Anne-Laure Dupont, Catherine Mayeur-Jaouen ve Chantal Verdeil – Ortadoğu Tarihi (2022)

Ortadoğu tarihi ile Osmanlı modernleşmesini eşzamanlı ele alan, üç yazarlı muazzam bir inceleme.

Kitapta, Osmanlı’nın 18. yüzyıldaki Ortadoğu reformlarından, bölgede 20. yüzyıl başlarındaki sancılı ulus devlet inşasına ve oradan bugünkü Ortadoğu dinamiklerine pek çok konu ele alınıyor.

Ortadoğu tarihi dünyanın gündeminden hiç düşmedi ve uluslararası alanda daima belirleyici bir rol üstlendi.

Kitapta, ilkin 1800’lü yıllara doğru Ortadoğu’nun genel bir resmi sunuluyor.

Reformların başlangıcı olarak kabul edilen 1774-1856 yılları arasında Osmanlı İmparatorluğu merkeze alınarak geniş bir coğrafyadaki hareketliliğe yer veriliyor.

Ortadoğu tarihi ile birlikte Osmanlı modernleşmesinin eşzamanlı biçimde ele alınması, kitabın dikkat çekici özelliklerinden biri.

Osmanlı’nın siyasi, idari ve hukuki yapısına ait terim ve kavramların tek tek izah edilmesi, öncelikle kültürel, dinî, sosyal ve ekonomik kodların çözümlenmesinin önemine işaret eder.

Bu sebeple kitabın yazarları tarihsel bağlamdan kopmadan kronolojik çerçeveyle birlikte terminolojinin doğru kullanımına büyük bir itina göstermişler.

Sonrasında 20. yüzyılın başında İngiltere’nin kendi idealleri doğrultusunda tanımladığı bir Ortadoğu coğrafyası çıkar karşımıza.

İki dünya savaşıyla birlikte bağımsızlık hareketleri ve milliyetçilik dalgaları art arda yayılmaya başlar.

Etnik ve mezhepsel çatışmalar, ayaklanmalar ve darbeler hız kesmez, matem ve gözyaşının eksik olmadığı topraklarda haritaların yerleri sürekli değişir.

1950-1970 yılları arasında ulusal seferberlikler, toplumsal protestolar ve kalkınma politikaları belirgin biçimde varlığını hissettirir.

Ekonomik liberalizmin gölgesi altında ve ABD’nin devreye girmesiyle birlikte bu sefer İslâmcı ideolojilerin yükselişi, dikta rejimler ve her türden şiddet olayları boy gösterir.

Bu durumda, yıllara ve yüzyıllara yayılan farklı Ortadoğu manzaraları belirir.

Kitap, bugün çağdaş sorunların ve güncel gelişmelerin belirlediği Ortadoğu’yu daha yakından kavramak için iyi fırsat.

  • Künye: Anne-Laure Dupont, Catherine Mayeur-Jaouen ve Chantal Verdeil – Ortadoğu Tarihi: 19. Yüzyıldan Günümüze, çeviren: Ayşe Meral, Doğu Batı Yayınları, tarih, 600 sayfa, 2022

Wolfgang Kaleck – Adaletin İktidarla Mücadelesi: İnsan Hakları (2022)

Çağımız işkenceciler ve onların savunucuları kadar, insan hakları mücadelesi veren cesur insanlarla da dolu.

Wolfgang Kaleck, adalet arayışında güce ve iktidara karşı direniş ve cesaret gösterenlerin sesini duyuruyor.

Aradan yıllar geçmiş olmasına rağmen 11 Eylül gibi felaketler hâlâ gündemimizdeyken, dünyanın dört bir yanında işlenen insanlık suçlarını çok daha hızlı unutuyoruz.

Avrupa Anayasa ve İnsan Hakları Merkezi’nin kurucusu Wolfgang Kaleck bizlere etkisi Batı merkezli olmayan insan hakkı ihlallerini hatırlatmakla kalmayıp, bu ihlallerin hafızalarda kalmasının onlara karşı direnmek için gerekli gücü oluşturduğunu hatırlatıyor.

