Nermi Uygur – Bütün Eserleri 1 (2016)

Nermi Uygur, Türkiye düşün ve yazın dünyasının büyük simalarından.

Kendisinin mantık, dil, edebiyat, sanat, kültür felsefesi gibi alanlarda uzun yıllara yayılan birikimi bulunmakta.

Dolayısıyla onun eserlerinden hâlâ öğrenilecek çok şey var.

İşte Uygur’un 1958-1979 yılları arasında yayımlanan kitaplarına kronolojik olarak yer veren elimizdeki ‘Bütün Eserleri’nin bu ilk cildi, tam da bu anlamda ihtiyaca karşılık veriyor.

İki cilt olarak tasarlanan çalışmanın ikinci cildi ise, ilerleyen zamanlarda yayımlanacak.

Uygur’un bu ciltte yer alan kitapları ise şöyle:

  • Edmund Husserl’de Başkasının Beni Sorunu
  • Dilin Gücü
  • Felsefenin Çağrısı
  • Dünyagörüşü
  • Güneşle
  • İnsan Açısından Edebiyat
  • Türk Felsefesinin Boyutları
  • Kuram-Eylem Bağlamı: Çözümleyici Bir Felsefe Denemesi
  • Dil Yönünden Fizik Felsefesi

Kitabın, Betül Çotuksöken’in aydınlatıcı önsözüyle yayımlandığını da belirtelim.

  • Künye: Nermi Uygur – Bütün Eserleri 1, Yapı Kredi Yayınları, 1548 sayfa

Ali Budak – Batılılaşma ve Türk Edebiyatı (2008)

Ali Budak ‘Batılılaşma ve Türk Edebiyatı’nda, Osmanlı’nın Lale Devri’nden Tanzimat’a uzanan Batılılaşma hareketleri içinde edebiyatın rolünü irdeliyor.

Budak, üç bölümden oluşan kitabının ‘Uyanış’ başlıklı ilk bölümünde, matbaanın kurulma süreci gibi Batı’ya doğru atılan ilk adımları inceliyor ve bu aşamada yapılan ilk çeviri faaliyetlerini anlatıyor.

Kitabın ‘Yenileşme’ başlıklı ikinci bölümünde Fransız İhtilali’nin, Fransız Elçiliği’nde çıkarılan bültenler yoluyla Osmanlı toplumunu nasıl etkilediği işleniyor.

Kitabın ‘Batılılaşma’ başlıklı son bölümünde de, Batı düşüncesinin Osmanlı topraklarına girişinden sonra, edebiyat alanında yaşanan dönüşümler inceleniyor.

  • Künye: Ali Budak – Batılılaşma ve Türk Edebiyatı, Bilge Kültür Sanat Yayınları, inceleme, 616 sayfa

David Sterritt – Beat Kuşağı (2017)

Beat Kuşağı, kimi çokbilmişlerin küçümsediği gibi yalnızca bir-iki ayrıksı karakterin bir araya gelip yaptıkları çılgınlıklardan ibaret olmayıp, kendinden sonraki düzen karşıtı pek çok oluşum ve akımın referans aldığı önemli bir kalkışmaydı.

David Sterritt’in elimizdeki nitelikli rehber çalışması ise, hem hak ettiği şekilde hem de önyargılara yenilmeden Beat Kuşağı’nı kapsamlı bir bakışla ele alıyor.

Kitabın en önemli katkısı, yalnızca Beat Kuşağı’nı değil, onun ortaya çıkışına vesile olan siyasi ve toplumsal bunalımı ve onun farklı sanat disiplinlerindeki yansımalarını da irdelemesidir diyebiliriz.

Bir döneme, sıra dışı bir kuşağa ve onun özgün mirasına yeniden bakmak için iyi bir fırsat.

