Eugenio Borgna – Dostluk Üzerine (2025)

İtalyan psikiyatr ve yazar Eugenio Borgna, ‘Dostluk Üzerine’ (Sull’amicizia’) adlı kitabında, insan ilişkilerinin en temel ve en değerli boyutlarından biri olan dostluğu felsefi ve psikolojik bir derinlikle inceliyor. Borgna, dostluğun sadece sosyal bir bağ değil, aynı zamanda varoluşsal bir deneyim olduğunu vurguluyor.

Borgna, dostluğu çeşitli yönlerden, psikolojik, insani, edebi ve ruhsal açıdan ele alıyor.

Yazar, dostluğun insanın kimlik oluşumunda ve ruh sağlığında oynadığı önemli rolü detaylı bir şekilde analiz ediyor. Dostluğun, yalnızlık hissini azaltarak bireylere güven duygusu ve ait olma hissi verdiğini belirtiyor. Ayrıca, dostluğun kişisel gelişimi desteklediğini, farklı bakış açıları kazanmamızı sağladığını ve hayatın zorluklarıyla başa çıkmamıza yardımcı olduğunu vurguluyor.

Borgna, dostluğun zaman içinde nasıl değiştiğini ve farklı kültürlerde nasıl algılandığını da inceliyor. Dostluğun, bireylerin yaşam deneyimleri, değerleri ve kişilik özellikleriyle şekillendiğini belirtiyor. Yazar, aynı zamanda dostluğun zorluklarına da değiniyor; ihanet, ayrılık ve kayıplar gibi durumların dostlukları nasıl etkileyebileceğini ve bu zorlukların üstesinden nasıl gelinebileceğini tartışıyor.

Kısacası, ‘Dostluk Üzerine’ adlı eser, dostluğun felsefi ve psikolojik boyutlarını derinlemesine inceleyen bir çalışma. Borgna, dostluğun sadece bir sosyal ilişki değil, aynı zamanda insanın varoluşsal anlam arayışında önemli bir yer tuttuğunu vurguluyor.

  • Künye: Eugenio Borgna – Dostluk Üzerine, çeviren: Meryem Mine Çilingiroğlu, Yapı Kredi Yayınları, psikoloji, 88 sayfa, 2025

Patric Gagne – Ben Bir Sosyopatım (2025)

‘Ben Bir Sosyopatım’, Patric Gagne’ın kendi deneyimlerini temel alarak sosyopatiyi içten bir şekilde incelediği otobiyografik bir eser. Gagne, kitabında çocukluğundan itibaren yaşadığı sosyal zorlukları, duygusal bağ kurma güçlüklerini ve toplum normlarına uymakta yaşadığı zorlukları samimi bir dille anlatıyor.

Yazar, kendi deneyimlerini psikolojik ve sosyolojik araştırmalarla birleştirerek, sosyopatinin ne olduğunu, nedenleri ve etkileri hakkında derinlemesine bir inceleme sunuyor. Gagne, sosyopatların sadece şiddet eğilimli ve acımasız bireyler olmadığını, aynı zamanda karmaşık ve çelişkili duygular yaşayan bireyler olabileceğini vurguluyor. Kendi hayatından örnekler vererek, sosyopatinin bireyin kendisi ve çevresi üzerindeki etkilerini gözler önüne seriyor.

Kitap, sosyopati hakkında daha fazla bilgi edinmek isteyenler için hem kişisel bir hikâye hem de bilimsel bir inceleme sunuyor. Gagne, okurlarına sosyopatların iç dünyasını daha iyi anlamaları için bir fırsat sunarken, aynı zamanda toplumun sosyopatiye yönelik tutumlarını da sorguluyor.

