Zeynep Bostan – Osmanlı Hariciyesinin Modern Temelleri (2021)

Osmanlı modernleşme sürecinde diplomasiye nasıl bir yatırım yaptı?

Zeynep Bostan bu özenli çalışmasında, Osmanlı hariciyesinin modernleşme serüvenini, merkez ve dış yapılanmasını ele alıyor.

Diplomasiyle bürokrasinin kesişim noktasında Osmanlı hariciyesinin modernleşme serüvenini, II. Abdülhamid dönemindeki dönüşümün hariciyeye yansımasını, modernleşme sürecindeki farklılıklar ve devamlılıklar bakımından irdeliyor.

İkinci Abdülhamid dönemini kapsayan yıllar boyunca (1876-1909) Hariciye Nezaretinin gelişimini, merkez ve yurtdışı teşkilatıyla ilgili yasal düzenlemeleri, dönemin değişen uluslararası dengeleri ve devletin dış politika amaçları doğrultusunda açılan ve faal olan elçilik ve şehbenderlikleri, statüsü değiştirilen elçilikleri, yeni elçilik projelerini, misyonlara tayin edilen diplomatların seçimindeki amaç ve kriterleri, elçilik kadrolarıyla elçi ve şehbenderlerin görev alanlarını inceleyen çalışma, Osmanlı Devleti’nin modernleşme döneminde diplomasiye yaptığı yatırımı ve diplomatik ilgi alanlarının boyutlarını çok yönlü bir bakışla ortaya koyuyor.

Türkiye’de modern diplomasinin kullanılması ve hariciye teşkilatının geliştirmesine ilgi duyanların edinmek isteyeceği bir çalışma.

  • Künye: Zeynep Bostan – Osmanlı Hariciyesinin Modern Temelleri: II. Abdülhamid Döneminde Diplomasi, Kitap Yayınevi, tarih, 318 sayfa, 2021

Ertuğrul Zengin – Akıncılar Hareketi (2021)

Türkiye’de İslamcı gençlik hareketinde önemli yeri olan Akıncılar hareketi, 1975 Aralık ayında resmen kurulan Akıncılar Derneği bünyesinde 1976-1980 arasında örgütlenmişti.

Ertuğrul Zengin de bu çalışmasında, Akıncılar hareketinin oluşum ve eylemini geniş bir pencereden izliyor.

Zengin’e göre, 1976-1980 arasında İslamcı gençlik hareketi, dönemin hâkim İslamcı aktörü olan Milli Selamet Partisi’nin yanında ve hem siyasi sisteme, hem de sosyalist ve Ülkücü gençlik hareketleri karşısında bir siyasi özneydi ve buna bağlı olarak bir eylemlilik içindeydi.

Yazar bu hipotezini de, İslamcı gençlik hareketinin teşkilatlanma, ideolojik yapılanma, siyasi farklılaşma ve toplumsal mobilizasyon kapasite ve etkinliğini değerlendirerek tartışmaya açıyor.

Bu amaçla, o dönemde yayımlanmış İslamcı gazeteler, Akıncılar hareketine katılmış aktivistlerle yapılmış derinlemesine görüşmeler ve İslamcı aktörlerin hatıralarından yararlanan Zengin, kitabının ilk bölümünde, Türkiye İslamcılığının entelektüel köklerini irdeliyor.

Kitabın ikinci bölümü, Türkiye’de İslamcı toplumsal-siyasal hareketin doğuşunu, üçüncü bölüm de, Akıncılar hareketinin doğuşu, örgütlenişi, siyasi ve ideolojik yapılanmasını ele alıyor.

Kitabın dördüncü bölümü, Akıncılar hareketinin mücadele ve özneleşme sürecindeki faaliyetlerini, beşinci ve son bölüm ise, Akıncılar hareketinin toplumsal mobilizasyonunu irdeliyor.

  • Künye: Ertuğrul Zengin – Akıncılar Hareketi: 1970’lerde İslâmcı Gençliğin Oluşumu ve Eylemi, İletişim Yayınları, siyaset, 350 sayfa, 2021

Claude Cahen – Osmanlılardan Önce Anadolu (2021)

Göçebe koyun çobanı ve atlılardan oluşan Oğuz boyu, nasıl oldu da Anadolu’ya egemen oldu?

Claude Cahen, yeni bir baskıyla raflardaki yerini alan bu kitabında, 11. yüzyıldan itibaren kadınlarıyla, çocuklarıyla, hayvanlarıyla, gelenekleriyle atalarının Orta Asya’sından Anadolu’ya göç etmeye başlayan Türklerin serüvenini izliyor.