Kaleck canlı ve etkili hikayelerle global adalet arayışında güce ve iktidara karşı direniş ve cesaret gösterenlerin sesini duyuruyor.

‘Adaletin İktidarla Mücadelesi: İnsan Hakları’, dünyanın yalnızca kötülükle değil direniş ve adalet umuduyla da dolu olduğunu gözler önüne seriyor.

Büyük Britanya’nın Kenya’da yaptıkları, ABD’nin Vietnam’da yaptıkları, Fransa’nın Cezayir’de yaptıkları ve daha birçok insanlık suçu…

İnsan haklarının en önemli savunucularından biri olan dünyaca ünlü avukat Kaleck; adaletin, yasaların ve insan haklarının her zaman ve herkes için geçerli olması için mücadele ediyor.

Kaleck bu kitapta, acı dolu hatıralarını dinlediği insanlardan, iç savaşın yakıp yıktığı ülkelerden ve işkencelere maruz kalarak hayatını kaybeden insanların ailelerinden bahsediyor.

Unutmanın cezasızlık kültürünü genişlettiğini düşündüğü için bu acıları, adaletsizlikleri ve kötülükleri her zaman hatırlamanın önemini vurguluyor.

İktidarın, kendi çıkarlarına göre işlettiği hukuki dinamiklere şiddetle karşı çıkan Kaleck; her ülkenin, en güçlü ülkelerin bile hesap vermesi gerektiğini söylüyor.

Amerika’ya, Mercedes-Benz’e ve daha birçok güçlü ülkeye, oluşuma veya şirkete davalar açan Kaleck, iktidar karşısında âciz duruma düşmüş olan adaleti yeniden yeşertmenin yollarını arıyor.

  • Künye: Wolfgang Kaleck – Adaletin İktidarla Mücadelesi: İnsan Hakları, çeviren: Ufuk Tonka, The Kitap Yayınları, siyaset, 208 sayfa, 2022

Kolektif – İzmir ve Çevresi (2022)

Türkiye’nin 1850-1950 yılları arasına ulus devlete geçiş deneyimi, büyük bir homojenleştirme süreci olarak da tanımlanır.

Bu kitapta bir araya getirilen makaleler ise, İzmir’in bu yüz yıllık süreçte deneyimlediği toplumsal, ekonomik ve kültürel değişimi gözler önüne seriyor.

24-25 Kasım 2017’de İzmir’de yapılan ‘İzmir ve Çevresi: Toplumsal, Ekonomik ve Kültürel Değişimin Yüz Yılı, 1850–1950’ başlıklı konferansta sunulan tebliğleri içeren kitapta:

  • Birinci Dünya Savaşı’nda İzmir ve Valisi Mustafa Rahmi Arslan Evrenos,
  • Cumhuriyetin ilk yıllarında fantom bir sancı olarak İzmir’de yitik Hıristiyan varlığı (1922-1925),
  • Yunan ulusal ideolojisinin temsilcileri olarak İzmir Rum spor kulüpleri (1890-1922),
  • İzmir Ermeni Cemaatinde Osmanlı yurttaş kimliğinin oluşumu,
  • İzmir felaketi sırasında toplu intihar,
  • Mütareke dönemi İzmiri’nde Rum-Ermeni dostluğunun oluşumu,
  • İzmir’in yağması ve İstiklâl Mahkemeleri,
  • Ve 1934 yazında öğrencilerin İzmirli azınlıklara karşı seferber edilmesi gibi önemli konular tartışılıyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Ayhan Aktar, Elçin Macar, Evangelia Achladi, Haris Exertzoglou, Ellinor Morack, Andreas Baltas, Anahid Kardaşyan, Nikos Ordulidis, Hasmik Grigoryan, Ari Şekeryan, Emre Eldem, Ümit Kurt, Talat Ulusoy, Alexandros Laprou, Ioannis Karachristos, Onur İnal, Ümit Eser ve Zakarya Mildanoğlu.

