Nurdan Gürbilek – İkinci Hayat (2020)

Zamanında Gaston Bachelard, “Ev ilk evrenimizdir” demişti.

Theodor Adorno da, “Ev geçmişte kalmıştır.”

Tümüyle eve tıkılıp kaldığımız bu günlerde ise, ev, yurt, sınır, aile, mahalle, ülke ve yer üzerine daha çok düşünüyoruz.

Nurdan Gürbilek de ‘İkinci Hayat’ta, eve, evin sırlarına ve sınırlarına yakından bakıyor.

Bunu yaparken edebiyattan sinemaya ve felsefeye geniş bir alanda gezinen Gürbilek, yalnızca fiziksel anlamda vatanı ve evi değil, “dilsel vatan”ın sınırları üzerine de zengin bir bakış geliştiriyor.

Gürbilek’in kitabı, özellikle çok kritik bir eşikte bulunduğumuz bugün, yönümüzü nasıl bulacağımız konusunda kimi sorular sormasıyla da önemli.

Ev, kapısını başkalarına tümüyle kapatmış, özel bir sığınak, bir kişisel hücre olarak mı kalacak, yoksa o koruyucu hücreyi geniş bir ortaklık zemininde yeniden tanımlayabilecek miyiz?

Yaşadığımız yer, etrafı duvarlarla çevrilmiş bir alan olarak mı kalacak, yoksa daha geniş bir yurt tanımına ulaşabilecek miyiz?

Gürbilek, evin hayatımız üzerindeki etkilerini derinlemesine irdeleyerek; onun olumlu ve olumsuz anlamları üzerine bizi yeniden düşünmeye çağırarak bu sorulara yanıt veriyor.

  • Künye: Nurdan Gürbilek – İkinci Hayat: Kaçmak, Kovulmak, Dönmek Üzerine Denemeler, Metis Yayınları, deneme, 208 sayfa, 2020

Ahmet Bozkurt – Mum Lekesi (2016)

Şiir, deneme ve eleştiriyi odağına alan metinler.

Ahmet Bozkurt, dil ve şiirsel uzamı; edebiyatta taşra-merkez karşıtlığını; Cumhuriyet döneminde yayınlanan önemli edebiyat dergilerinden olan Şair Çalışıyor’un (Le poète travaille) çıkış öyküsünü ve buna benzer, alanda çalışanlar için önemli sayılabilecek pek çok konuyu, felsefi bir perspektifle tartışıyor.

  • Künye: Ahmet Bozkurt – Mum Lekesi, İnkılap Kitabevi

Jules Renard – Yazmak Üzerine Notlar (2014)

Jules Renard’ın günlüklerinden derlenmiş, yazarlık, yazma eylemi üzerine özlü sözler.

“Yalandan korkum düş gücümü öldürdü” diyen Renard, her bir yapıtın bir kriz, neredeyse bir devrim olması gerektiğini belirtiyor.

Öğütler ve samimi itiraflarla zenginleşen kitap, yazar adayları için de, okurlar için de tam bir pusula.

  • Künye: Jules Renard – Yazmak Üzerine Notlar, çeviren: Orçun Türkay, Sel Yayıncılık

Abdülhak Adnan Adıvar – Dünyayı Düzeltmek (2020)

 

Abdülhak Adnan Adıvar, Türk düşünce tarihi içinde müstesna isimlerdendir.

1926-1939 yılları arasında Avrupa’da yaşayan Adıvar, daha çok siyasetçi kimliğiyle öne çıksa da, doktorluk ve hocalığıyla da bilinir.

Adıvar’ın Türk düşünce dünyasındaki asıl önemi ise, hem hayatında hem de bilimsel üretiminde yüksek ahlaki standartlar gütmesiyle kendisinden sonraki aydın kuşağını derinden etkilemesi.

Adıvar’ın bu yönünün çok net görülebildiği alanlardan biri ise, bilimden siyasete pek çok konuyu irdelediği 1940’lı ve 1950’li yıllardaki gazete yazılarıdır.

İşte Tuncay Birkan’ın derlediği ve yayına hazırladığı bu kitap da, Adıvar’ın bu yazıları arasından ilk defa kitaplaşan yüz civarı yazısını bir araya getiriyor.

Adıvar burada, hukuktan demokrasiye, edebiyattan tıp ve tarihe, bilimden ahlaka, yeni hümanizmden tarih felsefesine ve dilden kültüre pek çok konudaki fikirlerini bizimle paylaşıyor.

