Bertrand Russell – Neden Hıristiyan Değilim? (2020)

Tarihten bu yana özgür düşüncenin ve bilimin gelişmesinin önündeki en büyük engel dinlerdir.

Bertrand Russell da bu apaçık gerçeği, Hıristiyanlığı merkeze alarak tartışmaya açıyor.

Russell burada, Hıristiyanlığın tarihsel olarak ne kadar gerici olduğunu ortaya koyduğu gibi, bir felsefeci ve bilim insanı olarak neden Hıristiyan olmayacağını da sağlam argümanlarla irdeliyor.

Din ve ahlak konularında eleştirel bir üslupla kaleme alınmış kitaptaki denemeler, yalnızca tarihsel olarak dinle hesaplaşmakla kalmıyor, aynı zamanda Margaret Thatcher’ın icat ettiği ve Ronald Reagan’ın küreselleştirdiği yeni muhafazakârlık akımının hile ve şarlatanlıklarını da su yüzüne çıkarıyor.

  • Künye: Bertrand Russell – Neden Hıristiyan Değilim?, çeviren: Nurdan Soysal, Say Yayınları, felsefe, 256 sayfa, 2020

Emily Wilson – Sokrates’in Ölümü (2020)

Sokrates’in öldürülüşü, felsefe tarihinin en ilgi çeken olaylarının başında gelir.

Emily Wilson’ın bu ilgi çekici çalışması ise, Sokrates’in ölümüne ilişkin görüşleri derinlemesine bir bakışla izliyor.

Kitap yalnızca ele aldığı konunun her daim gündemde oluşuyla değil, Batı entelektüel ve sanatsal geleneklerinde Sokrates’in rolünü ortaya koymasıyla da büyük öneme haiz.

Wilson, hem tarihsel açıdan birbirinden oldukça farklı Sokrates figürlerini gösteriyor hem de Sokrates’in kültürel tarihteki varlığını çok yönlü bir şekilde ortaya koyuyor.

Kitap, Sokrates’in yaşamındaki önemli olaylara ve onun gizemli kişiliğine daha yakından bakmak için birebir.

Kitaptan birkaç alıntı:

“Atinalı jüri Sokrates’i yok etti; fakat Sokrates içinde doğduğu Atina kültürünü daha etraflıca yok etmişti, çünkü herkesin ne yapacağına kendi başına karar vermesi gerektiği mefhumunu tanıtmıştı.”

“Stoacı filozof Seneca kendi zorunlu intiharında Sokrates’inkini örnek aldı. Bileklerini banyoda kesmeden önce baldıran içti. Rubens’in bu görkemli tablosu, bir zamanlar Seneca’ya ait olduğu düşünülen eski bir balıkçı heykeline dayanıyordu.”

“Ailesinin ve dostlarının dehşetli bakışları altında Uticalı Cato, cumhuriyet ordusunun Julius Caesar’a yenilmesinin ardından kendi bağırsaklarını söküp çıkararak kendisini öldürdü. Cesur intiharına Platon’un Phaidon’unda tasvir edilen Sokrates’in ölümünden ilham aldı.”

  • Künye: Emily Wilson – Sokrates’in Ölümü: Kahraman, Hain, Geveze, Aziz, çeviren: Özgüç Orhan, Pinhan Yayıncılık, felsefe, 216 sayfa, 2020

Jacques Rancière – Demokrasi Nefreti (2014)

Yalnızca son dönemde dünya çapında yükselen sağcı iktidarlar değil, demokrasi düşmanları Eski Yunan’dan beri var.

Günümüzün en etkili filozoflarından olan Jacques Rancière, demokrasiyi yönetimin yozlaşmış bir biçimi olarak değil, toplum ve devleti etkisi altına alan bir uygarlık bunalımı olarak görmenin tarihsel kaynaklarını açıklıyor.

Bunu yaparken demokrasi, siyaset, cumhuriyet ve temsil arasındaki karmaşık ilişkiyi çok yönlü bir şekilde irdelemesi ise, kitabın muazzam katkılarından biri.

Rancière’in çalışması, eski zamanlardan beri kendilerini halkı yönetmeye doğal olarak yetkili görenler “halkın yönetimi” fikri karşısında nasıl dehşete kapıldıklarının hikâyesi olarak da, başka bir deyişle muktedirlerin tarihsel ikiyüzlülüklerinin hikâyesi olarak da okunabilir.

  • Künye: Jacques Rancière – Demokrasi Nefreti, çeviren: Utku Özmakas, İletişim Yayınları

Søren Kierkegaard – Sevginin İşleri (2020)

İnsanları bir arada tutan şey nedir?