Cahen, Malazgirt Savaşı’ndan sonra Alp Arslan’ın Bizans Anadolu’sunu fethetmek gibi bir arzusu, yahut belirli siyasi amacı olmadığını, fakat hiçbir askeri veya idari dirençle de karşılaşmadığını ortaya koyuyor.

Aynı zamanda Büyük Selçuklu İmparatorluğu’nun kapsamlı bir tarihi olarak okunabilecek kitap, 13. yüzyıldan itibaren yeni gelen Türkmenlerin, yerli köylülerle iyi kötü barış içinde yaşayan bir grup olarak Anadolu’ya iyice yerleşmelerini sağlayan koşulları çok yönlü bir bakışla aydınlatıyor.

  • Künye: Claude Cahen – Osmanlılardan Önce Anadolu, çeviren: Erol Üyepazarcı, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, tarih, 420 sayfa, 2021

Lucius Caelius Firmianus Lactantius – Zalimlerin Ölümleri Üzerine (2021)

MS 240-325 yılları arasında yaşamış ve “Hıristiyan Cicero” unvanını kazanmış Lactantius, çağının işkenceci imparatorlarının ölüm şekillerini anlatarak gelecek nesillere tanrısal yargının varlığını ispatlamayı amaçlamıştı.

Lactantius’un, Roma İmparatorluğu’nun 303-314 yıllarına dair önemli bilgiler sunan bu kitabı, Tanrısal intikam çerçevesinde dönen bir hikâyeye sahip.

Yazar burada, Nero, Decius, Domitianus, Valerianus ve Aurelianus’u anlatıyor.

Kitabın geri kalan bölümlerinde ise, Diocletianus’un tetrarchia tasarısı, “Büyük Zulüm” süreci, imparatorun tahttan feragati, Maximianus’un feragate direnmesi, Maxentius’un imparatorluğa yükselmesi, Galerius’un hastalığı gibi olayların detayları ve zalimlikleri sebebiyle Tanrı’nın bu imparatorlar için hazırladığı trajik sonlar anlatılıyor.

Kitabı ayrıca değerli kılan bir husus ise, Lactantius’un Hıristiyan bir imparatorluğun temellerini atacak olan Constantinus’un Milvius Köprüsü savaşı öncesi gördüğü rüyanın hikâyesinden bahsetmesi ve dinsel hoşgörüyü vadeden Milano Emirnamesi’nin tam metnini aktarması.

  • Künye: Lucius Caelius Firmianus Lactantius – Zalimlerin Ölümleri Üzerine, çeviren: Tuğçe Ünver, Doğu Batı Yayınları, tarih, 148 sayfa, 2021

Angeliki E. Laiou ve Cécile Morrisson – Bizans Ekonomisi (2020)

Bizans İmparatorluğu’nun iktisadi faaliyetleri ve imparatorluğun ekonomisindeki etkin gruplar üzerine usta işi bir çalışma.

İki önde gelen Bizans tarihi araştırmacısı, Angeliki Laiou ve Cécile Morrisson, demografi, tarım, imalat ve şehir ekonomisi, ticaret, parasal gelişmeler, devletin rolü ve ideoloji gibi konular bağlamında, Bizans ekonomisini dördüncü yüzyıldan İstanbul’un fethedildiği 1453 yılına kadar inceliyor.

Devletin iktisadi faaliyetleri kadar şehirlerin üretici rolü ve toprak sahipleri, zanaatkârlar, sarraflar gibi imparatorluk ekonomisindeki etkin grupları odağına alan çalışma, aynı zamanda Bizans ekonomisiyle Batı Avrupa ekonomisini kıyaslıyor ve sanayi öncesi dünyada, karma ekonominin en başarılı örneklerinden birinin neden Bizans ekonomisi olduğunu tartışmaya açıyor.

Bilhassa iktisat tarihi, Bizans tarihi ve genel olarak da Avrupa Orta Çağ tarihi çalışanların muhakkak edinmeleri gereken bir kitap.

  • Künye: Angeliki E. Laiou ve Cécile Morrisson – Bizans Ekonomisi, çeviren: Bahattin Bayram, Runik Kitap, tarih, 295 sayfa, 2020

Alan Macfarlane – İngiliz Bireyselciliğinin Kökenleri (2021)

İngiliz bireyselciliğinin gelişimi kadar, bugünün bireyselleşmiş Anglo-Amerikan yaşam kültürünün kökenlerini daha iyi kavramak için de muhteşem bir eser.