  • Künye: David Sterritt – Beat Kuşağı, çeviren: Nursu Örge, Dost Kitabevi, kültür, 174 sayfa

Semih Gümüş – Romanın Şimdiki Zamanı (2014)

Pek çok yerli ve yabancı yazarın eserleri aracılığıyla romanın büyülü dünyasına doğru bir yolculuk.

Semih Gümüş burada bir araya getirilen yazılarında, hem kendini ispatlamış hem de ilk eserleri henüz yayınlamış yazarların roman tekniklerini, belli başlı temalarını, romanın güncel sorunlarını, gerçek hayatın ve siyasetin romana yansımalarını tartışıyor.

  • Künye: Semih Gümüş – Romanın Şimdiki Zamanı, Can Yayınları

Fuad Köprülü – Edebiyat Araştırmaları I (2014)

Edebiyat tarihçiliğinin önde gelen isimlerinden olan Fuad Köprülü külliyatından önemli bir eser.

Yazar makalelerinde, Türk edebiyatı tarihinde usül; Türk edebiyatının menşei; Türk edebiyatında âşıklık geleneğinin ortaya çıkışı; ozanlık, bahşilik ve saz âşıklığı kurumları ve Türk edebiyatının Ermeni edebiyatı üzerindeki etkileri konularını irdeliyor.

  • Künye: Fuad Köprülü – Edebiyat Araştırmaları I, Alfa Yayınları

Leo Löwenthal – Edebiyat, Popüler Kültür ve Toplum (2017)

Yazar kimin için konuşmaktadır?

Yazarın zihninde, örneğin, yalnızca kendisi ve sınırlı bir seçkinler grubu oluşturan okurlar mı vardır?

Edebiyat sanat mıdır meta mı, yoksa bunların ikisi de midir?

Leo Löwenthal bu önemli eserinde, Descartes’tan bugüne edebiyat ve sanatın gelişimini ayrıntılı bir bakışla irdeliyor.

Bilhassa edebiyatın sunduğu sosyolojik imkânları sorgulamasıyla dikkat çeken incelemesinde Löwenthal,

  • Popüler kültürün tarihsel konumu,
  • ve 17. yüzyıllarda eğlence,
  • Sanatçı ve izleyici ilişkisindeki dönüşüm,
  • Sanat ve popüler kültür tartışması,
  • Edebiyat ve toplum,
  • Yazarın toplumdaki konumu,
  • Edebi materyaller olarak toplumsal sorunlar,
  • Ve başarının toplumsal belirleyicileri gibi ilgi çekici konuları tartışıyor.

Löwenthal’in kitabında öne çıkan bazı tespitleri ise şöyle:

  • “Edebiyat, uluslardan ve çağlardan özel altgruplara ve zamanlara uzanacak biçimde, toplumsal gruplarda tutunum sağlayan temel sembollerin ve değerlerin özellikle uygun bir taşıyıcısıdır.”
  • “Popüler emtia, öncelikle çokluğun (multitude) sosyo-psikolojik niteliğinin belirteçleridir.”
  • “Kitle iletişim araçlarının örgütlenmesini, içeriğini ve dilsel sembollerini inceleyerek, çok sayıda insanın emellerinin, önyargılarının, ortak inançlarının, davranış ve tutumlarının tipik biçimleri hakkında bilgi edinebiliriz.”
  • “Popüler edebi ürünler, en azından edebiyatın sanat ve meta olarak iki ayrı alana bölündüğü on sekizinci yüzyıldan beri, içgörü ve hakikat iddiasında bulunamazlar. Fakat modern insanın hayatında önemli bir kuvvet haline geldikleri için çağdaş toplumda insanın incelenmesine yönelik teşhis aletleri olarak bu ürünlerin sembollerinin değeri ne kadar vurgulansa azdır.”
  • “Çağımızın özellikle Rönesans dönemindeki şafağından beri, yaratıcı sanatsal edebiyat insan ile toplum arasındaki ilişkiyi incelemek için asli kaynaklardan birini teşkil ediyor.”
  • “İnsanın toplumla ruhsal ilişkisinde uzun süreçler çerçevesinde yaşanan değişimin incelenmesi fazlasıyla ihmal edilmiştir. Umudumuz, bu alanı edebiyatın yardımıyla nihayet sosyologların perspektifine taşıyabilmemizdir.”
  • “Edebiyat sadece insanın toplumsallaşmış davranışını değil onun toplumsallaşma sürecini de gösterir; sadece tekil deneyimden değil aynı zamanda o deneyimin anlamından da söz eder.”
  • “Yazarın biricik ve önemli bir yapıt yaratma arzusu, onu o güne dek adlandırılmamış kaygı ve umutları başarıyla odağa taşıyan yeni ve çarpıcı ifadeler keşfetmeye zorlar.”
  • “Yazar, birey konusunda uzmanlaşmış bir düşünürdür.”
  • “Edebiyat yazarının yapıtı, bireyin toplumla ilişkileri konusunda uzman olan sosyolog için kilit bir kaynak olabilir.”
  • “Edebiyatın sosyolojik yorumları, belli bir kültürel fenomenin birbirinden kopuk incelemeleri olmanın ötesine geçerek, insan hakkındaki en değerli tanıklıkların bazılarını sosyolojik bir çerçeveye oturtma çabaları haline gelebilir.”