Kitapta Ele Alınan Başlıca Konular:

  • Yazarın çocukluk ve gençlik yıllarında yaşadığı sosyal zorluklar
  • Sosyopatinin tanısı ve belirtileri
  • Sosyopatinin nedenleri ve genetik faktörler
  • Sosyopatların duygusal dünyası ve ilişkileri
  • Sosyopatinin toplum üzerindeki etkileri
  • Sosyopatların tedavi edilebilirliği

Sonuç olarak, ‘Ben Bir Sosyopatım’ adlı kitap, sosyopati hakkında hem kişisel bir bakış açısı hem de bilimsel bir yaklaşım sunuyor. Kitap, okurlara bu karmaşık konuyu daha iyi anlamaları ve sosyopatları daha empatiyle görmeleri için bir fırsat sunuyor.

  • Künye: Patric Gagne – Ben Bir Sosyopatım: Kendi Hikâyem, çeviren: Tülin Er, Say Yayınları, psikoloji, 408 sayfa, 2025

Rich Karlgaard – Geç Çiçek Açanlar (2025)

Rich Karlgaard’ın ‘Geç Çiçek Açanlar’ kitabı, başarıyı geleneksel kalıpların dışına taşıyarak, başarı kavramını yeniden tanımlıyor. Yazar, erken yaşta başarı elde etme baskısının bireyler üzerindeki olumsuz etkilerini vurgularken, “geç çiçek açan” olarak adlandırdığı, potansiyellerini daha geç keşfeden ve başarılı olan kişilerin hikayelerini inceliyor.

Karlgaard’a göre, başarı sadece genç yaşta elde edilen akademik başarılar veya yüksek gelirle sınırlı değil. Sabır, farklı alanları keşfetme ve kendi hızında ilerleme, uzun vadede daha büyük başarılar elde etmeyi sağlıyor. Kitap, başarıyı kişisel tatmin ve mutluluk olarak yeniden tanımlarken, her bireyin farklı bir öğrenme süreci ve yeteneği olduğunu vurguluyor.

‘Geç Çiçek Açanlar’, erken yaşta başarı baskısı altında hisseden veya kariyer yolunda belirsizlik yaşayan kişiler için oldukça faydalı bir kaynak. Kitap, okuyuculara şu konularda ilham veriyor:

Kendi hızında ilerlemek: Herkesin farklı bir zamanlaması olduğunu ve başarı için acele etmenin gereği olmadığını gösteriyor.

Potansiyellerini keşfetmek: Farklı alanları denemek ve kendi ilgi alanlarını takip etmek konusunda cesaretlendiriyor.

Sabırlı olmak: Uzun vadeli hedeflere odaklanmanın önemini vurguluyor.

Mutluluğu yeniden tanımlamak: Başarının sadece maddi kazançlarla sınırlı olmadığını gösteriyor.

‘Geç Çiçek Açanlar’ kitabı, başarı anlayışımızı yeniden şekillendirerek, bireylerin kendilerine olan güvenlerini artırmalarına ve daha mutlu ve tatmin edici bir yaşam sürmelerine yardımcı oluyor. Kitap, özellikle kariyerinde belirsizlik yaşayanlar, erken yaşta başarı baskısı hissedenler ve kişisel gelişimle ilgilenen herkes için önemli bir kaynak niteliği taşıyor.

  • Künye: Rich Karlgaard – Geç Çiçek Açanlar: Erken Başarı Odaklı Bir Çağda Sabrın Gücü, çeviren: Şafak Tahmaz, Serenad Yayınları, psikoloji, 362 sayfa, 2025

Donald Kalsched – Travmanın İç Dünyası (2025)

Donald Kalsched, Jungcu psikoloji perspektifinden yola çıkarak, travmanın bireyin iç dünyasında yarattığı etkileri derinlemesine inceleyen önemli bir psikologdur. ‘Travmanın İç Dünyası’ adlı eseri, bu alandaki en kapsamlı çalışmalardan biri olarak kabul edilir.

Kalsched, travmanın sadece bir olay değil, aynı zamanda bireyin iç dünyasında derin izler bırakan bir süreç olduğunu vurgular. Travmanın, bireyin kimlik algısı, ilişkileri ve yaşam amacı üzerindeki uzun vadeli etkilerini inceler.

