Jose Antonio Marina – Zekânın Görsel Tarihi (2022)

Mağara günlerinden dijital çağa zekânın tarihini izleyen bir görsel şölen.

Jose Antonio Marina, çağlar boyunca zekânın nasıl dönüştüğünü anlatıyor, Marcus Carus da çizimleriyle ona eşlik ediyor.

‘Zekânın Görsel Tarihi’, türümüz mağaraları süslemeye başladığından bu yana bize eşlik eden zekâ biçimlerimizin büyüleyici hikâyesini anlatıyor hem dilsel hem de görsel olarak.

İyi bir çizim, karmaşık bir savı sentezleyebilir.

Görsel sezgi o kadar güçlüdür ki bir şeyi anladığımızı belirtmek için “artık görüyorum” deriz.

Sözcükler analiz etmeye, çizimlerse odaklamaya yarar.

İşte bu kitap da tam da bu fikirden yola çıkarak zekânın tarihini çizimler eşliğinde anlatıyor.

  • Künye: Jose Antonio Marina – Zekânın Görsel Tarihi: İnsanlığın Kökenlerinden Yapay Zekâya, illüstrasyon: Marcus Carus, çeviren: Beyza Fırat, Orenda Kitap, tarih, 272 sayfa, 2022

Can Nacar – Osmanlı İmparatorluğu’nda Emek ve İktidar (2022)

Osmanlı’da büyük bir tütün endüstrisi, on binlerce tütün işçisi vardı.

Can Nacar’ın bu özgün çalışması, Osmanlı tütün işçilerinin işverenleri, devlet ve toplumla olan dinamik ilişkilerini gözler önüne sermesiyle çok önemli.

‘Osmanlı İmparatorluğu’nda Emek ve İktidar’, 1872-1912 yılları arasında tütün işçilerinin çalışma deneyimlerine ve bu bağlamda işyeri yöneticileri ve devletle olan ilişkilerine odaklanıyor.

On binlerce kişinin çalıştığı Osmanlı tütün endüstrisi, ele alınan dönemde imparatorluk çapında hızla büyürken tütün mağazaları ve fabrikaları birçok işçi eylemine sahne oldu.

Kitap, bu eylemler ile ilgili detaylı bir analiz sunarak işçilerin daha iyi çalışma ve yaşam koşulları sağlamak için verdikleri çetin mücadeleyi ortaya koyuyor.

Osmanlı İmparatorluğu’nda emek ve sermaye arasında değişen güç ilişkileri ve bu ilişkilerde devlet aktörlerinin oynadığı rol hakkında değerli bilgiler sunan çalışma, Osmanlı ve İngiliz arşiv belgelerinin ve süreli yayınların da içinde olduğu birincil kaynaklara dayanmasıyla da ayrıca önem arz ediyor.

Bunun yanı sıra Osmanlı işçilerinin duygularına, kaygılarına, umut ve öfkelerine ilgi çekici bir pencere açan kitap, Osmanlı sosyal tarihçiliği alanında önemli bir yapıt.

  • Künye: Can Nacar – Osmanlı İmparatorluğu’nda Emek ve İktidar: Tütün İşçileri, İşyeri Yöneticileri ve Devlet 1872-1912, çeviren: Ali Karatay, Koç Üniversitesi Yayınları, tarih, 192 sayfa, 2022

Walter Lord – Dunkirk Mucizesi (2022)

İngiliz askerlerinin Dunkirk’ten tahliye edilişi, İkinci Dünya Savaşı’nın en gerilimli olaylarındandı.

Bu olay, Christopher Nolan’ın ‘Dunkirk’ filmiyle yeniden gündeme geldi.

Walter Lord, Christopher Nolan’ın da filmini yaptığı bu bir haftalık süreci, hayatta kalmış yüzlerce kişiyle görüşerek gerçek hikâyesini anlatıyor.

Mayıs 1940’ta, Hitler’in blitzkrieg saldırısıyla dağılmış Fransız ve İngiliz orduları Dunkirk’e çekilmişti.

