Serter Oran – Emeğin Sokak Hali (2019)

Çok özgün bir sosyoloji ve iktisat çalışması olan ‘Emeğin Sokak Hali’, katı atık toplayıcılarının dünyasına ve yaptıkları işlerin niteliklerine iniyor.

Serter Oran, şimdiye kadar çoğunlukla yoksulluk ve kent yoksulluğu bağlamında ele alınan katı atık toplayıcılarını bu sefer daha geniş bir pencereden izliyor ve bunu yaparken de Türkiye’deki farklı alt gruplara ilişkin oldukça ilginç veri ve değerlendirmeler sunuyor.

“Kapitalist düzen katı atık toplayıcıları açısından ne gibi zorlu koşullar üretiyor?” ve “Katı atık toplayıcılarının sorunlarının toplumsal eşitlik temelli çözümü nasıl olmalıdır?” gibi önemli soruların yanıtlarını veren çalışma, aynı zamanda sorunu sınıfsal bir yaklaşımla irdeliyor ve daha da önemlisi bunu sınıf- etnisite ilişkisini merkeze alarak tartışıyor.

Katı atık toplayıcılarının dünyasına, onların sorunlarına, göç deneyimlerine, kentte tutunma çabalarına, gitmekle kalmak arasında gidip gelişlerine, hak arayışlarına ve mücadele deneyimlerine yakından bakmak isteyenlerin muhakkak ama muhakkak okuması gereken bir çalışma.

  • Künye: Serter Oran – Emeğin Sokak Hali, Nika Yayınevi, inceleme, 300 sayfa, 2019

Thorstein Bunde Veblen – Karl Marx’ın Sosyalist İktisadı ve Sosyalizm Üzerine Metinler (2019)

Thorstein Bunde Veblen, özellikle evrimsel sosyal teorisiyle, sosyal bilimler alanına büyük katkılarda bulunmuş bir isim.

Veblen, evrimsel sosyal teorisini post-Darwinci bir teori olarak adlandırır.

Bu teoride sosyo-ekonomik ve biyolojik unsurların bir arada ele alındığı evrimci görüşten; içgüdünün, içgüdüsel eğilimlerin ve alışkanlıkların dikkate alındığı psikoloji ve pragmatist görüşten ve toplumun aşamalarını spesifik özelliklere göre sınıflandırmak için kullandığı antropolojiden yararlanır.

Eldeki derlemede yer alan metinler ise, Veblen’in diğer bir önemli sosyal bilimci olan Marx’ın düşünceleriyle nasıl ilişkilendiğini ortaya koyuyor.

Bilindiği gibi Marx’ın teorisi, sosyal bilimler alanında ve toplumsal yaşamda başka hiçbir teoriyle kıyaslanamayacak kadar etkili olmuştu.

Bu teorinin etkilediği isimlerden biri de Veblen’di.

Kitabın en önemli katkısı, Veblen ve Marx’ın teorik bakış açılarının karşılaştırmalı değerlendirmesini ve bunların olası etkileşimlerini ortaya koyması.

Derlemenin bir diğer önemi ise, Veblen’in sosyalizm düşüncesini çok yönlü bir şekilde değerlendirdiği metinlerine yer vermesi.

Kitapta ele alınan kimi konular şöyle:

  • Sosyalizmi mümkün kılabilecek bir hissiyat olarak halkın mevcut sistemden duyduğu hoşnutsuzluk,
  • Marx’ın iktisat teorisi,
  • Darwinci evrim kavramları bağlamında Hegelci materyalist anlayış ve sınıf mücadelesi,
  • Sosyalistler arasındaki parlamentarizm tartışmaları,
  • Sosyalizm tanımlamalarındaki hata veya eksiklikler,
  • Materyalist tarih anlayışı…

Derlemedeki metinler, postDarwinci bir teorinin sosyalizm ve materyalist anlayışı nasıl ele alması gerektiğini ve bu teorinin sosyalizm ve materyalist anlayışta neleri hatalı ya da eksik bulduğunu ortaya koymalarıyla önemli.