Künye: Leo Löwenthal – Edebiyat, Popüler Kültür ve Toplum, çeviren: Beybin Kejanlıoğlu, Metis Yayınları, sosyoloji, 248 sayfa

Nedim Gürsel – Yaşar Kemal: Bir Geçiş Dönemi Romancısı (2008)

Nedim Gürsel, ‘Yaşar Kemal Bir Geçiş Dönemi Romancısı’ başlıklı bu kitabında, önde gelen edebiyatçılarımızdan Yaşar Kemal’i yapıtlarında öne çıkan mekân olan Çukurova üzerinden inceliyor.

Çukurova’nın yüz yıl süren kapitalistleşme sürecinin insanı ve doğayı nasıl değiştirdiği ve bunun yazarın yapıtlarına ne şekilde yansıdığı; Kemal’in kimi yapıtlarının çocukluk dünyasıyla otobiyografik ilişkisi ve halk edebiyatımızdaki ağıt geleneğinin Kemal’in ürünlerinde nasıl kullanıldığı kitapta yer alan konulardan birkaçı.

Kitapta, yazarla yapılmış bir söyleşi de yer alıyor.

  • Künye: Nedim Gürsel – Yaşar Kemal: Bir Geçiş Dönemi Romancısı, Doğan Kitap, inceleme, 174 sayfa

Paul Auster – Paul Auster’la Konuşmalar (2017)

Dünya edebiyatının ünlü simalarından Paul Auster’dan, yazmanın ve yazar olmanın anlamı üzerine düşünceler.

Sohbetlerle ilerleyen ve hem alanda çalışan uzmanlara hem öğrencilere hem de edebiyata, edebiyat kuramına ilgi duyan okurlara hitap edebilecek bu derleme, Auster’ın hayatına dair kimi biyografik ayrıntılar barındırmasıyla da önemli.

Yazar buradaki sohbetlerinde şairliği, roman yazarlığı, çevirmenliği ve film yönetmenliği sürecinde edindiği deneyimleri okurlarıyla paylaşıyor.

Kitaptan birkaç alıntı:

“İlk cümleyi bulana kadar bir roman yazmak imkânsızdır.”

“Roman, dünyada iki yabancının en mahrem halleriyle buluşabilecekleri tek yerdir.”

“Benim yazdığım her kitap kafamdaki bir uğultuyla başlamıştır. Belirli bir müzik ya da ritim, bir ton. Benim açımdan roman yazmaya hasredilen çabanın büyük kısmı sezgilerimle o uğultuya, o ritme sadık kalmaya çalışmaktan ibarettir.”

