Kolektif – Mekânı Düşünmek (2021)

Mekânı mimarlıktan sinemaya, felsefeden politikaya uzanan geniş bir pencereden izleyen çok güzel bir derleme.

Kitaba katkıda bulunan yazarlar, mekân nedir ve nasıl üretilir sorusuna ilgi çekici yanıtlar veriyor.

Kitapta,

  • Foucault’da iktidarın uzamsal dağılımları ve mekânın etik bağlamı,
  • Mekânın gündelik yaşam içinde kurgulanışı,
  • Özne-mekân etkileşim süreci,
  • Mekânsal rantlaştırma kavramı ve rant rejimi altındaki Türkiye için önemi,
  • Kent deneyimi kavramı açısından mekânsal ayrışma ve farklılaşma,
  • Erkekliklerin ev içi mekân bağlamında analizi,
  • ‘Kış Uykusu’ filmi bağlamında, sinemada karakter-mekân özdeşleşmesi,
  • Samsun liman kentinin eşitsiz gelişimi,
  • Modernleşme bağlamında mekânsal arketiplere örnek olarak Türkiye’nin halk kütüphaneleri,
  • Ve Karaköy örneği bağlamında sokak, mekân ve grafiti ilişkisinin bize neler söyleyebileceği gibi önemli konular ele alınıyor.

Kitaba katkıda bulunan yazarlar da şöyle: Ali Somel, Asu Beşgen, Berrak Erdal, Ceyhun Gürkan, Deniz Yıldırım, Emre Erol, Erdem Yazar, Evren Haspolat, Ezgi Karmaz, Gülgün Meşe, Güncel Önkal, Hakan Sağlam, Hilal Peker Dural, İshak Memişoğlu, N. Ezgi Zünbüloğlu, Saim Can Beritan, Şeyma Duman ve T. Kerem Koramaz.

  • Künye: Kolektif – Mekânı Düşünmek, derleyen: Deniz Yıldırım, Evren Haspolat, Hakan Sağlam ve Saim Can Beritan, Nika Yayınevi, inceleme, 256 sayfa, 2021

Bekir Onur – Çocukluğun Coğrafyaları (2021)

Çocukluğun mekânı cennettir, keşke hep orada kalsaydık.

Bu kitap ise, coğrafyanın çocukluğu nasıl ele aldığını irdeliyor.

Şimdiye kadar çocukluk tarihi, çocuk kültürü ve çocuk gelişimi konularında önemli çalışmalara imza atmış Bekir Onur, bu sefer de coğrafyanın çocukları nasıl işlediğini, onlara nasıl baktığını irdeliyor.

Coğrafyacılar çocukluğun mekânsal bir olgu olduğunu vurgularlar.

Coğrafyanın çocukluk çalışmaları ev, okul, oyun alanı, mahalle, kent, ülke ölçeğinde başlar ve oradan iklim değişikliği, savaş, göç, ırk, toplumsal cinsiyet, yoksulluk gibi küresel olgulara kadar uzanır.

Onur da, coğrafyanın çocukluk çalışmalarını ayrıntılı bir şekilde inceleyerek Türkiye’de bu alanda ilk diyebileceğimiz bir çalışmaya imza atmış.

  • Künye: Bekir Onur – Çocukluğun Coğrafyaları, İmge Kitabevi, inceleme, 318 sayfa, 2021

Selcan Peksan – Çalışmanın Evrimi ve İşin Sonu (2021)

Günümüzde çalışma, bireysel anlamını ve toplumsal konumunu koruyor mu?

‘Çalışmanın Evrimi ve İşin Sonu’, sosyal teorilerde işin sonu fikrini kıyasıya tartışıyor ve bizi çalışmanın anlamı ve rolü üzerine düşünmeye davet ediyor.

Çalışmayı insanın kendini gerçekleştirmesi ve bireysel gelişimini beslemesi gerektiği kabulüyle yola çıkan Selcan Peksan, çalışmanın modern kapitalist toplumlarda ücret karşılığında yapılan bir “iş”e dönüşmesine itiraz ediyor.

Kitapta, çalışmanın antropolojik bir kategori olarak insan doğasına içkin bir faaliyet olup olmadığı, tarihsel süreçte çalışmanın anlamına ilişkin temel kırılma noktalarının hangileri olduğu, işi insan hayatının merkezine yerleştiren gelişmelerin neler olduğu, sosyal teorilerde çalışmaya yönelik eleştirilerin odak noktalarının neler olduğu ve işin ortadan kalktığı bir toplum tahayyülünün insanlığın geleceği için anlamlı bir yol sunup sunmadığı tartışılıyor.

‘Çalışmanın Evrimi ve İşin Sonu’, emek konusuna ilgi duyan tüm okurların severek okuyacağı bir çalışma.

  • Künye: Selcan Peksan – Çalışmanın Evrimi ve İşin Sonu, İmge Kitabevi, inceleme, 358 sayfa, 2021

Kolektif – Black Mirror (2021)

Dünya çapında yankı uyandıran Black Mirror dizisi, geleceği konu alırken aslında bugünün endişelerinden besleniyordu.

