Nurgül Yıldırım – İnsanoğlunun Ebediyet Arayışına Sumerliler’den Edebi Bir Armağan: Gılgameš Destanı (2020)

İnsanın ölümsüzlüğü arayışının ve kadim dostluğun destanı Gılgamış, yazılışının üzerinden binlerce yıl geçtiği halde bizi çarpıcı bir şekilde etkilemeye devam ediyor.

Nurgül Yıldırım’ın bu çalışması da, destan, destanın yazıldığı dönem ve destanın farklı versiyonları üzerine aydınlatıcı bir inceleme.

Yıldırım çalışmasına, Mezopotamya’da Sümerlere kadar olan uygarlık izlerini irdeleyerek başlıyor ve devamında da,

  • Sümerlerde siyasi ve sosyo-kültürel yapı,
  • Sümer coğrafyasında ilk Sami izleri,
  • Sümer dili ve dil eğitimi,
  • Sümer inanç sistemi,
  • Tarihsel bir kişilik olarak Gılgamış,
  • Destanlaşma sürecinde Gılgamış anlatıları,
  • Gılgamış, Enkidu ve yeraltı dünyası,
  • Gılgamış destanına ait Akad, Babil ve Asur versiyonlarından örnekler,
  • Gılgamış destanı ve tufan,
  • Gılgamış destanının mitolojik unsurları ve bu destanda işlenen kültürel değer motifleri,
  • Ve Gılgamış destanının yazın dünyasındaki izdüşümleri gibi ilgi çekici konuları irdeliyor.

Gılgamış destanı konusunda aydınlanmak isteyen okurların kaçırmak istemeyecekleri bir çalışma.

Bu ünlü destandan bir alıntı:

“Nereye koşuyorsun böyle Gılgamış

Eline geçmeyecek aradığın yaşam.

Tanrılar insanoğlunu yarattıklarında

Yalnız ölüm oldu ona verdikleri,

Kendi ellerinde tuttular yaşamı…”

  • Künye: Nurgül Yıldırım – İnsanoğlunun Ebediyet Arayışına Sumerliler’den Edebi Bir Armağan: Gılgameš Destanı, Arkeoloji ve Sanat Yayınları, mitoloji, 232 sayfa, 2020

Nicholas O’Shaughnessy – Hitler’i Pazarlamak (2020)

Konu üzerine yapılan pek çok araştırmanın da ortaya koyduğu gibi, Nazizm muazzam propaganda araçlarını kullanarak kitleleri avucuna almıştı.

Nicholas O’Shaughnessy ise, bu propaganda çalışmalarına, tüketici pazarlaması perspektifiyle bakıyor.

Kitap bu yönüyle, Nazizmin iyi yönetilen bir marka olarak nasıl ortaya çıktığını ve diğer yandan da modern pazarlama iletişimi tekniklerinde nasıl öncü rol üstlendiğini ortaya koyuyor.

Hitler’in propaganda sürecini etkili bir marka pazarlaması olarak değerlendiren O’Shaughnessy, Nazizmin neredeyse her şeyi ikna edici amaçlarla paketleyen bir marka olarak kullanılması olgusunu irdeliyor.

Yazara göre propaganda ve politik pazarlama, Nazi Almanyası’nda yalnızca bir hükümet aracı değil, aslında hükümetin kendisi olarak nasıl var olduğunu gösterme iradesiydi.

Tarihle ilgilenenler kadar, pazarlama tarihi, politik pazarlama ve propaganda gibi konuları merak edenlerin de severek okuyacağı kitap, Adolf Hitler’in yaşayan siyaset tiyatrosunu kullanması ile Nazi yalanları ve gerçekler arasında açık paralellikler ortaya koymasıyla dikkat çekici.

  • Künye: Nicholas O’Shaughnessy – Hitler’i Pazarlamak: İkna, Sunum ve Propaganda, çeviren: Ayşe Öztürk, The Kitap Yayınları, iş dünyası, 376 sayfa, 2020

Erdal Gezik – Alevi Hafızasını Tanımlamak (2016)

Efsaneler, mitoslar ve menkıbelerden yola çıkarak Alevi hafızasının dinamiklerine inen iyi bir çalışma.