Ezici Nazi güçleri tarafından kuşatılan sahildeki 338.000 asker, Hitler ile Batı Avrupa arasında duran tek şeydi.

Onların yok edilmesi, Londra ve Paris’e giden yolun açılması demekti.

Daha fazla geri çekilemeyen Müttefik askerleri, savunma pozisyonlarını almıştı ve kurtuluşları için dua etmekten başka çareleri yoktu.

Başbakan Winston Churchill, tüm askerlerini kurtarmayı umarak 26 Mayıs’ta tahliye emrini vermişti.

İngiltere, askerlerini yüzüstü bırakmayacaktı.

Yüzlerce balıkçı teknesi, eğlence yatı ve ticari gemi, Kraliyet Donanması’na destek olmak için Kanal’a akın etti ve bir hafta içinde neredeyse ordunun tamamı güvenle İngiltere’ye tahliye edildi.

  • Künye: Walter Lord – Dunkirk Mucizesi, çeviren: Didar Arda Şen, Selenge Yayınları, tarih, 372 sayfa, 2022

Edward Hallett Carr – Devrim Okumaları (2022)

Devrimler tarihi hakkında usta işi bir eser arayanlar bu kitabı kaçırmasın.

Britanyalı tarihçi Edward Hallett Carr; Saint-Simon’dan Proudhon’a, Herzen’den Plehanov’a, Lenin’den Sorel’e devrimler tarihinin önemli isimlerini, eserlerini ve süreçlerini inceliyor.

Carr’ın bir dizi makalesini bir araya getiren eser, “öncü” olarak nitelenen Saint-Simon’a dair bir makaleyle başlıyor.

Bunu, Komünist Manifesto’yu, Manifesto’nun yazılış sürecini ve elbette yazarları Marx ve Engels’i konu edinen bir makale takip ediyor.

Akabindeyse, devrimler tarihinin iz bırakmış diğer pek çok ismi ele alınıyor: Proudhon, Herzen, Lassalle, Plehanov, Lenin, Sorel, Gallacher ve son olarak kendisine iki makaleyle yer verilen Stalin.

Bundan başka, eserde, 19. yüzyılın kimi Rus düşünürleri ile ilgili, Alman Komünist Partisi ve Almanya’da başarısızlıkla sonuçlanan devrim süreci ile ilgili yazılar da bulunuyor.

Toplamda 14 makaleden oluşan Devrim Okumaları, devrimler tarihine ilişkin hem önemli bir kaynak hem de sağlam bir giriş kitabı olma özelliğine sahip.

  • Künye: Edward Hallett Carr – Devrim Okumaları, çeviren: Elif Gazioğlu, Yordam Kitap, tarih, 192 sayfa, 2022

İlhami Yurdakul – İktidarın Ruhu (2022)

Osmanlı yıkılıp Cumhuriyet kurulsa da kimi imtiyazlar isim değiştirerek devam etti.

İlhami Yurdakul, Osmanlı’daki beşik ulemalığı ve paşazade imtiyazlarının Cumhuriyet devrinde nasıl yeni seçkinci sınıfın iktidar ve iktidarın nimetlerini kullanma imtiyazına dönüştüğünü ortaya koyuyor.

Kitabın giriş kısmında Osmanlı Devleti’nin geleneksel iktidar ve toplum yapısını çağdaşı Batılı iktidar ve toplum yapısıyla kıyaslanıyor, ardından geleneksel iktidar yapısı ve zihniyetinin yerine ikame edilen modern devletin üç temel esası olan “kurumsallaşma, ihtisaslaşma ve meclisleşme” süreci açıklanıyor.

Kitabın ana bölümlerinde, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e üç imtiyazın izi sürülmüş.

Bunlardan ilki eğitim ve atama imtiyazı olan beşik ulemalığı; ikincisi ilmiye mensuplarına en ağır ceza olarak sürgün cezasının verilmesi ve istisnaları olmakla beraber idamdan masuniyet; üçüncüsü de ilmiye mensuplarının mallarının müsadere edilmemesi, miras bırakma ve servet imtiyazları olan müsadereden masuniyet.