Travmaya karşı gelişen savunma mekanizmalarının, bireyin iç dünyasında nasıl bir yapı oluşturduğunu ve bu yapıların hem koruyucu hem de sınırlayıcı olabileceğini açıklar. Jung’un arketip teorisi üzerinden, travmanın bireyin ruhsal bütünlüğünü nasıl etkilediğini inceler.

Kalsched, travmadan iyileşmenin sadece semptomların giderilmesi değil, aynı zamanda bireyin iç dünyasındaki yaraların onarılması olduğunu vurgular. İyileşme sürecinde rüyaların, sembollerin ve mitolojinin önemini belirtir.

Travmanın bireyin ruhsal bütünlüğünü nasıl bozduğunu ve bu bütünlüğün yeniden kurulmasının önemini vurgular.

Sonuç olarak, ‘Travmanın İç Dünyası’ kitabı, travma deneyiminin karmaşıklığına ve derinliğine dair önemli bir bakış açısı sunar. Kitap, hem terapistler hem de travma deneyimi yaşayan bireyler için değerli bir kaynak niteliğindedir.

  • Künye: Donald Kalsched – Travmanın İç Dünyası: Ruhun Arketipsel Savunmaları, çeviren: Eda Ilgım Biçici, Okuyanus Yayınları, psikanaliz, 436 sayfa, 2025

Massimo Recalcati – Aşk Hayatında Affetmeye Övgü (2024)

Massimo Recalcati, çağdaş psikanalizin önde gelen isimlerinden biri.

‘Aşk Hayatında Affetmeye Övgü’ adlı eseri, yaşadığımız çağın getirdiği değişimlerin bireysel ve toplumsal psike üzerindeki etkilerini derinlemesine inceliyor. Özellikle pandemi sürecinin insan ilişkileri, aile yapısı, aşk ve cinsellik gibi temel kavramlar üzerindeki dönüştürücü gücüne odaklanıyor.

Recalcati, pandemi sürecinin yarattığı belirsizlik, kaygı ve yalnızlık duygularının insan psikesi üzerindeki derin izlerini anlatıyor.

Pandemi, insanlar arasındaki sosyal etkileşimi sınırlayarak ilişkilerin dinamiklerini kökten değiştirdi. Recalcati, bu değişimin aşk, aile ve arkadaşlık ilişkileri üzerindeki etkilerini inceliyor.

Pandemi sonrası dünyada yeni bir normalin ortaya çıktığını ve bu yeni normalin bireylerin kimliklerini, değerlerini ve yaşam biçimlerini nasıl şekillendirdiğini tartışıyor.

Recalcati, psikanalizin günümüz dünyasının karmaşık sorunlarına cevap verebilecek güçlü bir araç olduğunu savunuyor. Pandemi sürecinde psikanalizin önemi ve geleceği hakkında önemli tespitlerde bulunuyor.

Recalcati, yaşadığımız çağın karmaşasını ve belirsizliğini psikanalitik bir bakış açısıyla yorumlayarak, bireylerin yaşadığı zorlukları daha iyi anlamalarına yardımcı oluyor.

‘Affetmeye Övgü’ ayrılıkların aleladeleştiği, romantik ilişkilerin çabucak sıkıcılaştığı, aşkın giderek narsizmin oyuncağı haline geldiği bir dünyaya itiraz niteliğinde.

  • Künye: Massimo Recalcati – Aşk Hayatında Affetmeye Övgü, çeviren: Bilge Özsoy, Telemak Kitap, psikoloji, 132 sayfa, 2024

Claudia Hammond – Dinlenmek Bir Sanattır (2025)

Claudia Hammond’ın ‘Dinlenmek Bir Sanattır’, adlı kitabı, günümüzün yoğun ve stresli yaşamında dinlenmenin önemini vurgulayan bir eser. Kitap, dinlenmenin sadece uykuyla sınırlı olmadığını, zihni ve bedeni dinlendirerek yenilenmek için farklı yöntemler olduğunu vurguluyor.

