Dan Zahavi – Fenomenoloji (2020)

En güçlü felsefi hareketlerden biri olan fenomenoloji, çok zengin olduğu kadar çok da karmaşıktır.

Bu nedenle, konuya giriş yapmak isteyenler için nereden, hangi kitaptan başlanacağı asıl meseledir.

İşte bu alanın önde gelen isimlerinden biri olan Dan Zahavi, her seviyeden okurun rahatlıkla anlayabileceği bir fenomenolojiye giriş kitabıyla karşımızda.

Çalışma, fenomenolojiyi anlamak açısından temel kavramsal çerçeveyi duru bir üslupla açıkladığı gibi, fenomenolojik analizin ne olduğu, fenomenolojinin metodolojik temellerinin neler olduğu ve fenomenolojiyi felsefedeki diğer alanlarla ilişkilendiren veya onu bu alanlardan ayıran niteliklerinin ne olduğu gibi pek çok konuda da okurunu aydınlatıyor.

Zahavi bununla da yetinmeyerek, dilinin yalınlığı, fenomenolojinin farklı alanlarda kullanımı; Husserl, Heidegger ve Merleau-Ponty gibi önde gelen fenomenologların çalışmaları hakkında da bizi bilgilendiriyor.

  • Künye: Dan Zahavi – Fenomenoloji: İlk Temeller, çeviren: Seçim Bayazit, Ayrıntı Yayınları, felsefe, 176 sayfa, 2020

Alain Badiou – Başka Bir Estetik (2010)

Alain Badiou, alt başlığı ‘Sanatlar İçin Küçük Bir Kılavuz’ olan ‘Başka Bir Estetik’te, estetiği eleştirel bir gözle değerlendirerek, yeni bir estetik yaklaşım yaratmaya koyuluyor.

Şiir, dans, tiyatro ve sinema gibi sanatların estetik çerçevesini yorumlayan Badiou, estetiği felsefenin bir alt disiplini olarak değil, başlı başına bir felsefe olarak tasarlıyor.

Mallarmé, Pessoa ve Beckett gibi, kendi felsefelerini yaratmış sanatçıların peşine düşen yazar, başka bir estetik ile kendi başına hakikatler üreten sanatı herhangi bir biçimde felsefenin nesnesi yapmaya kalkışmayan, felsefenin sanatla kurduğu özel bir ilişki olarak tanımlıyor.

  • Künye: Alain Badiou – Başka Bir Estetik, çeviren: Aziz Ufuk Kılıç, Metis Yayınları, sanat, 165 sayfa

David Hume – Hume (2010)

‘Hume’, felsefe tarihinin en önemli filozoflarından olan ve 2011’de 300. doğum yılına giren David Hume’un felsefesini detaylı bir şekilde okurlara sunuyor.

Ağırlıklı olarak Hume’un kendi eserlerinden yapılan seçkiye dayanan kitapta, Hume’un bilgi, ahlak ve din konularında ortaya koyduğu düşünceler yer alıyor.

Örsan Öymen’in kaleme aldığı, Hume’un tarihsel önemini, eserlerini ve felsefesini irdeleyen kapsamlı bir giriş yazısıyla başlayan kitap, filozofun ‘Doğal Din Üstüne Söyleşiler’, ‘Dinin Doğal Tarihi’, ‘İnsan Doğası Üzerine Bir İnceleme’ ve ‘İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma’ başlıklı metinlerini barındırıyor.

  • Künye: David Hume – Hume, yayına hazırlayan: Örsan K. Öymen, Say Yayınları, felsefe, 485 sayfa

Ahmet Cevizci – Eğitim Sözlüğü (2010)

Ahmet Cevizci’nin hazırladığı ‘Eğitim Sözlüğü’, eğitim alanının temel terimlerini bir araya getiriyor.

Fakat bu sözlüğün başlıca özgünlüğü, eğitime felsefi bir katkı sunuyor olmasıdır diyebiliriz.

Sözlüğü oluştururken, felsefi perspektife ağırlık veren Cevizci, eğitimle ilgili terimlerin yanı sıra, farklı eğitim gelenekleri ve onların eğitim anlayışlarını, eğitim konusunda fikir beyan etmiş filozofları, önemli eğitim akımlarını ve ideolojilerin eğitime bakışını da ele alıyor.

Sözlük bu yönüyle, özellikle eğitim fakültelerinin yeni yapısında birbirinden gün geçtikçe uzaklaşan pedagoglarla felsefecileri yeniden bir araya getiriyor.

  • Künye: Ahmet Cevizci – Eğitim Sözlüğü, Say Yayınları, sözlük, 559 sayfa

Gülnur Acar Savran – Beden, Emek, Tarih (2020)

Gülnur Acar Savran’ın bu aralar temin edilemeyen ve yeni baskısıyla raflardaki yerini alan ‘Beden, Emek, Tarih’ adlı bu eseri, özellikle yapısalcılık sonrası dönemde ortaya çıkan yaklaşımların feminist teori ve politika üzerinde kurduğu hegemonik etkiyle hesaplaşmasıyla önemli.