  • Künye: Thorstein Bunde Veblen – Karl Marx’ın Sosyalist İktisadı ve Sosyalizm Üzerine Metinler, derleyen: Eren Kırmızıaltın, çeviren: Devrim Kılıçer, Hüsnü Bilir ve Ömer Mollaer, Heretik Yayıncılık, sosyoloji, 144 sayfa, 2019

Ira Katznelson – Marksizm ve Kent (2019)

Marksizmin kent üzerine analizi bize nasıl bir perspektif kazandırabilir?

Ira Katznelson bu muazzam yapıtı, tam da bu sorudan yola çıkarak Marksizm’in Batı kentlerinin gelişimini açıklamakta bize nasıl yardımcı olabileceğini açıklıyor.

Katznelson, Marx’ın başlıca analitik projelerini kentsel mekân boyutuyla geliştiriyor ve böylece, kent araştırmaları ve kentleri anlayışımızın kimi konu başlıklarını Marksist perspektifle aydınlatıyor.

Yazar bunu yaparken de Marksist sosyal kuramın içeriğini; kapitalizm, kent mekânı ve sınıfsal oluşum arasındaki ilişkiyi; feodalizmden kapitalizme uzanan süreçte kentin yerini; işçi sınıfının kentle ilişkisini ve kentin yeniden haritalandırılmasını ayrıntılı bir şekilde ele alıyor.

Katznelson ayrıca, Marx ve Engels’in yanı sıra Henri Lefebvre, David Harvey ve Manuel Castells gibi önde gelen Marksist düşünürlerin kent üzerine ortaya koydukları fikirleri tartışarak Marksizmin kente yaklaşımındaki kimi sorunları saptıyor ve bunlara çözümler geliştiriyor.

Künye: Ira Katznelson – Marksizm ve Kent, çeviren: Ceren Göğüş, Ayrıntı Yayınları, kent çalışmaları, 352 sayfa, 2019

Anton Zijderveld – Klişelerin Diktatörlüğü (2010)

Anton Zijderveld ‘Klişelerin Diktatörlüğü’nde, klişeler hakkında sosyolojik bir teori geliştirmeye çalışıyor; klişelerin toplumsal, sosyal ve dini işlevlerini gözler önüne seriyor.

Yazar, ifadelerin, çoğu insan tarafından kullanıldığından zamanla yıprandığını, orijinal anlamlarının kaybolduğunu ve nihayetinde ifadenin boş bir biçime, yani klişeye dönüştüğünü söylüyor.

Yazara göre, dinsel ve siyasal törenlerde klişeler büyük iş yapar ve çoğu insanın düşünmeden onları tekrarlaması da, eleştirel tefekkürün ortadan kalkmasını beraberinde getirmiştir.

  • Künye: Anton C. Zijderveld – Klişelerin Diktatörlüğü, çeviren: Kadir Canatan, Açılım Kitap, inceleme, 200 sayfa

Kolektif – Kenardakiler (2019)

 

‘Sapma’ ve ‘suç’ konularında dar ampirizme kaymadan, sosyolojik perspektifi derinleştiren şahane bir derleme.

Çalışmanın özellikle suç ve sapkınlık yönündeki pratikleri kendi doğal ortamlarında incelemesiyle büyük bir boşluğu doldurduğunu söylemeliyiz.

Klasik sosyolojiden çağdaş sosyolojiye değin sapma ve suç sosyolojisinde öne çıkan teorik perspektifleri irdeleyerek açılan kitapta,

  • Niğde’deki uyuşturucu kullanıcılarının sosyalleşme pratikleri ve etkileşim kalıpları,
  • Artvin’de yasa dışı göçmen seks işçiliğinin toplumsal dokuyu nasıl etkilediği,
  • Sinop Türkiye Sakatlar Derneği üyesi engellilerin deneyimleri üzerinden damgalama, sapma, suç ve engellilik ilişkisinin sosyolojik boyutları,
  • Etnisite, alt-kültür ve suç bağlamında Conolar,
  • “Yan Baktın” cinayetlerinin sosyolojik analizi,
  • Suç, ceza ve sapkınlık sosyolojisi açısından polisiye roman ‘Peygamber Cinayetleri’nin analizi,
  • Sapma ve suç sosyolojisi açısından “Çukur” dizisi,
  • Ve bunun gibi ilgi çekici konular ele alınıyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Ercan Geçgin, Ayşe Akyayla, Kerem Özbey, Ayşegül Demir, Yaşar Erjem, Gamze Uy, Erol Tanrıbuyurdu ve Fadime Tuğba Çamsarı.

