Erik Jan Zürcher – Meşrutiyet’ten Cumhuriyet’e (2024)

Erik Jan Zürcher’in ‘Meşrutiyet’ten Cumhuriyet’e’ kitabı, modern Türkiye’nin neredeyse her tartışma başlığı için derin bir kavrayışa temel teşkil edebilecek makalelerden oluşuyor.

Osmanlı’nın son döneminden Cumhuriyet’in ilk yıllarına uzanan dönemi karşılaştırmalı ve detaycı bir biçimde ele alıp özgüllükleri, süreklilik ve kopuşları anlamaya imkân tanıyor, tarihyazımına dair tartışmaları zenginleştiriyor.

Meslekten tarihçiler ve öğrenciler kadar Türkiye’nin güncel meseleleriyle meşgul olan her okura hitap eden bir çalışma.

Kitaptan bir alıntı:

“Osmanlı ve Türkiye tarihini, Birinci Dünya Savaşı’ndan önce yaşanan devrimler tarihinin ya da imparatorlukların çöküşünün ve anti-emperyalist mücadele tarihinin bir parçası olarak gördüğümüzde, yaşanan olaylar anlam kazanır ve bunca zamandır Türk tarihyazımına egemen olan istisnacılıktan kurtulmuş oluruz.”

  • Künye: Erik Jan Zürcher – Meşrutiyet’ten Cumhuriyet’e: Tarih, Toplum ve Siyaset, çeviren: Turgay Sivrikaya, İletişim Yayınları, tarih, 320 sayfa, 2024

Levent Duman, Şule Can – “Keşke Kalsaydı” (2024)

‘“Keşke Kalsaydı” – Yerel Tanıkların Gözünden Bir Antakya Tarihi’, Fransız mandası altındaki İskenderun Sancağı’ndan Hatay’a uzanan dönüşümün tarihini, yereldeki farklı toplulukların gözünden anlatmayı ve bu dönemin sosyal, kültürel, politik ve ekonomik hayatının hatırlanma biçimlerini incelemeyi hedefleyen bir sözlü tarih çalışması.

Resmi tarih perspektifiyle veya geleneksel yazılı tarih arşivi yöntemleriyle bir inceleme yapmanın ötesinde, yerelde sözlü tarih yöntemleriyle toplulukların tarihini, gündelik yaşam belleğini ve siyasi tarihte yer alan eşiklerin yerel yansımalarını aktarıyor.

Her kitabın bir hikâyesi ya da hikâyeleri vardır.

Bu kitap hikâyesi bol olanlardan, hüznü de sevinci de bol hikâyeler.

Okuyacağınız sayfalarda aktarılanlar, ilk olarak 2011 yılında başlayıp 2017 yılına kadar çeşitli aralıklarla gerçekleştirilen görüşmelerde kayıt altına alındı.

Kitaptan bir alıntı:

“Kimi zaman kocaman bir çınarın gölgelediği bir köy kahvesinde, kimi zaman bir kilise avlusunda, kimi zaman onlarca kişinin meraklı gözetiminde, kimi zamansa yalnızlığın, yoksulluğun yankılandığı bir evin loş odasında gerçekleştirildi bu görüşmeler. Yargılamadan, yadırgamadan sorular soruldu, bazen ses-görüntü, bazen ses kaydı alındı, kimi zaman da sadece notlar alındı görüşülen kişilerin isteklerine uyarak. Onların araştırmacılara emanet ettikleri, anlattıkları titizlikle yazıya aktarıldı, defalarca okundu, yorumlandı, anlamlı bir bütün olacak şekilde biraraya getirildi… Bu satırların size ulaşması gerekiyordu çünkü, sadece bu satırları bize aktaran kişilerin birçoğu değil, aynı zamanda bize aktardıkları mekânların çoğu da son depremde yerle yeksan oldu. Gidenlerin ardından onların anlattığı Antakya’yı aktarmak ve onların sözleriyle Antakya yerel tarihini anlamak bu büyük deprem felaketi sonrası bizler için ayrı bir anlam taşımakta.”

  • Künye: Levent Duman, Şule Can – “Keşke Kalsaydı”: Yerel Tanıkların Gözünden Bir Antakya Tarihi, İstos Yayın, tarih, 288 sayfa, 2024

Fariz Öncü – Persler Dönemi’nde Anadolu’da Ekonomi (2023)

Akhaimenid Perslerinin Eskiçağ tarihindeki yaklaşık iki yüzyıllık serüveni (MÖ yak. 547-330) özellikle son dönemlerde çok sayıda bilim insanının ve okurun dikkatini cezbetti.