Böylece ilmiye zümresi, ordu ve sivil bürokrasideki muadillerine nispeten atama/terfi, can ve mal güvenliği gibi temel üç ayrıcalığın güvencesi altında yaşamlarını sürdürdü.

Bu imtiyazlar modern devletin teşekkül sürecinde, özellikle Tanzimat ve Meşrutiyet devrinde yavaş yavaş kaldırıldı.

Ancak zihniyet kodlarının devamı, yeni imtiyazlı zümrelerin doğmasını kaçınılmaz kıldı.

Beşik ulemalığı ve paşazade imtiyazlarının yerini II. Meşrutiyet devrinde “rical-i gayb” denilen İttihad ve Terakki Partisi mensuplarının imtiyazı; Cumhuriyet devrinde de “beyaz Türk” denilen yeni bir seçkinci sınıfın iktidar ve iktidarın nimetlerini kullanma imtiyazı aldı.

Aynı şekilde siyaseten katlin yasal olarak ilgasına rağmen muhalifi ortadan kaldırma yöntemi olarak siyasi idamlar ile ekonomik güçten yoksun bırakma amacıyla özel mülk ve emlakin hazineye devri yoluyla müsadere usulü 1960’lı yıllara kadar devam etti.

İşte çalışma, devletten tevarüs edilen kişizade imtiyazları modern devlet düzeninde de yeni hal ve renkler alarak nasıl varlığını sürdürdüğünü, geleneksel devlet yerine ikame edilen modern devlet düzeninde de iktidar ve iktidarın nimetlerinin belli bir zümre ile nasıl paylaşıldığını, muhaliflerin zaman zaman idam edildiğini ve mallarının hazineye aktarıldığını ortaya koymasıyla çok önemli.

  • Künye: İlhami Yurdakul – İktidarın Ruhu: Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Kişizade İmtiyazları (Beşik Uleması, Siyaseten Katl, Müsadere), İletişim Yayınları, tarih, 384 sayfa, 2022

Jerry Brotton – Sultan ve Kraliçe (2022)

Kraliçe I. Elizabeth, 16. yüzyılın ikinci yarısından başlayarak Türk, Arap ve Müslüman dünyasıyla yakından ilgilenmeye başlamıştı.

Jerry Brotton, eşi görülmemiş bu siyasi, ekonomik, askeri ve ticari ilişkilerin dinamiklerini ayrıntılı şekilde ortaya koyuyor.

Katolik güçlerin I. Elizabeth’e karşı düzenlediği komploları ve suikastları, 1570 yılında Papa’nın onu aforoz etmesi izledi.

Hem ülke içinde hem de ülke dışında Katolik güçlerin kuşatması altında kalan Elizabeth “düşmanımın düşmanı dostumdur” düsturuyla hareket ederek, İspanya’nın başını çektiği Katolik devletlerle çatışma halinde olan Müslüman devletlerle modern çağlara kadar eşi benzeri görülmeyecek siyasi, ekonomik, askeri ve ticari ilişkiler ve ittifaklar kurdu.

Bu tarihler aynı zamanda İngiltere’nin İslam dünyasıyla kültürel etkileşimler içine de girmeye başladığı tarihlerdi.

İngiltere bu süreçte Babıâli’yle anlaşmalar imzaladı.

Kraliçe, Sultan’ın kendisine eşitiymiş gibi muamele etmemesine aldırmadan Sultan’la, statü farkına bakmadan Sultan’ın eşi Haseki Safiye Sultan’la mektuplaştı.

Sultan’a zamanı için teknoloji harikası bir kurmalı saat-org hediye etti.

Fas krallarından elçiler kabul etti. Hatta Katolik Hıristiyanlara karşı kullanmaları için Müslüman devletlere mühimmat desteği sağladı.

Bu yeni ilişkiler ve ittifaklar İngiliz toplumunda Müslümanlara dair farkındalığı artırdı ve bu farkındalık, oldukça karışık ve kafa karıştırıcı bir şekilde olsa da, başta Shakespeare’in ‘Othello’ ve ‘Venedik Taciri’ eserleri olmak üzere, o dönem üretilen çok sayıda kültürel ürüne yansıdı.