  • Künye: Kolektif – Kenardakiler: Teoriden Uygulamaya Suç ve Sapma Üzerine Sosyolojik Araştırmalar, derleyen: Ercan Geçgin, Heretik Yayıncılık, sosyoloji, 368 sayfa, 2019

William Outhwaite – Sosyal Teori (2019)

Sosyal teori neden vazgeçilmezdir?

Çünkü tam da siyasi ve ekonomik sorunlarla, kültürle, toplumsal cinsiyetle ya da etnik ilişkilerle ilgilenenler için biçilmiş kaftandır.

Zira bu alanların ve sorunların “hepsini birden” kapsar.

Örneğin küreselleşmeye bakalım.

Küreselleşmeye yönelik ilk açıklamalar, ekonomik boyutların ve ulus devletlere ilişkin siyasi meselelerin üzerinde durmuştu.

Oysa sosyologlar, kültürün küreselleşmesinin aynı derecede önemli ve hayati bir biçimde diğer boyutlarla ilişkili olduğuna hiç zaman kaybetmeden dikkati çektiler.

Aynısı kapitalizm, modernleşme, ulus devlet, toplum, siyaset ve akla gelebilecek daha birçok konu için de geçerli.

Sosyal teorisyenler büyük sorular sorup nesiller boyunca farklı biçimlerde tekrar tekrar bunlara geri dönerler.

William Outwhite’ın bu kısa ama yetkin çalışması da, sosyal teorinin niçin dünyayı anlamanın vazgeçilmez bir parçası olduğunu çarpıcı bir biçimde açıklıyor.

Bunu yaparken Rousseau, Marx, Simmel, Freud ve Butler gibi pek çok düşünürün fikirlerini masaya yatıran Outwhite, aynı zamanda sosyoloji, psikoloji, siyasetbilim, psikanaliz, felsefe gibi farklı disiplinlerin ortaya koyduğu birikimlerden mümkün mertebe yararlanıyor.

Sosyal teorinin kökenlerinden sosyal teorinin ilgilendiği kapitalizm, toplum, kapitalizmin kökenleri ve siyaset gibi pek çok konuyu açıklayan yazar, kitabının sonunda, çokça faydalı ek okuma önerileri de sunuyor.

  • Künye: William Outhwaite – Sosyal Teori, çeviren: Ümit Hüsrev Yolsal, Sel Yayıncılık, sosyoloji, 124 sayfa, 2019

David Harvey – Yeni Emperyalizm (2019)

David Harvey’nin bu önemli çalışması, global kapitalizmin mevcut durumuna ve bu kapitalizmde ‘yeni’ bir emperyalizmin oynadığı role odaklanıyor.

Konuya tarihsel-coğrafi materyalizm olarak adlandırdığı bir mercek üzerinden bakan Harvey, Amerika’nın tutum ve politikasında meydana gelen tarihsel değişimlerin arkasında yatan belirleyici faktörleri bir bir ele alıyor.

Harvey burada, Amerikan bütün politik faaliyetlerine yön veren asıl etkenin petrol olup olmadığı, çatırdayan ekonomisinin Amerika’nın uluslararası maceracılığa sürüklenmesindeki rolünün ne olduğu, neoliberallerin değil de yeni-muhafazakârların iktidarda olmasının Amerikan politikasında ne gibi farklılıklara sebep olduğu ve Amerikan militarizmi ile iç politikası arasındaki ilişkinin mahiyeti gibi çok önemli konuları tartışıyor.

