Stephen Hawking – Zamanın Kısa Tarihi (2021)

Kozmolojinin karmaşıklığını duru şekilde açıklayan bir klasik.

Einstein’dan bu yana en büyük bilimsel deha olan Stephen Hawking’in ‘Zamanın Kısa Tarihi’, genişletilmiş 100. baskısına özel ciltli edisyonuyla raflarda.

Yaklaşık kırk dile çevrilen ve dünya üzerindeki her 750 kişiden birinin edindiği ‘Zamanın Kısa Tarihi’ çağımızın en büyük zihinlerinden biri olan Stephen Hawking’in önemli sorulara yanıt aradığı bir şaheser.

  • Evren nasıl başladı ve başlamasını olanaklı kılan şey neydi?
  • Zaman her daim ileri doğru mu akar?
  • Evrenin bir sonu ya da sınırı var mı?
  • Uzayda başka boyutlar var mı?
  • Her şey sona erdiğinde ne olacak?

Eldeki bu baskı, Hawking’in 2016 yılında kitabını son kez gözden geçirdiği ve bir Ek yazdığı genişletilmiş baskıdan Türkçeye kazandırılmış.

Hawking’in bu ekte de belirttiği gibi, evrenin başlangıcından 300.000 yıl sonrasını araştıran ve Hawking’in varlığını ileri sürdüğü uzayzaman dokusundaki kırışıklıkları tespit eden kozmik mikrodalga ardalan ışınımı uydularının (WMAP ve Planck) verileri ve LIGO deneyinin kütleçekim dalgalarını saptaması gibi yeni gelişmeler ışığında ‘Zamanın Kısa Tarihi’ güncelliğini koruyor.

  • Künye: Stephen Hawking – Zamanın Kısa Tarihi, çeviren: Mehmet Ata Arslan, Alfa Yayınları, bilim, 265 sayfa, 2021

John Lenihan – Bilim İş Başında (2021)

İlk anatomi bilginleri katillerle işbirliği mi yapıyordu?

John Lenihan’ın bu eğlenceli ve aydınlatıcı kitabı, tıptan siyasete ve astronomiden matematiğe, bilim dünyasından pek çok sorunun yanıtını veriyor.

Kitapta yanıtı aranan bazı sorular şöyle:

  • Radyasyon ayaklarımızı büyütür mü?
  • Neden döşemenin içinden aşağı düşmüyoruz?
  • Uçmak için kuşları taklit etmek ne kadar mantıklıydı?
  • Edison’un bulmadığına pişman olduğu şey neydi?
  • Dünyanın manyetik alanı tersine çevrilebilir mi?
  • İlk trafik kuralını koyan ve de uymayanı idam eden Kral kimdi?
  • Pascal neden kumarbazların azizidir?
  • Anneler bebeklerini neden hep sol kolunda taşır?
  • Einstein esir kuramına nasıl son verdi?
  • Bin yıl önce petrolü hamamlarında kullanan Türk şehri hangisiydi?
  • Disko sağırlığı diye bir şey olabilir mi?
  • Atom bombasını İngilizler mi buldu?
  • Yanardağları merkezî ısınmada kullanabilir miyiz?
  • San Franciscolu hippiler neden muz kabuğu içiyordu?
  • Dawkins’in dediği gibi gerçekten de genler evrenin efendileri midir?

Lenihan’ın bu ve bunun gibi birçok sorunun yanıtını duru bir üslupla açıkladığı çalışması, bilim dünyasına keyifli bir giriş yapmak isteyen okurlara özellikle hitap ediyor.

  • Künye: John Lenihan – Bilim İş Başında: Bilimin Gündelik Hayattaki Tarihi, çeviren: Barış Bıçakçı, Fol Kitap, bilim, 328 sayfa, 2021

David A. Weintraub – Mars’ta Yaşam (2021)

Son yılların en önemli gündem konularından biri Mars’ta yaşam olup olmadığı.

David Weintraub, kapsamlı, anlaşılır ve yalın bir dille kaleme aldığı bu kitabında, Kızıl Gezegen’in şaşırtıcı keşif hikâyesinin ayrıntılarını sunuyor.

Dünya, canlılara ev sahipliği yapan tek yer olabilir mi gerçekten?

Öte yandan yaşamın, evrenin dört bir yanındaki yüz milyarlarca yıldızda da var olması olası.

Yaşamın doğuşu için doğru ortam ve gerekli temel maddeler tam olarak sağlanıyorsa komşumuz olan Mars’ta da bazı yaşam biçimleri var olabilir.