  • Künye: Kolektif – İzmir ve Çevresi: Toplumsal, Ekonomik ve Kültürel Değişimin Yüz Yılı, 1850–1950, editör: Mehmet Polatel ve Nazife Kosukoğlu, Hrant Dink Vakfı Yayınları, tarih, 268 sayfa, 2022

Abbas Amanat – Modern İran Tarihi (2022)

Modern İran kültürü, tarihi ve siyaseti üzerine arşivlik bir çalışma.

Abbas Amanat, 976 sayfalık bu kapsamlı kitabında, yirminci yüzyıla yoğunlaşarak İran’ın inişli çıkışlı hikâyesinin zengin bir fotoğrafını çekiyor.

‘Modern İran Tarihi’, alışılmış yüzeysel bir tarih anlatımı değil, bir ulusun hikâyesinin derinlikli araştırması.

Bazılarını yüzlerce yıl öncesindeki şartların şekillendirdiği olaylara, kurumlara ve insanlara aydınlatıcı bir bakış sunuyor.

Yazar, arka planda hanedan değişimlerini, devrimleri, iç savaşları, işgali ve İslam Cumhuriyeti’nin yükselişini incelerken İran’ın farklı halklarının ve ekonomilerinin karmaşık tarihini ele alıyor.

Amanat, modern İran’da ve dünyada kalıcı etkileri olan olayları kronolojik ve tematik yaklaşımı bir arada kullanarak inceliyor.

Zengin tarih yazımına ve yirminci yüzyıla yoğunlaşarak İran’ın kültürü ve siyaseti üzerine eğiliyor.

Siyasi tarih, Amanat’ın on yıllardır süren araştırma ve çalışmalarının lokomotifi ve kitabın ana temasını oluşturuyor.

Kitap farklı katmanlarda edebiyat, müzik, sanat, ideoloji-din, ekonomi-toplum, kültürel kimlik ve gelenek tartışarak okuyucuya yeni alanlar sunuyor.

  • Künye: Abbas Amanat – Modern İran Tarihi, çeviren: Saner Sarı, Doruk Yayınları, tarih, 976 sayfa, 2022

Helwig Schmidt Glintzer – Eski Çin (2022)

Bugünkü Çin’in dinamiklerini daha iyi kavramak isteyen okurlara bu kitabı öneriyoruz.

Helwig Schmidt Glintzer, Antik dönemlerden 19. yüzyıla uzanarak yüzyıllar boyu “izole olmuş” ülkenin siyasi, ekonomik ve toplumsal tarihi hakkında önemli bilgiler veriyor.

Kitap, her şeyden önce Çin’in bugünkü dinamiklerini anlaşılır kılan belli başlı gelişmeleri göstermesiyle önemli bir boşluğu dolduruyor.

Yüzyıllar boyu Çin, gerek yakın komşularıyla gerekse de uzak komşularıyla yaşadığı birtakım problemlerle gündeme gelmiş ancak kendi içindeki sorunlar genel anlamda dünyayı ilgilendirmediğinden pek itibar görmemişti.

Oysa Çin, asırlardır kültürü, tarihi ve coğrafyasıyla birçok araştırmanın odak noktası olmuştur.

Günümüzde hammadde ve üretim dendiğinde akla ilk gelen ülke olan Çin, kuşkusuz dev bir ekonomi olmanın çok ötesinde, birçok halkı ve kültürü bünyesinde barındırarak bir medeniyet olma özelliğini de hâlihazırda devam ettiriyor.

Bu itibarla, bu “izole olmuş” medeniyete kısa bir bakış atmak, dahası belli başlı özelliklerini bilmek, şüphesiz küreselleşen dünyada okuyucuya bir avantaj sağlayacaktır.