Cebrail ve Melek-i Tavus, Munzur ve Düzgün’ün sır oluşu, Sayê Moru (Şahmaran), Alevilik ve Hıristiyanlık arasındaki etkileşimler gibi pek çok ilgi çekici konunun irdelendiği kitap, bir yönüyle de incelikli bir sözlü tarih çalışması.

  • Künye: Erdal Gezik – Alevi Hafızasını Tanımlamak, İletişim Yayınları

Julian Baldick – Hayvan ve Şaman (2016)

Orta Asya’nın antik dinlerini mitler, ritüeller, efsaneler aracılığıyla araştıran özgün bir çalışma.

İskitler, Hunlar, Türkler, Moğollar, Tunguzlar, Mançular, Finler ve Macarların yerel dinlerinin karşılaştırmalı bir incelemesini sunan çalışma, bu inançların Avrupa’daki edebi öykü ve motiflere sızdığını gözler önüne seriyor.

  • Künye: Julian Baldick – Hayvan ve Şaman, çeviren: Nevin Şahin, Hil Yayın

Sırrı Ataman – Peygamberberlerin 200 Günahı (2016)

Tevrat, İncil ve Kur’an’da adları geçen peygamberlerin günahlarının bir dökümü.

Nuh, Lut, Musa, İbrahim, Eyüp, İsa, İshak ve Yakup peygamberlerin içki içtikleri; Davut’un oğlu Abşolom’un babasının eşiyle zina yaptığı ve Hz. Süleyman’ın kardeşini öldürdüğü, Ataman’ın uzun yıllara yayılan araştırmalarının ürünü olan bu kitabında geçen dikkat çekici tezlerden bazıları.

  • Künye: Sırrı Ataman – Peygamberberlerin 200 Günahı, Berfin Yayınları

Quinn Slobodian – Küreselciler (2020)

Yirminci yüzyıldaki liberal iktisatçıların küreselleşme tahayyülleri tam olarak neydi?

Quinn Slobodian, küreselciliğin evrensel tarihini irdelediği bu çalışmasında, Friedrich Hayek, Ludwig von Mises, Wilhelm Röpke ve Michael Heilperin gibi liberal iktisatçıların fikirlerini tarihsel dönüm noktaları eşliğinde yeniden yorumluyor.

Kitabın en ilgi çeken tarafı, küreselciler üzerine bilinegelen pek çok yanlışı düzeltmesi.

Örneğin Slobodian, neoliberallerin, özerk kendilikler olarak kendi kendini düzenleyen piyasalara inanmadığını gösteriyor.

Demokrasi ile kapitalizmi eşanlamlı görmedikleri gibi, insanları yalnızca ekonomik rasyonaliteyle hareket eden kimseler olarak da görmediklerini, ne devletin ne de sınırların ortadan kalkmasını istediklerini ve dünyaya yalnızca bireyin penceresinden de bakmadıklarını ortaya koyuyor.

Yazara göre, neoliberal proje daha ziyade kurumları tasarlamaya odaklanmıştı.

Başka bir deyişle piyasaları serbestleştirmek için değil kılıflamak için, demokrasi tehdidine karşı kapitalizmi aşılamak için, çoğu zaman akıldışı olan insan davranışını sınırlayacak bir çerçeve yaratmak ve imparatorluktan sonra dünyayı, sınırların zorunlu işlev gördüğü bir rakip devletler mekânı olarak yeniden düzenlemek için.

Hem 20. yüzyıl tarihi üzerine farklı bir okuma gerçekleştirmek hem de küreselcilerin yaklaşımlarının tam olarak ne olduğu konusunda aydınlanmak isteyenlerin muhakkak okuması gereken bir çalışma.

  • Künye: Quinn Slobodian – Küreselciler: İmparatorluğun Sonu ve Neoliberalizmin Doğuşu, çeviren: Ahmet Fethi Yıldırım, Vakıfbank Kültür Yayınları, iktisat, 532 sayfa, 2020

Bostanzâde Yahya – Duru Tarih (2016)

Bostanzâde Yahya’nın ‘Duru Tarih’i (‘Tarih-i Sâf’), 1616 yılında çocuk yaşta tahta çıkan I. Ahmed için yazılmış, çoğu Türk, üç yüze yakın Müslüman hükümdarı tanıtan bir eser.

