Deniz Kavukçuoğlu – “Sen Vatan Haini misin, Baba?” (2008)‏

Deniz Kavukçuoğlu’nun anıları…

“Sen Vatan Haini misin, Baba?”, siyasi düşüncesi ve muhalif duruşu nedeniyle ülkesinden ayrı yaşamak zorunda kalan bir aydının yaşadıklarını, samimi ve yetkin bir üslupla anlatıyor.

Kavukçuoğlu’nun sürgün dönemleri 12 Eylül darbesiyle başlayıp, tamı tamına yirmi iki yıl sürdü.

Yazar anılarında, Türkiye yurttaşlığından atılmış, anayurduna bir türlü dönemeyen ve Avrupa’nın çeşitli kentlerinde sürgün hayatı yaşamak zorunda kalan bir aydının duygu dünyasına, yaşadıklarına iniyor.

Kavukçuoğlu’nun anıları, Türkiye yakın tarihinde yaşanmış pek çok olaya da açıklık getiriyor.

  • Künye: Deniz Kavukçuoğlu – “Sen Vatan Haini misin, Baba?”, Can Yayınları, anı, 407 sayfa

John Berger – Sanatla Direniş (2017)

2017’nin ikinci gününde sessiz sedasız bir şekilde aramızdan ayrılan John Berger, hayatı boyunca iyi bir sanat eleştirmeni ve iyi bir devrimci olarak kaldı.

Bocalamadı, kirlenmedi…

Bu kitap, Berger’in sanat üzerine yazılarından oluşuyor. Berger burada, “gösterişçi” ve “provokatif” addedilen “yıldızlardan” ziyade klasik ve modern sanatta iz bırakmış isimlerin eserlerine odaklanıyor.

Edgar Degas, Michelangelo, Van Gogh, Rembrandt, Constantin Brancusi, Giorgio Morandi, Frida Kahlo ve daha nicesi…

Berger bu sanatçıları yorumlarken, bizi de sanatın sağaltıcı ve güç veren yönünü keşfetmeye davet ediyor.

Berger’in Subcomandante Marcos’la yazışmalarını barındırması ise, kitabın güzel sürprizlerinden.

Aslı Biçen’in usta işi çevirisiyle…

 Künye: John Berger – Sanatla Direniş, çeviren: Aslı Biçen, Metis Yayınları, sanat, 192 sayfa

Peter Fleming – Çalışmanın Mitolojisi (2017)

İnsanlığın geneline hiçbir faydası dokunmadığı, hatta çoğunluğun zararına olduğu halde, kapitalizm neden varlığını sürdürebiliyor? Bunu sağlayan dinamikler neler?

Hakikaten iddia edildiği gibi, yaşamak için bu kadar insafsızca çalışmak zorunda mıyız?

‘Çalışmanın Mitolojisi’, tam da bu sorulara yanıt verdiği için değerli.

İşletme ve toplum profesörü Peter Fleming, kapitalizmin ideolojik dokunulmazlığının başlıca nedeninin, çalışmanın hâlâ hayatta kalmayla ve sözüm ona zorunluluklarla karıştırılması olduğunu, bunun da neoliberal kurnazlıkla tasarlanmış bir yanıltmaca olduğuna inanıyor.

Kapitalizmin neoliberal dalavereler sayesinde fazla mesai, vardiyalı çalışma ve esnek çalışma gibi dayatmalarla kendini yeniden ve yeniden ürettiğini belirten Fleming, buna karşı yeni bir çalışma perspektifi geliştirmemiz gerektiğini söylüyor.

Yazarın da söylediği gibi, aslında her şeyin başı direniş!

İşte kitap da, bu direniş olanaklarını gözler önüne sermesiyle önem kazanıyor diyebiliriz.

Pekâlâ, insan onuruna yaraşır ücretler alabilir, devlete ve şirketlere karşı haklarımızı savunabileceğimiz güçlü örgütlenmeler yaratabilir, haftada en fazla 3 gün ve azami 20 saat çalışabiliriz.