  • Künye: Helwig Schmidt Glintzer – Eski Çin: Başlangıçlardan 19. Yüzyıla Kadar, çeviren: İclal Cankorel, Runik Kitap, tarih, 129 sayfa, 2022

Kolektif – II. Dünya Savaşının Kısa Tarihi (2022)

Tarihin en büyük ve yıkıcı savaşı olan İkinci Dünya Savaşı üzerine usta işi bir çalışma.

‘İkinci Dünya Savaşının Kısa Tarihi’, Müttefik ve Mihver güçlerin nasıl bir araya geldiğini, dünyanın faşizm ve komünizm arasında nasıl bölündüğünü, küresel savaşı tetikleyen tüm unsurları, toplama kamplarını, bu dönemde geliştirilen silahları, artan casusluk faaliyetlerini ve savaş sonrasındaki yeni dünyayı tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor.

Birinci Dünya Savaşında yenilmiş ve içinde bulunduğu durumdan memnun olmayan Almanya’da artan milliyetçilik akımı, Hitler’in yönetime geçmesiyle beraber ayyuka çıkar.

İtalya’da Mussolini, Hitler’in gücünden ve ülkesinin üzerindeki hâkimiyetinden etkilenir ve Ulusal Faşist Partisini kurarak ülkesinin resmi ideolojisini değiştirir.

Japonya ise Asya’nın tek hâkimi olma yolunda saldırgan bir tutum benimser ve Çin’i işgal ederek dünya savaşının boyutlarını genişletir.

Kitap, bütün bu süreci çok yönlü bir bakışla ortaya koyarak konuyu derli toplu bir şekilde aktarıyor.

  • Künye: Kolektif – II. Dünya Savaşının Kısa Tarihi, danışman editör: Richard Holmes, çeviren: Ahmet Fethi Yıldırım, Alfa Yayınları, tarih, 560 sayfa, 2022

Zénaïde A. Ragozin – Asurlar (2022)

1200 yıl boyunca ayakta kalabilmiş Asurlar, Mezopotamya’nın en güçlü imparatorluklarındandı.

Zénaïde Ragozin de eldeki önemli incelemesinde, bu görkemli uygarlığın yükselişinden yıkılışına uzanan serüvenini adım adım izliyor.

Mezopotamya: Avcı-toplayıcı yaşamlarına veda eden insanların çiftçilik yaparak medeniyetler kurmaya başladıkları bu toprak parçası ‘Gılgamış Destanı’ndan Hammurabi’nin “göze göz” deyişini ortaya çıkaran ünlü hukuk kurallarına kadar dünya tarihi ve kültürüne çok önemli katkılarda bulundu.

Mezopotamya’nın hikâyesi sürekli değişen sınırlar, yükselen ve çöken imparatorluklar, savaşlar ve fetihlerle doludur.

Akad, Sümer, Babil gibi ünlü devletleri içeren bu listede en büyük şöhreti, kuşkusuz Asur imparatorluğu hak ediyor.

İnşa ettikleri imparatorluğun yükselişi ve yaklaşık 1200 yıl boyunca nasıl ayakta kaldığının hikâyesi, Ragozin’in canlı anlatımıyla gözler önüne seriliyor.

  • Künye: Zénaïde A. Ragozin – Asurlar: İmparatorluğun Yükselişinden Ninova’nın Düşüşüne Kadar, çeviren: Ekin Duru, Say Yayınları, tarih, 320 sayfa, 2022

Valerie Hansen – Küreselleşmenin İlk Adımları (2022)

1000 yılı, küreselleşmenin başlangıcı olarak kabul ediliyor.

Valerie Hansen de, denizciler, tüccarlar ve göçmenlerin eşlik ettiği o dönemin canlı bir fotoğrafını çekerek bizi modern dünyanın nasıl oluştuğuna yakından bakmaya davet ediyor.

Hansen, ‘İpek Yolu’ ile başladığı tarih yolculuğuna bu kez 1000 yılını anlattığı bu özenli eseriyle devam ediyor.

