John McCormick – Avrupa Birliği’ni Anlamak (2014)‏

John McCormick eldeki çalışmasında, Avrupalı olanların ve olmayanların hayatlarında son yıllarda etkisi artmış olmasına rağmen, belirgin bir kafa karışıklığına sebep olmuş Avrupa Birliği’nin (AB) karakterini ve kişiliğini kapsamlı bir bakışla anlatıyor.

Kitap, uluslararası sistemde AB, bölgesel entegrasyon, Avrupa’nın değişen kimliği, AB’nin evrimi, Avrupa kurumları, AB ve vatandaşları, AB’nin siyasi kimliği ve ekonomi alanına dair politikaları gibi pek çok konuyu irdeliyor.

Çalışma, AB’nin nasıl işlediğini ve hükmü altında yaşayan yarım milyar kişi için ne anlama geldiğini öğrenmek isteyenler açısından nitelikli bir kaynak.

  • Künye: John McCormick – Avrupa Birliği’ni Anlamak, çeviren: Yusuf Şahin ve Hasan Hüseyin Şahin, BigBang Yayınları, siyaset, 382 sayfa

Renata Salecl – Seçme İkilemi (2014)

Renata Salecl ‘Seçme İkilemi’nde, kapitalist sistemin sunduğu seçme “özgürlüğü”nün, gerçekte bireyi nasıl boyunduruk altına aldığını gözler önüne seriyor.

Düşünür, kim olmak istediğimizi seçme fikrinin ve “kendin ol” buyruğunun nasıl olup da çok özgürlük getirmektense, bizi daha kaygılı ve doyumsuz hale getirerek aleyhimize işlemeye başladığını açık seçik bir şekilde ortaya koymakta.

Salecl seçimin verdiği kaygıyı, başkalarının gözüyle seçmeyi, aşk ve çocuk sahibi olmaya dair seçimlerimizi inceleyerek, esenliğinin ve yaşamının gidişatının tek efendisinin kendisi olduğu fikrini bireyin sırtına yükleyen seçim ideolojisinin ne kadar yanıltıcı olabileceğini gösteriyor.

  • Künye: Renata Salecl – Seçme İkilemi, çeviren: Barış Engin Aksoy, Metis Yayınları, inceleme, 136 sayfa

Ali Murat Özdemir – Sözün Mülkiyeti: Hukukun Ekonomi Politiği (2008)

‘Sözün Mülkiyeti’, “toplumsal hakimiyet kalıplarını, sömürü ekseninde güvenceye kavuşturan sistemlerden birisi” olarak tanımladığı hukuku, genel toplumsal düzenleme sürecinin bir parçası olarak değerlendirmeyi amaçlıyor.

Çalışmasında Marksist teori ile Marksist hukuk teorisinden yararlanan Ali Murat Özdemir, bunu da, üretim süreci ile hukuk arasındaki ilişki üzerinden yapıyor.

Özdemir, kitabında ilkin, toplumsal üretim ilişkileri içinde hukukun yerini tanımlamaya girişiyor.

Yazar ardından, üretim ilişkilerinin kurucu öğesi olan veya bunların işleyişini sağlayan ideolojik yapının hukukla ilişkisine odaklanıyor.

  • Künye: Ali Murat Özdemir – Sözün Mülkiyeti: Hukukun Ekonomi Politiği, Dipnot Yayınları, hukuk, 232 sayfa

Cemal Acar – Büyükşehir Çalı(şı)yor (2008)

Cemal Acar ‘Büyükşehir Çalı(şı)yor’da, İETT Genel Müdür Yardımcısı olarak görev yaptığı zamanlarda, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde tanık olduğunu ifade ettiği çok sayıda yolsuzluk ve usulsüzlüğü anlatıyor.

Halihazırdaki belediye başkanı Kadir Topbaş’ı, gördüğü, tanık olduğu bu durum karşısında, beş kere mektupla uyardığını, yardımcısına, metro projesiyle ilgili iki bilgi notu gönderdiğini, bu durumun, kendisinin en son Encümen Kararları’na “şerh” düşeceği kadar ciddiye gittiğini söyleyen Acar, Topbaş’ın hiçbir iyileştirmeye gitmediğini, sadece “kozmetik düzeltmeler”le yetindiğini savunuyor.

