Bülent Gökay – Emperyalizm ile Bolşevizm Arasındaki Türkiye (2006)

  • EMPERYALİZM İLE BOLŞEVİZM ARASINDAKİ TÜRKİYE, Bülent Gökay, çeviren: Sermet Yalçın, Agora Kitaplığı, tarih, 295 sayfa

Savaş ve devrim 1914-1918 aralığındaki dünya tarihinin en önemli özelliği. İtilaf güçlerinin müdahalesi ve Rusya’daki iç savaş, yabancı işgali ve Anadolu’daki Türk-Yunan savaşı bu dönemin başlıca önemli olaylarından. Bülent Gökay’ın bu yakın dönem tarih çalışması ise, İngiltere ve Sovyetler Birliği gibi iki büyük gücün, bölgede birbirlerine karşı sergiledikleri güç ve nüfuz mücadelesine dair belgesel bir kaynak olmayı amaçlıyor. Gökay’ın çalışması, 1918 ve 1923 yılları arasındaki altı yıl gibi kısa, fakat Trakya’dan Kafkaslar’a kadar uzanan toprakların tarihinde hayati önem taşıyan bir zaman dilimine odaklanmayı amaçlıyor.

Francisco Vergara – Liberalizmin Felsefi Temelleri (2006)

  • LİBERALİZMİN FELSEFİ TEMELLERİ, Francisco Vergara, Bülent Arıbaş, İletişim Yayınları, siyaset, 216 sayfa

Francisco Vargara ‘Liberalizmin Felsefi Temelleri’nde, akıma öncülük etmiş isimlere odaklanıyor; liberalizm ve etik ilişkisini irdeliyor. Klasik liberalizmin felsefi temellerini oluşturanlar denince Condorcet, Adam Smith, John Stuart Mill, John Locke, Jeremy Bentham ve nihayet David Hume, akla ilk gelen isimler. Günümüzde, insan haklarının, özgürlüğün savunulmasında bir referans olarak varlığını koruyan klasik liberalizm ile insanın vahşi ve dizginlenemez hırslarının meşrulaştırıcısı olarak kullanılan bir liberalizmden bahsedilebilir. Vergara’nın kitabı, bu iki farklı liberalizm ailesini ayıran derin farkları açıklamayı amaçlıyor.

A. Cengiz Baysoy (Der.) – Marx ve Komünalist Otonomi (2006)

  • MARX VE KOMÜNALİST OTONOMİ, derleyen: A. Cengiz Baysoy, Otonom Yayıncılık, siyaset, 330 sayfa

Cengiz Baysoy’un ‘Marx ve Komünalist Otonomi’ derlemesi, Otonom dergisinin muhtelif sayılarında yayımlanan yazıları bir araya getiriyor. ‘Geleneğimiz’, ‘Emeğin Yoldaşlığı’, ‘Ölüm Makineleri’, ‘Sermayenin İt Dalaşı: AB Süreci’ ve ‘Aynı Göğün Altında’ başlıklı bölümlerden oluşan bu kapsamlı kitapta, Marx ve değer teorisi; Otonomist Marksizmin soyağacı; Ekim Devrimi’nin krizi; komünizm ve Marx; politik felsefe ve Spinoza; çokluk ve otonomi ve nihayet, AB ve emeğin tahakkümü gibi konular irdeleniyor.

Judith Revel – Michel Foucault: Güncelliğin Ontolojisi (2006)

  • MICHEL FOUCAULT: GÜNCELLİĞİN ONTOLOJİSİ, Judith Revel, çeviren: Kemal Atakay, Otonom Yayıncılık, felsefe, 186 sayfa

Judith Revel’in ‘Michel Foucault’su, 1968 kuşağının bu önemli isminin felsefesini anlamayı amaçlıyor. Kitap, Foucault’nun felsefi seyrine, Revel’in deyimiyle “güzergah”ına, geçirdiği aşamalara ve çağdaş Fransız ve dünya felsefesindeki yerine odaklanıyor. Judith Revel L’Ecole Normale Supérieure’ün eski öğrencilerinden ve Michel Foucault Merkezi üyesi. Ayrıca Fransa ile İtalya’daki Foucault otoritelerinin başta gelenlerinden. Revel, günümüzde, gerek düşünüşü ve gerekse tarzıyla hâlâ güncelliğini koruyan Foucault için, haklı olarak şöyle diyor:  “Psikoloji, tarih ve edebiyatla ilgilenen ve bir edebiyatçı gibi yazan filozof.”