İşin en güzel tarafı ise, bunlardan hiçbirinin ütopya olmaması. Fleming’in eseri de bunun mümkün olduğunu ispatlamasıyla önemli.

  • Künye: Peter Fleming – Çalışmanın Mitolojisi, çeviren: Ebru Kılıç, Koç Üniversitesi Yayınları, siyaset, 263 sayfa

Roger Griffin – Faşizmin Doğası (2014)

Roger Griffin, faşizmin sosyo-tarihsel ve ideolojik dinamikleri üzerine tanınmış isimlerden.

Yazar burada da, faşizmin modern tarihin gelişiminde oynadığı rolü, çalkantılı sosyal ve ideolojik gelişmelerin yaşandığı yirminci yüzyılın sonlarına odaklanarak irdeliyor.

Griffin, konuyu geniş bir coğrafyada ve tarihsel bir perspektif içinde ele alıyor.

Faşizmi, onun bir nevi hammaddesini oluşturduğunu söylediği militarizm, ırkçılık, karizmatik liderlik, popülist milliyetçilik, çöküşün beraberinde getirdiği korkular ve modern çağa karşı hissedilen derin kaygılar gibi farklı boyutlarıyla inceleyen nitelikli bir kitap.

  • Künye: Faşizmin Doğası, Roger Griffin, çeviren: Ali Selman, İletişim Yayınları, siyaset, 391 sayfa

Dilek Barlas ve Serhat Güvenç – Türkiye’nin Akdeniz Siyaseti (2014)

‘Türkiye’nin Akdeniz Siyaseti’, iki savaş arası dönemde, yani tam olarak 1923-1939 zaman aralığında Türkiye’nin dış politikasını Akdeniz’de yürüttüğü diplomasi ve deniz gücü bağlamında izliyor.

Bu dönemde Türkiye’yi, orta büyüklükte bir devlet olarak kavramsallaştıran yazarlar, devamında da, yeni devletin varlığının güvenceye alınmasında başlangıçta askeri güce yüklenen işlevleri ve bunların iç politikaya etkilerini çözümlüyor.

Türkiye’nin söz konusu süreçte deniz kuvvetlerini yeni baştan kurma gayretleri, İtalya ve Yunanistan ile işbirliği çalışmaları ve 1929 Dünya ekonomik krizinde Türkiye’nin Balkanlar’da sivrilmeye başlaması, kitapta tartışılan diğer konular.

  • Künye: Türkiye’nin Akdeniz Siyaseti, Dilek Barlas ve Serhat Güvenç, çeviren: Barış Cezar, Koç Üniversitesi Yayınları, tarih, 288 sayfa

Ergun Özbudun – Türkiye’de Demokratikleşme Süreci (2014)

Ergun Özbudun’un, Türkiye’de demokratikleşme ve onun iki önemli boyutunu oluşturan anayasa yapımı ve anayasa yargısı konularını irdeleyen makalelerinden bir seçki.

Özbudun, evrensel demokratik standartlara uygun bir anayasanın yapılmasının, demokratik pekişme sürecinin en kritik aşamalarından biri olduğunu söylüyor.

Yazar makalelerinde, anayasa yapımında yöntem sorunları ve bölünmüş toplumlarda anayasa yapımı sorunu konularını irdeliyor;  “Anayasa Uzlaşma Komisyonu”ndan edindiği gözlemlerini paylaşıyor ve böylelikle, anayasa yapımı sürecinin çeşitli yönleri konusunda bizi aydınlatıyor.

  • Künye: Türkiye’de Demokratikleşme Süreci, Ergun Özbudun, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, hukuk, 214 sayfa

Emine Uşaklıgil – Bir Şehri Yok Etmek (2014)

AKP tarafından ısrarla yürütülegelen kentsel dönüşüm pratiklerini, şehrin neredeyse her noktasına yayılmış rant hırsını ve bu yıkımın İstanbul’un geleceğine yapacağı korkutucu etkileri adım adım izleyen bir inceleme.