Yazar kitabında, şikâyet ettiği, eleştirdiği konuların neler olduğunu teker teker anlatıyor.

  • Künye: Cemal Acar – Büyükşehir Çalı(şı)Yor, Siyah Beyaz Yayınları, siyaset, 140 sayfa

Ernesto Che Guevara – Gerilla Savaşı (2008)

Ernesto Che Guevara, Türkçeye İspanyolca aslından çevrilen, ‘Gerilla Savaşı’ isimli bu kitabını, Küba Devrimi’nden hemen sonra kaleme aldı.

Dolayısıyla, Che’nin devrim sürecinde yaşadığı deneyime dayanarak yazdığı kitap, bir tür “Gerilla El Kitabı” olarak da tanımlanabilir.

Dört ana bölümden oluşan kitap, gerilla mücadelesinin temel prensipleriyle başlıyor.

Kitabın diğer bölümleri ise strateji ve taktiğin yanında, gerilla etiğine ilişkin bilgiler içeriyor.

Savaş ortamında yapılması ve yapılmaması gerekenleri özellikle vurgulayan Che, profesyonel silahlara karşı nasıl mücadele edileceğinin yöntemlerini de anlatıyor.

  • Künye: Ernesto Che Guevara – Gerilla Savaşı, çeviren: Süleyman Doğru ve Romina Kavak Büyükişman, Everest Yayınları, siyaset, 164 sayfa

Deniz Kavukçuoğlu – “Sen Vatan Haini misin, Baba?” (2008)‏

Deniz Kavukçuoğlu’nun anıları…

“Sen Vatan Haini misin, Baba?”, siyasi düşüncesi ve muhalif duruşu nedeniyle ülkesinden ayrı yaşamak zorunda kalan bir aydının yaşadıklarını, samimi ve yetkin bir üslupla anlatıyor.

Kavukçuoğlu’nun sürgün dönemleri 12 Eylül darbesiyle başlayıp, tamı tamına yirmi iki yıl sürdü.

Yazar anılarında, Türkiye yurttaşlığından atılmış, anayurduna bir türlü dönemeyen ve Avrupa’nın çeşitli kentlerinde sürgün hayatı yaşamak zorunda kalan bir aydının duygu dünyasına, yaşadıklarına iniyor.

Kavukçuoğlu’nun anıları, Türkiye yakın tarihinde yaşanmış pek çok olaya da açıklık getiriyor.

  • Künye: Deniz Kavukçuoğlu – “Sen Vatan Haini misin, Baba?”, Can Yayınları, anı, 407 sayfa

John Berger – Sanatla Direniş (2017)

2017’nin ikinci gününde sessiz sedasız bir şekilde aramızdan ayrılan John Berger, hayatı boyunca iyi bir sanat eleştirmeni ve iyi bir devrimci olarak kaldı.

Bocalamadı, kirlenmedi…

Bu kitap, Berger’in sanat üzerine yazılarından oluşuyor. Berger burada, “gösterişçi” ve “provokatif” addedilen “yıldızlardan” ziyade klasik ve modern sanatta iz bırakmış isimlerin eserlerine odaklanıyor.

Edgar Degas, Michelangelo, Van Gogh, Rembrandt, Constantin Brancusi, Giorgio Morandi, Frida Kahlo ve daha nicesi…

Berger bu sanatçıları yorumlarken, bizi de sanatın sağaltıcı ve güç veren yönünü keşfetmeye davet ediyor.

Berger’in Subcomandante Marcos’la yazışmalarını barındırması ise, kitabın güzel sürprizlerinden.

Aslı Biçen’in usta işi çevirisiyle…

 Künye: John Berger – Sanatla Direniş, çeviren: Aslı Biçen, Metis Yayınları, sanat, 192 sayfa

Peter Fleming – Çalışmanın Mitolojisi (2017)

İnsanlığın geneline hiçbir faydası dokunmadığı, hatta çoğunluğun zararına olduğu halde, kapitalizm neden varlığını sürdürebiliyor? Bunu sağlayan dinamikler neler?