Kitapta Neler Bulabilirsiniz?

Dinlenmenin Önemi: Hammond, dinlenmenin sağlığımız, mutluluğumuz ve verimliliğimiz için ne kadar önemli olduğunu bilimsel araştırmalara dayanarak açıklıyor. Yetersiz dinlenmenin fiziksel ve zihinsel sağlığımız üzerindeki olumsuz etkilerini detaylı bir şekilde ele alıyor.

Dinlenmenin Farklı Yönleri: Kitap, dinlenmenin sadece fiziksel dinlenme değil, aynı zamanda zihinsel ve duygusal dinlenme olduğunu vurguluyor. Meditasyon, yoga, doğada vakit geçirme gibi farklı dinlenme yöntemlerini ve bu yöntemlerin faydalarını inceler.

Modern Yaşamın Dinlenme Üzerindeki Etkileri: Hammond, modern yaşamın getirdiği stres, teknolojik bağımlılık ve sürekli erişilebilirlik gibi faktörlerin dinlenmemizi nasıl engellediğini ve bu durumun sonuçlarını tartışıyor.

Dinlenme Alışkanlıkları Geliştirmek: Kitapta, kişisel dinlenme alışkanlıkları geliştirmek için pratik öneriler ve stratejiler sunuluyor. Bu öneriler arasında, dijital detoks yapmak, mindfulness uygulamaları yapmak, hobilerle ilgilenmek ve yeterli uyku almak gibi yöntemler yer alıyor.

Dinlenmenin Bilimsel Temelleri: Hammond, dinlenmenin beyin sağlığı, bağışıklık sistemi ve genel sağlık üzerindeki etkilerini bilimsel araştırmalar ışığında değerlendiriyor. Neden dinlenmeye ihtiyacımız olduğunu ve dinlenmenin vücudumuzu nasıl iyileştirdiğini açıklıyor.

Kitabın temel amacı, okuyuculara modern yaşamın koşuşturmasında dinlenmenin önemini hatırlatmak ve daha sağlıklı, mutlu ve verimli bir yaşam sürmeleri için pratik yöntemler sunmak. Hammond, dinlenmenin lüks değil, bir ihtiyaç olduğunu vurguluyor ve okuyucuları kendi kişisel dinlenme rutinlerini oluşturmaya teşvik ediyor.

  • Künye: Claudia Hammond – Dinlenmek Bir Sanattır: Mükemmel Dinlenmenin On Kuralı, çeviren: İlker Sönmez, Sahi Kitap, psikoloji, 248 sayfa, 2025

Alexander Kriss – Borderline (2024)

Alexander Kriss’in bu kitabı, borderline kişilik bozukluğu hakkında kapsamlı bir inceleme sunar.

Yazar, bu karmaşık ve sıkça yanlış anlaşılan psikolojik durumu hem bilimsel bir bakış açısıyla hem de bireysel deneyimleri merkeze alarak ele alıyor.

Bozukluğun ilk tanımlanmasından günümüze kadar olan süreçte yapılan araştırmalar ve teoriler detaylı bir şekilde inceleniyor.

Borderline kişilik bozukluğunun çeşitli belirtileri, bu belirtilerin nasıl ortaya çıktığı ve bozukluğun diğer psikolojik rahatsızlıklardan nasıl ayrıldığı açıklanıyor.

Genetik yatkınlık, çevresel faktörler ve beyin yapısı gibi borderline kişilik bozukluğunun olası nedenleri üzerine yapılan araştırmaların sonuçları sunuluyor.

Psikoterapi, ilaç tedavisi ve diğer tedavi yaklaşımları hakkında bilgi veriliyor.

Farklı tedavi yöntemlerinin etkinliği ve sınırlamaları tartışılıyor.