Emine Uşaklıgil, çok farklı kaynaklardan beslenerek zenginleştirdiği kitabında, kentsel dönüşüm politikalarının ardındaki etkenleri kapsamlı bir dökümünü yapıyor.

Kitap TOKİ’nin hangi siyasi ve ekonomik aşamalardan geçerek “inşaatın efendisi” haline geldiğini; İstanbul’un Sulukule, Balat, Tarlabaşı, Süleymaniye ve Ayazma gibi mekânlarında yürütülen kentsel dönüşüm uygulamalarının akıl almaz ve çoğu zaman pervasız boyutlarını gözler önüne seriyor.

  • Künye: Bir Şehri Yok Etmek, Emine Uşaklıgil, Can Yayınları, inceleme, 262 sayfa

Levent Köker – Demokrasi, Eleştiri ve Türkiye (2008)

Levent Köker, Türkiye’nin son derece hızlı gelişen sosyo-politik gündeminde, değişmeyen ana konuların başında gelen demokrasi sorununu çeşitli boyutlarıyla ele alıyor.

Kitap, Köker’in konu hakkında, 1984’ten beri kaleme aldığı yazılarının bir bölümünü barındırıyor.

Bu yazıların bir kısmı, ele aldığı konuyu siyaset teorisi bağlamında değerlendirirken, diğer kısmı da, demokrasinin Türkiye tecrübesine odaklanıyor.

Yazılar, liberal demokrasiye yönelik eleştirel bir yaklaşımı siyaset teorisi bağlamında sunarken, devlet ile siyaset anlayışının demokrasinin önüne koyduğu engelleri ve bunun nedenlerini irdeliyor.

  • Künye: Demokrasi, Eleştiri ve Türkiye, Levent Köker, Dipnot Yayınları, siyaset, 363 sayfa

Antonia Felix – Condi: Condoleezza Rice’ın Hikâyesi (2008)

Antonia Felix’in ‘Condi’si, ABD’nin Ulusal Güvenlik danışmanlığından, Dışişleri Bakanlığı’na uzanan Condoleezza Rice’ın hayatını anlatıyor.

Felix’in çalışması, Rice’ın siyasal görüşlerinden çok, onun erkek egemen bir alanda, hükümetteki en nüfuzlu görevlerden birine getirilmesini sağlayan kişisel etkenlere odaklanıyor.

Rice’ın Birmingham’daki çocukluğu, ailesi, eğitim yılları ve kariyeri, kitabın omurgasını oluşturuyor.

Rice’ın müziğe ve Rusya’ya olan tutkusu ve 13-14 yaşlarında ani bir yön değişikliğiyle, müzikten politikaya geçişi, kitabın dikkat çekici bazı konuları.

  • Künye: Condi: Condoleezza Rice’ın Hikâyesi, Antonia Felix, çeviren: Öykü Coşkun, Elips Yayınları, biyografi, 197 sayfa

Ayşegül Kumsuoğlu – Süleyman Demirel (2008)

Ayşegül Komsuoğlu, Türkiye siyaset tarihinin önemli figürlerinden olan Süleyman Demirel’in, lider olarak etkinliğini ve sürekliliğini inceliyor.

Komsuoğlu bunu, Demirel’in temsil etme iddiasında olduğu kitle ile kurduğu iletişim üzerinden yapıyor.

Çalışmanın en dikkat çeken yönü de, Demirel’in siyasetini, sadece onun nevi şahsına münhasır söylemiyle değil, bu söylemini destekleyen, kendisini izleyen kitlenin ihtiyaçlarını karşılarken onlarla kurduğu duygusal bağı da göstermesi.

Türkiye’de siyasal liderlik konulu kitapların azlığı düşünüldüğünde, ayrıca önem kazanan bir çalışma.

  • Künye: Siyasal Yaşamda Bir Lider: Süleyman Demirel, Ayşegül Komsuoğlu, Bengi Yayınları, siyaset, 381 sayfa