Kitap, özellikle, Amerika’nın “yeni emperyalizm” biçiminde tezahür eden dünya üzerindeki güç gösterisinin arkasında yatan dürtüleri çok açık bir tarzda ortaya koymasıyla dikkat çeken çalışma, hem “Yeni emperyalizm” ve mevcut iktidar kurumlarıyla ilgili çarpıcı iddialarda bulunuyor hem de bu kurumların nasıl değiştirilebileceği hakkında somut öneriler, umut verici öngörüler sunuyor.

  • Künye: David Harvey – Yeni Emperyalizm, çeviri: Ahmet Nüvit Bingöl, Sel Yayıncılık, siyaset, 191 sayfa, 2019

Tanıl Bora – Milliyetçiliğin Kara Baharı (2019)

Tanıl Bora’nın bu önemli çalışması, ilk olarak 1995’te, yurtta ve cihanda milliyetçiliğin büyük kabarma, “atılım” yaşadığı bir dönemde yazılmıştı.

Şimdi kitap, güncel gelişmelerin de ayrıntılı bir şekilde değerlendirildiği yeni baskısıyla raflardaki yerini aldı.

Bora buradaki yazılarında, milliyetçiliğin teksesleştirici, kıyıcı, baskıcı, boğucu dinamiğinin en yakınımızdaki kuvveti olan Türk milliyetçiliğini, sol eleştirel ve muhalif açıdan ele alıyor, bununla da yetinmeyerek, globalleşme ve “Yeni Dünya Düzeni” bağlamındaki yerleşik-kurumsal düzenin milliyetçilik eleştirisini kıyasıya eleştiriyor.

Bora burada, yerleşik kurumsal düzenin milliyetçilik eleştirisinin üzerinde özellikle duruyor.

Yazara göre, milliyetçiliğe yönelik yerleşik eleştiri, milliyetçiliğin ideolojik kalıbına oturuyor ve böylece onu yeniden üretiyor.

İkincisi de, milliyetçiliği kolayca anakronik ilân eden yerleşik eleştiri, bu ideolojinin mağduriyet ve yoksunluk algısına dayalı kimlik inşasıyla ezilenlere, ‘aşağıdakilere’ hitap etme potansiyelini gözden kaçırıyor.

Kitapta bunun yanı sıra, ele alınan diğer konular şöyle:

  • Mikro ve makro milliyetçilikler,
  • Türkiye’de milliyetçilik söylemlerinin karakteristik özellikleri,
  • Beyaz Türkler bağlamında Türk milliyetçiliği,
  • Kürt meselesinin Türk milliyetçiliğinin beka davası üzerine etkileri,
  • Türk milliyetçiliğinin inşasında vatan imgesi,
  • ‘Yurttan Yazılar’ kitabında milli coğrafyanın inşası,
  • Türki Cumhuriyetlerin Türk milliyetçiliği üzerindeki etkileri,
  • Türk milli kimliği, Türk milliyetçiliği ve Balkan sorunu,
  • Türk milliyetçi-muhafazakâr söyleminde kadın…

Künye: Tanıl Bora – Milliyetçiliğin Kara Baharı, İletişim Yayınları, siyaset, 294 sayfa, 2019

Sebahattin Şen – Gemideki Hayalet (2019)

Kürtlük ve Türklük, Türk sinemasında nasıl temsil edildi?

Sebahattin Şen, sinema sosyolojisi açısından bu çok önemli çalışmasında, pek çok filmi derinlemesine inceleyerek sinemada Türklüğün ve Kürtlüğün nasıl inşa edildiğini ortaya koyuyor.

Çalışma, Türklük ve Kürtlük ekseninde üretilen iktidar, tahakküm ve şiddet ilişkilerini görünür kılıyor, Türklük ile Kürtlük arasında tarihsel olarak süregelen ilişkiye egemenlik ve iktidar ilişkilerini merkeze alarak bakıyor.