Bu yoğun ilgi beraberinde döneme ilişkin çok sayıda çalışmanın ortaya çıkmasını sağladı.

Yapılan çalışmaların ortaya koyduğu birikimle dönemin politik, kültürel, idari ve sanatsal yapısı hakkındaki bilgilerimizde büyük bir ilerleme kaydedildi.

Buna karşın dönemin iktisadi koşullarını merkeze alan bütüncül bir çalışmanın varlığından söz etmek pek de mümkün değil.

Bu durum Pers krallarının hâkimiyetindeki Anadolu için de geçerli.

Nitekim Anadolu coğrafyasının farklı merkezlerindeki iktisadi faaliyetler üzerinde Pers egemenliğinin zamanla nasıl bir etki yarattığı hususu halen önemli, karmaşık ve zor bir sorun olarak karşımızda duruyor.

Anadolu’nun önemli merkezlerinin MÖ 6. ve 5. yüzyıllardaki iktisadi koşullarını odak noktasına alan bu eser, Pers İmparatorluğu’nun buradaki toprak yönetimini, vergi sistemini, işgücü hareketlerini, askerî düzenini, denetim sistemini, sikke politikasını ve ticari faaliyetlerini Pers krallarının Anadolu’da uyruklarıyla kurdukları ekonomik-politik ve idari ilişkiler bakımından ele alıyor.

  • Künye: Fariz Öncü – Persler Dönemi’nde Anadolu’da Ekonomi (MÖ 6. ve 5. Yüzyıllar), Arkeoloji ve Sanat Yayınları, tarih, 568 sayfa, 2023

Suraiya Faroqhi – Hacılar ve Sultanlar (2024)

Mekke’ye yapılan hac ziyareti İslam dininin en önemli unsurlarından biri, ancak bu ziyaretin tarihine ya da İslam dünyasının uzak bölgelerinden binlerce hacının Arap yarımadasının kalbine hangi koşullar altında seyahat ettiğine dair çok az şey yazıldı.

Bu öncü kitap, Mekke’nin Osmanlı sultanları tarafından yönetildiği on altıncı ve on yedinci yüzyıllardaki hac yolculuğuna odaklanıyor.

İnananların çoğunluğu için yolculuğun uzun, zorlu ve tehlikelerle dolu olduğu bir dönemde, hacılara yiyecek, su, barınak ve koruma sağlanması, geniş Osmanlı İmparatorluğu’nun taşra valileri için büyük bir zorluk teşkil ediyordu.

Suraiya Faroqhi, Osmanlı yöneticilerinin bıraktığı zengin belgelere ve hacıların anlatılarına dayanarak, hacca gidenlerin gündelik hayatlarında yaşadıkları zorluklara ve deneyimlere yeni bir ışık tutuyor.

  • Künye: Suraiya Faroqhi – Hacılar ve Sultanlar: Osmanlı Döneminde Hac (1517-1638), çeviren: Gül Çağalı Güven, Alfa Yayınları, tarih, 304 sayfa, 2024

Klaus Bergdolt – Veba (2024)

Veba, yüzyıllar boyunca insanoğlunun başına gelmiş en kötü hastalıklardan biridir.

Bu hastalık sebebiyle ortaya çıkan büyük salgınlar tarihin akışını da etkiledi.

Salgın hastalıklar, sadece Avrupa’da değil dünyanın hemen her bölgesinde ve tarihin her evresinde insanların yaşadığı olgularda.

Bu yüzden de gerek tarihte gerekse de günümüzde sanat eserlerinin vazgeçilmez temalarından biri haline geldi.

Üzerine romanlar ve oyunlar yazılan, filmler çekilen Kara Ölüm’ün bir de tıp tarihi bakımından gerçek yüzü var.

Tıbbın günümüzdeki kadar gelişmediği, hastalıkların nasıl bulaştığının bilinmediği ve batıl inançların hüküm sürdüğü dönemlerde vebanın izini süren Klaus Bergdolt, bu eseriyle vebanın hem tıbbi hem siyasi hem de kültürel veçhelerini ortaya koyuyor.

  • Künye: Klaus Bergdolt – Veba: Kara Ölümün Tarihi, çeviren: E. Derya Yamaner, Runik Kitap, tarih, 124 sayfa, 2024

Cecil Roth – Doña Gracia (2024)

Tarih, her dönemde dikkate değer isimlerle işlenir.

