Kolektif – Yunan Diyarında Kurban Mutfağı (2020)

Yunanlıların kurban ritüelleri üzerine çok önemli bir inceleme.

Kitaba katkıda bulunan yazarlardan her biri, şimdiye kadar filozofları ve anıtsal yapılarıyla anlatılagelen, çokça idealleştirilmiş Antik Yunan’ı bu sefer gündelik hayatı ve mutfak kültürü içinde ele alıyor.

Kitapta,

  • Eski Yunan’da mutfak pratikleri ve kurban sunma ritüellerini,
  • Hesiodos’un kurucu kurban mitini,
  • Yunan hayvanları bağlamında yenilebilir bedenlerin topolojisini,
  • Antik Yunan kurban ritüellerinde tören, mekân ve imgenin yerini,
  • Modern Yunanistan’da kutsanmış kurban olgusunu,
  • Ve Yunan kurban mutfağında etin paylaşım kuralları gibi pek çok ilgi çekici konuyu ele alıyor.

Yunan kurban kültü hakkında bir bibliyografyayla da zenginleşen kitaba makaleleriyle katkıda bulunan isimler de şöyle: Jean-Louis Durand, Marcel Detienne, Jean-Pierre Vernant, Stella Georgoudi, François Hartog ve Jesper Svenbro.

  • Künye: Kolektif – Yunan Diyarında Kurban Mutfağı, editör: Marcel Detienne ve Jean-Pierre Vernant, çeviren: Özgüç Orhan, Dergah Yayınları, tarih, 363 sayfa, 2020

Senem Dinç – Hellenistik ve Roma Çağı Anadolu Okul Vakıfları (2021)

Eskiçağ’daki vakıf kavramı, bu dönemde görülen tüm vakıf türleri ve onların nasıl işletildiği hakkında aydınlatıcı bir çalışma.

Senem Dinç, günümüz vakıflarının öncüleri sayılabilecek, ancak onlardan çok farklı bir dinî inanış ve toplum anlayışının ürünü olarak ortaya çıkmış ve şekillenmiş Hellenistik ve Roma çağlarına ait vakıfları çok yönlü bir bakışla izliyor.

Eski Yunan dünyasında Klasik Çağ’dan itibaren uygulanan, Hellenistik ve Roma çağlarında da kendilerine yaygın bir kullanım alanı bulmuş bu kurumlar, gelir getirecek taşınabilir veya taşınmaz değerlerin bağışlandığı ve günümüz vakıflarına teorik olarak benzemekle birlikte pratikte çok farklı olan kurumlardı.

Örneğin günümüz vakıflarından ayrılan en önemli yönleri, kent devletinin denetimi altında olmalarına rağmen günümüzdekiler gibi tüzel bir kişilik olarak tanımlanmamış olmalarıydı.

Kitap, yazarının klasik vakıflar olarak tanımladığı bu vakıfları çok yönlü bir bakışla ele aldığı gibi, vakıf türleri içerisinde Hellen ve Roma toplumlarında eğitimin nasıl finanse edildiğine de odaklanıyor.

Özellikle vakıf, eğitim ve gymnasion’ların idaresi konularına ilgi duyan okurların çokça faydalanabileceği bir eser.

  • Künye: Senem Dinç – Hellenistik ve Roma Çağı Anadolu Okul Vakıfları, Arkeoloji Sanat Yayınları, tarih, 184 sayfa, 2021

Carlo M. Cipolla – Fatihler, Korsanlar, Tüccarlar (2021)

Yeni bir baskıyla raflardaki yerini alan ‘Fatihler, Korsanlar, Tüccarlar’, İspanyolların Yeni Dünya’daki sömürgecilik yıllarında keşfettikleri gümüş yatakları ve yoğun madencilik faaliyetlerinin harika bir dökümü.

Carlo Cipolla, İspanya’ya akan tonlarca gümüşün Batı’dan Doğu’ya hızla yayılarak dünya ticaretini nasıl kökten dönüştürdüğünü ortaya koyuyor.

Avrupa tüm Ortaçağ boyunca değerli maden yokluğu yüzünden büyük sıkıntı çekti.

Ancak beklenmedik bir anda, 16.yüzyılın ortasından başlayarak, Amerika kıtasındaki sömürgeleri, özellikle de Meksika ve Peru, İspanya’ya tonlarca gümüş akıtmaya başladı.

