Hasan Taner Kerimoğlu – İttihat-Terakki ve Rumlar (2009)

Hasan Taner Kerimoğlu ‘İttihat-Terakki ve Rumlar’da, II. Meşrutiyet’in başlangıcından 1. Dünya Savaşı’na kadar, İttihatçıların Rum toplumuna yönelik politikalarını inceliyor.

Kerimoğlu kitabına, İttihat ve Terakki’nin siyasal alandaki Rum cemaatine yönelik politikasını inceleyerek başlıyor.

Rum cemaatinin, partinin yapmaya çalıştığı Kilise ve Mektepler Kanunu’na, eğitim alanında yapmayı planladığı yeniliklere ve askerlik yükümlülüğünün gayrimüslimleri kapsayacak şekilde genişletilmesine gösterdiği tepkiyle çalışmasına devam eden yazar, 1914 yılında Türkiye’den Yunanistan’a doğru yaşanan Rum göçü ve bu göç hareketinin sonucunda gündeme gelen nüfus mübadelesini ele alıyor.

  • Künye: Hasan Taner Kerimoğlu – İttihat-Terakki ve Rumlar, Libra Kitap, tarih, 539 sayfa

Foti Benlisoy – Kahramanlar, Kurbanlar, Direnişçiler (2019)

Milli Mücadele veya Kurtuluş Savaşı sürecinde Yunanlılarla yaşanan savaş, Türkiye tarihinde çok önemli bir yere sahiptir.

Fakat bu konuda, özellikle Yunan askerlerinin içinde bulunduğu durum hakkında bildiklerimiz, resmi tarihin sunduklarının ötesine geçmiyor.

Foti Benlisoy’un şimdi ikinci baskısını yapan bu harika çalışmasının asıl katkısı da, bu süreçte yaşanmış Yunan askerlerinin savaş karşıtı direnişlerini gözler önüne sermesi.

1919-1922 zaman aralığında Yunan ordusundaki komünist propaganda, grev ve isyanların izini süren Benlisoy, bu dönemdeki “asker grevi” ve bu grevin sebep olduğu “terhis isyanı”nın savaşın sonunu nasıl tayin ettiğini ortaya koyuyor.

Yunan komünist askerlerin savaş karşıtı eylemlerinin Türk-Yunan harbinin sonucunu tayin etmedeki rolünü açıklığa kavuşturmasıyla büyük önem arz eden çalışma, cephede komünist askerlerin yürüttüğü savaş karşıtı propaganda ve faaliyetlerin, askerlerin cephedeki grev ve isyanını mümkün kılmakta ne derece etkili olduğunu gösteriyor.

Kitabın bir diğer önemli katkısı ise, bizim Milli Mücadele veya Kurtuluş Savaşı dediğimiz, Yunanlıların Küçük Asya Seferi dedikleri söz konusu süreçte, Yunan ordusunun içinde bulunduğu karmaşık durumun sağlam bir fotoğrafını çekmesi.

  • Künye: Foti Benlisoy – Kahramanlar, Kurbanlar, Direnişçiler: Milli Mücadele’de Yunan Ordusu’nda Komünist Propaganda, Grev ve İsyan (1919-1922), İstos Yayın, tarih, 192 sayfa, 2019

John Breuilly – Avusturya, Prusya ve Almanya’nın Oluşumu (2019)

Bu kitabın odak noktası, Avusturya ve Prusya’nın 1815’te büyük güç statüsünü Fransa’nın ötesinde tutuştukları üstünlük mücadelesi ve Alman topraklarını yeniden şekillendirerek nasıl geri kazandıkları.

Karşılaştırmalı Avrupa tarihi, 19. yüzyıl şehirleşme tarihi ve ağırlıklı olarak milliyetçilik ve modern

Almanya tarihi üzerine yaptığı çalışmalarla bilinen John Breuilly’nin bu incelemesi, hem bu konuyu aydınlatması hem de Alman milliyetçiliğinin ve ulusdevletinin oluşum sürecini ayrıntılı şekilde ortaya koymasıyla dikkat çekiyor.

Barındırdığı zengin belgelerle de dikkat çeken bu çalışmayı, Avusturya ve Prusya’nın Almanya’da elbirliğiyle kurdukları hâkimiyetin önce rekabet ya da kontrol kaybı evresine doğru yol alışı ve bunun sonrasında da aralarında bir egemenlik savaşı ile sonuçlanışını daha yakından izlemek isteyenlere öneririz.

  • Künye: John Breuilly – Avusturya, Prusya ve Almanya’nın Oluşumu (1806-1871), çeviren: Ali Selman, İletişim Yayınları, tarih, 310 sayfa, 2019

S. Frederick Starr – Kayıp Aydınlanma (2019)

Orta Asya’nın 800 ile 1200 yılları arasını kapsayan Aydınlanma çağı hakkında muazzam bir eser.

Frederick Starr, Kazakistan’dan Afganistan’a ve Sincan’a kadar uzanarak Orta Asya’da Türkî ve İranî halkların kurduğu medeniyeti zengin bir anlatımla ortaya koyuyor.