Kitap esas olarak, kamusal/özel, eşitlik/farklılık, evrensel/yerel, üretim/yeniden üretim, değişim değeri/kullanım değeri gibi ikiliklerin aşılması için nasıl bir perspektif geliştirebileceğimizi tartışıyor.

Savran, hegemonik paradigmadaki bu ikiliklerin Aydınlanma düşüncesinin özgül yapısından kaynaklanan ikili karşıtlıklar olarak kavramlaştırıldığını ve bunların, salt söylemsel, ideolojik ya da pratik olarak kurulmuş düşünsel kurgular olduğunu belirtiyor.

Diyalektik kavrayış çerçevesinde, bu ikiliklerin zemininde patriarkal ve kapitalist ilişkiler evreninin yer aldığını gözler önüne seren Savran, bu ikilikleri aşmanın, onların ötesine geçmekle, ancak bu ikilikleri besleyen toplumsal evrenin sınırlarının dışına çıkmakla mümkün olabileceğini belirtiyor.

Kadınların ev emeğinin özgül niteliği, özel/kamusal ikiliğinin –Türkiye toplumunda hüküm sürmekte olan patriarka türünün özgüllüklerinden kaynaklanan– melez yapısı, feminist politikanın ayırıcı özelliklerinden birisi olan özel alanın politikasının sınırları ve imkânları kitap boyunca teorik bir irdelemenin temelini oluşturuyor.

“Kadın-erkek eşitliği mi, kadınların özgül kimliğinin olumlanması mı” tartışmasına da müdahil olan Savran, cinsel yönelimle ilgili biyolojist yaklaşımların ve cinsiyet/toplumsal cinsiyet ikiliğiyle ilgili inşacı teorilerin çıkmazlarını da ortaya koyuyor.

  • Künye: Gülnur Acar Savran – Beden, Emek, Tarih: Diyalektik Bir Feminizm İçin, Dipnot Yayınları, feminizm, 376 sayfa, 2020

Henri Bergson – Ruh Teorileri (2020)

Felsefe tarihine çok özgün katkılarda bulunmuş Henri Bergson’un bu eseri, insan ruhuna ilişkin teorilerin felsefede kendine nasıl yer bulduğunu çok yönlü bir şekilde irdelediği derslerinden oluşuyor.

Bergson, kitabının ilk bölümünde, Aristoteles’e gelmeden önceki süreçteki ruh teorilerine odaklanıyor.

Burada, Homeros, İyonyalılar, Anaksagoras ve Platon’un ruha dair fikirleri kapsamlı bir şekilde ele alınıyor.

Yazar, kitabının devamında ise, Aristoteles, Plotinos, Descartes, Malebranche, Spinoza ve Leibniz gibi filozofların bu konudaki yaklaşımlarını irdeleyerek bir anlamda insan ruhu ve kişiliği konusundaki tarihsel algımızın kökenlerini aydınlatıyor.

Kitaptan birkaç alıntı:

“Ölüler gölgelerdir; bir ruhun hayaletleridirler. Aynı anda hem düşüncenin yoğunluğunu hem de işin maddi yönünü beraber yakalarsak, ölüler yaşamın ilkesinin kaynağına değin inmeye mecburdurlar ve bu ilke kandır.”

“Benim nazarımda filozof, yaşı kaç olursa olsun yeniden öğrenci olmaya daima hazırdır.”

“Ah bir kaçabilseydim! Kimsenin beni tanımadığı benim de kimseyi tanımadığım bir köşede saklanabilseydim! Kendime bile tanımadığım bir köşede.”

  • Künye: Henri Bergson – Ruh Teorileri / İnsan Ruhu ve Kişiliği, çeviren: Esat Burak Altıntas, Pinhan Yayıncılık, felsefe, 104 sayfa, 2020

Erich Auerbach – Yabanın Tuzlu Ekmeği (2010)

‘Yabanın Tuzlu Ekmeği’ seçkisi, İstanbul’da on bir yıl yaşamış olan Alman filozof Erich Auerbach’ın on dört yazısını ve bazı mektuplarını bir araya getiriyor.

Kitabın sunuş yazısını kaleme alan Martin Vialon, Auerbach’ın İstanbul bağlamında bir biyografisini sunuyor; ayrıca düşünürün felsefi yolculuğunun dönüm noktalarını ortaya koyuyor.

Auerbach ise seçkide yer alan yazılarında,

  • 16. yüzyılda Avrupa’da milli dillerin oluşumu,
  • Dante, Flaubert ve Proust gibi isimlerin edebiyatta neyi temsil ettikleri,
  • Montaigne’in yazarlığı,
  • 17. yüzyıldaki Fransız kamusu,
  • Pascal’ın politik kuramı,
  • Montesquieu’nün özgürlük fikri,
  • 19. yüzyılda Avrupa’da gerçekçilik,
  • Voltaire bağlamında burjuva zihniyeti,
  • Rousseau’nun tarihsel konumu,
  • Romantizm ve gerçekçilik gibi ilgi çekici konuları tartışıyor.