Kitapta ele alınan kimi konular şöyle:

  • Türklüğün ve Kürtlüğün diyalektik inşası,
  • Türk Sinemasının “Doğu”yu keşfedişi ve bu süreçte Doğu’nun icat edilişi,
  • 60’larda, Kürtlüğün ve Türklüğün Kemalist imgesi,
  • 70’lerde Kürtlerin sol-popülist temsilleri ve Kürtlere ilişkin oryantalist/kolonyalist söylem,
  • Kürtlüğün etnografikleştirilmesi,
  • Cinselleştirilen Kürtlük,
  • Kürtlüğün eğretilemesine dönüşen suskun kadınlar,
  • Bir varoluş çabası olarak Kürt sineması,
  • Kürt sinemasının politikleşmesi…

Sonuç olarak ‘Gemideki Hayalet’, Türk sinemasındaki Kürtlük ve Türklük kurgularını, egemenlik ilişkileri içerisine yerleştirerek incelemesiyle dikkat çekiyor.

  • Künye: Sebahattin Şen – Gemideki Hayalet: Türk Sinemasında Kürtlüğün ve Türklüğün Kuruluşu, Metis Yayınları, sinema, 360 sayfa, 2019

Kolektif – Beklerken (2019)

Bu ülkede adaletin tecelli etmesini, bu kötü gidişatın biraz olsun iyileşmesini bekliyoruz.

Hep bekliyoruz…

Sürekli bir bekleme halindeyiz…

Bu özenli çalışma da, Türkiye’de iktidarla ilişkisi “beklemek” üzerine kurulan bireylerin şimdiyi nasıl deneyimlediğini, bu süreçte geçmiş algısı ve gelecek kurgularının neye dönüştüğünü masaya yatırıyor.

Tartışmanın temel meselesi, bekle(t)menin iktidar tarafından yönetim biçimi olarak kullanıldığı durumlarda bireylerin zaman deneyimlerinin, eylem ve eylemsizliklerinin, iktidarla ilişkilerinin neye dönüştüğü.

Kitapta bu mesele, şu sorular üzerinden irdeleniyor.

  • İktidar bekletmeyi ne tür bir yönetim aracı olarak kullanır?
  • Yasal ve politik iktidar aracı olarak kullandığı durumlarda bu süreç öznenin eylem ve eylemsizliğini nasıl yapılandırır?
  • İktidar özne ilişkisini nasıl değiştirir, iktidarı neye dönüştürür?

Burada, tarihsel anlamda farklı dönemlerdeki pek çok bekletilme ve bekleme pratikleri ele alınıyor.

Erken Cumhuriyet döneminde çıkarılan Tekke ve Zaviyelerin Kapatılmasına Dair 677 sayılı Kanun’dan etkilenen Bektaşilerin bekle(til)me süreçlerinden 1980 dönemi sıkıyönetim mahkemesi arşivinin Kürt siyasi mücadelesine ve cezaevindeki gündelik hayat döngüsüne dair verdiği ipuçlarına, 1990’lı yıllarda Güneydoğu’da olağanüstü hal yönetimi altında yaşamanın dayattığı beklemelerden barış sürecinin belirsizliği içinde beklemek istemeyen Kürt gençlerinin şimdiki zaman eylemselliklerine ve gelecek zamana dair beklentisizliklerine, 2000-2007 arasında süren ölüm oruçları esnasındaki bekleme hallerinden Ergenekon sürecinde Silivri mahkemeleri önünde bekleyen tutuklu yakınlarına, Terörle Mücadele Yasası çerçevesinde yargılanan tutuklu öğrencilerden cinsiyet değiştirme davasında yasal izin bekleyen trans bireylere ve yasal sürecin kıskacında ülkeden gitmeyi bekleyen mültecilere…

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Zerrin Özlem Biner, Özge Biner, Özlem Durmaz, Aslı İkizoğlu Erensü, Özgür Sevgi Göral, Rabia Harmanşah, Sevcan Karcı, Kemal Vural Tarlan ve Nilgün Toker.

  • Künye: Kolektif – Beklerken: Zamanın Bilgisi ve Öznenin Dönüşümü, derleyen: Zerrin Özlem Biner ve Özge Biner, İletişim Yayınları, siyaset, 229 sayfa, 2019