Philippe Auclair – Cantona: Kral Olacak Asi (2020)

Çoğu insan, yazık ki Eric Cantona’yı daha çok uçan tekmesiyle hatırlar.

Fakat Cantona, kariyerini gölgeleyen bu eylemden çok daha büyük bir isimdir.

İşte bu kitap, futbol dünyasının bu efsane isminin karmaşık dünyasını mercek altına alan usta işi bir biyografi.

Gazeteci Philippe Auclair, Cantona’nın çocukluğundan bugününe uzanarak O’nun nasıl bir çocukluk yaşadığını, ailesini, yetiştiği çevreyi, gençlik yıllarını, karmaşık futbol kariyerini ve bugününü başından sonuna izliyor.

Cantona’nın hayatında yer etmiş pek çok isimle yapılan görüşmelerle zenginleşmiş kitap, futbol tarihinin en önemli figürlerinden birinin samimi bir portresini çizmesiyle önemli.

  • Künye: Philippe Auclair – Cantona: Kral Olacak Asi, çeviren: Egemen Özkan, İthaki Yayınları, biyografi, 560 sayfa, 2020

Sibel Öz Arslan – Oyuncu (2020)

Adile Naşit neden bu kadar seviliyor?

İyi bir oyuncu olduğu için mi?

Halktan biri olduğu için mi?

Yeşilçam’ın bildik karakter oyuncularından farklı bir anti-yıldız olduğu için mi?

Adile Naşit, bunların tümü bir arada hesaba katılmadan anlaşılamayacak oyunculardandır.

Sibel Öz Arslan da, yaklaşık dört yılı bulan bu şahane çalışmasında, Naşit’in kendine has dünyasından pek çok bilinmeyeni aydınlatıyor.

Adile Naşit ve ailesinin yaşamıyla kitabına başlayan Arslan, burada, geleneksel tuluattan modern döneme uzanan ülkemiz tiyatrosunun tarihsel gelişim sürecinde çok önemli yere sahip olan Naşit Ailesi’nin hikâyesini, tiyatronun bir döneminin tarihini de içeren bu aile hikâyesinde Adile Naşit’in nerede durduğunu, özellikle sinemacı kimliğini ön plana alarak anlatıyor.

Naşit’in babası tiyatronun efsane isimlerinden tuluatçı “Komik-i Şehir” Naşit Bey, annesi kantocu Amelya Hanım, büyükannesi kantocu “Küçük Verjin”,  dedesi kemani Yorgi efendi, dayıları tuluatçı-düettocu Niko ve kemani Andre ve kardeşi tiyatro-sinema oyuncusu Selim Naşit, burada karşımıza çıkan birkaç isim.

Kitabın, bildik biyografi çalışmalarından farklı olduğunu özellikle belirtelim.

Arslan, bağlamdan kopuk bir biyografi yaklaşımından ziyade, Adile Naşit’i özellikle sanatçı kimliğinin olgunlaştığı bağlam içinde ele alıyor

Onun 1940’lı yıllardan başlayan tiyatro ve sinema oyunculuğuna eşlik eden, kimi dönem Adile Naşit’i etkileyen, hatta belirleyen koşulları arka planda vermeye çalışması, 1950, 1960 ve 1970’li yılları detaylarıyla işlemesi de kitabın diğer artıları.

Bu yönüyle kitap, Adil Naşit, Türkiye sineması, yakın tarihi ve toplumu üzerine bir sosyolojik çalışma niyetine okunabilir.

  • Künye: Sibel Öz Arslan – Oyuncu, Yeşilçam Yıldız Sisteminde Bir Anti-Yıldız: Adile Naşit, İletişim Yayınları, biyografi, 256 sayfa, 2020

Ernle Bradford – Padişahın Amiralı Barbaros Hayreddin (2010)

‘Akdeniz: Bir Denizin Portresi’, ‘Turgut Reis’ ve ‘Son Sefer’, Ernle Bradford’un daha önce Türkçede yayımlanmış eserleri.

Bradford’un yetkin tarzına iyi örneklerden birini teşkil eden elimizdeki kitap ise, amiral, korsan ve savaşçı Barbaros Hayreddin Paşa’nın hikâyesini sunuyor.

Kitap, asıl adı Hızır olan Barbaros Hayreddin’in kardeşi Oruç’la yaptığı deniz savaşlarını, Osmanlı donanmasının kaptanıderyası oluşunu, Kanuni Sultan Süleyman’ın onu danışmanı olarak atamasını, Osmanlı donanmasını yeniden düzenleyerek deniz savaşlarında büyük başarılar kazanarak Osmanlı İmparatorluğu’nun genişlemesine katkıda bulunuşunu anlatıyor.

Kitapta işlenen konulardan biri de, Preveze Deniz Savaşı.

Yazar, Barbaros Hayreddin Paşa’nın, kalabalık Haçlı donanmasını yenerek Osmanlı’nın Akdeniz’deki egemenliğini pekiştirmesini ayrıntılarıyla anlatıyor.