Geniş bir arşivden yararlandığı, görsellerle zenginleştirdiği kitabında Starr, Orta Asya’da bu dönemde kurulmuş büyük ve gelişmiş kentleri, dönemin özgün sanatını, birçok alanda kaydedilen bilgi ve teknolojileri ve bunun yanı sıra, Orta Asya’nın dünya ticaretini ve ekonomisini nasıl yönlendirdiğini anlatıyor.

Kitaptan öğrendiğimiz kadarıyla,

  • Bu bölge gökbilimi, matematik, jeoloji, tıp, kimya, musiki, sosyal bilimler, felsefe ve ilahiyat gibi alanlarda önemli gelişmelere imza attı,
  • Cebire adını verdi,
  • İnanılmaz bir isabetlilikle dünyanın çevresini hesapladı,
  • Daha sonra Avrupa’da tıbbın temelini oluşturacak eserler verdi,

Starr bu ve bunun gibi gelişmelere beşiklik eden Orta Asya’daki düşünürlerin ortaya koyduğu sonuçların, Aquinas’ın döneminden bilimsel devrime kadar Avrupa’yı nasıl derinden etkilediğini, bunun yanı sıra Orta Asya’nın Hindistan’da da nasıl büyük etkiler yarattığını gösteriyor.

Yazar ayrıca, Asya’nın Aydınlanma Çağı’nın neden sona erdiğine ilişkin farklı teorileri de değerlendiriyor.

  • Künye: S. Frederick Starr – Kayıp Aydınlanma: Orta Asya’nın Altın Çağı, çeviren: Yusuf Selman İnanç, Kronik Kitap, tarih, 688 sayfa, 2019

Michel Foucault – Öznenin Yorumbilgisi (2019)

Michel Foucault’nun 1970-1984 arasında Collège de France’ta verdiği dersler, burada.

Bizde şimdi ikinci baskısına ulaşan bu dersler, Foucault’nun felsefe ve tarih arasında kurduğu dikkat çekici bağlarla özellikle öne çıkıyor diyebiliriz.

Burada,

  • Kendilik kaygısı,
  • Antik Yunan’da paranın tesisi,
  • Neoliberalizmin insan kavrayışı,
  • yüzyıl Fransa şehirciliği,
  • Antik felsefi ve ahlâki yaşam buyruğu olarak kendilik kaygısı,
  • Kendilik kaygısının modernite tarafından kendilik bilgisi lehine devre dışı bırakılmasının nedenleri,
  • Kendiliğin belirlenimsiz doğası ile siyasi getirisi,
  • Çağdaş Batı felsefe tarihçiliğinin yanılsamaları,
  • Psikiyatrik iktidar,
  • Modern devlet aklı,
  • Ve Hıristiyan öznellik biçimleri gibi pek çok önemli konu tartışılıyor.

Kitabın Türkçe çevirisinde, Foucault’un sistemi hakkında aydınlatıcı bir önsözün de yer aldığını ayrıca belirtelim.

  • Künye: Michel Foucault – Öznenin Yorumbilgisi, çeviren: Ferda Keskin, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, felsefe, 522 sayfa, 2019

Barry Strauss – Jül Sezar’ın Ölümü (2015)

Tarihteki en ünlü suikastın, çok sayıda belgeyle zenginleşmiş öyküsü.

Bu cinayeti, itinayla planlanmış paramiliter bir operasyon olarak tanımlayan Barry Strauss, Roma’nın en ünlü generaline karşı adım adım tasarlanan komployu, bu oyunda rol almış dönemin önemli isimlerini polisiye roman tadında kaleme almış.

  • Künye: Barry Strauss – Jül Sezar’ın Ölümü, çeviren: Ekin Duru, Say Yayınları

Louise Michel – Komün (2015)

Öğretmen, anarşist-militan ve feminist Louise Michel’in, içinde aktif olarak yer aldığı Paris Komünü’ne dair tanıklığı, burada.

Paris Komünü, Fransa’da iki buçuk ay gibi kısa bir süre iktidarda kalmasına rağmen hem sosyalizm tarihinde hem de genel olarak dünya tarihinde büyük iz bıraktı.

Michel, Paris Komünü’nü, “Bir dünyanın molozları üzerinde son saatinde doğan başka bir dünya” olarak tanımlıyor.

Komün’ün ilk günlerinde Versailles’ın saldırıları, Komün ordusu bünyesinde görev almış kadınlar, devrimci dalganın taşraya yayılışı ve sarayın devrimcilere yönelik kıyımı konularında bir başucu kitabı.

Kitaptan iki alıntı:

“Gece nöbetlerimizde özgürlük için mücadeleden bahsetmeyi seviyorduk, şimdi de yeni bir germinal beklentisi içinde #Komün günlerinden ve 71 kıyımından yükselen şafağa kadar, bir yüzyıldan fazla gibi gelen yirmi beş yıldan bahsedeceğiz.”

“Mademki özgürlük için atan her yüreğin yalnızca biraz kurşuna hakkı var, ben de kendi payımı istiyorum.”

Louise Michel hakkında bir çalışma arayanlar Mary Talbot’ın ‘Kızıl Azize’ kitabına da bakabilir.