Birkan’ın kapsamlı bir sunuş yazısıyla açılan kitap, Türk aydını ve Türkiye’nin geçmişten bugüne gelen sorunları üzerine düşünmek isteyen okurlara çok zengin bir perspektif verecek türden.

  • Künye: Abdülhak Adnan Adıvar – Dünyayı Düzeltmek, derleyen ve yayına hazırlayan: Tuncay Birkan, Can Yayınları, siyaset, 464 sayfa, 2020

Alberto Manguel – Efsanevi Yaratıklar (2020)

 

Mitolojiden, dinler tarihinden, edebiyattan ve popüler kültürden efsanevi karakterler bizi neden böylesine büyüler?

Bu yaratıkların en belli başlı çekiciliklerinden biri, değişken kimlikleridir.

Kendi hikâyelerine kök salmış kurmaca karakterler, ait oldukları kitapların sayfaları içinde işgal ettikleri yer ne kadar küçük ya da büyük olursa olsun, oraya hapsedilemez.

Oradan çıkıp bize ulaşırlar.

İşte efsanevi yaratıklar, asıl bu nedenle bizi etkiler.

Alberto Manguel de yeni kitabında, tarihin en ünlü efsanevi yaratıklarının izini sürüyor.

Yazar burada, Dracula’dan Faust’a, Superman’dan Hsing-chen’e, Despot Banderas’tan Seyyid Hâmid Badincani’ye, Quasimodo’dan Casaubon’a ve Şeytan’dan Hippogriffon’a pek çok efsanevi karakterin dünyasına iniyor.

Bu karakterlerin aşk, ölüm ve intikam konusunda bize neler söyleyebilecekleri üzerine düşünen Manguel, hem kendi kişisel hikâyesinde bu karakterlerin nasıl iz bıraktığını hem de bunların bir yazar olarak yazma sürecinde kendisine nasıl ilham verdiklerini anlatıyor.

Kitap, yazarın kendisine ait çizimlerle de zenginleşmiş.

  • Künye: Alberto Manguel – Efsanevi Yaratıklar: Dracula, Alice, Superman ve Öteki Edebi Dostlarımız, çeviren: Lâle Akalın, Yapı Kredi Yayınları, deneme, 192 sayfa, 2020

Metin Atamer – Memleketim Üzerine (2010)

Metin Atamer, bilindiği gibi Türkiye’de yenilenebilir enerjinin yılmaz savunucularından biri.

Atamer, daha önce yayımlanan ‘Hem Nalına Hem Mıhına’ başlıklı eserinde, bu konudaki deneyimlerini ve görüşlerini okurlarıyla paylaşmıştı.

‘Memleketim Üzerine’ başlıklı kitap ise, Atamer’in söz konusu çalışmasının devamı niteliğinde.

Yazar burada, Türkiye mozaiğinin kendine has yönlerini, eleştirel ve eğlenceli bir üslupla kaleme getiriyor.

Atamer, yenilenebilir enerji konusundaki mücadelelerinin verdiği deneyimle, Türkiye’de ilkleri yapmanın zorluklarını, pek çok kimseyi karşısına almak zorunda kalışını ve önüne çıkarılan akla hayale gelmeyecek engelleri anlatıyor.

  • Künye: Metin Atamer – Memleketim Üzerine, Yeni İnsan Yayınevi, deneme, 154 sayfa

Matt Haig – Nevrotik Bir Gezegenden Notlar (2019)

Modern dünyadaki yaşama tarzımız, hissetme şeklimizi nasıl yozlaştırıyor?

‘Yaşama Tutunmak İçin Nedenler’ kitabıyla bildiğimiz Matt Haig, şimdi de “Çılgın bir dünyada çıldırmadan nasıl yaşarız?” gibi hayati bir sorunun yanıtını aradığı bu kitabıyla karşımızda.

‘Nevrotik Bir Gezegenden Notlar’, bizi, sahip olduğumuzdan daha fazlasını isteten, işi eğlenceden üstün tutturan, kendimize dair en kötü şeyleri insanların en iyi yönleriyle kıyaslatan ve sürekli bir şeylerden yoksunmuşuz gibi hissettiren nedenlerin neler olduğu üstüne düşünmeye davet ediyor.