Bizde yıllar önce ‘Kapitalizm Kültürü’ adlı eseri de yayımlanmış Alan Macfarlane, antropoloji ve tarihin çok iyi bir bireşimi olan çalışmasında, geleneksel, kapitalist-öncesi, grup-temelli köylü İngiliz toplumlarını dünyanın farklı toplumlarıyla karşılaştırıyor ve böylece İngiltere’nin ortaçağ feodalizminden Sanayi Devrimine uzanan beş yüzyıllık toplumsal dönüşüm hikâyesini derinlemesine ele alıyor.

Macfarlane, feodal sistemin olgunlaşma çağı olan on üçüncü yüzyıl İngiltere’sinin aile hukuku, toprak rejimi, mülkiyet ilişkileri ve dinsel-toplumsal yapılanma modelinin nasıl olup da uzun vadede Avrupa anakarasından farklılaştığını ve “İngiliz istisnailiği” denen olgunun köklerinin nelere dayandığını araştırıyor.

Bunu yaparken Marx, Weber, Bloch ve Goody gibi birçok tarihsel sosyologla diyaloga giren Macfarlane, İngiliz toplumunda ailenin dönüşümünü, köylülükten kentliliğe geçişi, Aydınlanma ve Sanayi Devrimini hazırlayan koşulları ayrıntılı bir şekilde ortaya koyuyor.

  • Künye: Alan Macfarlane – İngiliz Bireyselciliğinin Kökenleri, çeviren: Onur İşci, Vakıfbank Kültür Yayınları, tarih, 328 sayfa, 2021

Rebecca Spang – Restoranın İcadı (2020)

‘Restoranın İcadı’, muazzam bir kültür tarihi çalışması.

Rebecca Spang, 18. yüzyıl Fransa’sını odağına alarak gastronomi kültürünün nasıl geliştiğini izliyor.

Bugünkü toplumsal adet ve göreneklerin tarih içinde nasıl ortaya çıktığı konusunda aydınlatıcı bir eser olarak okunabilecek kitap, Fransız devrimi öncesinde ortaya çıkan restoranların, Fransa’nın yaşadığı büyük siyasal ve toplumsal dönüşümde nasıl büyük etkilere vesile olduğunu gözler önüne seriyor.

Spang’a göre, Parisliler bu dönemde kendi yeme içme kültürlerini değiştirerek tüm dünyanın gastronomik haritasını biçimleyen bir sosyal dönüşüme zemin hazırladı.

Yeni baskısıyla raflardaki yerini alan kitap, bu dönemde yaşamış öncü şefler hakkındaki genel yargıyı tersine çeviren çarpıcı detaylar da barındırıyor.

  • Künye: Rebecca L. Spang – Restoranın İcadı: Paris ve Modern Gastronomi Kültürü, çeviren: Bahadır Sina Şener, Dost Kitabevi, kültür tarihi, 333 sayfa, 2021

Kolektif – Küresel Tarih Düşüncesi (2021)

Yeryüzünün bütün kısımlarının tarihlerinin salt bir koleksiyonu olmanın ötesinde küresel tarih nedir?

Gerçek kozmopolit küresel tarih neye benzeyebilir?

Dünyanın belli kesim ve kültürlerini tarihin dışına çıkarmak ne anlama gelir?

Modern öncesi tarih düşüncesinden günümüzde tarih yazımındaki yeni istikametlere kadar uzanan tam 700 sayfalık bu eşsiz derleme, küresel tarih konusunda temel bir başvuru kaynağı.

Kitapta,

  • Klasik Çin düşüncesi,
  • Japonya’nın erken modern dönemi,
  • Modern öncesi Arap/İslam tarih yazımı,
  • Osmanlı tarih düşüncesi,
  • Erken modern dönemde Amerika,
  • Aydınlanmanın tarih düşüncesinde küreselliğin etkileri,
  • Hegel ve Marx’ın dünya tarih düşüncesi üzerindeki izleri,
  • Eleştirel modernite teorileri,
  • Marksist analiz bağlamında Çin ve Avrupa tarihinin uyumluluğu,
  • Güneydoğu Asya’da modern tarih yazımı,
  • Afrika’da tarih ve tarih düşüncesinin gelişimi,
  • Arap dünyasında modern tarih yazımı,
  • Karşılaştırmalı tarih ve eleştirisi,
  • Kadınlar, toplumsal cinsiyet ve küresel tarih,
  • Ve bunun gibi pek çok ilgi çekici konu ele alınıyor.