Yöneticiler için nasihat ve öğüt barındıran sekiz hikâyenin de yer aldığı kitap, dönemin Osmanlı’sını daha iyi kavramak açısından önemli bilgiler barındırıyor.

  • Künye: Bostanzâde Yahya – Duru Tarih, hazırlayan: Necdet Sakaoğlu, Alfa Yayınları

Klaus P. Fischer – Nazi Almanyası (2020)

Naziler üzerine tam 880 sayfalık, konuyla ilgilenen herkesin kitaplığında muhakkak bulunması gereken bir çalışma.

Klaus Fischer, 19. yüzyıldan başlayarak Hitler’in iktidarı ele geçirmesinden Yahudilerin soykırıma tabi tutuluşuna, 2. Dünya Savaşı’ndan Almanya’nın savaştaki mağlubiyetine uzanarak konuyu derinlemesine izliyor.

O dönemde kitlelerin neden Hitler’in peşinden sürüklendiğini de irdeleyen çalışma, Üçüncü Reich’ın ekonomik, politik, askeri, diplomatik, uluslararası, dini ve kültürel bileşenlerini çok yönlü bir şekilde ele alıyor.

‘Nazi Almanyası’nın bir diğer büyük katkısı ise, anılar ve fotoğraflardan da yararlanarak Holokost gerçeğini ve Avrupalı Yahudilerin yaşadıklarını bütün açıklığıyla ortaya koyması.

Künye: Klaus P. Fischer – Nazi Almanyası: Yeni Bir Tarih, çeviren: Yavuz Alogan, Alfa Yayınları, tarih, 880 sayfa, 2020

Himani Bannerji – Marx’tan Yeniden Doğmak (2016)

Batı sömürgeciliğinin tanığı ve mağduru Hindistanlı sosyolog Himani Bannerji’nin, Marksist perspektiften ırk, toplumsal cinsiyet ve sınıf konularını tartışan yazıları.

Batı sosyolojisinin ideolojik temellerinden feminist kurama ve kimlik siyasetine pek çok konunun irdelendiği kitap, Cem Eroğul tarafından yayına hazırlandı.

  • Künye: Himani Bannerji – Marx’tan Yeniden Doğmak, çeviren: Senem Özdemir, Yordam Kitap

Igor Despot – Savaşan Tarafların Gözüyle Balkan Savaşları (2020)

Balkan Savaşları’nın birincisi, 8 Ekim 1912’de, Karadağ’ın Osmanlı İmparatorluğu’na savaş ilan etmesiyle başladı.

Bu süreç adeta ışık hızıyla ilerledi ve aralarındaki anlaşmazlıkları bir yana bırakıp bir araya gelen dört millet, Balkan İttifakını oluşturdular: Sırbistan, Yunanistan, Karadağ ve Bulgaristan.

Balkan İttifakı olağanüstü bir toprak zaferi elde etmesine karşın, çok geçmeden toprakların nasıl bölüştürüleceği konusunda tartışmalar baş gösterdi.

Makedonya’dan aldığı paydan memnun olmayan Bulgaristan, eski müttefikleri Sırbistan ve Yunanistan’a saldırdı.

10 Ağustos 1913’te yapılan Bükreş Antlaşması bu ikinci savaşı sona erdirdi, ancak barışa vesile olmadı.

Saraybosna suikastıyla başlayan Birinci Dünya Savaşı’nda da, Balkanlar yine bir savaş sahnesine dönüştü.

İşte Igor Despot’un bu özenli çalışması, Balkan Savaşları’na neden olan etkenlerden savaşların seyrine ve sonuçlarına uzanarak süreci başından sonuna izleyen çok önemli bir kitap.

Kitap, söz konusu anlaşmazlığın belgelenmesi ve anlaşılmasına katkıda bulunmasıyla büyük öneme haiz.

Öte yandan çalışma, bu savaşlar sırasında yaşanan olayları aktarmakla sınırlı kalmayarak, bu olayları kültürel bağlamlarının ışığında inceleyerek Balkan tarihi boyunca ortaya çıkmış müttefiklikleri belirlemiş ya da çatışmaları alevlendirmiş olabilecek kültürel benzerlik ve farklılıklara da dikkat çekiyor.

  • Künye: Igor Despot – Savaşan Tarafların Gözüyle Balkan Savaşları, çeviren: Mete Tunçay, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, tarih, 330 sayfa, 2020