Christopher Vogler – Yazarın Yolculuğu (2009)

Christopher Vogler, ‘Senaryo ve Öykü Yazımının Sırları’ alt başlıklı ‘Yazarın Yolculuğu’nda, Joseph Campbell’ın mitolojik çalışmalarından ve Carl Gustav Jung’un psikolojik araştırmalarından yola çıkarak, öykü ya da senaryo yazımının tüm aşamalarını, Hitchcock’un önemli yapıtlarından Yıldız Savaşları serisine ve Ucuz Roman’a kadar birçok filmden alınan örnekler eşliğinde anlatıyor.

Vogler çok yönlü çalışmasında, “İyi bir öykü yazmanın sırrı nedir?”, “Milyonlarca kişiyi etkileyecek bir senaryo nasıl yazılır?”, “Kahramanlar ve yan karakterler nasıl yaratılır?” ve “Olay örgüsü kurgulanırken nelere dikkat edilmeli?” gibi soruların yanıtlarını veriyor.

  • Künye: Christopher Vogler – Yazarın Yolculuğu: Senaryo ve Öykü Yazımının Sırları, çeviren: Kenan Şahin, Okuyan Us Yayınları, rehber, 472 sayfa, 2009

Elmas Şahin – Leylâ Erbil Kitabı (2015)

Feminist kuramın yol göstericiliğinde, Türkiye edebiyatının özgün kalemlerinden Leyla Erbil’in hayatını ve edebiyatını inceleyen özgün bir çalışma.

Erbil’in edebi kişiliği ve yaşamı, feminist edebiyat kuramı bağlamında Erbil’in eserlerinde kadın hakları ve kadınları ilgilendiren diğer meselelerin işlenişi gibi konularda aydınlanmak için bir başucu kitabı.

  • Künye: Elmas Şahin – Leylâ Erbil Kitabı, Yitik Ülke Yayınları

Öykü Terzioğlu – Nâzım Hikmet ve Sömürgecilik Karşıtlığının Poetikası (2009)

Öykü Terzioğlu’nun kaleme aldığı ‘Nâzım Hikmet ve Sömürgecilik Karşıtlığının Poetikası’nın konusunu, Nâzım Hikmet’in 1925 ile 1935 yılları arasında kaleme aldığı ‘Jokond ile Sİ-YA-U’, ‘Benerci Kendini Nasıl Öldürdü?’ ve ‘Taranta Babu’ya Mektuplar’ adlı kitaplarında tür, biçim ve içerik ilişkisi oluşturuyor.

Yazar, Nâzım Hikmet’in şiirinin düzyazılaştığı ve romanlaştığı tezini, özellikle Hikmet’in Kemal Tahir’e yazdığı mektuplarda ortaya koyduğu poetik beyanları ekseninde irdeliyor.

Terzioğlu ayrıca, söz konusu üç kitapta, sömürgeci ile sömürge halkları arasındaki temsil edilişin, şiirde görülen dönüşümlerle ilişkisini de inceliyor.

  • Künye: Öykü Terzioğlu – Nâzım Hikmet ve Sömürgecilik Karşıtlığının Poetikası, Phoenix Yayınları, inceleme, 216 sayfa

Terry Eagleton ve Matthew Beaumont – Eleştirmenin Görevi (2019)

Terry Eagleton ile Matthew Beaumont arasındaki bu keyifli ve aydınlatıcı söyleşi, farklı alanlarda üretmiş Eagleton’ın zengin düşünce dünyasına daha yakından bakmak için çok iyi bir fırsat.

Kitap, bir edebiyat eleştirmeni olduğu kadar siyasi bir figür de olagelmiş Eagleton’ın hayatının dönüm noktalarını ve düşüncelerinin gelişimini izliyor.

Fakat çalışma bununla sınırlı değil, aynı zamanda yeni sol, birey, toplum, politika, estetik, eleştiri, ideoloji, Marksizm, feminizm, teori, pratik, kültür, medeniyet, ölüm ve aşk gibi konular hakkında yetkin bir tartışma da barındırıyor.

“Eleştirmenin gerçek görevi geleceğe dairdir.” diyen Eagleton, eleştiri ile güncel siyasetin birbirinden neden ayrılamayacağını da burada kapsamlı şekilde tartışıyor.

  • Künye: Terry Eagleton ve Matthew Beaumont – Eleştirmenin Görevi: Eagleton ile Söyleşi, çeviren: Ümran Özbalcı, İletişim Yayınları, edebiyat inceleme, 352 sayfa, 2019

S. S. Prawer – Karl Marx ve Dünya Edebiyatı (2019)

Marx’ın, ‘Kapital’ başta olmak üzere hemen hemen bütün eserlerinde edebiyata sıklıkla göndermelerde bulunduğunu biliyoruz.

