödüllü otobiyografisi de, bir bilim insanının dünyasına yakından bakmak için harika fırsat.

‘Bir Bilim İnsanının Tutkulu Hikâyesi’, Jahren’ın hayatını adadığı çalışmalarını ve tüm çabasını anlamlı kılan sevgiye dair düşüncelerini içtenlikle paylaştığı, etkileyici bir otobiyografi.

Yaşamını ağaçları, çiçekleri, tohumları ve toprağı inceleyerek geçiren bitkibilimci, tabiatın sunduğu büyüleyici güzellikleri keşfe çıkarken yüz yüze geldiği amansız hayatta kalma mücadelesini ve bu keşiflerden edindiği deneyimleri hikâyeleştirerek anlatıyor.

İnsanın doğayla olan bitmek bilmez mücadelesinde sıra, bitkilerin dilini öğrenmeye ve yeşil yaprakların, yüzyıllık ağaç gövdelerinin, toprağı kucaklayan köklerin anlatacaklarını dinlemeye geldi.

Kitabın Amerika Kitap Eleştirmenleri Birliği en iyi otobiyografi ödülünü kazandığını da belirtelim.

Kitaptan bir alıntı:

“İnsanlar bitkilere benzer: Işığa doğru büyürler. Bilimi seçmemin nedeni, bana ihtiyaç duyduğum şeyi sunmasıydı. Bilim, bana kelimenin gerçek anlamıyla bir yuva sundu.”

  • Künye: Hope Jahren – Bir Bilim İnsanının Tutkulu Hikâyesi: Bitkilerin Büyülü Dünyası, çeviren: Can Evren Topaktaş, Epsilon Yayınları, otobiyografi, 360 sayfa, 2021

Luigi Luca Cavalli-Sforza  – Kültürün Evrimi (2021)

Popülasyon genetiği alanına büyük katkılar sağlamış ödüllü biliminsanı Luigi Luca Cavalli-Sforza’nın ‘Kültürün Evrimi’, şimdi Türkçede.

Kitap, genetik biliminden biyolojiye, kültürel antropolojiden dilbilime uzanarak disiplinlerarası bir yaklaşımla insanlık tarihinin yüz bin yıllık serüvenini yeniden okuyor.

Çalışma, evrim kuramının anahtar kavramlarından hareketle, “yaklaşık yüz bin yıl önce, bugün yaşayan herkesin atası olan bir avuç insanın gündelik iletişim kurma becerisi geliştirmiş olması sayesinde” filizlenerek insanlığa eşlik etmiş kültürel gelişim süreçlerini mercek altına alan ve biyolojik evrim ile kültürel evrim arasındaki dinamiklerin örtüştükleri ve ayrıştıkları yanların izini sürüyor.

Kitap, Homo sapiens’in evrimleşme sürecine çok boyutlu bir bakış sunarken nereden geldiğimizi, bugün nerede durduğumuzu, bundan sonra nereye gidebileceğimizi düşünmeye de teşvik ediyor.

  • Künye: Luigi Luca Cavalli-Sforza  – Kültürün Evrimi, çeviren: Tolga Esmer, Tellekt Kitap, bilim, 232 sayfa, 2021