Roselyne Rey – Acının Tarihi (2022)

Acı, çağlar boyunca bireysel, toplumsal ve bilimsel ilgimizi üzerine çekti.

Roselyne Rey, antik çağlardan günümüze uzanarak bu evrensel fenomenin geçirdiği olağanüstü dönüşümünü ortaya koyuyor.

Beşerî bir fenomen olan acı, kimi zaman tehlikenin gelmekte olduğunu bildiren merhametli bir ulak kimi zamansa bizi zayıflatan ve etkisiz hâle getiren acımasız bir düşman olarak gösterir kendini.

Bu yönleriyle acı, çağlar boyunca, başta beden ve tıp konularında incelemelerde bulunanlar olmak üzere kutsal ve manevi konularla ilgilenenlerin de ilgisini çekti.

‘Acının Tarihi’nde Rey, bu evrensel fenomeni tüm yönleriyle keşfetmek için pek çok disiplin ve kaynaktan yararlanıyor.

Kitap, antik çağlardan yirminci yüzyıla kadar, acının mekanizmalarını açıklamak için geliştirilen tıbbi kuramlardan acı çekenleri rahatlatmak için formüle edilmiş çeşitli terapötik çözümlere dek, tarihin farklı dönemlerindeki acı algılarını karşılaştırıyor.

Acının kültürel algısında meydana gelen değişimleri ve tedavisinde kaydedilen ilerlemeleri geniş bir tarihsel perspektiften ele alan kitap, insanlığın acıyla olan ilişkisindeki olağanüstü dönüşümü tüm yönleriyle gözler önüne seriyor.

  • Künye: Roselyne Rey – Acının Tarihi, çeviren: Ayşe Meral, Albaraka Yayınları, inceleme, 396 sayfa, 2022

Kolektif – Bitmeyen Hikâye (2022)

İnsanoğlunun salgınlarla macerasına tarihsel perspektiften bakan eşsiz bir derleme.

‘Bitmeyen Hikâye’, COVID-19’dan başlayarak insanlık tarihine damga vurmuş veba, cüzam, çiçek, kolera, frengi, sıtma, tüberküloz, influenza, trahom ve HIV gibi pek çok hastalığın izini sürüyor.

İki yılı aşkın süredir küresel salgın COVID-19 ile beraber yaşıyoruz.

Salgın gündelik hayatımıza karantina, seyahat sınırlamaları, sosyal mesafe, dezenfeksiyon ve maske kullanımı gibi alışkanlığa dönüşen yeni zorunlulukları dahil etti.

Hastalığın yayılma hızı ve ortamı, varyantların ortaya çıkışı, tedavi alternatifleri ve özellikle de aşı meselesi hala önemli bir gündem maddesi olarak zihinlerimizi meşgul etmekte.

Esasen hayatlarımızda yaşadığımız bu değişim, tarihsel perspektiften değerlendirildiğinde hiç de yeni değil.

Veba, cüzam, çiçek, kolera, frengi, sıtma, tüberküloz, influenza, trahom ve HIV gibi pek çok hastalık ortaya çıktığı ve yayılım gösterdiği zamanlarda, binlerce hatta milyonlarca kişinin hayatını kaybetmesine sebep olurken bir yandan da toplumsal ve bilimsel devrimlere öncülük etti.

Toplumsal Tarih dergisinde yayınlanan özel sayıyı temel alan bu derleme, yeni yazı ilaveleriyle salgın hastalıklar tarihini kamu sağlığı pratikleri perspektifinden bütüncül bir şekilde ele alırken, salgını tecrübe eden 21. yüzyıl bireylerinin “bitmeyen hikaye”nin bir parçası haline nasıl geldiklerini gözler önüne seriyor.

  • Künye: Kolektif – Bitmeyen Hikâye: Küresel Salgın Çağında Tarihe Yeniden Bakmak (Salgın Hastalıklar ve Kamu Sağlığı Pratikleri), editör: İsmail Yaşayanlar, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, tarih, 388 sayfa, 2022

Kolektif – Tıp Kitabı (2022)

Tıp tarihindeki önemli kilometre taşları hakkında aydınlanmak için bu kitap harika bir vesile.

Farklı yazarların katkıda bulunduğu çalışma, kapsamıyla da görsel zenginliğiyle de cezbedici.