İspanya sınırlarını da aşan bu gümüş bolluğu, Batı’dan Doğu’ya, bir ülkeden diğerine hızla yayıldı.

Bu arada Avrupalıları imrendiren Doğu malları da -baharat, ipek ve özellikle de porselen- aksi yönden (Doğu’dan Batı’ya) hareket ederek bütün dünyada yoğun bir ticaretin gelişmesini sağlıyordu.

Bu ticari gelişmeye olanak sağlayan temel araç da, İspanya’da sekizlik real ya da peso, Anglo-Sakson ülkelerde sekizlik sikke ve İtalya’da piastra diye adlandırılan kaba ve ağır bir madeni paraydı.

Türkiye’den İran’a, Hindistan’a, Çin’e kadar, bu sikke en çok aranan şey oldu ve kıtalararası karşılıklı ticaret yöntemini çalıştırmak için gerekli olan paraya çevrilebilir değer sağladı.

İşte Cipolla da, İspanyol-Amerikan gümüşünün heyecan verici, ilginç öyküsü ve sekizlik real’in başarısını ayrıntılı bir şekilde anlatıyor.

  • Künye: Carlo M. Cipolla – Fatihler, Korsanlar, Tüccarlar, çeviren: Erdal Turan, Alfa Yayınları, tarih, 104 sayfa, 2021

Charles Gates – Antik Kentler (2021)

Antik Yakındoğu, Mısır, Yunan ve Roma dünyalarının kentlerini, ağırlıklı olarak fiziksel görünüm, kentsel biçim ve bu kentlerin kültürel ve tarihsel bağlamları üzerinden izleyen usta işi bir eser.

Charles Gates’in, şimdi dördüncü baskısına ulaşan kitabında kilit unsur da mimaridir.

Gates, antik kentleri, sokakları, meydanları ve bunların aralarındaki diğer alanları dolduran binalar, bunların kent planı içindeki düzenleri ve antik toplumlardaki işlevlerini derinlemesine ele alıyor.

Kitap böylece, uzun zaman önce yaşamış insanlarca inşa edilmiş bina ve nesnelerin Akdeniz havzası ve Yakındoğu’daki uzak atalarımızın yarattıkları ve içinde yaşadıkları kentsel ortamları anlamamıza nasıl yardımcı olabileceklerini gösteriyor.

Kentsel merkezlerin izini Yakındoğu’nun MÖ dokuzuncu ve altıncı binyıllarda ortaya çıkışlarından MS dördüncü yüzyılın başlarında paganlığın sonlarına dek süren yazar, bunları yaparken de, arkeoloji başta olmak üzere, sanat ve mimarlık tarihi, kentçilik, antropoloji, coğrafya, tarih, filoloji ve edebiyat araştırmaları gibi farklı alanlardan yararlanıyor.

  • Künye: Charles Gates – Antik Kentler: Antik Yakındoğu, Mısır, Yunan ve Roma’da Kentsel Yaşamın Arkeolojisi, çeviren: Barış Cezar, Koç Üniversitesi Yayınları, arkeoloji, 608 sayfa, 2021

Bekir Koç – Osmanlı Modernleşmesi ve Midhat Paşa (2021)

Osmanlı modernleşmesinde Midhat Paşa’nın önemli rolü vardır.

Bekir Koç da, Midhat Paşa’nın Tuna Valiliği yaptığı yılları (1864-1868) merkeze alarak hem bu rolü ayrıntılı bir şekilde ortaya koyuyor hem de modernleşme serüvenimizi çarpıcı bir şekilde izliyor.

Koç’un çalışmasının merkezinde, Midhat Paşa’nın, dönemin taşra sorunlarına çözüm bulmak amacıyla ilan edilen Vilayet Nizamnamesi’ni Tuna’da da nasıl başarılı bir biçimde uyguladığı yer alıyor.

Osmanlı Devleti’nin yeniden yapılanmasını zorunlu kılan sosyopolitik ve ekonomik gelişmeleri de irdeleyen yazar, Midhat Paşa’nın çalışmaları neticesinde katılımcı yerel yönetim, kanun hâkimiyetinin sağlanması, denetimin kurumsallaşması gibi, devlet yurttaş ilişkilerinin daha rasyonel ve çağdaş yönde dönüştüren uygulamaları inceliyor.