Sevgi toplumla ilişkimizi, daha da önemlisi kişiliğimizi nasıl etkiler?

Søren Kierkegaard, bundan tam 173 yıl önce yazdığı bu kitabında Tanrısal, toplumsal ve bireysel sevgi üzerine derinlemesine düşünüyor.

Kierkegaard’a göre, sevgi Tanrı tarafından insanoğluna bahşedilmiştir ve bu nedenle Tanrıyı ve komşuyu sevme buyruğu da bizim asıl ödevimiz ve sorumluluğumuzdur.

Kierkegaard’a göre burada odak noktası, komşunun kim olduğu, bir insanın komşusuna ve dolayısıyla, hareket tarzı itibarıyla sevgi sahibi denebilecek kişiye karşı nasıl doğru davranacağıdır.

Düşünür bu bağlamda karşılıklı sevgi ve buna ayak direyebilecek alışkanlık, itimatsızlık, bencillik, kıskançlık, gıpta, haset, kibir, kusur buluculuk ve eleştirellik gibi olguları irdeliyor.

Kitaptan birkaç alıntı:

“Eğer ki birisi: ‘Tanrıyı seviyorum’ deyip de kardeşinden nefret ediyor ise, o kişi yalancıdır; zira gördüğü kardeşini sevmeyen, görmediği Tanrıyı nasıl sevebilir?”

“İhtiras kızıştırır, dünyevi dirayet ferahlatır, fakat ne bu hararet ne bu ferahlık, ne de bu hararetle ferahlığın karışımı ebediyetin nezih nefesidir.”

“Ölümde gerçeklik sahnesinin perdesi kapandığı vakit, herkes birdir, hepsi insandır, ve öz itibarıyla olduğu şeydir, senin farklılıklar yüzünden göremediğin şeydir: İnsan”

“Tanrıya karşı korku ve titreme içinde kendinden korkmuş olan kişi hiçbir zaman bir riyakâra aldanmamıştır.”

“Beyinsizin kibri hayatının ne biçare olduğunu ondan gizler.”

  • Künye: Søren Kierkegaard – Sevginin İşleri, çeviren: Nur Beier, Pinhan Yayıncılık, felsefe, 416 sayfa, 2020

Kyreneli Synesios – Kelliğe Övgü (2014)

Milattan Sonra 4. yüzyılda yaşamış filozof Kyreneli Synesios ‘Kelliğe Övgü’de, saçlarını kaybetmiş insanların buruk karşıladığı kelliği bir tefekkür konusu haline getirip tartışıyor.

Synesios, kendisinden iki yüzyıl önce yaşamış ustası Dion’un ‘Saça Övgü’deki görüşlerini çürütmek, saçsızlığın “erdemi”ni dile getirmek için kitabını kaleme almış.

Denemesine “Tatlı dilli Dion saça öyle parlak bir övgü düzmüştür ki, hiçbir kel bunu utançtan kızarmadan okuyamaz.” diyerek girizgâh yapan Synesios, Homeros destanları, Heredot’un anlatımları, Olympos tanrılarının hikâyeleri ve süs sanatlarından yararlanarak kelliğin neden harikulade olduğu hakkında keyifle okunacak argümanlar sunuyor.

Hem de antik çağ insanının düşünceyi işleyişindeki bütün hüneri ortaya koyarak.

  • Künye: Kyreneli Synesios – Kelliğe Övgü, Cânâ Aksoy, Sel Yayınları, deneme, 72 sayfa

Kolektif – Şiddetin Eleştirisi Üzerine (2010)

Hatırlanacaktır, Metis yayınlarından daha önce çıkan ‘Demokrasi Ne Âlemde?’, önemli düşünürlerin, demokrasinin tarihte ve günümüzde taşıdığı imkânları ve tuzakları irdeleyen yazılarını bir araya getiriyordu.

Dizinin ikinci kitabı olan ve adını Walter Benjamin’in aynı adlı bir yazısından alan ‘Şiddetin Eleştirisi Üzerine’ ise, devlet şiddetinin yanı sıra, yasa koymanın barındırdığı şiddeti, şiddet sarmalının nasıl kırılacağı ve şiddetin tahakkümle bağlantısı konularını tartışıyor.

Kitaba yazılarıyla katılan isimler şöyle: Walter Benjamin, Jacques Derrida, Werner Hamacher, Giorgio Agamben, Robert Cover, Zeynep Direk ve Aykut Çelebi.

  • Künye: Kolektif – Şiddetin Eleştirisi Üzerine, hazırlayan: Aykut Çelebi, Metis Yayınları, siyaset, 323 sayfa

Fatmagül Berktay – Politikanın Çağrısı (2010)

Fatmagül Berktay, uzun yıllardır İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde siyasal düşünceler tarihi, çağdaş siyasal kuramlar ve tartışmalar, demokrasi teorisi ve siyaset teorisi konularında dersler veriyor.