Üstelik Mars’ta keşfedilen yaşam, dünyadaki yaşamdan bağımsız bir kaynaktan geliyorsa, yaşamın evrende yaygın olduğu çıkarımını gönül rahatlığıyla yapabiliriz.

Böyle bir keşif kesinlikle sıra dışı olurdu.

NASA, 2030’lara kadar Mars yörüngesine astronot göndermeyi planlıyor.

SpaceX, 2024’e Mars’a kadar gitmek istiyor; Mars One ise 2032’de oraya kalıcı bir yerleşim kurmak istiyor.

Çünkü , Mars önemli.

İşte Mars’ın kapsamlı bir incelemesi olan bu kitap, gezegene dair son bilgileri öğrenmek için mutlaka okunmalı.

  • Künye: David A. Weintraub – Mars’ta Yaşam: Gitmeden Önce Bilmemiz Gerekenler, çeviren: Eylül İdemen Doğramacı, Alfa Yayınları, bilim, 380 sayfa, 2021

John Gribbin – Kuantum: Ansiklopedik Sözlük (2021)

Kuarkları anlamakta güçlük çekenler ve fizikteki önemli olayların kısa bir özetini arayanlar için muhteşem bir referans çalışması.

John Gribbin, 655 sayfalık bu eserinde, yüz yıllık parçacık fiziği kuramlarını A’dan Z’ye anlatıyor.

Çalışma, mikro-dünyanın bilimsel incelenişinin hızlı gözden geçirilişini tarihsel bir görünüm içine yerleştirmeyi amaçlıyor.

Ansiklopedik bir sözlük şeklinde düzenlenen kitapta, tüm teknik terimler alfabetik sırasıyla eksiksiz açıklanıyor.

İlk tanışılan atomaltı parçacık olan elektronun 1897’deki keşfinden günümüzdeki Parçacık Fiziğinin Standart Modeline kadar kuantum mekaniğini meydana getiren tüm bileşenlerin yer aldığı kitap günümüzdeki fizik problemlerini de özetliyor.

“Kuantum, Latincede “kemiyet, miktar” anlamına gelen quantum kelimesinin,

Max Planck tarafından ışık için önerdiği enerji “topakları”ndan genelleyerek (ana metnin ilgili maddelerinde de açıklandığı şekilde) açısal momentum, enerji ve eylem gibi fiziksel niceliklerin bir sistemde yalnızca belli yalınık değerler alışını niteleyen ve Batı dillerinde aynen kullanılan terimin “Türkçeleştirilmişi”dir.

Latince çoğulu ise, (İngilizcesi de) quanta’dır.

  • Künye: John Gribbin – Kuantum: Ansiklopedik Sözlük, çeviren: Ömür Akyüz, Alfa Yayınları, bilim, 655 sayfa, 2021

Barbara Natterson-Horowitz ve Kathryn Bowers – Delişmenlik Çağı (2021)

İnsanın benzersiz olmadığını, hayvanlarla insanlardaki ortak ebeveynlik deneyimlerinden bile görebiliriz.

Barbara Natterson-Horowitz ve Kathryn Bowers, erişkinliğimizi inşa eden ve biçimlendiren biyolojinin hepimizde ortak olduğunu gözler önüne seriyor.

İnsanlar için bu kadar önemli bir süreç olan ergenlik diğer hayvanlarda nasıl geçer?

Onlar da bizimkilere benzer tecrübeler yaşar mı?

Daha önce burada ufuk açıcı çalışmaları ‘İnsan Denen Hayvan’a da yer verdiğimiz Natterson-Horowitz ve Bowers, ‘Delişmenlik Çağı’nda çocuklukla yetişkinlik arasındaki dönemin evrenselliğini inceliyor.

İnsana özgü olduğunu düşündüğümüz ergenlik çağı deneyimlerinin hemen hepsinin bütün hayvanlarda gözlemlendiğini ilginç örneklerle açıklayan yazarlar, “bu ortak tecrübelerden aktarılan kadim mirasın, yetişkinliğe geçerken hayatta kalmak ve büyümek için modern bir yol haritası oluşturabileceğine” inanıyor.

Ergenlerde sık gözlenen riskli davranışlardan zorbalık ve kaygıya, ebeveyn-çocuk çatışmasından akran baskısı ve cinsel rızaya pek çok konuyu evrimsel bakış açısıyla açıklayarak bunlara yepyeni bir gözle bakmamızı sağlayan bu kitabı, ergenlik çağındaki insan ve hayvanları daha iyi anlamak isteyen tüm okurlara tavsiye ederiz.