Hakikaten iddia edildiği gibi, yaşamak için bu kadar insafsızca çalışmak zorunda mıyız?

‘Çalışmanın Mitolojisi’, tam da bu sorulara yanıt verdiği için değerli.

İşletme ve toplum profesörü Peter Fleming, kapitalizmin ideolojik dokunulmazlığının başlıca nedeninin, çalışmanın hâlâ hayatta kalmayla ve sözüm ona zorunluluklarla karıştırılması olduğunu, bunun da neoliberal kurnazlıkla tasarlanmış bir yanıltmaca olduğuna inanıyor.

Kapitalizmin neoliberal dalavereler sayesinde fazla mesai, vardiyalı çalışma ve esnek çalışma gibi dayatmalarla kendini yeniden ve yeniden ürettiğini belirten Fleming, buna karşı yeni bir çalışma perspektifi geliştirmemiz gerektiğini söylüyor.

Yazarın da söylediği gibi, aslında her şeyin başı direniş!

İşte kitap da, bu direniş olanaklarını gözler önüne sermesiyle önem kazanıyor diyebiliriz.

Pekâlâ, insan onuruna yaraşır ücretler alabilir, devlete ve şirketlere karşı haklarımızı savunabileceğimiz güçlü örgütlenmeler yaratabilir, haftada en fazla 3 gün ve azami 20 saat çalışabiliriz.

İşin en güzel tarafı ise, bunlardan hiçbirinin ütopya olmaması. Fleming’in eseri de bunun mümkün olduğunu ispatlamasıyla önemli.

  • Künye: Peter Fleming – Çalışmanın Mitolojisi, çeviren: Ebru Kılıç, Koç Üniversitesi Yayınları, siyaset, 263 sayfa

Roger Griffin – Faşizmin Doğası (2014)

Roger Griffin, faşizmin sosyo-tarihsel ve ideolojik dinamikleri üzerine tanınmış isimlerden.

Yazar burada da, faşizmin modern tarihin gelişiminde oynadığı rolü, çalkantılı sosyal ve ideolojik gelişmelerin yaşandığı yirminci yüzyılın sonlarına odaklanarak irdeliyor.

Griffin, konuyu geniş bir coğrafyada ve tarihsel bir perspektif içinde ele alıyor.

Faşizmi, onun bir nevi hammaddesini oluşturduğunu söylediği militarizm, ırkçılık, karizmatik liderlik, popülist milliyetçilik, çöküşün beraberinde getirdiği korkular ve modern çağa karşı hissedilen derin kaygılar gibi farklı boyutlarıyla inceleyen nitelikli bir kitap.

  • Künye: Faşizmin Doğası, Roger Griffin, çeviren: Ali Selman, İletişim Yayınları, siyaset, 391 sayfa

Dilek Barlas ve Serhat Güvenç – Türkiye’nin Akdeniz Siyaseti (2014)

‘Türkiye’nin Akdeniz Siyaseti’, iki savaş arası dönemde, yani tam olarak 1923-1939 zaman aralığında Türkiye’nin dış politikasını Akdeniz’de yürüttüğü diplomasi ve deniz gücü bağlamında izliyor.

Bu dönemde Türkiye’yi, orta büyüklükte bir devlet olarak kavramsallaştıran yazarlar, devamında da, yeni devletin varlığının güvenceye alınmasında başlangıçta askeri güce yüklenen işlevleri ve bunların iç politikaya etkilerini çözümlüyor.

Türkiye’nin söz konusu süreçte deniz kuvvetlerini yeni baştan kurma gayretleri, İtalya ve Yunanistan ile işbirliği çalışmaları ve 1929 Dünya ekonomik krizinde Türkiye’nin Balkanlar’da sivrilmeye başlaması, kitapta tartışılan diğer konular.

  • Künye: Türkiye’nin Akdeniz Siyaseti, Dilek Barlas ve Serhat Güvenç, çeviren: Barış Cezar, Koç Üniversitesi Yayınları, tarih, 288 sayfa