Tolga Yalur – Devrimden Sonra Birinci Yüzyıl (2010)

Tolga Yalur ‘Devrimden Sonra Birinci Yüzyıl’da, Macaristan sinemasının farklı dönemlerdeki gelişimini ve temel eğilimlerini, örnekler, ekoller ve yönetmenler bağlamında yorumluyor.

Sosyalizm öncesi ve sonrası sinema geleneğindeki yönetmenlerin nitel ve sanatsal öğelerine odaklanan Yalur’un çalışması, Macar sinemasını daha iyi anlayabilme olanağı sunuyor.

Yirminci yüzyılın ilk yarısında Macaristan’da sinema; bağımsızlık hareketinin doruğa ulaştığı 1956 olaylarında sinemanın rolü; Zoltán Fábri, István Szabó, Miklós Janscó, Márta Mészáros, Károly Makk, Péter Bacsó ve Zoltán Huszárik gibi yönetmenlerin sanatları, kitabın omurgasını oluşturuyor.

  • Künye: Tolga Yalur – Devrimden Sonra Birinci Yüzyıl: Yönetmenlerin İzinde Macar Sineması, Phoenix Yayınları, sinema, 168 sayfa

Oya Kasap Ortaklan – Erken Sinemanın Aynasından Osmanlı-Alman İlişkileri (2019)

Osmanlı-Alman ilişkileri, şu ana kadar farklı yönleriyle ele alınmış olsa da, elimizdeki çalışma, söz konusu ilişkiyi erken dönem sinema perspektifinden incelemesiyle dikkat çekiyor.

Oya Kasap Ortaklan’ın 1895-1918 zaman aralığını kapsayan çalışması, Osmanlı ve Alman İmparatorlukları arasında sinemanın ilk yıllarından itibaren nasıl bir temas kurulduğunu ve iki ülke arasındaki kültürel ilişkileri çok yönlü bir biçimde izliyor.

Dört bölümden oluşan kitapta,

  • İki imparatorluğun yakınlaşması ve sinemanın bu yakınlaşmadaki rolü,
  • İmparator II. Wilhelm’in İkinci Doğu gezisi sırasında çekilen filmler ve gösterimleri,
  • Sultan II. Abdülhamid’e önerilen filmler,
  • Osmanlı İmparatorluğu’nda sinema,
  • Trablusgarp Savaşı ve Balkan Savaşlarının sinemadaki görünümleri,
  • Alman İmparatorluğu’nda Osmanlı üzerine gösterilen filmler,
  • Birinci Dünya Savaşı’ndan kısa bir süre önce Osmanlı İmparatorluğu’nda film gösterimleri,
  • Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı topraklarında sinema,
  • Savaş boyunca Osmanlı İmparatorluğu’nda gösterilen Alman yapımı kurmaca filmler,
  • Savaşın sinema yoluyla seferber edilmesi,
  • Ve bunun gibi önemli konular ele alınıyor.

Çalışma, erken dönem sinemanın, devletler nezdinde ve uluslararası ilişkilerdeki yerini, yarattığı yeni görme biçimleriyle seyirciyi yönlendirme gücünü, sinemanın ulusötesi yapılanmasını ve sinemanın propaganda gücünü ortaya koymasıyla önemli.

  • Künye: Oya Kasap Ortaklan – Erken Sinemanın Aynasından Osmanlı-Alman İlişkileri (1895-1918) , Libra Kitap, tarih, 440 sayfa, 2019

Ö. Nilay Erbalaban Gürbüz – Sinemada Tembellik Hakkı (2019)

Zorunlu çalışma ve yaratıcı emek arasındaki ilişki, sinemada kendine nasıl yer buldu?

Nilay Erbalaban Gürbüz, dünya sinemasından, özellikle de Amerikan sinemasından yola çıkarak bu soruya ilgi çekici yanıtlar veriyor.

Popüler filmlerden sanat filmlerine yüzlerce filmi inceleyen Gürbüz, sinemayı felsefi bir perspektifle irdeliyor ve buradan yola çıkarak filmlerin yalnızca kitle eğlencesinin bir parçası olmadığını, onların ardında ne denli zengin zihinsel bir evren olduğunu gözler önüne seriyor.

Nietzsche’den Charlie Chaplin’e, Marx’tan Jim Jarmush’a pek çok ismin karşımıza çıktığı çalışma, her filmin gösterdikleri ya da gizledikleriyle bir anlam ürettiğini, bazı filmlerin ise bunun da ötesine geçerek hareket ve imajlardan oluşmuş bir kuram oluşturduğunu gösteriyor.