Akın Olgun – Adları Saklıdır (2006)

  • ADLARI SAKLIDIR, Akın Olgun, Güncel Yayıncılık, anlatı, 224 sayfa

Akın Olgun ‘Adları Saklıdır’da, on yedi yaşındayken karşılaştığı cezaevlerini, çocukluk serüvenlerini, Aleviliğini ve solculuğunu anlatıyor. Bu anlatımda, ağırlıklı olarak, Olgun’un politik hayatında karşılaştığı cezaevleri ile bu cezaevlerinde yaşadığı işkenceler, katıldığı ölüm oruçları yer alıyor. Olgun 1990 gençliğine dahil olan bir kuşağı temsil ediyor. Dolayısıyla 1999 yılındaki “hayata dönüş” operasyonlarının ve F tipi cezaevlerinin de mağdurlarından biri. Olgun kitabı için “Uğruna bu kitap yazıldığı sırada yüz yedi ölüme ulaşan ve kaçımızın sakat kaldığının dahi belli olmadığı F tipi hikayemizin bir müsveddesi olmalı” diyor. ‘Adları Saklıdır’ da bu acı müsveddelerinin kaydını tutuyor.

Ertuğrul Mavioğlu – Asılmayıp Beslenenler (2006)

  • ASILMAYIP BESLENENLER, Ertuğrul Mavioğlu, İthaki Yayınları, siyaset, 350 sayfa

‘Asılmayıp Beslenenler’in ismen, hangi söze atıfta bulunduğu ortada. Ertuğrul Mavioğlu’nun bu kitabı, kısa zamanda dördüncü baskıya ulaştı. 1980 darbesinden önce iki kez hapse giren Mavioğlu, darbeden sonra da, 1980-1984 ve 1987-1991 yılları arasında toplam sekiz yıl cezaevinde yattı. Dolayısıyla Mavioğlu, 12 Eylül darbesinin birebir mağduru. Darbenin ertesinde Kenan Evren’in Cumhurbaşkanı sıfatıyla, “Hainleri asmayıp da besleyecek miyiz?” sözünden sonra, idam edilen hükümlülerin sayısı 50’ye yükseldi. Tabi bu arada, hapishanelerdeki on binlerce insan, nam-ı diğer “beslenenler” de vardı. İşte, kendisi de bir “beslenen” olan Mavioğlu, o dönemin cezaevlerine dair tanıklığını okurlarıyla paylaşıyor.

John Field – Sosyal Sermaye (2006)

  • SOSYAL SERMAYE, John Field, çeviren: Bahar Bilgen ve Bayram Şen, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, sosyoloji, 232 sayfa

Sosyal sermaye terimi, toplumun kolay açıklanamayan kaynaklarını, ortak değerleri ve günlük yaşamda bunların üzerine inşa edilmiş güven gibi olguları kavramlaştırmanın bir yolu. 2002 yılından bu yana Akademik Yenilik ve Sürekli Eğitim Merkezi’nde yöneticilik yapan John Field’in ‘Sosyal Sermayesi’ ise, bu konuyu çevreleyen yoğun tartışmaları ele almayı amaçlayan bir çalışma olmasıyla, konunun kuramsal altyapısını oluşturuyor diyebiliriz. Kitap, sosyal sermayenin işleyişini anlamak için yapılan ampirik çalışmalara ve özellikle de uluslararası kurumların bu konuda karar alma süreçleri üzerindeki etkilerine odaklanıyor.