Borderline kişilik bozukluğuna sahip kişilerin ve yakınlarının yaşadığı zorluklar, duygusal iniş çıkışlar ve baş etme mekanizmaları gerçek hikayelerle destekleniyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Borderline hepimize dokunur. Normaldir ama normal olması onu bir kimlik yapmaz. Bilakis, bir kimliğin eksikliğidir. Kalınması değil, geçilip gidilmesi gereken bir uğraktır borderline; kendini tanıma yolunda bir ara duraktır; evrensel ıstırap deneyiminin ve ilişkilerin bizi nasıl şekillendirdiğine dair bir kabuldür.”

  • Künye: Alexander Kriss – Borderline: Bir Kişilik Bozukluğunun Biyografisi, çeviren: Aslı Önal, Say Yayınları, psikoloji, 360 sayfa, 2024

Anne Ancelin Schützenberger – Atalarımızdan Kalan Miras (2024)

Aile sistemleri içerisinde nesilden nesile aktarılan duygusal ve psikolojik kalıplar, günümüzdeki bireylerin hayatlarını nasıl etkiler.

Psikosoybilimi olarak adlandırılan bu alanda öncü olan Anne Ancelin Schützenberger, aile sırları, travmalar ve çözülmemiş sorunların, sonraki nesillerde fiziksel ve psikolojik rahatsızlıklara yol açabileceğini vurgular.

Ailede yaşanan travmatik olaylar, nesilden nesile aktarılır ve gelecek nesillerin hayatlarını olumsuz etkiler.

Yani aslında bildiğimizden daha az özgür olabiliriz.

Aynı tür sorunların bir ailede nesilden nesile tekrarlaması, genellikle çözülmemiş aile sorunlarına işaret eder.

Psikosoybilimi aracılığıyla, aile sistemini inceleyerek geçmişteki travmaları ve çözülmemiş sorunları anlamak, günümüzdeki sorunların üstesinden gelmeye yardımcı olabilir.

Kitap, ailenizdeki tekrar eden sorunların nedenlerini keşfetmek ve kendinizi daha iyi anlamanıza yardımcı olabilir, ayrıca geçmişteki travmaların etkilerini azaltmak ve daha sağlıklı bir yaşam sürmek için adımlar atmanıza yardımcı olabilir.

Kitap ayrıca, aile sırlarını çözmek ve aile üyeleriyle daha sağlıklı iletişim kurmanıza da yardımcı olabilir.

Yazar psikanaliz, psikodrama ve sistemik yaklaşımı bütünleştirerek bize tüm aile yapılarının altında yatan ve gerçekliğimizi etkileyen karmaşık bağlantıları anlamamız için yol gösteriyor ve böylece tarihimizin tekrar eden kaderinden özgürleşmemizin mümkün olduğunu vurguluyor.

  • Künye: Anne Ancelin Schützenberger – Atalarımızdan Kalan Miras: Aile Bağları, Travmalar ve Psikosoybilim, çeviren: Gülşah Ünal, Say Yayınları, psikoloji, 288 sayfa, 2024

Jon Patrick Hatcher, Christopher Willard – Belirsizlikler Dünyasında Kaygı ile Başa Çıkma Rehberi (2024)

Jon Patrick Hatcher ve Christopher Willard’ın bu kitabı, belirsizlikle dolu modern dünyada kaygıyla başa çıkmak için pratik ve uygulanabilir stratejiler sunuyor.

Kitap, kaygıyı anlamak ve yönetmek için “hileler” olarak adlandırılan kısa, özlü ve etkili teknikler sunarak okuyuculara yardımcı olmayı hedefliyor.

Kitap, kaygının ne olduğunu, nasıl çalıştığını ve zihni ve bedeni nasıl etkilediğini açıklayarak başlıyor.

Bu temel bilgiler, okuyucuların kaygılarını daha iyi anlamalarına ve yönetmelerine yardımcı oluyor.

Kitap, kaygıyla başa çıkmak için çeşitli pratik teknikler sunuyor.

Bu teknikler arasında nefes egzersizleri, farkındalık uygulamaları, bilişsel yeniden yapılandırma teknikleri ve davranışsal deneyler yer alıyor.

Her “hile” kısa ve özlü bir şekilde açıklanıyor ve okuyucuların bunları kolayca uygulamasına olanak tanıyor.