“Herkes farklı bir kitap okur; keza, herkes farklı bir film seyreder.”

“Bir roman yazmak organik bir süreçtir; çoğu bilinçdışı kanaldan ilerler.”

  • Künye: Paul Auster – Paul Auster’la Konuşmalar, derleyen: James M. Hutchisson, çeviren: Osman Akınhay, Agora Kitaplığı, söyleşi, 288 sayfa

Richard Palmer Blackmur – Avrupa Romanı Üzerine On Bir Makale (2017)

Richard Palmer Blackmur’un 1964 yılında yayımlanan ‘Avrupa Romanı Üzerine On Bir Makale’, Yeni Eleştiri akımının seçkin örneklerinden.

Kitap, ağırlıklı olarak Rus romanını merkeze alarak Avrupa edebiyatına yön vermiş kimi büyük yapıtlara dair analizlerden oluşuyor.

Blackmur bu makalelerinde, Avrupa romanının görenekleri, mitleri ve dinlerin gizemini hangi yollarla çözmeye çalıştığı; insanlığın hakikatinin Avrupa romanında kendine nasıl yer bulduğu ve Avrupa romanının hayat ve sanat ilişkisini nasıl çözümlediği gibi soruların yanıtlarını arıyor.

Yazarın ele aldığı romanlar ise şöyle:

  • Lev Tolstoy’un ‘Anna Karenina’sı,
  • James Joyce’un ‘Ulysses’i,
  • Gustave Flaubert’in ‘Madame Bovary’si,
  • Thomas Mann’in’Büyülü Dağ’ı ve ‘Doktor Faustus’u,

Kitabın ikinci bölümünün ise, tümüyle Fyodor Dostoyevski’nin romanlarını merkeze aldığını, burada, yazarın ‘Suç ve Ceza’, ‘Budala’, ‘Cinler’ ve ‘Karamazov Kardeşler’ine dair kapsamlı incelemeler yapıldığını da ayrıca belirtelim.

Kitapta, Barış Özkul’un Yeni Eleştiri akımını ve Blackmur’u irdelediği, aydınlatıcı bir sunuş yazısı da yer alıyor.

  • Künye: Richard Palmer Blackmur – Avrupa Romanı Üzerine On Bir Makale, çeviren: Müge Günay, İletişim Yayınları, edebiyat inceleme, 319 sayfa

Raymond Williams – Kültür ve Toplum: 1780-1950 (2017)

Raymond Williams’ın ilk baskısı 1958’de yapılan ‘Kültür ve Toplum’u, kültürel çalışmalar disiplinini başlatmış öncü bir eser olarak kabul ediliyor.

Williams’ın buradaki temel tezi, kültür fikrinin ve bu sözcüğün genel modern kullanımlarının, İngiliz düşünce hayatına Sanayi Devrimi diye nitelenen dönemde girmiş olduğu şeklinde özetlenebilir.

Çalışma, bunun nasıl ve neden gerçekleştiğini gösterme ve kültür fikrinin izini günümüze kadar sürme çabasının ürünü.

Dolayısıyla kitap, 18. yüzyılın sonlarından itibaren İngiliz toplumunda yaşanan değişimlere düşünce ve duygu dünyasında verilen tepkilerin bir açıklaması ve yorumu olarak okunmalı.

Williams kültür fikrinin izini sürerken de Edmund Burke, Robert Southey ve Robert Owen’dan başlayarak John Stuart Mill, William Morris, Thomas Carlyle, Bernard Shaw, D. H. Lawrence, Oscar Wilde, T. S. Eliot ve George Orwell’a uzanıyor.

Kitap ayrıca, Marksizm ve kültür ilişkisini tartışmasıyla da önemli.

  • Künye: Raymond Williams – Kültür ve Toplum: 1780-1950, çeviren: Uygur Kocabaşoğlu, İletişim Yayınları, kültür, 501 sayfa