Haberlerden sosyal medyaya, iş ortamından bağımlılıklara çevremizi kuşatmış dış etkenlerin “nasıl hissettiğimiz” üstündeki etkisini çarpıcı örnekler eşliğinde gösteren Haig, dijital çağın törelerini sorguluyor ve bizi biraz daha serinkanlı olmaya, olan bitene daha geniş bir çerçeveden bakmaya çağırıyor.

Kendisi de uzun yıllar anksiyete ve panik atakla mücadele etmiş Haig, bu karmaşık çağda kendimizi mutlu, bütün ve insan hissedebilmek için neler yapabileceğimizi irdeliyor.

  • Künye: Matt Haig – Nevrotik Bir Gezegenden Notlar, çeviren: Kıvanç Güney, Domingo Kitap, deneme, 320 sayfa, 2019

Tama Janowitz – Alan Kodu 212 (2010)

Hatırlanacağı gibi ‘New York Köleleri’, genç kuşak Amerikan kalemlerinden Tama Janowitz’in daha önce yayımlanmış romanlarından biriydi.

Janowitz’in yalnızca New York’luları değil, dünyadaki bütün büyük kent insanlarını ilgilendirecek tanıdık ve ilginç ayrıntıları işlediği söz konusu romanı, James Ivory tarafından filme de alınmıştı.

Elimizdeki ‘Alan Kodu 212’ başlıklı eser ise, daha çok romanlarıyla bilinen Janowitz’in denemelerini bir araya getiriyor.

Janowitz burada da, yaşadığı New York’u anlatmaya devam ediyor.

Andy Warhol, New York’un gün ve gecelerinden trajikomik yaşanmışlıklar, kendine has tarzıyla Manhattan ve eğlencelerinden, zevklerinden taviz vermeyen sosyete dünyası, denemelerde karşımıza çıkan konulardan birkaçı.

Yazar, New York’un şık ve sanatsal mekânları kadar, şehrin zorlu ve tehlikelerle dolu yönlerini de kaleme getiriyor.

  • Künye: Tama Janowitz – Alan Kodu 212, çeviren: Ünver Alibey, Everest Yayınları, deneme, 410 sayfa

Nurdoğan K. Gülen – Şuppiluliuma (2010)

Nurdoğan K. Gülen’in tarihi denemelerini bir araya getiren ‘Şuppiluliuma’, Hititlerin ünlü kralının izini sürerek, okurunu tarih içinde bir yolculuğa çıkarıyor.

Tarihi bir karakter üzerinden insan doğasını irdeleyen yazar, Şuppiluliuma’nın Anadolu’da verdiği savaşı, Anadolu ve Ortadoğu’da savaşlarla yol almaya çalışan medeniyetleri, kraliçe ve prenses evliliklerini, Mısır’da tek tanrılı dinin ortaya çıkışını, saraylardaki entrikaları ve köleleştirilen halkları anlatıyor.

Tarih yazmak yerine, Anadolu’nun en eski dönemlerinden birine insanın doğasını merkeze alarak yaklaşmayı tercih eden Gülen’in çalışması, tarihi kaynakları yorumlayarak, dönemin sosyal dokusunun ve insan düşüncesinin izini sürüyor.

  • Künye: Nurdoğan K. Gülen – Şuppiluliuma, Alfa Yayınları, deneme, 349 sayfa

Adil İzci – Evler Sokaklar Kitabı (2010)

Daha önce yazdığı ‘Ağaçlar Kitabı’ da beğeniyle karşılanan Adil İzci, 2004-2007 arasında kaleme aldığı denemelerinden oluşan ‘Evler Sokaklar Kitabı’nda da, evlerin ve sokakların kendisinde bıraktığı duygulara odaklanıyor.

İlk evler, ilk sokaklar, yeni evler, baba evi, bağ evleri, kuş evleri, yaz evleri, güz evleri ve kış evleri ile buralarda bulunmuş anne-baba, kardeşler, yakınlar, âşıklar, arkadaşlar ve komşular, bu denemelerde ele alınan konulardan birkaçı.

Yazar, çocukluğundan itibaren yaşadığı, çoğunun yerinde yellerin estiği evleri ve sokakları anlatırken, aynı zamanda okurları da içinde bulundukları çevre üzerine düşünmeye ve yoğunlaşmaya davet ediyor.

  • Künye: Adil İzci – Evler Sokaklar Kitabı, Yitik Ülke Yayınları, deneme, 168 sayfa