  • Künye: Ernle Bradford – Padişahın Amiralı Barbaros Hayreddin, çeviren: Ahmet Fethi, Doğan Kitap, biyografi, 190 sayfa

Mevlüt Çelebi – Dünyanın En Uzun Yaşayan Adamı Zaro Ağa (2010)

Yaşadığı dönemde dünyanın en yaşlı adamı olarak ün salan Zaro Ağa, resmi kayıtlara göre 1777-1934 yılları arasında yaşadı.

Elimizdeki çalışmayı kaleme alan Mevlüt Çelebi, haklı olarak, Zaro Ağa’nın yakın tarihin ilk medya starı olduğunu söylüyor.

Özellikle yaşadığı son on yılda yakından takip edilen Zaro Ağa’nın, uzun yaşamının sırrı ve kadınlara ilgisine kadar hemen her şeyi merak edilmiş, bu ilgi dünya çapında yayılmış ve Zaro Ağa Avrupa ve Amerika seyatlerine dahi çıkarılmıştı.

1920 ve 1930’larda basında yer alan haberlerin derlemesinden ve bazı yabancı gazetelerde çıkan yazılardan oluşturulan çalışma, Zaro Ağa’yı yeniden ve doğru bir şekilde tanıtıyor.

  • Künye: Mevlüt Çelebi – Dünyanın En Uzun Yaşayan Adamı Zaro Ağa, Libra Kitap, biyografi, 338 sayfa

Ulises Estrada – Tanya Che Guevara’yla Bolivya’da Gizli Görevde (2010)

Ulises Estrada ‘Tanya’da, tam adı Haydee Tamara Bunke olan Tanya’nın hayatına odaklanıyor.

Tanya, La Paz’da iki yılın üzerindeki gizli faaliyet ve Ernesto Che Guevara’nın kurduğu Bolivya Ulusal Kurtuluş Ordusu (ELN) saflarındaki beş ayının ardından, 31 Ağustos 1967’de Rio Grande nehri kıyısındaki Puerto Mauricio’da Bolivya ordusunun pususunda öldürülmüştü.

Kitabın yazarı Estrada, Tanya’nın casusluk yöntem ve teknikleri eğitiminden sorumlu olmanın yanında, onun sevgilisiydi.

Kitap, Tanya’nın, Ernesto Che Guevara tarafından kendisine verilen Güney Amerika devrimci görevini kabul etmesinden öldürülüşüne uzanan süreci anlatıyor.

  • Künye: Ulises Estrada – Tanya Che Guevara’yla Bolivya’da Gizli Görevde, çeviren: Derya Kömürcü, Agora Kitaplığı, biyografi, 284 sayfa

John Lloyd ve John Mitchinson – Nasıl Bilirdiniz? (2018)

John Lloyd ve John Mitchinson isimlerine, ‘Cahillikler Kitabı’yla aşinayız.

Yazarlar, ‘Nasıl Bilirdiniz?’de ise, tarihsel şahsiyetlerin sıra dışı özelliklerini anlatıyor.

Altmış sekiz ünlü ismi bir araya getiren kitapta, hayata kötü başlayan, gamsız, doyumsuz, hırs küpü, uçkuruna düşkün, bahtsızlığı sineye çeken, maymun besleyen, başka kimliklere bürünen ve öldükten sonra hayat bulan altmış sekiz bilinen ismin hikâyesi yer alıyor.

Kitap, Leonarda da Vinci, Nikola Tesla, Sigmund Freud, Karl Marx, Frida Kahlo, Epikür ve Giacomo Casanova gibi çok sayıda ismin başından geçen ilginç olayları, onların pek bilinmeyen öykülerini okurlarına sunuyor.

  • Künye: John Lloyd ve John Mitchinson – Nasıl Bilirdiniz?: Tarihsel Şahsiyetlerin Sıra Dışı Özellikleri, çeviren: Nurettin Elhüseyni, Alfa Yayınları, portre, 400 sayfa, 2018

Ufuk Bektaş Karakaya ve Oktay Duman – Benim Adım Dilaver (2019)

Mehmet Fatih Öktülmüş, 17 Haziran 1984 yılında Ölüm Orucunda hayatını kaybetti.

Henüz 35 yaşındaydı ve Türkiye’de 1970’lerin ikinci yarısından itibaren kitleselleşerek antifaşist bir karakterde gelişen siyasal mücadelede yer almış seçkin devrimcilerden biriydi.

Vasiyetinde, “Arkamızdan bizi çok övüp de toprak altında yüzümüzü kızartmayın olmaz mı” demişti.

Her çalkantılı siyasal dönem kendi kahraman ve öznelerini yaratır.

Onlar, içinden geldikleri sınıfsal ve siyasal süreçlerin kristalize ve billurlaşmış haliyle kişiliklerinde taşırlar.

Öktülmüş de böyle biriydi işte.

Ufuk Bektaş Karakaya ve Oktay Duman’ın kaleme aldığı ve tam üç yıl sürmüş bu yetkin sözel tarih çalışması da, Öktülmüş’ün ve onun dokunduğu kişilerin dünyasına iniyor.