  • Hastalıklar nasıl teşhis edilir?
  • Kanser nedir?
  • Bazı pandemiler neden bu kadar ölümcüldür?

Bu kitap günümüzdeki tıp anlayışına şekil veren ve sağlığımızı korumamıza katkıda bulunan önemli buluş ve keşifleri açıklayarak bu soruları ve daha fazlasını yanıtlıyor.

Sade bir dilde kaleme alınan ‘Tıp Kitabı’ tıp tarihindeki önemli kilometre taşlarını ortaya koyuyor, zekice görsellerle konulara açıklık getiriyor ve karmaşık kavramları şekillerle daha anlaşılır kılıyor.

İster tıp öğrencisi, ister sağlık çalışanı, ister tıpla ilgilenen bir okur olun, her okurun bu kitapta ilgisini çekecek pek çok şey bulunuyor.

  • Künye: Kolektif – Tıp Kitabı, çeviren: Tufan Göbekçin, Alfa Yayınları, tıp, 336 sayfa, 2022

Edwin Kirk – Bizi Biz Yapan Genler (2022)

Genetik bozukluk ve hastalıkları gen tedavisiyle tedavi etmek mümkün mü?

Tıbbi genetikçi ve genetik patolog Edwin Kirk bu harika çalışmasında, hem bu sorunun yanıtını arıyor hem de genlerin incelikli işleyişini açıklıyor.

Yaşamları genetik hastalıklardan en çok etkilenen insanlardan pek çok öykü aktaran ‘Bizi Biz Yapan Genler’, özellikle insan genetiğindeki insancıllığı ortaya çıkarmasıyla dikkat çekiyor.

Kalıtımın temel birimi olan genler hepimizin hayatında önemli bir rol oynar; dış görünüşümüzden belli hastalıklara yatkın olup olmamamıza ve hatta mizacımıza kadar pek çok özelliğimizde hatırı sayılır bir etkileri var.

Teknolojinin sunduğu imkânlar sayesinde, son yıllarda genetik alanında çarpıcı gelişmeler yaşanıyor.

Anne karnında yapılan taramalar birçok genetik bozukluğun teşhis edilmesini sağlıyor ve ebeveynlere seçenekler sunuyor.

Araştırmacılar kanserin ve çeşitli hastalıkların genetik altyapılarını temel alan tedaviler üzerinde çalışıyor.

Hastalık genlerinin kesilip atılmasını ya da düzenlenmesini içeren yeni yöntemler –her ne kadar şu an emekleme döneminde ve biraz tartışmalı olsa da– daha sağlıklı bir insanlığa giden bir yol vadediyor.

Tıpta böyle bir devrim yaşanırken, genetiğin temel kavram ve mekanizmalarını anlamak giderek daha fazla önem kazanıyor.

  • Gen, genom, kromozom ve DNA nedir?
  • Genetik bozukluk ve hastalıklar nasıl aktarılır?
  • Bunları ve başka hastalıkları “gen tedavisi” aracılığıyla iyileştirmek mümkün mü?
  • Genlerine müdahale edilerek “tasarım bebekler” üretilebilir mi?
  • Bu müdahalelerin ahlaki içerimleri nelerdir?

Kirk, bu kitapta bir yandan genlerin incelikli işleyişini açıklarken, bir yandan da genetik bozukluk ve hastalıklardan etkilenen insanların dokunaklı hikâyelerini aktarıyor.

“İnsan genetiğinin hikâyesi insanların hikâyesidir,” diyen Kirk, bize genetiğin soyut bir araştırma alanı olmanın ötesinde, etten kemikten insanların kaderleri açısından belirleyici olabilen son derece insani bir alan olduğunu gösteriyor.

  • Künye: Edwin Kirk – Bizi Biz Yapan Genler: Bir Tıp Devriminden İnsan Hikâyeleri, çeviren: Çağatay Tarhan, Metis Yayınları, bilim, 272 sayfa, 2022

Olcay Neyzi – Durmayalım Düşeriz (2022)

Olcay Neyzi, bizde çocuk sağlığı denince ilk akla gelen isimlerdendir.

Bu değerli kitap da, çocuk sağlığı alanında Türkiye’de dünya standartlarında hizmet verilmesi için büyük çabalar harcamış Neyzi’nin bir döneme ışık tutan anılarını sunuyor.