Brotton’ın ‘Sultan ve Kraliçe’ adlı çalışması, İngiltere’nin bu dönemde Türk, Arap ve Müslüman dünyasıyla kurduğu ilişkilerin sanılandan daha dostane ve çok daha kapsamlı olduğunu, Elizabeth İngiltere’sinin siyasetini, ekonomisini, ticaretini ve çehresini ciddi ölçüde etkilediğini ortaya koyuyor.

  • Künye: Jerry Brotton – Sultan ve Kraliçe: Elizabeth’in İslam Dünyasıyla İlişkilerinin Anlatılmamış Hikâyesi, çeviren: Ali Karatay, Koç Üniversitesi Yayınları, tarih, 344 sayfa, 2022

Richard Holmes – II. Dünya Savaşı (2022)

Tüm zamanların en yıkıcı savaşlarından olan II. Dünya Savaşı üzerine çarpıcı bir görsel rehber.

Richard Holmes, savaşın sebeplerinden askeri, stratejik ve siyasi sonuçlarına, konuyu çok yönlü bir bakışla irdeliyor.

Görsel zenginliğiyle öne çıkan bu çalışma, tüm zamanların en yıkıcı ve dünyayı sarsan çatışmasını adeta yeniden canlandırıyor.

Kitap, bu savaşa her açıdan bakıyor; bütün dünyada askeri, stratejik ve siyasal olayların seyrini izliyor, muhariplerin ve sivillerin deneyimlerini belgeliyor.

Kitap, dünyayı değiştiren savaşta fiilen olup bitenlerin doğru bilgisini sunuyor. Bu yeni basımda muharebe alanları, müzeler ve anıtlar da dahil, destansı sit alanlarının renkli resimlerinin yer aldığı bir bölüm de bulunuyor.

  • Künye: Richard Holmes – II. Dünya Savaşı: En Kapsamlı Görsel Rehber (Blitzkrieg’den Hiroşima’ya), çeviren: Ahmet Fethi Yıldırım, Alfa Yayınları, tarih, 375 sayfa, 2022

H. Hande Duymuş Florioti ve Mert Yamaner – Eski Anadolu ve Mezopotamya Toplumlarında Müzik (2022)

Eski Mezopotamya ve Anadolu’da müziğin toplumsal rolü neydi?

Hande Duymuş Florioti ve Mert Yamaner, zengin kaynaklardan yararlanarak müziğin icrası ve işlevini çok yönlü bir bakışla irdeliyor.

Müziğin evrensel bir dil olmasında hiç şüphesiz tarih boyunca geçirmiş olduğu aşamaların da katkısı bulunuyor.

Her ne kadar toplumların, dünyayı ve çevrelerinde olup biteni algılama süreci ve şekli birbirinden farklı olsa da, bir kuş cıvıltısının verdiği huzur ya da akan bir nehrin çıkardığı ses her toplumda ortak bir ses/tını algısı oluşturmuş olmalıdır.

Belki de doğadaki sesleri taklit ederek başlayan bu serüven, her durakta bünyesine yeni şeyler alarak ilerlemiş ve tarih yolculuğunda hiç bitmeyecek bir olguya dönüşmüştür.

Hiç şüphesiz, müziğin kaderinde de kendisini yaratan toplumların üzerinde yaşadıkları coğrafya, toplumu oluşturan bireylerin kişisel tercihleri ve hatta atalardan devralınan hususlar da etkili olmuş olmalıdır.

Evet, hiç bitmeyecek bir serüvendir, müziğin serüveni…

  • Künye: H. Hande Duymuş Florioti ve Mert Yamaner – Eski Anadolu ve Mezopotamya Toplumlarında Müzik, Arkeoloji ve Sanat Yayınları, arkeoloji, 176 sayfa, 2022

Busbecq – İstanbul ve Amasya Seyahatnamesi (2022)

 

Kanuni Sultan Süleyman döneminde Osmanlı’yı ziyaret etmiş Busbecq’in anıları hazine değerinde.