Bu isimlerden biri de, döneminde oldukça meşhur olmasına rağmen zaman içinde unutulan sıra dışı bir kadın, Kanuni Sultan Süleyman’ın bankerliğini de yapmış Doña Gracia Nasi’dir.

O, sadece bir banker değil, aynı zamanda diplomat, hayırsever ve Yahudi kültürün öncüsü olarak çağdaşları tarafından saygıyla anılmıştır.

Osmanlı himayesindeki Nakşa Dükü Yosef Nasi’nin teyzesi olan Beatrice de Luna olarak bilinen Gracia, yeğeni için rol model, hami ve daima ilham kaynağı olmuştu.

Gençliğindeki maceralı seyahati, Engizisyonu durdurma ve Marranoların İber Yarımadası’ndan kaçışını organize etme çabaları, önce Alçak Ülkeler’de ve sonra İtalya’da kamusal ve toplumsal ilişkilerde oynadığı önemli rol ile dikkat çeker.

Gracia, sadece ticaret dünyasında değil, aynı zamanda dünya çapındaki zulüm karşısında gösterdiği maskülen tavır ile de tanınmıştı.

1556’da Ancona’daki facia sırasında sergilediği kararlılık, onu sadece kendi zamanının değil, aynı zamanda tüm zamanların seçkin isimlerinden biri haline getirdi.

Yeğeninin hayatı boyunca yaptıkları, neredeyse tamamen ondan mülhem ve onun himayesi sayesindedir.

Zaten kendi kişiliği, onun ölümünden sonra ancak tam anlamıyla meydana çıktı.

Tarihçi Cecil Roth, özgürlük için hayatlarını tehlikeye atan, Rönesans Avrupası’nın saray ve siyasi mahfillerinde yüksek risklerle mücadele eden sıra dışı kişilerin hikâyesiyle birlikte, bu kitapta Doña Gracia’nın ilk uzun biyografisini sunuyor.

  • Künye: Cecil Roth – Doña Gracia: Osmanlı’ya Hizmet Eden Yahudi Nasi Ailesi, çeviren: Saadet Firdevs Aparı, Selenge Yayınları, tarih, 176 sayfa, 2024

Melisinos Hristodulu – Tatavla Tarihi (2024)

On dokuzuncu yüzyılın başlarında, dönemin Pamfilos Episkoposu Melisinos Hristodulu tarafından yazılmış ‘Tatavla Tarihi’, vaktiyle şehrin en büyük Rum cemaatlerinen biri olan Tatavla Ayios Dimitrios Rum Ortodoks cemaatine dair en önemli çalışmalardan biri.

Hristodulu, şimdi Yunanca ve Türkçe yayınlanan kitabında, dönemin belgelerine, cemaat arşivlerine, Patriklik defterlerine ve Osmanlı belgelerine başvurarak, Tatavla’nın, yani bugünün Kurtuluş’unun mahallelerini, buralardaki yaşamı ve semtin sakinlerinin kapsamlı bir fotoğrafını çekiyor.

Yazar ayrıca, sözlü tarih aktarımlarının yanı sıra, eski gelenekler ve Rum cemaatinin önemli şahsiyetlerine dair anekdotlarla da çalışmasını zenginleştirmiş.

Arşivlik bir eser.

  • Künye: Melisinos Hristodulu – Tatavla Tarihi, çeviren: Anna Maria Aslanoğlu, Stefo Benlisoy, yayına hazırlayan: Foti Benlisoy, Fivos Nomikos, İstos Yayın, tarih, 192 sayfa, 2024

Charles Leonard Woolley – Sümerler (2024)

Profesör Charles Leonard Woolley, Sümerler üzerine çalışmış öncü ve en önemli arkeologlardan biri ve çalışmaları, Sümer uygarlığının, Mısır uygarlığı ortaya çıkmadan 2000 yıl önce gelişmeye başladığını gösterdi.

Böylece Mısır uygarlığının en eski uygarlık olduğu fikrinden vazgeçildi.

Sümerler yüksek bir kültür seviyesine daha M.Ö. 3500’lerde ulaşmışlardı.

Bu nedenle Mısır, Asur, Küçük Asya, Girit ve Yunanistan gibi eski dünya uygarlıklarının öncüleri oldukları söylenebilir.

Woolley, uzun zaman Mezopotamya’nın çöl kumları altında kalmış ünlü şehir Ur’da yapılan kazılarını yönetmesiyle arkeoloji tarihinde önemli bir yere sahip.