Kitap, modern dünyanın belirsizliklerle dolu olduğunu ve bu belirsizliğin kaygıyı tetikleyebileceğini kabul ediyor.

Bu nedenle, belirsizlikle başa çıkmak için özel stratejiler sunuyor.

Kitap, yazarların kendi kişisel deneyimlerinden ve klinik uygulamalarından örnekler içeriyor.

Bu örnekler, okuyucuların yazarlarla bağ kurmasına ve kaygıyla ilgili deneyimlerinde yalnız olmadıklarını anlamalarına yardımcı oluyor.

Mizah kullanımı da kitabın okunabilirliğini artırıyor ve kaygı konusunu daha hafif bir dille ele almayı sağlıyor.

Kısacası bu kitap, belirsiz bir dünyada kaygıyla başa çıkmak için pratik ve etkili stratejiler sunan kısa ve özlü bir rehberdir.

Kitap, kaygıyı anlamak, yönetmek ve belirsizlikle başa çıkmak için çeşitli “hileler” sunarak okuyuculara yardımcı olmayı hedefliyor.

Mizah ve kişisel hikâyelerin kullanımı, kitabın okunabilirliğini ve etkisini artırıyor.

  • Künye: Jon Patrick Hatcher, Christopher Willard – Belirsizlikler Dünyasında Kaygı ile Başa Çıkma Rehberi, çeviren: Zeynep Keklik, Epona Yayınları, 350 sayfa, psikoloji, 2024

 

Kolektif – Varoluş (2024)

Rollo May, Ernest Angel ve Henri F. Ellenberger gibi varoluşçu psikolojinin öncülerinin editörlüğünü yaptığı ‘Varoluş: Psikiyatri ve Psikolojide Yeni Bir Boyut’ kitabı, 1958’den beri psikolojide varoluşçu yaklaşımın en kapsamlı ve anlaşılır açıklaması olarak kabul edilir.

Kitap, varoluşçu analitik hareketin önde gelen isimlerinin yazılarını bir araya getirerek, akıl hastalıklarını anlamaya çalışan varoluşçu yaklaşımı tanımlıyor.

Klasik vaka örnekleri ve diğer yazılar aracılığıyla, insanı konu alan bilimlerde çalışanlara varoluşçu bakış açısı sunuyor.

Anksiyete, özgürlük, sorumluluk, ölüm, anlam arayışı gibi konular derinlemesine inceleniyor.

Varoluşçu terapinin temel ilkeleri, teknikleri ve uygulama alanları hakkında bilgi veriliyor.

Varoluşçu psikoloji, psikanaliz, davranışçılık gibi diğer psikolojik yaklaşımlarla karşılaştırılıyor ve farklılıkları vurgulanıyor.

Kitap, varoluşçu psikolojinin günümüzde farklı alanlarda nasıl kullanıldığına dair örnekler sunuyor.

Varoluşçu psikoloji, insanın iç dünyasını ve deneyimlerini daha bütüncül bir şekilde anlamamıza yardımcı oluyor.

Varoluşçu terapi, özellikle anksiyete, depresyon ve varoluşsal krizler gibi sorunlarda etkili bir tedavi yöntemi olarak kabul ediliyor.

Kitap, varoluşçu psikoloji üzerine yapılan araştırmalara temel bir kaynak olmuştur.

İnsanın varoluşsal deneyimlerini anlamak isteyen herkes için önemli bir kaynak niteliğinde.

Kitap, psikologlar, psikiyatristler, felsefe ve din bilimleriyle ilgilenenler ve kendi iç dünyasını keşfetmek isteyen herkes için değerli bilgiler sunuyor.

  • Künye: Kolektif – Varoluş: Psikiyatri ve Psikolojide Yeni Bir Boyut, editör: Rollo May, Ernest Angel, Henri F. Ellenberger, çeviren: Ebru Kılıç, Albaraka Yayınları, psikoloji, 456 sayfa, 2024