Bu önemli çalışma ise, Marx’ın edebiyatla ilişkisinin sanılandan çok daha zengin ve yoğun olduğunu gözler önüne seriyor.

Prawer burada, Marx’ın hayatının çeşitli dönemlerinde edebiyatla ilgili söylediklerinin kapsamlı bir dökümünü yaptığı gibi, Marx’ın okuduğu pek çok roman, şiir ve oyunları nasıl kullandığını, edebiyat eleştirisi terminolojisini ve kavramlarını, edebiyatla doğrudan ilgili olmayan çalışmalara nasıl dahil ettiğini irdeliyor.

Marx’ın edebi teorileri, zevkleri ve tutumlarıyla ilgili tartışmalara önemli katkıda bulunacak türden bir çalışmayla karşı karşıyayız.

Ancak kitap, Marx’ın edebiyata yönelik ilgisinin kronolojik bir incelemesini yaparken, aynı zamanda 19. yüzyıldaki edebiyat zevkinin; Marksist edebiyat kuramının ve eleştirisinin ortaya çıkışının; edebiyatın, ilk elde ve profesyonel olarak edebiyat eleştirmeni olmayan önemli insanlar tarafından nasıl kullanıldığının anlaşılmasına da büyük katkı sunuyor.

  • Künye: S. S. Prawer – Karl Marx ve Dünya Edebiyatı, çeviren: Ezgi Kaya ve Selin Dingiloğlu, Yordam Kitap, edebiyat inceleme, 384 sayfa, 2019

Fredric Jameson – Ütopya Denen Arzu (2009)

Fredric Jameson ‘Ütopya Denen Arzu’da, kapsamlı bir bakışla bilimkurguyu ve ütopyayı inceliyor.

“Ütopya biçiminin kendisi, radikal farklılık üzerine, radikal ötekilik üzerine ve toplumsal bütünlüğün sistemsel doğası üzerine temsili bir düşünmedir.” diyen Jameson, ütopyanın, kapitalizmin alternatiflerinin gerçekleşemez ve olanaksız olduğuna dair genel inanışa karşı durduğunu söylüyor.

Jameson, Thomas More’un ütopyaya adını veren ‘Ütopya’sından başlayarak, Philip K. Dick, Ursula K. Le Guin ve diğer önde gelen bilimkurgu yazarlarının eserlerinde bilimkurgu ve ütopyanın izini sürüyor ve bunun yanı sıra ütopya kavramının neden hâlâ vazgeçilmez olduğunu tartışıyor.

  • Künye: Fredric Jameson – Ütopya Denen Arzu, çeviren: Ferit Burak Aydar, Metis Yayınları, felsefe, 325 sayfa

Murat Gülsoy – 602. Gece (2009)

Murat Gülsoy, alt başlığı ‘Kendini Fark Eden Hikâye’ olan ‘602. Gece’ başlıklı elimizdeki incelemesinde, yazma eylemi üzerine ayrıntılı bir şekilde düşünüyor.

Jorge Louis Borges’in “Hiçbiri, tüm o gecelerin içindeki büyülü 602. gece kadar altüst edici değildir.” cümlesinden hareketle o gecenin izini süren Gülsoy, sanatın ve edebiyatın temsil sorununa odaklanıyor; modernizmin edebi mirasını çok yönlü bir bakışla tartışıyor.

Söz konusu tartışmaya, Ahmet Hamdi Tanpınar, Oğuz Atay ve Orhan Pamuk gibi Türkiye modern edebiyatının önde gelen üç ismi üzerinden katkı sunan Gülsoy, bunun biraz da, kendi edebiyatı için bir kök arayışının ifadesi olduğunu söylüyor.

  • Künye: Murat Gülsoy – 602. Gece, Can Yayınları, inceleme, 197 sayfa

Jacques Rancière – Kurmacanın Kıyıları (2019)

 

Jacques Rancière’in ‘Kurmacanın Kıyıları’, edebiyat, eleştiri ve felsefenin iyi bir bireşimi.

Rancière burada, Honoré de Balzac, Armand de Pontmartin, Edgar A. Poe, Stendhal, Rainer Maria Rilke, Marcel Proust, Flaubert,Joseph Conrad, William Faulkner ve W. G. Sebald gibi yazarların eserleri üzerinden zengin açılımlara varıyor.

Rancière bunu yaparken de, Georg Lukács ve Erich Auerbach gibi önemli isimlerin fikirleriyle bağlantılar kuruyor.