  • Künye: Louise Michel – Komün, çeviren: Şule Çiltaş, Ayrıntı Yayınları

Ivan Illich ve Barry Sanders – ABC: Aklın Modernleşmesi (2015)

Ivan Illich’in ‘Gölge İş’te ele aldığı vernaküler alanın yok edilmesi ve öğretilmiş anadilin hâkim kılınması temasını devam ettiren bir çalışma.

Illich ve Barry Sanders burada, dil, metin ve bunların tarihsel ve dinsel kaynakları ile modernleşmenin kaynağındaki yerini derinlemesine tartışıyor.

  • Künye: Ivan Illich ve Barry Sanders – ABC: Aklın Modernleşmesi, çeviren: İsmail Avcı ve Ümit Şahin, Yeni İnsan Yayınevi, felsefe, 176 sayfa, 2015

Chris Harman – Doğu’da Fırtına Koptu (2019)

1917-18’de üç büyük imparatorluk dört yıllık toptan savaşın yükü altında çöktüğünden bu yana, Elbe nehrinin doğusunda 1989’un son döneminde yaşananlara benzer bir politik kargaşaya tanık olunmadı.

1989 yılı sosyalist hareket için çok ama çok zor bir yıldı.

O yıl sosyalist hareketin ezici çoğunluğunun şaşkınlık dolu bakışları altında on binlerce insan “gerçekleşmiş sosyalizm ülkesi” Doğu Almanya’dan, çürüyen kapitalizmin ülkesi emperyalist Almanya’ya kaçmak için adeta birbirlerini ezerek tel örgüleri ve duvarları aşmaya başladılar.

Nihayet Batı’nın çürümüşlüğünden Doğu’yu koruyan Berlin Duvarı da bando, mızıka ve bayram havası içinde yıkıldı, parçalandı ve kapitalizmin ebedi zaferinin bir sembolü olarak küçük parçalara bölünüp parça parça satıldı.

Polonya, Macaristan, Çekoslovakya, Doğu Almanya, Bulgaristan ve Romanya’yı yaklaşık 45 yıldır yöneten tek partili politik yapılar ekonomik kriz ve halk hareketinin baskısı altında yıkıldı.

Bu öyle şiddetliydi ki, bu ülkelerin dev komşusu SSCB de bu yıkıcı dalgadan kurtulamadı.

Ünlü İngiliz Marksist Chris Harman’ın, bu süreçten bir süre önce yayımladığı bu makalesi ise, hem Stalinist rejimleri derinlemesine bir sorgulamaya tabi tutmuştu hem de bu rejimlerin aşağıdan mücadele ile devrilip küresel kapitalizme entegre olacaklarını öngörmüştü.

Bu devletlerin çöküşü hakkında o dönem yazılmış en iyi analizlerden biri olan kitap, Berlin Duvarı’nın yıkılışına giden sürecin harika bir analizini sunuyor ve bunu yanı sıra, Gorbaçov’un o zaman pek bilinmeyen ve pek yüzeye çıkmamış hesaplarını da gözler önüne sermişti.

‘Doğu’da Fırtına Koptu’ uzun zamandır temin edilemiyordu.

Kitap şimdi, yeni baskısıyla raflardaki yerini aldı.

  • Künye: Chris Harman – Doğu’da Fırtına Koptu: Doğu Avrupa’da Stalinizmin Çöküşü, çeviren: Betül Dilan Genç, Z Yayınları, siyaset, 128 sayfa, 2019

Ürgüplü Mustafa Hayri Efendi – Malta Mektupları (2015)

İttihat ve Terakki partisinin önde gelen isimlerinden, Ahmet İzzet Paşa kabinesinde Adliye nazırı görevini yürütmüş Şeyhülislam Mustafa Hayri Efendi’nin, yaklaşık bir buçuk sene sürmüş Malta sürgünü zamanındaki mektupları.

Bu mektuplar, Osmanlı’nın bir dönemine ışık tutmasıyla önemli.

Malta’dan ayrıldığı 18 Kasım 1920 tarihine kadar tutuklu kaldığı yaklaşık bir buçuk sene boyunca eşi Unise Hanım’a, oğulları Suat, Münip ve Hakkı’ya gönderdiği mektuplarda Mustafa Hayri Bey, esaret hayatının güçlüklerinden bahsediyor ve ailesine nasihatlerde bulunuyor.

1914’te şeyhülislam olan Mustafa Hayri Efendi, Osmanlı İmparatorluğu’nun Birinci Dünya Harbi’ne girmesine dinen cevaz veren ünlü Cihad-ı Ekber Fetvası’nı hazırlayan isimdi.

İşgal döneminde sürüldüğü Malta’dan Kuva-yı Milliye ve Hint Müslümanlarının girişimleri sonucu kurtulan Mustafa Hayri Efendi, vatana döndükten sonra Mustafa Kemal Paşa’nın siyasete davetini kabul etmedi.

  • Künye: Ürgüplü Mustafa Hayri Efendi – Malta Mektupları, hazırlayan: Ali Suat Ürgüplü, İş Kültür Yayınları, anı, 232 sayfa, 2015