Kitap, bir Habsburg elçisinin Türklere dair gözlemleri kadar, bir Batılının kendi değerleriyle samimi bir yüzleşme olarak da okunabilir.

Kanuni Sultan Süleyman’ın saltanat döneminde, Romalıların Kralı I. Ferdinand tarafından Osmanlı İmparatorluğuna iki kez elçi olarak gönderilen Flaman asıllı Augerius Gislenius Busbequius, ilk elçilik görevini tamamlayıp Viyana’ya döner ve dostu Nicolas Michault’a Latince bir mektup yazar.

Bu mektupta, görevinin sebebinden ve seyahat hazırlıklarından başlayarak Viyana-İstanbul-Amasya güzergâhındaki yolculuğunda başından geçenleri samimi bir üslupla paylaşır.

Uzun zaman sonra, memleketlisi Ludovicus Carrio, bir seyahatname niteliği taşıyan ve yarı ciddi yarı eğlenceli tarzda kaleme alınan bu mektubu Itinera Constantinopolitanum et Amasianum (İstanbul ve Amasya Seyahatnamesi) adıyla ilk kez 1581 yılında yayımlar.

Böylece bir Habsburg elçisinin Türklere dair gözlemlerine, yer yer kendi kimliğiyle ve Batı Avrupa toplumlarının değer yargılarıyla yüzleşmesine ve Hıristiyan hükümdarlarının menfaatine yönelik eleştirilerine tanık olacağımız ilk elden bir kaynak elde edilir.

  • Künye: Busbecq – İstanbul ve Amasya Seyahatnamesi, çeviren: Çiğdem Dürüşken, Alfa Yayınları, seyahatname, 264 sayfa, 2022

Kolektif – Bitmeyen Hikâye (2022)

İnsanoğlunun salgınlarla macerasına tarihsel perspektiften bakan eşsiz bir derleme.

‘Bitmeyen Hikâye’, COVID-19’dan başlayarak insanlık tarihine damga vurmuş veba, cüzam, çiçek, kolera, frengi, sıtma, tüberküloz, influenza, trahom ve HIV gibi pek çok hastalığın izini sürüyor.

İki yılı aşkın süredir küresel salgın COVID-19 ile beraber yaşıyoruz.

Salgın gündelik hayatımıza karantina, seyahat sınırlamaları, sosyal mesafe, dezenfeksiyon ve maske kullanımı gibi alışkanlığa dönüşen yeni zorunlulukları dahil etti.

Hastalığın yayılma hızı ve ortamı, varyantların ortaya çıkışı, tedavi alternatifleri ve özellikle de aşı meselesi hala önemli bir gündem maddesi olarak zihinlerimizi meşgul etmekte.

Esasen hayatlarımızda yaşadığımız bu değişim, tarihsel perspektiften değerlendirildiğinde hiç de yeni değil.

Veba, cüzam, çiçek, kolera, frengi, sıtma, tüberküloz, influenza, trahom ve HIV gibi pek çok hastalık ortaya çıktığı ve yayılım gösterdiği zamanlarda, binlerce hatta milyonlarca kişinin hayatını kaybetmesine sebep olurken bir yandan da toplumsal ve bilimsel devrimlere öncülük etti.

Toplumsal Tarih dergisinde yayınlanan özel sayıyı temel alan bu derleme, yeni yazı ilaveleriyle salgın hastalıklar tarihini kamu sağlığı pratikleri perspektifinden bütüncül bir şekilde ele alırken, salgını tecrübe eden 21. yüzyıl bireylerinin “bitmeyen hikaye”nin bir parçası haline nasıl geldiklerini gözler önüne seriyor.

  • Künye: Kolektif – Bitmeyen Hikâye: Küresel Salgın Çağında Tarihe Yeniden Bakmak (Salgın Hastalıklar ve Kamu Sağlığı Pratikleri), editör: İsmail Yaşayanlar, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, tarih, 388 sayfa, 2022