Mark Neocleous – Toplumsal Düzenin İnşası (2006)

  • TOPLUMSAL DÜZENİN İNŞASI, Mark Neocleous, çeviren: Ahmet Bekmen, Boğaziçi Üniversitesi Yayınları, siyaset, 217 sayfa

‘Polis Erkinin Eleştirel Teorisi’ alt başlığını taşıyan ‘Toplumsal Düzenin İnşası’, sistemin oluşturulması ve işleyişinde polisin ne gibi roller üstlendiğini sorguluyor. Neocleous polis, devlet erki ve düzen sorunu arasındaki ilişkileri kısaca ele aldıktan sonra, 18. yüzyıl liberalizminin, polis kavramını nasıl rafineleştirdiğini ve bunun sermaye erki ile daha geniş toplumsal kontrol meselelerinin üstünü nasıl örttüğünü açıklamayı amaçlıyor. Neocleous, bununla hedeflediğinin, “Zaptetmeyi, basitçe, suç ve kanun devleti bağlamında ele alan ve yanıltıcı geçerliliğini halen sürdüren liberal yaklaşımı mahkum etmek” olduğunu belirtiyor. Yazar buna ek olarak, daha genişletilmiş bir polis kavramını da öneriyor. Kendisine göre, bu kurumlar sadece düzenin korunmasıyla değil, özellikle de ücretli emek üzerine şekillenen düzenin inşası ile de ilgilenmektedir.

Saul Newman – Bakunin’den Lacan’a Anti-Otoriteryanizm ve İktidarın Altüst Oluşu (2006)

  • BAKUNİN’DEN LACAN’A, ANTİ-OTORİTERYANİZM VE İKTİDARIN ALTÜST OLUŞU, Saul Newman, çeviren: Kürşad Kızıltuğ, Ayrıntı Yayınları, siyaset, 308 sayfa

Saul Newman, ‘Bakunin’den Lacan’a’da, post-yapısalcı teorinin kimi temel düşünürlerinin yapıtlarıyla, anarşist siyasi geleneğin klasik yazarlarının görüşlerini kesiştirerek yeni bir anarşizm siyaseti teorisi geliştirmeyi amaçlıyor. Dolayısıyla Newman’ın çabası, post-yapısalcı teoriyi radikal siyasetle buluşturmak. Newman’ın ele aldığı düşünürlerin başında Nietzsche, Stirner, Foucault, Deleuze, Guattari ve Lacan geliyor. Yazar bu düşünürlerden hareketle, Lacan’ın “dışarısı” kavramını, özcülüğü ve saflığı dışlayan ve siyasi bir kalkış noktası olduğunu düşündüğü post-yapısalcı anarşizm siyasetine varıyor.

Antonio Negri – Avrupa ve İmparatorluk (2006)

  • AVRUPA VE İMPARATORLUK, Antonio Negri, çeviren: Kemal Atakay, Otonom Yayıncılık, siyaset, 156 sayfa

‘Kurucu Bir Süreç Üzerine Düşünceler’ alt başlığını taşıyan ‘Avrupa ve İmparatorluk’, Avrupa’nın sınıf mücadelesi çerçevesinden kavranmadığı sürece anlaşılamayacağını savunuyor. Kitap, Antonio Negri’nin, Avrupa üzerine ya da Avrupa Birliği’nin çeşitli yönleri üzerine 1995’ten 2003 yılına kadar yazdığı yazıları bir araya getiriyor. Bu yazıların dışında, kitabın genel çerçevesine uyan ve yazarın daha yirmi yaşındayken, 1955 yılında kaleme aldığı “Mounier’nin Avrupa İnanç Bildirgesi” başlıklı bir yazısı da bulunuyor. Kitabın 2003 tarihli önsözünde Negri, her zaman Avrupacı ve inançlı bir federalist olduğunu belirterek, birleşmiş bir Avrupa’nın gerekli olduğunu ve Avrupa’nın sosyalist olmazsa birleşemeyeceğini söylüyor. Yazılar böylesi bir imkanı tartışıyor.