Küreselleşmenin başlangıcı da kabul edilen 1000 yılı malların, teknolojilerin, dinlerin dönüştüğü ve etkilendiği bir dönem.

İnsanların yurdundan ayrılıp yeni yerlere gitmesine olanak tanıyan, dünya çapındaki ticaret yollarının şekillendiği önemli bir zaman dilimi.

Bunun sonucunda ortaya çıkan değişimler o kadar köklü ki medeniyetleri ve insanları da kapsayan etkilere sahip.

‘Küreselleşmenin İlk Adımları’, modern dünyanın nasıl oluştuğunu yakından takip etmesiyle dikkat çekiyor.

  • Künye: Valerie Hansen – Küreselleşmenin İlk Adımları: 1000 Yılı, çeviren: Gökçe Çiçek, Nora Kitap, tarih, 320 sayfa, 2022

Mete Tunçay – Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Solun Tarihine Düşülen Notlar (2022)

Mete Tunçay’ın Toplumsal Tarih dergisinde sol hareketin gelişimini Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan geniş bir çerçevede araştırdığı yazıları, bu kitapta.

‘Solun Tarihine Düşen Notlar’, Türkiye solunun özgün dinamiklerini daha iyi kavramak için birebir.

Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçiş̧, imparatorluğun yapısını değiştirmekle kalmadı.

Aynı zamanda siyasal, sosyal, kültürel değişmeleri de beraberinde getirdi.

Siyasal hareketler imparatorluk yapısından ulus-devlet bünyesine “aktarılırken” bu değişimleri de taşıyarak var olmak zorunda kaldı.

Benzer bir dönüşüm Rusya için de geçerliydi ve imparatorluk Bolşevik devrimiyle ortadan kalktı; sosyalist ve komünist hareketler için bambaşka bir dünya kuruldu.

Tunçay, uzun yıllara yayılan araştırmalarında Türkiye’de solun tarihini kendi bütünlüğü içinde takip ederken, II. Meşrutiyet’ten 1930’ların sonuna uzanan bir tarihsel kesitte konunun çeşitli yönlerini, eksik parçalarını, tek-partinin kurulusu ve iktidarı sırasında sol hareketlerin konumlarını ve hükûmet karsısındaki pozisyonlarını, Sovyetler Birliği ile ilişkilerini, parti yapısı ve çalışmalarını, sol örgütlenmeler içinde yer alan bireylerin etki ve önemlerini bir arada incelemeyi gözeten bir yaklaşım ortaya koyuyor.

  • Künye: Mete Tunçay – Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Solun Tarihine Düşülen Notlar: Toplumsal Tarih Yazıları, İletişim Yayınları, tarih, 363 sayfa, 2022

Leslie P. Pierce – Harem-i Hümayun (2022)

Bu önemli çalışma, padişah kadınlarının elindeki gücün kaynaklarını ve bu gücün 16. ve 17. yüzyıldaki artışının nedenlerini inceliyor.

Hürrem Sultan, Nurbanu Sultan, Kösem Sultan, Turhan Sultan…

Osmanlı İmparatorluğu’nun yönetiminde söz sahibi olmuş kadınlar. Kanuni Sultan Süleyman’ın saltanatının başından 17. yüzyıl ortasına kadar, Osmanlı hanedanının ileri gelen kadınları daha önce sahip olduklarından ve daha sonra olacaklarından da büyük bir politik güce kavuştular.

Bu döneme hem popüler hem de bilimsel edebiyatta “kadınlar saltanatı” denir.

Peirce, padişah kadınlarının elindeki gücün kaynaklarını ve bu gücün 16. ve 17. yüzyıldaki artış nedenlerini inceliyor.

“Harem-i Hümayun” alanında temel bir başvuru kaynağı.

  • Künye: Leslie P. Pierce – Harem-i Hümayun: Osmanlı İmparatorluğu’nda Hükümranlık ve Kadınlar, çeviren: Ayşegül Berktay, Islık Yayınları, tarih, 504 sayfa, 2022