Bu kitap insanlığın erken tarihine ilgi duyan herkes için çekici bir içerik sunuyor.

  • Künye: Charles Leonard Woolley – Sümerler, çeviren: Kenan Çelik, Kabalcı Yayınları, tarih, 184 sayfa, 2024

Ozan Şahin Giray – Törenin Ekonomi Politiği (2024)

‘Törenin Ekonomi Politiği’, feodalite öncesindeki Türklerin yahut daha genel bir ifadeyle Orta Asya bozkırlarında yaşayan ve hareketli üretim araçları üzerinde hâkimiyet kurmuş olan toplumsal formasyonların kuruluş ve işleyişlerini belirleyen yapısal süreçlerin örgütlü birlikteliği olarak “töreyi” üretim ilişkilerine referansla açıklıyor.

Üzerinde hâkimiyet kurulan üretim araçları ve üretim araçları üzerindeki hakimiyet rejimlerinin niteliği, ilgili toplumsal formasyonların örgütlenmeleri ve işleyişleri üzerinde belirleyici etkiler üreteceği için çalışmanın merkezinde, at ve küçükbaşlardan müteşekkil sürülerini soy bağına dayalı bir örgütlenme içinde besleyen ve soy bağı dolayımıyla siyasal örgütlenmeler oluşturan toplumsal formasyonlar bulunuyor.

Orta Asya göçerlerinin toplumsal kuruluşlarını, tarım toplumlarına ilişkin bilginin yansıtılması ötesinde açıklama denemesi, feodalite öncesi Türklerin ve daha genel bir ifadeyle göçer üretim tarzı dairesinde yaşamış olan insanların tarihlerini Avrupa Merkezciliğin hakimiyeti dışında ele almaya yönelik bir katkı sunuyor.

Feodalite öncesi Türk ve Orta Asya tarihinin yerleşik toplumlara ilişkin analizlerden temellük edilen üretim tarzı kavramsallaştırmasının yansıtılması dolayımıyla girişilen açıklamalar, sonu Avrupa Merkezcilikle neticelenen bir rotaya girmeye dair kuvvetli bir eğilimi bünyesinde barındırıyor.

Söz konusu eğilimin yarattığı sorunlar karşısında kitap, üretim aracının canlı olması ve üretim araçları üzerindeki hakimiyetin soy bağı dolayımıyla kurulmasının etkilerinin “göçer üretim tarzı” başlığı altında ele alınan özgün bir üretim tarzı ile neticelendiği argümanı etrafında gelişiyor.

Töre de “göçer üretim tarzı” bağlamında, göçer toplumsal formasyonların yeniden üretim süreçlerinin örgütlü birlikteliği olarak ele alınıyor.

  • Künye: Ozan Şahin Giray – Törenin Ekonomi Politiği, İmge Kitabevi, tarih, 757 sayfa, 2024

Elyakim Kislev – İlişkiler 5.0 (2024)

‘İlişkiler 5.0’, disiplinler arası bir çalışma ile sosyolojiyi, tarihi ve psikolojiyi harmanlayarak geçmişten günümüze ilişkilerin ne tür değişimler geçirdiğini nesnel verilerle ortaya koyuyor.

İnsan-teknoloji ilişkilerine dair kapsayıcı bir yaklaşımı savunan ‘İlişkiler 5.0’, araştırma verileri, uzman görüşmeleri ve kapsamlı deneysel araştırmaların sonuçlarıyla ikna edici argümanlar sunuyor.

Kitaptan bir alıntı:

“‘İlişkiler 5.0’ kitabının içeriğinden son derece rahatsız olan okuyucular ve aynı zamanda insan-robot ilişki olasılığından büyük heyecan duyanlar aynı fikirde birleşmelidir: Türümüzü karakterize eden ve tarih boyunca bizi var eden şey, gelişme ve yeni koşullara uyum sağlama yeteneğimizdir. Bu nedenle, insanlığın bir kez daha teknolojiye uyum sağlamasına şaşırmamalıyız.”

  • Künye: Elyakim Kislev – Tarih Boyunca Ailenin Evrimi ve İlişkiler 5.0: Yapay Zekâ, Sanal Gerçeklik ve Robotlar Duygusal Hayatlarımızı Nasıl Yeniden Şekillendirecek?, çeviren: İrem Hattat, The Kitap Yayınları, inceleme, 344 sayfa, 2024