Bu güzel derleme de, ünlü diziyi farklı açılardan okuyor.

Kitapta, bu diziden hareketle teknolojinin nelere olanak tanıdığı ve nelere engel oluşturduğu, geleceğimizi nasıl etkileyeceği ve dizideki gelecek kurgularının bize neler söyleyebileceği gibi konular irdeleniyor.

Kitaba yazılarıyla katkıda bulunan isimler de şöyle: Birsen Çeken, Emine Kılıçaslan, Emrah Özdemir, Emre Aşılıoğlu, Gonca Küçük, Hande Kozok, İsmail Uğur Aksoy, Kansu Özden, Kübra Çiçekli, Mehmet Işık, Mehmet Kayın, Naci Akdemir, Serhat Madsar, Serkan Yenal, Sezer Ahmet Kına ve Şefik Özcan.

  • Künye: Kolektif – Black Mirror: Aynadan Yansıyanlar, editör: Sezer Ahmet Kına ve Emre Aşılıoğlu, Nika Yayınevi, inceleme, 296 sayfa, 2021

Seyhan Kurt – Haneden Ev Haline (2021)

İster bir apartmanda yaşayalım, ister dağ evinde, farkında olarak veya olmayarak aslında bir dünya inşa ederiz.

Seyhan Kurt da bu güzel çalışmasında, evin edebiyattaki yansımalarından da yola çıkarak evin barınaktan neden çok daha fazlası anlamına geldiğini ortaya koyuyor.

‘Haneden Ev Haline’, “geleneksel Türk evi” denen imgenin sabit bir mimari form olmadığını, gündelik hayat pratiğiyle iç içe geçerek sürekli ve sürekli dönüştüğünü gözler önüne seriyor.

Evimizde mutfak, oturma odası, yahut balkonu nasıl kullanırız?

İşte Seyhan Kurt, evin ve işlevlerinin tarihsel değişimini çok yönlü bir bakışla izleyerek ev yaşamının bizim yapıp etme biçimimizle olan sıkı ilişkisini irdeliyor.

Geleneksel ev halinde mimari, tarih ve gündelik pratikler, mutfak odasının ve oturma odasının bizde neden çok önemli olduğu, evin bir anlamda kamusal alana dönüştüğü düğün ve cenaze gelenekleri, ev düzeninde “iktisat yapma” stratejileri, kentsel yaşamın evlerimize yansıma biçimleri ve daha fazlası ‘Haneden Ev Haline’de…

  • Künye: Seyhan Kurt – Haneden Ev Haline: “Türk Evi”nde Mimari, Düzenleme, Pratik, İletişim Yayınları, inceleme, 248 sayfa, 2021

Lerna Ekmekçioğlu – Bir Milleti Diriltmek (2021)

1915 ve sonrasında nüfusunun büyük bir kısmını ve aydın sınıfını kaybetmiş Ermeniler, o süreçte ne tür stratejiler ve yöntemlerle kendi kendini diriltmeye çalıştı?

Lerna Ekmekçioğlu’nun bu harikulade çalışması, Birinci Dünya Savaşı’nın hemen sonrasını, işgal altındaki İstanbul’u ve İstanbul’da ve hayatta kalan Ermenileri mercek altına alarak Ermeni milletinin hangi siyasi, ekonomik ve toplumsal adımlarla kendini yeniden inşa etmeye çalıştığını ve bu süreçte toplumsal cinsiyet rollerinin hangi şekillerde yeniden üretildiğini araştırıyor.

Bunu yaparken de, dönemin kadın hareketinin önde gelen ismi Hayganuş Mark tarafından 1919-1933 arasında yayımlanan ve birçok feministin katkıda bulunduğu kadın dergisi Hay gin’i merkeze alan Ekmekçioğlu, kadınların ve özellikle de feministlerin bu süreçte nasıl hayati bir rol üstlendiğini gözler önüne seriyor.

‘Bir Milleti Diriltmek’, Ermenilerin, Osmanlı İmparatorluğu Türkiye Cumhuriyeti’ne evrilirken yaşadığı dönüşüme ilişkin eksik bırakılan temel, hayati bir anlatıyı tamamlıyor.

  • Künye: Lerna Ekmekçioğlu – Bir Milleti Diriltmek, 1919-1933: Toplumsal Cinsiyet Ekseninde Türkiye’de Ermeniliğin Yeniden İnşası, çeviren: Serdar Aksoy, Aras Yayıncılık, inceleme, 264 sayfa, 2021

Ercüment Akdeniz – Sekizinci Kıta (2021)

Bugün dünya üzerinde hareket eden tam 272 milyonluk göçmen nüfus var.

Ercüment Akdeniz de, atıkların biriktiği ‘Yedinci Kıta’dan yola çıkarak sermayenin ürettiği felaketlerden kaçan bu göçmenleri tanımlamak için ‘Sekizinci Kıta’ kavramını kullanıyor.

Daha önce mülteci işçiler ve sığınmacılar üzerine yaptığı çalışmalarla bildiğimiz Akdeniz, dünyanın on farklı ülkesinden kaçarak Türkiye’ye gelen göçmenlerin yaşam ve çalışma koşullarını gözler önüne seriyor.