Çalışma bilhassa, taşra belediyeleri, nizamiye mahkemeleri, çocuk esirgeme kurumları, kız ve erkek meslek okulları, hapishane atölyeleri, kasaba buğday pazarları, siyasi polislik, tahsildarlık ve taşra basını gibi birçok kurum ve uygulamanın günümüze ulaşmasında Midhat Paşa’nın katkılarını geniş bir çerçevede ortaya koymasıyla önemli.

  • Künye: Bekir Koç – Osmanlı Modernleşmesi ve Midhat Paşa, İş Kültür Yayınları, tarih, 384 sayfa, 2021

Jonathan Harris – Bizans’ın Sonu (2021)

Bizans halkı, o görkemli imparatorlukları yıkılırken neler hissetti?

Daha önce Bizans dönemi İstanbul’u üzerine çok iyi bir çalışmasına da yer verdiğimiz Jonathan Harris, elimizdeki kitabında da, bu olağanüstü ve trajik dönemden kişisel hikâyelerin peşine düşüyor.

Bir zamanların en güçlü imparatorluklarından biri olan Bizans, 1400’lü yılların başında inanılmaz bir hızla kan kaybetmeye başlamıştı.

Topraklarının çoğu Osmanlı’ya geçmiş, üstüne üstlük başkent Konstantinopolis de dört bir yandan kuşatılmıştı.

Peki, bu dönemde sıradan günlük hayatlarını devam ettirmeye çalışan Bizans vatandaşları neler hissediyordu?

İşte o günleri anımsatan bu dokunaklı kitapta Jonathan Harris, diplomatik manevralar, üstü kapalı meydan okumalar ve büyük tarihsel akımların cereyan ettiği bu zamandan kişisel hikâyeleri araştırıyor, böylece imparatorluğun yıkılmasına çok farklı ve özgün bir pencereden bakıyor.

  • Künye: Jonathan Harris – Bizans’ın Sonu, çeviren: Tevabil Alkaç, Alfa Yayınları, tarih, 356 sayfa, 2021

Alessandro Marzo Magno – Paranın İcadı (2021)

Ortaçağ ve Rönesans İtalya’sına uzanarak finans sisteminin kökenlerini aydınlatan güzel bir çalışma.

Alessandro Marzo Magno, içinde imparatorlar, ruhban sınıfı, finans dünyasının iplerini ellerinde bulunduran zengin aileler ve renkli kişiliklerin bulunduğu kitabında, paranın hikâyesini anlatıyor.

Magno burada,

  • Tüccar ve zanaatkârların tarih sahnesinde belirmesiyle gerçekleşen değişimi,
  • Madenî paranın ticari bir mala dönüşmesiyle tüccarın bankere evrilişini,
  • Darphanelerin, bankaların, sigorta ve kredi kuruluşlarının, kalpazanlığın ve tefeciliğin serüvenini,
  • Finans dünyasındaki yükselişler ve iflasları,
  • Ve iflasların beraberinde getirdiği kamu bankacılığıyla devletin bankere, bankanın ise devlete dönüşüm sürecini çarpıcı bir bakışla resmediyor.

Kitap işlediği önemli konuların yanı sıra, anlatısına dâhil ettiği renkli karakterleri ve ilginç anekdotlaryla da dikkat çekiyor.

  • Künye: Alessandro Marzo Magno – Paranın İcadı: Finans İtalyanca Konuşurken, çeviren: İ. Utku Kavasoğlu, Tellekt Kitap, iktisat tarihi, 304 sayfa, 2021

Görkem Doğan – Neoliberalizm, İşçiler ve Direniş (2021)

12 Eylül 1980 darbesi, bütün olanaklarıyla üzerine gitmesine rağmen işçi hareketini boğamadı.

Bu sayede 1990 kışındaki, ikisi de birbirinden etkili Büyük Madenci Yürüyüşü ve onun öncesinde de 89 Bahar Eylemleri yaşanabildi.

Ve yine bu sayededir ki acımasız neoliberal politikaları uygulamaya koyan ANAP iktidarı, tarihin çöplüğündeki yerini aldı.

İşte Görkem Doğan’ın bu harikulade çalışması da, işçilerin 80’lerdeki bu protesto döngüsünü çok yönlü bir bakışla anlamlandırmasıyla önemli.