Berktay ‘Politikanın Çağrısı’nda ise, siyasetin anlamı konusunda yaşanan belirsizlikleri değerlendiriyor.

Politika kavramının aşındığını ve salt “reel politika” ile ilişkilendirilen kötü bir anlam kazandığını söyleyen Berktay, bu aşamada politikanın kurumlarından çok, politika nedir, yurttaş olmak nasıl bir anlam taşır, sitenin yönetimine katılmak nedir gibi, siyaset felsefesinin ilksel sorularını sormak ve bu sorgulamayı yaparken yeni yöntemler geliştirmek gerektiğini savunuyor.

Yazar, gücünü ve özne olma niteliğini bir süredir kaybetmiş bireyi, politikanın çağrısına kulak vermeye davet ediyor.

  • Künye: Fatmagül Berktay – Politikanın Çağrısı, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, siyaset, 330 sayfa

Dan Zahavi – Fenomenoloji (2020)

En güçlü felsefi hareketlerden biri olan fenomenoloji, çok zengin olduğu kadar çok da karmaşıktır.

Bu nedenle, konuya giriş yapmak isteyenler için nereden, hangi kitaptan başlanacağı asıl meseledir.

İşte bu alanın önde gelen isimlerinden biri olan Dan Zahavi, her seviyeden okurun rahatlıkla anlayabileceği bir fenomenolojiye giriş kitabıyla karşımızda.

Çalışma, fenomenolojiyi anlamak açısından temel kavramsal çerçeveyi duru bir üslupla açıkladığı gibi, fenomenolojik analizin ne olduğu, fenomenolojinin metodolojik temellerinin neler olduğu ve fenomenolojiyi felsefedeki diğer alanlarla ilişkilendiren veya onu bu alanlardan ayıran niteliklerinin ne olduğu gibi pek çok konuda da okurunu aydınlatıyor.

Zahavi bununla da yetinmeyerek, dilinin yalınlığı, fenomenolojinin farklı alanlarda kullanımı; Husserl, Heidegger ve Merleau-Ponty gibi önde gelen fenomenologların çalışmaları hakkında da bizi bilgilendiriyor.

  • Künye: Dan Zahavi – Fenomenoloji: İlk Temeller, çeviren: Seçim Bayazit, Ayrıntı Yayınları, felsefe, 176 sayfa, 2020

Alain Badiou – Başka Bir Estetik (2010)

Alain Badiou, alt başlığı ‘Sanatlar İçin Küçük Bir Kılavuz’ olan ‘Başka Bir Estetik’te, estetiği eleştirel bir gözle değerlendirerek, yeni bir estetik yaklaşım yaratmaya koyuluyor.

Şiir, dans, tiyatro ve sinema gibi sanatların estetik çerçevesini yorumlayan Badiou, estetiği felsefenin bir alt disiplini olarak değil, başlı başına bir felsefe olarak tasarlıyor.

Mallarmé, Pessoa ve Beckett gibi, kendi felsefelerini yaratmış sanatçıların peşine düşen yazar, başka bir estetik ile kendi başına hakikatler üreten sanatı herhangi bir biçimde felsefenin nesnesi yapmaya kalkışmayan, felsefenin sanatla kurduğu özel bir ilişki olarak tanımlıyor.

  • Künye: Alain Badiou – Başka Bir Estetik, çeviren: Aziz Ufuk Kılıç, Metis Yayınları, sanat, 165 sayfa

David Hume – Hume (2010)

‘Hume’, felsefe tarihinin en önemli filozoflarından olan ve 2011’de 300. doğum yılına giren David Hume’un felsefesini detaylı bir şekilde okurlara sunuyor.

Ağırlıklı olarak Hume’un kendi eserlerinden yapılan seçkiye dayanan kitapta, Hume’un bilgi, ahlak ve din konularında ortaya koyduğu düşünceler yer alıyor.

Örsan Öymen’in kaleme aldığı, Hume’un tarihsel önemini, eserlerini ve felsefesini irdeleyen kapsamlı bir giriş yazısıyla başlayan kitap, filozofun ‘Doğal Din Üstüne Söyleşiler’, ‘Dinin Doğal Tarihi’, ‘İnsan Doğası Üzerine Bir İnceleme’ ve ‘İnsanın Anlama Yetisi Üzerine Bir Soruşturma’ başlıklı metinlerini barındırıyor.

  • Künye: David Hume – Hume, yayına hazırlayan: Örsan K. Öymen, Say Yayınları, felsefe, 485 sayfa