  • Künye: Barbara Natterson-Horowitz ve Kathryn Bowers – Delişmenlik Çağı: Ergenlikten Erişkinliğe İnsanların ve Diğer Hayvanların Destansı Yolculuğu, çeviren: Şiirsel Taş, Metis Yayınları, bilim, 352 sayfa, 2021

Francisco J. Ayala – Ben Maymun muyum? (2021)

Evrim kuramını hiç uzatmadan, konuyu öne çıkan altı soru bağlamında açıklayan şahane bir giriş kitabı.

Francisco Ayala kısır tartışmalar yerine, evrimi bilimsel yönleriyle inceliyor.

Kitapta yanıtı aranan sorular şöyle:

  • Ben maymun muyum?
  • Evrim neden bir kuram olarak ele alınır?
  • DNA nedir ve evrim sürecine etkileri nelerdir?
  • Bütün bilim insanları evrim kuramını kabul eder mi?
  • Yaşam nasıl başladı?

Tüm bu sorularla evrim kuramına dair yaptığı açıklamaları genişleten Ayala, kitabın son bölümünde ise hem evrime hem Tanrı’ya aynı anda inanmanın mümkün olup olmadığını da ele alıyor.

  • Künye: Francisco J. Ayala – Ben Maymun muyum?: Evrim Hakkında Altı Büyük Soru, çeviren: Ferit Burak Aydar, Fol Kitap, bilim, 88 sayfa, 2021

John Gribbin – Olası Görünmeyen Sekiz Olasılık (2021)

Ay’ın dengeleyici etkisi olmadan bizim gibi yaşam formları asla evrimleşemezdi.

John Gribbin, son bilimsel keşiflerden yola çıkarak Ay’ın gizemlerini aydınlattığı ufuk açıcı bir kitapla karşımızda.

Okuru, bilimin çılgınca olasılık dışı gerçeklerine yönelik akıllara durgunluk veren bir geziye çıkaran Gribbin, Sherlock Holmes’un ünlü özdeyişini tekrarlayarak bize şöyle diyor:

“Bir kez imkânsızı eledikten sonra, geriye kalan her şey, ne kadar imkânsız olursa olsun, mevcut bilimsel bilginin ışığında kesinlikle mümkündür.”

Evren’in bir başlangıcı olduğunu ve ne zaman olduğunu ve ayrıca Evren’in genişlemesinin hızlandığını biliyoruz.

Uzayda, Dünya’dan milyarlarca ışık yılı uzaklıktaki kara deliklerin çarpışmasıyla oluşan, bir protonun on binde biri genişliğindeki dalgalanmaları tespit edebiliriz.

Ve en önemlisi, bugün Dünya’daki tüm karmaşık yaşam tek bir hücreden geliyor; ancak Ay’ın dengeleyici etkisi olmadan bizim gibi yaşam formları asla evrimleşemezdi.

İşte bu çalışma, hem duru üslubu hem de alandaki bilimsel teorileri ilgi çekici hikâyelerle harmanlamasıyla dikkat çekiyor.

  • Künye: John Gribbin – Olası Görünmeyen Sekiz Olasılık: Ayın Gizemleri ve Diğer Olası Olmayan Bilimsel Doğrular, çeviren: Alper Hayreter, Alfa Yayınları, bilim, 116 sayfa, 2021

Francis R. Wegg-Prosser – Galileo ve Yargıçları (2021)

Kilise’nin, Galileo’nun bilimsel çalışmalarına nasıl tepki verdiğini içeriden anlatan eşsiz bir kitap.

Kilise’ye yakın Francis R. Wegg-Prosser, Galileo’nun yargıçlarının nasıl düşündüğünü ortaya koyuyor.

Egosantrik (insanmerkezli) bir bakış açısıyla şekillenmiş olan arkaik varoluş düşüncelerinin hemen tamamı, ister dini, ister felsefi, ister siyasi, isterse de bilimsel nedenlerden dolayı olsun, Dünya’yı evrenin merkezine yerleştirir ve Güneş dahil tüm gök cisimlerinin de evrenin merkezinde olduğumuz için Dünya’nın, dolayısıyla da biz insanoğlunun etrafında döndüğünü varsayardı.

Ancak Kepler ile başlayan bilimsel gözlemler, bu düşünceyi geri dönüşsüz olarak değiştirecektir.

Kepler’in izinden gidip, hem gözlemleri hem de matematiği ile bu yeni evren modelini açıklamaya çalışan Galileo, dönemin otoritelerinin oklarını üzerine çekmeyi başarmıştı.