Öktülmüş’ün dava arkadaşları ile Almanya, Fransa, İsviçre ve Türkiye’de 12 kentte yüz yüze yapılmış ve Öktülmüş’ün on altı yıla sığdırdığı kısa fakat çarpıcı, zengin ve öğretici profesyonel devrimci yaşamını ortaya koyan kitap, günümüzde siyasal mücadelenin zorluklarının aşılmasında bir esin ve direnç kaynağı olmaya aday.

  • Künye: Ufuk Bektaş Karakaya ve Oktay Duman – Benim Adım Dilaver: Mehmet Fatih Öktülmüş Kitabı, Ayrıntı Yayınları, biyografi, 352 sayfa, 2019

İrem Ela Yıldızeli – Büyükdedem Dr. Osman Şevki Uludağ (2010)

İrem Ela Yıldızeli ‘Büyükdedem Dr. Osman Şevki Uludağ’da, dedesi Şevki Bey’in Çanakkale Savaşı ve Viyana Seyahati Günlükleri’ni, onunla buluşma hikâyesi eşliğinde sunuyor.

On dokuzuncu yüzyılda doğup, Cumhuriyet Türkiye’sinin ilk dönemlerine şahitlik eden Osman Şevki Uludağ, asker, doktor, milletvekili, besteci ve sosyal tarihçiydi.

Osman Şevki’nin ikinci nesil torunlarından Yıldızeli, 2008 yılında, araştırmaları sonucu dedesinin günlüklerine ulaşır.

Kitap, Cumhuriyet’in kurucu kadrosu içinde yer almış bir isim olan ve Bursa Uludağ’da da adını vermiş Osman Şevki Bey’in gözüyle Çanakkale Savaşı’nın ve Balkanların nasıl göründüğünü anlamak bakımından önemli bir yerde duruyor.

  • Künye: İrem Ela Yıldızeli – Büyükdedem Dr. Osman Şevki Uludağ, Pan Kitap, günlük, 192 sayfa

Jürgen Kaube – Max Weber (2020)

Sosyolojinin kurucularından Max Weber hakkında ödüllü bir biyografi.

Kant’ın bir sözü vardır: “İnsan, iki dünyanın yurttaşıdır.”

Hukukçu, millî iktisat uzmanı, tarihçi ve sosyolog Max Weber herhalde bu “iki dünya yurttaşı” tanımını en çok hak eden isimlerdendi.

Kuşağının en umut vaat eden âlimi, Protestan Prusya üst sınıfının bir temsilcisi olarak 1864-1920 yılları arasında yaşadı.

Fakat yaşamının sonuna geldiğinde, doğduğu dünyadan eser kalmamıştı.

İşte Jürgen Kaube’nin bu yetkin biyografisi, Weber’i ve eserlerini tam da yaşadığı dönemin içinde ele almasıyla büyük öneme haiz.

Weber’in hayatını başarıları, krizleri ve düşüşleri eşliğinde izleyen Kaube, O’nun burjuva kökenini, erken olgunluğunu ve öğrencilik yıllarını, entelektüel macerasını ve düşünce dünyasına getirdiği kapsamlı ve canlı bir şekilde ortaya koyuyor.

Kaube bununla da yetinmeyerek Weber’in iki önemli çağdaşı olan Werner Sombart ve Georg Simmel ile arasındaki ilişkiyi ve ayrıca özel hayatına dair pek çok ipucu veren, eşi Marianne ve sevgilisi Else Jaffe ile ilişkisini de aydınlatıyor.

Kaube’nin bu biyografisiyle, 2014’te Leipzig Kitap Fuarı Ödülü’ne layık görüldüğünü de ayrıca belirtelim.

  • Künye: Jürgen Kaube – Max Weber: Çağlar Arasında Bir Yaşam, çeviren: Öndercan Muti, İletişim Yayınları, biyografi, 470 sayfa, 2020

Kolektif – İbrahim Kaypakkaya (2010)

‘İbrahim Kaypakkaya’, 2009 yılında gerçekleşen ‘Kaypakkaya Sempozyumu’na sunulan bildirilerden oluşuyor.

Açış konuşmalarını Vedat Türkali ve Mihri Belli’nin yaptığı sempozyuma, Murat Belge, Oral Çalışlar, Aydın Çubukçu, Avni Özgürel, Muzaffer Oruçoğlu, Şükran Soner ve Ertuğrul Kürkçü’nün de içinde bulunduğu birçok isim katkıda bulunmuştu.

Dağınık sesleri bir araya getiren, değerlendirme, yorum ve eleştirileri birleştiren bu kapsamlı çalışma, Türkiye’nin ilk politik Marksisti olarak tanımlanan İbrahim Kaypakkaya’nın, genel olarak sol hareket ve özel olarak da 71 devrimciliği içinde nasıl bir yere sahip olduğunu ortaya koyuyor diyebiliriz.

  • Künye: Kolektif – İbrahim Kaypakkaya: Hayatı, Teorik ve Politik Eseri, derleyen: Emek Aytaç, Ok Yayınları, siyaset, 295 sayfa