‘Sinemada Tembellik Hakkı’, hem sinema tarihi hem de sinema felsefesiyle ilgilenenlerin zevkle okuyacakları bir kitap.

  • Künye: Ö. Nilay Erbalaban Gürbüz – Sinemada Tembellik Hakkı: Çalışma İdeolojisi ve Amerikan Sineması, Ütopya Yayınevi, sinema, 272 sayfa, 2019

Hakan Güngör – Biz Güzel Bir Aileyiz (2019)

Yeşilçam’ın sıcak aile filmlerinin piri, Ertem Eğilmez’dir.

Eğilmez’in açtığı yoldan ilerleyen başka yönetmenler de; yoksul ama onurlu, namuslu, haddini bilen, paylaşmaktan mutlu olan aile filmleri çekmeye başladı.

Sev Kardeşim, Yalancı Yârim, Oh Olsun, Mavi Boncuk, Bizim Aile, Aile Şerefi, Gülen Gözler ve Neşeli Günler bu yapımlar arasında en unutulmaz olanlardır.

Bu filmlerin bir diğer katkısı da, sinemamıza unutulmaz karakterler armağan etmesidir.

Biz Adile Naşit, Münir Özkul, Tarık Akan, Kemal Sunal, Ayşen Gruda, Zeki Alasya, Metin Akpınar ve Şener Şen gibi büyük ustaları ilk kez bu filmlerde gördük.

İşte Hakan Güngör’ün bu çalışması, bu filmlerin sıkı bir analizini sunuyor.

Güngör, söz konusu aile filmlerini başarılı kılan esas etkenleri açıkladığı gibi, bu filmlerin o dönemin Türkiye toplum ve siyaset hayatında ne ifade ettiğini de tartışıyor.

Bu bağlamda yazar, söz konusu filmlere yönelik; toplumdaki sınıfsal yarılmayı görünmez kıldıkları, kadının toplumsal konumundaki değişim isteğini ve mücadelesini yok saydıkları ve hâlihazırdaki toplumsal düzeni ve yaşantıyı olağanlaştırdıkları gibi eleştirileri irdeliyor.

Dolayısıyla Güngör’ün çalışması, güzelleme yapmak yerine bu filmleri bütün yönleriyle anlatıyor ve böylece sinema tarihimize önemli katkı sunuyor.

  • Künye: Hakan Güngör – Biz Güzel Bir Aileyiz: Yeşilçam Aile Filmlerinden Hiç Bilmediğiniz Sırlar, Anılar, Ayrıntılar, h2O Kitap, sinema, 192 sayfa, 2019

Laura Mulvey – Yurttaş Kane (2016)

Orson Welles’in bir gazete patronunu hicvettiği, sinema tarihine yön vermiş Yurttaş Kane filminin çok katmanlı yapısını adım adım çözümleyen bir inceleme.

Filmi psikanalitik bir sorgulamaya tabi tutan Laura Mulvey, Welles’in siyasi duruşu ile filminin tematik ve stilistik zenginliğini iç içe bir bakışla yorumluyor.

  • Künye: Laura Mulvey – Yurttaş Kane, çeviren: Kemal Atakay, Alfa Yayınları

Kolektif – Sekans: Sinema Yazıları Seçkisi (2009)

Bir grup sinemaseverden oluşan Sekans Sinema Topluluğu, sinemayı konu alan yazılarını elimizdeki derlemede bir araya getirmiş.

Altı yazıdan oluşan bir dosya olarak düzenlenmiş sinema ve mimari ilişkisi; alanın ünlü isimlerinden, Amerikalı sinema yazarı James Monaco ile yapılan bir söyleşi; fotoğraf ve sinema etkileşimi; kısa film bölümünde Osman Sembene anısına bir Borom Sarret filminin ve belgesel bölümünde de bir Mikhail Kalatozov klasiği olan ‘Salt for Svanetia’ filminin çözümlemeleri; eleştiri başlığı altında da ‘Sonbahar’, ‘Pontypool’, ‘Üç Maymun’ ve ‘Reconstruction’ filmlerine odaklanan farklı değerlendirmeler, derlemenin dikkat çeken konularından.

  • Künye: Kolektif – Sekans: Sinema Yazıları Seçkisi, Tan Kitabevi, sinema, 170 sayfa

John Izod ve Joanna Dovalis – Terapi Olarak Sinema (2015)

Milyon Dolarlık Bebek, Oğul Odası, Doğum ve Hayat Ağacı gibi yapımlar üzerinden, filmlerin duygu dünyamızı nasıl etkilediğini gözler önüne seren bir kitap.