Yakın arkadaşlarından birinin Papa olmasına, güçlü dostluklarına ve Kilise’nin içinden kendisine uzanan yardım ellerine rağmen, bu kavganın bir tarafı olmaktan kurtulamayacak olan Galileo’nun mücadelesi üzerine çokça yazıldı.

Bu kitap ise, olayı ilk kez Kilise’ye yakın bir kaynaktan sunmasıyla önemli.

Galileo’yu, dolayısıyla bilimsel gelişmeleri yargılayan otoritenin nasıl düşündüğünü, nasıl tepki verip organize olduğunu gözlemlemek; engizisyon döneminin düşünce yapısını kavramak için eşsiz bir eser.

  • Künye: Francis R. Wegg-Prosser – Galileo ve Yargıçları: Dört Asırlık Kavgaya İçeriden Bir Bakış, çeviren: Derman Kızılay, Kanon Kitap, tarih, 144 sayfa, 2021

Hoimar von Ditfurth – Bilinç Gökten Düşmedi (2021)

Beynimiz, bize altın tepside sunulmadı.

Hoimar von Ditfurth, yaklaşık bir milyon yıl önce kendi varlığının bilincine varmış beynimizin olağanüstü evrimini anlatıyor.

Beynimizin hazır bir şekilde gökten düşmediğini söyleyen Ditfurth, beynimizin kendi varlığının bilincine varmaya başladığında en azından bir milyar yaşında olduğunu belirtiyor.

Ditfurth, devamında şöyle diyor:

“Öznenin yaşantısında ilk kez dünyanın bir tür izdüşümü, bir tür kopyası ya da imgesi ortaya çıktığında, bu imgenin neye benzeyeceği konusundaki kararlar evrimce çoktan alınmıştı… Her halükârda bunlar biyolojik kararlardı.”

  • Künye: Hoimar von Ditfurth – Bilinç Gökten Düşmedi: Bilincimizin Evrimi, çeviren: Veysel Atayman, Alfa Yayınları, bilim, 428 sayfa, 2021

Carlo Petrini ve Stefano Mancuso – Biyoçeşitlilik (2021)

Yoksullaşıyoruz…

Yirminci yüzyılın başında iki binden fazla armut çeşidi yetiştirilirken bugün satılan armutların % 96’sı yalnızca iki tür armuttan oluşuyor.

“Slow Food” akımının kurucusu Carlo Petrini ile botanikçi ve akademisyen Stefano Mancuso, bitkisinden hayvanına biyoçeşitliliği nasıl yeniden kazanabileceğimizi anlatıyor.

Eskiden binden fazla çeşide sahip patates, bugün yerini dört tanesine bıraktı.

Süt makinası olarak algılanan Hollandalı Friesian ineğini yetiştirmek için kurban edilen diğer tüm inekler de armut ve patateslerle aynı akıbeti paylaşıyor.

“Verimlilik” adı verilen düşünce biçimi, gıda üretiminde odaklanılan biricik kavram olmaya devam ederse domates, mısır, çilek ve daha nicesi aynı kaderi paylaşmaya mahkûm olacak, hatta çoktan oldu bile.

Bitkiler üzerine yaptığı olağanüstü çalışmalarla adını duyuran botanikçi bilim insanı Mancuso ile “Slow Food” ve “Terra Madre” oluşumlarının fikir babası, gazeteci-yazar ve aktivist Petrini, biyoçeşitliliği iki farklı bakış açısından ve olağanüstü bir sezgiyle gündeme taşıyorlar.

Dünya’nın kaderini kendine dert edinmiş insanların zihinlerini harekete geçiren Mancuso ile Petrini artık gelecekte değil gündelik hayatımızda karşı karşıya kaldığımız yoksulluğu tersine çevirmeye çabalıyorlar.

Okuru, bir ilham kaynağı olarak doğaya bakmaya davet ediyorlar.

Bitkilerin kapasitesine açık zihinle ve sevgi dolu bir yürekle bakmayı becerebilirsek, insanlığın önüne yeni bir yaşam biçimi serilebilir.

Biyoçeşitlilik bitkisinden hayvanına, gezegenin yeniden kazanmak zorunda olduğu bir zenginlik…

Yeter ki insanlık, gerçek zenginliğin bu olduğuna ikna olsun.

  • Künye: Carlo Petrini ve Stefano Mancuso – Biyoçeşitlilik, çeviren: Fatmagül Ezici, Yeni İnsan Yayınevi, ekoloji, 80 sayfa, 2021