Kitap, bu göçmenlerin neden ülkelerinden göç etmek zorunda kaldıkları, Türkiye’ye gelene kadar yaşadıkları, onları Türkiye’de hapseden politik ve sosyal koşulların neler olduğu ve işçileşme deneyimleri hakkında dört dörtlük bir belgesel.

Kıtalar arası göçmen hareketinin Türkiye durağı üzerine aydınlatıcı bir inceleme.

  • Künye: Ercüment Akdeniz – Sekizinci Kıta, Kor Kitap, inceleme, 196 sayfa, 2021

Sheila Jasanoff – Teknoloji ve İnsanın Geleceği (2021)

Teknolojinin potansiyel riskleri ve vaatleri nedir?

Sheila Jasanoff, bilgi teknolojilerinden gen araştırmalarına uzanarak ve teknoloji ile politika ve ahlak arasındaki ilişkiyi tartışarak bu soruya çarpıcı yanıtlar veriyor.

“İcatlarımız dünyayı değiştiriyor, icatlarımızla değişen dünya da bizleri.”  diyen Jasanoff, teknolojik sistemlerin karmaşıklığını çok yönlü bir şekilde aydınlattığı gibi, bu sistemleri denetleme iddiasında olan etik ve hukuki alanın belirsizliklerine de işaret ediyor.

Jasanoff’a göre, teknolojinin politika ve ahlaktan bağımsız bir güç olduğu yönündeki varsayımlar gerçek dışıdır ve teknolojinin riskleri kadar vaatlerini de daha iyi değerlendirebilmek için kamusal demokratik alanın canlandırılması gerekmektedir.

  • Künye: Sheila Jasanoff – Teknoloji ve İnsanın Geleceği: İcatların Etiği, Bgst Yayınları, inceleme, 214 sayfa, 2021

 

Charles Coustille – Antitezler (2021)

‘Antitezler’, yazarlarla akademisyenlerin karşılaşmalarının tarihi üzerine çok enteresan değerlendirmeler barındırıyor.

Charles Coustille, Mallarmé, Péguy, Paulhan, Céline ve Barthes gibi yazarların kaleminden çıkma “yazar tezleri”ni sunuyor ve bunlardan yola çıkarak akademinin edebiyattan veya edebiyatın akademiden nasıl etkilenebileceği üzerine düşünüyor.

Coustille’in burada bir araya getirdiği tezler oldukça ilginç.

Örneğin Mallarmé varoluşsal krizinden kurtulmak amacıyla dilbilimle ilgili bir teze başlamıştı.

Péguy’nin tezi Sorbonne’a karşı uzun bir hakaretten ibaretti.

Paulhan’ınki otuz beş yılı aşan bir süreye yayılmış sayısız müsvedde içinde kaybolmuştu.

Céline, Macar bir doktora düzdüğü methiye arkasına belli belirsiz gizlenmiş otoportresini sunmuştu doktora jürisine.

Barthes ise, tezin “erotik bir beden” olması gerektiğini ileri sürmüştü.

Böylece, üniversite ile edebiyat arasında, yazılmayı bekleyen bir tarihe -yazarların üniversiteyle ilişkilerinin tarihine- Fransa deneyimini merkeze alarak katkı yapan çalışma, edebi ve akademik dünyaların karşılaştığı ve birbirine meydan okuduğu tarihsel bir soruşturma sunuyor.

Kitap aynı zamanda tez yazımına dair, yazarların akademik normları ve biçimleri sorguladığı ve yazma hakkındaki tavsiyelerini damıttıkları bir anti-kılavuz.

  • Künye: Charles Coustille – Antitezler: Mallarmé, Péguy, Paulhan, Céline, Barthes, çeviren: Ahmet Nüvit Bingöl, Koç Üniversitesi Yayınları, inceleme, 264 sayfa, 2021

Lydia Pyne – Kitaplık (2019)

Kitaplık, bilgi ve deneyimi nasıl ve nerede kategorilere ayırdığımızla ilgilidir.

Antropolog Lydia Pyne’ın kitap kültürü ve kitap tarihini anlatan bu enfes çalışması ise, kitapla kurduğumuz ilişki üzerine düşünmek için çok iyi fırsat.

Antik Roma dünyasından Ortaçağ katedrallerindeki zincirli kitaplıklara ve oradan günümüzün muazzam halk kütüphanelerine uzanan Pyne, bütün bu konuları aydınlatırken metnini edebiyattan örnekler ve ilginç anekdotlarla da zenginleştiriyor.

Gösterge ve sembol olarak kitaplıklar, kitaplığın yaşam döngüsü ve gelecekte kitaplıkların nasıl olacağı gibi ilgi çekici başka konuların da yer aldığı çalışmayı, kitapların tarihiyle ilgilenenler kadar, kitaplarını evinin hangi yerine koyacağını ve onları neye göre sınıflandıracağını merak edenler de severek okuyacaktır.

  • Künye: Lydia Pyne – Kitaplık, çeviren: Ümid Gurbanov, İthaki Yayınları, inceleme, 120 sayfa, 2019