Künye: Erich Auerbach – Yabanın Tuzlu Ekmeği, hazırlayan: Martin Vialon, çeviren: Sezgi Durgun, Haluk Barışcan, Cevdet Perin ve Fikret Elpe, Metis Yayınları, felsefe, 319 sayfa

Silvia Federici – Tenin Sınırlarının Ötesine (2020)

Beden, iktidarların hegemonyalarını üzerine inşa ettikleri bir alandır ve tam da bu nedenle başlı başına bir direniş mekânıdır.

‘Caliban ve Cadı’, ‘Cadılar, Cadı Avı ve Kadınlar’ gibi kitaplarıyla bildiğimiz Silvia Federici de bu kitabında, bedeni, direnişin ve tahakkümün mücadele alanı olarak tanımlıyor ve bu alanı dönüştürücü toplumsal pratiklerin yeşerebileceği bir mekâna dönüştürmenin yolları üzerine düşünüyor.

Kapitalizmin doğasında, bedeni tahakküm altına almanın ve denetlemenin yer aldığını belirten Federici, buna karşılık feminist, ırkçılık karşıtı, trans ve çevreci hareketlerin de bedeni kapitalist sömürünün sınırı, onun önündeki engel olarak tanımlamasının elzem olduğunu söylüyor.

Federici’ye göre, bedeni özgürleştirici ve içkin bir politik imkâna dönüştürmek ancak onun arzu ve ihtiyaçlarını çoğaltmakla mümkündür.

Yazar bunun da, birbirinden yalıtılmış olmaktan dolayı korkup iktidarın tahakkümüne boyun eğmeye verili bedenlerden ziyade başka bedenlerle birlikteliğe ve iletişime giren bedenlerle olanaklı olabileceğini savunuyor.

Başka bir deyişle, ancak korku ve yalıtılmışlığın “keder”inden çıkıp, “neşeli militanlık”la arzularını ve ihtiyaçlarını şimdide politikleştiren bedenler, kendilerini, başkalarını ve dünyayı dönüştürebilir ve özgürleştirebilir.

  • Künye: Silvia Federici – Tenin Sınırlarının Ötesine, çeviren: Bilge Tanrısever, Otonom Yayıncılık, feminizm, 152 sayfa, 2020

Mark Vernon – Zamane Platon (2010)

Daha önce Türkçede ‘Derin Düşünce’ isimli kitabıyla bilinen Mark Vernon, ‘Zamane Platon’ başlıklı elimizdeki çalışmasında, modern bireyin sıkıntılarına Antik çağ felsefesinden yararlanarak çözümler getirmeyi amaçlıyor.

Kuşkusuz günümüz bireyi, kimi zaman biraz abartılsa da kendisinden önceki çağlarda yaşamış insanlardan daha çok sorunla boğuşuyor.

Vernon’un, Antik çağ filozoflarından örnekler veren yirmi makaleden oluşan kitabı da, “Bizim önemli saydığımız şeylerle onlar uğraşsalardı ne derlerdi?” sorusunun yanıtını arıyor.

Antik çağ felsefesinin günümüzün bakış açısıyla yorumlandığı kitapta ayrıca, bu dönemden bazı filozofların abartılı yaşamları da eğlenceli bir üslupla resmediliyor.

  • Künye: Mark Vernon – Zamane Platon: Modern Yaşam İçin Antik Kılavuz, çeviren: Gül Korkmaz, Sel Yayıncılık, felsefe, 204 sayfa

Kolektif – Felsefe ve Tarih (2020)

Antik Yunan’da ortaya çıkmış iki disiplin olan felsefe ve tarih arasında, o zamanlardan bu yana süren sıkı bir ilişki var.

Bu iki disiplin arasına sınırların konduğu, konmaya çalışıldığı dönemler olsa da, aralarındaki karmaşık ilişki halen devam ediyor.

Peki, bu ilişki, düşünce tarihinde nasıl bir gelişim izledi?

İşte bu güzel derleme, bu ilişkiyi çok yönlü bir bakışla izlemesiyle önemli.

Kitaba katılan yazarlar, felsefenin tarihe bakışını çok yönlü bir şekilde irdeliyor.

Burada, filozofların tarihe nasıl baktığı, bu bakışın zamanla nasıl dönüştüğü, ünlü filozofların mektuplarında felsefe ve tarih sorunsalının nasıl işlendiği, tarihin tarihine yöneltilen eleştiriler, “historia” kavramının değişen anlamları ve tarihsel bilincin felsefe yapmaktaki yeri gibi pek çok konu tartışılıyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Eylem Canaslan, Funda Günsoy, M. Ertan Kardeş, Gökhan Murteza, E. Burak Şaman

  • Künye: Kolektif – Felsefe ve Tarih, editör: Gökhan Murteza, Pinhan Yayıncılık, felsefe, 160 sayfa, 2020