Kitabın yazarları John Izod ve Joanna Dovalis, sinemanın bizi kendi hayatımızda kaçınılmaz olarak yaşayacağımız kayıplara psikolojik olarak hazırlayabilen özelliğine dikkat çekiyor ve sinema aracılığıyla bireyin terk edilme, yetim/öksüz büyüme gibi nedenlerle yaşanabilecek süreçlerle nasıl başa çıkılabileceği ele alıyorlar.

Sinemanın, insanın hem kendi hem de içinde yaşadığı toplumun ortak bilinçaltıyla bağ kurmasını sağladığı, çalışmanın temel savı olarak karşımıza çıkıyor.

  • Künye: John Izod ve Joanna Dovalis – Terapi Olarak Sinema, çeviren: Duygu Pınar Kayıhan, İKÜ Yayınevi, sinema, 288 sayfa, 2015

Kolektif – Sinema Neyi Anlatır? (2015)

Sinemayı toplum, ekonomi, kültür, felsefe, edebiyat, izleyici, aşk, rüyalar, sırlar ve mizah bağlamında ele alan makale ve denemeler.

Pek çok yazarın katkıda bulunduğu kitapta yer alan kimi konular şöyle:

  • Sinemanın dili,
  • Öykülü film ve toplumsal zihniyet,
  • Türkiye’de sansürün sinemaya etkileri,
  • Türk sinemasında kahramandan anti-kahramana metropol insanının işlenişi,
  • Sinema ve ifade,
  • Seyir ve deneyim açısından sinema salonunun yapısı,
  • Filmde sembolün postmodern üretimi,
  • Sinemada kara mizah…

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Ümit Ünal, Hakan Savaş, Oğuzhan Ersümer, Oğuz Adanır, Dilek Tunalı, Zahit Atam, Hilmi Maktav, Oktay Taftalı, Metin Gönen, Serpil Kırel, Serdar Kökçeoğlu, Pınar Tınaz Gürmen, Yörükhan Ünal, Tan Tolga Demirci ve Ayşen Oluk Ersümer.

  • Künye: Kolektif – Sinema Neyi Anlatır?, derleyen: Ayşen Oluk Ersümer, Hayalperest Kitap

Kolektif – Bernardo Bertolucci (2009)

Bu kitap, ünlü İtalyan yönetmen Bernardo Bertolucci ile gerçekleştirilmiş röportajlardan yapılan bir derleme.

Kitapta yer alan röportajlar, Bertolucci’nin eserleri ve düşüncelerine dair önemli ipuçları sunmalarıyla sinema alanında üreten ve düşünenler kadar sinema tutkunları için de oldukça aydınlatıcı.

Pek çok kişi tarafından, kuşağının en önde gelen film yönetmeni olarak düşünülen Bertolucci, ilk filmi The Grim Reaper’dan son filmi Besieged’e kadar, radikal deneysel film vizyonuyla sinema tarihinin unutulmazları arasında yer aldı.

Kitapta bir araya getirilen röportajların bir diğer önemi de, böylesi önemli bir yönetmenin insani ve zihinsel evrimini gözler önüne sermesidir diyebiliriz.

  • Künye: Kolektif – Bernardo Bertolucci, derleyen: Fabien S. Gerard, T. Jefferson Kline ve Bruce Sklarew, çeviren: Burcu Erdoğan, Agora Kitaplığı, sinema, 342 sayfa

Nathan Andersen – Gölge Felsefe (2019)

Nathan Andersen’in bu güzel kitabı, sinema üzerinden felsefenin kimi sorunlarını özgün bir bakışla izlemesiyle dikkat çekici.

Andersen, Stanley Kubrick’in en ünlü filmlerinden olan Otomatik Portakal’ı ile Platon’un ‘Devlet’ini diyaloga sokuyor ve deneyim, anlamın doğası, özgürlük, adalet, ahlak, görünüş ve gerçeklik, sanatın önemi ve görüntülerin etkileri gibi temalar üzerine derinlemesine düşünüyor.

Akademik yaklaşımdan ziyade her seviyeden okura hitap eden tarzda yazılmış çalışma, tarihsel olarak birbirinden bu kadar uzak iki eserin, nasıl olup da bir yerde evrensel olana ulaşmak konusunda ortaklaştığını gözler önüne sermesiyle önemli.

Andersen’in kitabı hem sinema hem felsefe tutkunlarının, fakat en çok da bu ikisinin bireşiminin ortaya çıkardığı zengin okumaları sevenlerin ilgiyle okuyacakları bir metin.

  • Künye: Nathan Andersen – Gölge Felsefe: Platon’un Mağarası ve Sinema, çeviren: Nalan Kurunç, Ayrıntı Yayınları, felsefe, 208 sayfa, 2019