Toplamda otuz yazarın katkıda bulunduğu kitap, konuyla ilgilenen her okurun kitaplığında bulunmayı hak ediyor.

  • Künye: Kolektif – Küresel Tarih Düşüncesi, editör: Prasenjit Duara, Viren Murthy ve Andrew Sartori, çeviren: Zeynep Dörtok Abacı, Kasım Akbaş, Gökhan Yavuz Demir, Gülcan Ergün, Öznur Karakaş, Selda Şen, Osman Şişman, Kıvılcım Turanlı, Pelin Tuştaş, Emel Türker, Ertuğrul Uzun, Pelin Yalçınoğlu ve Hatice Yeşildal, Islık Yayınları, tarih, 700 sayfa, 2021

James H. Meyer – İmparatorluklar Arası Türkler (2021)

Osmanlı’da İttihat ve Terakki’nin iktidarında siyasi ve kültürel arenada başı çeken iki merkez vardı.

Bunlardan biri Pan-Türkçüler, diğeri de Türk Yurdu dergisi çevresiydi.

İşte James Meyer de, bu yapıların Osmanlı-Çarlık Rusyası sınır boylarında Türk milliyetçiliği ve Müslüman kimliğini pazarlama stratejilerini geniş bir bağlamda izliyor.

‘İmparatorluklar Arası Türkler’, Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminde; 19. yüzyıl sonu ile 20. yüzyıl başında, söz konusu çevrenin hikâyesini merkeze alarak Türk milliyetçiliğinin de kurucuları arasında sayılan Yusuf Akçura, İsmail Gasprinskiy ve Ahmet Ağaoğlu’nun Rusya ve Osmanlı’daki dünyalarını mercek altına alıyor.

Meyer bunu da, eş merkezli üç çevreye odaklanarak yapıyor: En içerideki çemberde Türk Yurdu yer alıyor.

Bir sonraki daha geniş çemberde, Rusya taşrasında eğitim reformu için idareyle olduğu kadar kendi cemaatleri içinde de mücadele veren “usul-i cedid” taraftarları yer alıyor.

En geniş üçüncü çember ise, “imparatorluklar arası Müslümanlar”dan, yani imparatorluklar arasında gidip gelen; kâh birinde kâh diğerinde yaşayan tüccarlar, hacılar, mülteciler ve sayısız Müslümandan oluşuyor.

Arşivlerden kişisel mektuplara pek çok belgeden yararlanan Meyer, Akçura ve arkadaşlarının bu imparatorluklar arası cemaatin de ayrılmaz bir parçası olduklarını savunuyor.

  • Künye: James H. Meyer – İmparatorluklar Arası Türkler (1856-1914), çeviren: Renan Akman, İş Kültür Yayınları, tarih, 336 sayfa, 2021

Fred Engst – Mao Döneminde Çin’de Sınıf Mücadelesi (2020)

Çin Devrimi’ni doğuran dinamikler nelerdi ve devrim hangi yönde gelişti?

Çin’in başkenti Pekin doğumlu olan ve Maoist Çin’in büyük kitle kampanyalarına tanıklık etmiş, bu hareketlerde bizzat yer almış Fred Engst, Çin Devrimi’ni ana hatlarıyla açıklayarak bu soruya yanıt veriyor.

Çin Devrimi üzerine iyi kotarılmış bir kılavuz olarak okunabilecek çalışma, özellikle Mao döneminde yaşanan sınıf mücadelesini aydınlatmasıyla çok önemli.

Kitap, Çin Devrimi’nin “Toprak Reformu”, “Büyük İleri Atılım”, “Lushan Konferansı”, “Büyük Proleter Kültür Devrimi”, “Düzeltme Hareketi” ve “Sosyalist Eğitim Hareketi” gibi tarihsel uğraklarına uğraması, ülkede farklı çizgiler arasında yaşanan kıyasıya mücadeleyi derli toplu aktarmasıyla da ayrıca dikkat çekiyor.

Kitap, iki bölümden oluşuyor.

İlk bölümde, Mao döneminde sınıf mücadelesinin çeşitli aşamaları ele alınıyor.

İkinci bölümdeyse, Çin’de sosyalizme geçildikten sonra yaşanan sınıf mücadelesi üzerine teorik değerlendirmeler yer alıyor.

  • Künye: Fred Engst – Mao Döneminde Çin’de Sınıf Mücadelesi, çeviren: Onurcan Ülker, Patika Kitap, tarih, 112 sayfa, 2020