Kitapta,

  • Sosyal bilimlerdeki kuramların polisiye kurmacalarla bir ilişkisinin olup olmadığı,
  • Karl Marx’ın ‘Kapital’deki üslubunun tragedya tarzıyla ilişkisi,
  • Gazete haberlerinde gerçekliğin sunuluş şekli,
  • Ve “gerçekçi” olarak sunulan romanlarda kurmacanın nasıl rol üstlendiği gibi konular tartışılıyor.

Edebiyat, eleştiri ve felsefenin bir araya geldiği sağlam bir analiz isteyenler ‘Kurmacanın Kıyıları’nı sevecektir.

  • Künye: Jacques Rancière – Kurmacanın Kıyıları, çeviren: Yunus Çetin, Metis Yayınları, edebiyat inceleme, 184 sayfa, 2019

Gregory Jusdanis – Gecikmiş Modernlik ve Estetik Kültür (2018)

Gazete ve dergiler, şiir yarışmaları, üniversiteler, dil çalışmaları ulus-devlet fikrini nasıl yeniden ve yeniden üretir?

Bu kitap, hem siyasi tarih hem de edebiyat teorisi perspektifiyle, ulus-devletin imgesel kuruluşunu Yunan modernleşmesi ekseninde irdelenmesi.

Modernleşmenin dil, edebiyat ve kültür aracılığıyla nasıl inşa edildiğini tartışan kitap, benzer süreçlerden geçmiş Türkiye modernleşmesi bağlamında da okunabilir.

Edebiyatın milletlerin kuruluşundaki rolünü, kurumsallaşmasını ve sonra da telafi edici bir biçim olarak estetikleştirilmesini araştıran Jusdanis, bir zamanlar kolektif kimliklerin yaratımında temel bir yeri olmuş olan anlatıların sonuçta nasıl ideolojik bir mutabakatın sağlanmasında bir araç haline geldiğini gözler önüne seriyor.

Jusdanis ilk olarak, Batı Avrupa ülkelerinde sanat ve edebiyatın ortaya çıkışını ele alıyor, sonra da bunların akılcılık, Aydınlanma ve sekülerliğe karşı genelde düşmanca bir tutum takınan, katmanlaşmış, toprağa bağlı ve kapitalist olmayan bir topluma nasıl girdiklerini izliyor.

Yazar bunu yaparken de, kültürel alandaki iradi modernleşmenin içerimlerini ve modernleştirme projesinin ona hazır olmayan bir toplumdaki yazgısının ne olduğunu tartışıyor.

Başka bir deyişle çalışma, egemen ile azınlık, çevre ile merkez, prototip ile kopya arasındaki gerilimleri içselleştirdikten sonra, taklit eden ama aynı zamanda da yaratan, takip eden ama aynı zamanda da direnen bir başka modernliği, uçlarda sürdürülen bir deneyi açığa çıkarıyor.

‘Gecikmiş Modernlik ve Estetik Kültür’, bir toplumun kendini nasıl ve niçin modern ve Batılı olarak tanımladığı üzerine düşünmek için harika bir fırsat.

  • Künye: Gregory Jusdanis – Gecikmiş Modernlik ve Estetik Kültür, çeviren: Tuncay Birkan, Metis Yayınları, inceleme, 248 sayfa, 2018 (İlk baskı, 1998)

Özgür Taburoğlu – Tanpınar Sözlüğü (2019)

Türkiye edebiyatı ve düşün dünyası dendiğinde, Ahmet Hamdi Tanpınar başlı başına bir ekol olarak karşımıza çıkar.

Yazar bize armağan ettiği muazzam eserlerle olduğu kadar, dillerle kurduğu ilişki, kavramları kullanma biçimi, daha doğru bir ifadeyle özgün bir dil geliştirmesiyle de bilinir.

İşte bu sözlük, Tanpınar’ın romanları ve kuramsal metinlerinde sıklıkla karşımıza çıkan maddeleri açıklayan bir başvuru kaynağı.

Özgür Taburoğlu burada, “akis”ten “âlem”e, “aksülamel”den “boşluk”a, “fert”ten “hamle”ye, “muhayyile”den “musiki”ye, yazara ait yaklaşık üç yüz simgeyi kapsamlı bir şekilde açıklıyor.

Tanpınar’ın dünyasına daha iyi girmek isteyen her okurun elinin altında bulunması gereken bir sözlük olarak şiddetle tavsiye olunur.

  • Künye: Özgür Taburoğlu – Tanpınar Sözlüğü: Şahsi Bir Masalın Simgeleri, Doğu Batı Yayınları, sözlük, 347 sayfa, 2019