Görkem burada,

  • Seksenli yıllardaki işçi hareketinin, işçilerin altmışlı ve yetmişli yıllardaki deneyimlerinden ve hatta kadrolarından nasıl yararlandığını,
  • İşçi hareketinin seksenlerin tam sonuna denk gelen bu yükselişinin ardındaki dinamikleri,
  • Netaş Grevi’nden itibaren ortaya çıkan pek çok küçük grev ve başka işçi eylemlerinden oluşan protesto döngüsünün nasıl adım adım yükseldiğini,
  • Bunun dönemin siyasal süreçleriyle nasıl ilintili olduğunu,
  • Bu kitle seferberliğinin ANAP iktidarının devrilmesine ne gibi katkılarda bulunduğunu,
  • Ve bu hareketin canlılığını doksanlı yılların başından itibaren kamu emekçilerinin sendikalaşma hareketi ve öğrenci hareketine devredişini ayrıntılı bir bakışla izliyor.

Kitap, seksenlerdeki bu protesto döngüsünü irdelediği kadar, bu deneyimden ne gibi dersler çıkarabileceğimiz üzerine de düşünüyor.

  • Künye: M. Görkem Doğan – Neoliberalizm, İşçiler ve Direniş: Özal’a Karşı Geleneksel Sendikanın Mücadelesi (1986-1991), çeviren: Akın Emre Pilgir, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, tarih, 325 sayfa, 2021

Alessandro Barberodante – Dante (2021)

Hem Dante hakkında iyi bir biyografi, hem de Ortaçağ ruhu ve yaşantısı üzerine usta işi bir tarih okuması.

İtalyan tarihçi Alessandro Barberodante, ‘İlahi Komedya’nın büyük yazarı Dante Alighieri’nin hayatını ve düşünce yapısını, içinde yaşadığı çağ olan Ortaçağ’ın alışkanlıkları, gelenekleri ve siyaseti içinde ele alıyor.

Kitap aracılığıyla, bir tefecinin oğlu olarak dünyaya gelen ve edebiyat dünyasına girebilmek için inanılmaz mücadeleler vermek zorunda kalan Dante’nin görkemli hayatına daha yakından bakıyoruz.

Dante’yi hem bir sanatçı, hem de bir Ortaçağ insanı olarak anlatan Barberodante, bunu yaparken Ortaçağ dünyasının değerleriyle birlikte 14. yüzyıl İtalya’sının her yönden zengin atmosferini de gözümüzde yeniden canlandırıyor.

Pek çok kaynak ve incelikli analizlerle zenginleşmiş kitabı, sıra dışı bir ismin ve olağanüstü bir dönemin keyifle okunacak hikâyesi olarak öneriyoruz.

  • Künye: Alessandro Barberodante – Dante, çeviren: Kemal Atakay, Kronik Kitap, biyografi, 336 sayfa, 2021

Korhan Atay – Serteller (2021)

Tan Matbaası ve gazeteleri iktidarın kışkırttığı bir saldırıyla yok edildi ve bu olaylardan sonra Sabiha ve Zekeriya Sertel çifti yurt dışına çıkmak zorunda kaldı.

Korhan Atay’ın bu eşsiz çalışması ise, Sabiha, Zekeriya ve Yıldız Sertel’in olağanüstü yaşam serüveninin pek bilinmeyen yönlerini de kapsayan detaylı bir biyografi çalışması.

Sabiha ve Zekeriya Sertel, meslek yaşamlarının her döneminde baskıcı iktidarlar ve güç odaklarıyla mücadele ettiler.

Muhalif olmak onlar için vazgeçilmez bir yaşam biçimiydi.

İşte bu kitap da, Sabiha ve Zekeriya Sertel çiftinin ezeli ve ebedi muhalefet yaşamlarını başından sonuna izlemesiyle önemli.

Kitabın en dikkat çekici yanlarından biri, Sertellerin Paris, Budapeşte, Prag, Leipzig, Moskova ve Bakü’deki yaşamlarını, tanıklıklara ve gizli Sovyet belgelerine dayanarak ilk kez gün ışığına çıkarması.

Korhan Atay bunun yanı sıra, Tan gazetesinin düşmanı Nazi dostu basın organlarına Almanların nasıl para yağdırdığını, bazı ünlü yazarların yalnızca Nazi parasıyla nasıl gazete çıkardığını gizli Nazi belgelerine dayanarak açıklıyor.

  • Künye: Korhan Atay – Serteller, İletişim Yayınları, tarih, 431 sayfa, 2021