Neyzi çocukluk yıllarından başlayarak kaleme aldığı hatıralarında hem kendi hem de eşi Ali Neyzi’nin ailesinin hikâyesini, Arnavutköy Kız Koleji’nde geçen eğitim yıllarında, daha sonra her biri kendi alanında önemli görevler üstlenecek sınıf arkadaşlarıyla ilişkilerini, İstanbul, Michigan ve Boston’daki yükseköğrenim dönemini, doktor olarak görev yapmaya başladıktan sonra karşısına çıkan zorlukları, bir hekim ve hoca olarak meslek yıllarında yaşadıklarını samimi bir dille aktarıyor okurlarına.

Neyzi, İstanbul Üniversitesi’ndeki öğrencilik yıllarından itibaren kendini özellikle çocuk hastalıkları konusunda ülkenin her tarafında dünya standartlarında hizmet verilmesi için çalışmaya adadı.

İstanbul Tıp Fakültesi’nde Kadın ve Çocuk Sağlığı Araştırma ve Eğitim Birimi’nin kurulmasını sağladı.

1979-94 yılları arasında İstanbul Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı ve İstanbul Üniversitesi Çocuk Sağlığı Enstitüsü Müdürü olarak görev yaptı.

Ayrıca İstanbul Üniversitesi Çocuk Sağlığı Enstitüsü bünyesinde Aile Sağlığı Anabilim Dalı’nın kurulmasında rol oynadı.

  • Künye: Olcay Neyzi – Durmayalım Düşeriz: Bir Çocuk Doktorunun Not Defterinden, İş Kültür Yayınları, anı, 224 sayfa, 2022

Michel Foucault – Kliniğin Doğuşu (2021)

Tıbbın amacı hastalığa çare bulmak değil, hastayı sağlıklı tutmaktır.

Michel Foucault, 18. yüzyıldan itibaren yerleşmeye başlayan bu geleneğin özne ve öznelliği nasıl adım adım bertaraf ettiğini gözler önüne seriyor.

Foucault bu kitabında 18. yüzyılda başlayan bir devrimi ele alıyor: Tıbbın amacı artık hastalığa çare bulmak değil, hastayı sağlıklı tutmaktır.

Galen’den o devre dek gelmiş süreklilikler yeni çağın eşiğinde ufalanıp, yeni bir düzene yer açar.

Fransız Devrimi’yle hız kazanan bu dönüşüm hastalıktan ne anlaşıldığını, semptomların nasıl okunacağını ve en önemlisi de yaşamla ölümün farkını yeniden şekillendirdi.

Doktorun gözünün gördükleri öne çıkmaya başlar; modernler bu yeni klinik bakışı patolojik anatomiyle bir araya getirerek yaşamı yeni gözlerle görmeye başlar.

Foucault’nun hocası Canguilhem’i takiple kaleme aldığı bu kavram tarihi çalışmasıyla insanın hakikatinin dönüşümüne ışık tutuyor.

  • Künye: Michel Foucault – Kliniğin Doğuşu: Tıbbi Bakışın Arkeolojisi, çeviren: İnci Uysal, Dergah Yayınları, antropoloji, 279 sayfa, 2021

Julian Sheather – Tıp Bizim İçin Hâlâ Yararlı mı? (2021)

Ivan Illich ‘Sağlığın Gaspı’nda, “Bir toplum, insanları hastalara çevirebilecek bir şekilde örgütlenirse, halk, iyileştiricilerine karşı özerkliğini kaçınılmaz olarak yitirir.” demişti.

Julian Sheather da, modern tıp ve sağlık uygulamalarının kör noktalarını tartışmaya açıyor.

İnsanlık tarihi boyunca tıp inanılmaz başarılar elde etti ama ne pahasına?

Antibiyotiklere direnç, sürekli mutasyona uğrayan virüsler ve ilaç bağımlılığının yıkıcı sonuçları…

Hepsi günümüz tıbbının bir parçası.

Her türlü acıya ilaçlarla çare ararken, aşırı “tıbbileştirilmiş” olmuyor muyuz?

Astronomik maliyetler küresel eşitsizliği daha da körüklemiyor mu?

Modern tıp bizi nerede ve nasıl başarısızlığa uğrattı?

Sheather ‘Tıp Bizim İçin Hâlâ Yararlı mı?’ adlı bu önemli çalışmasında, modern tıbbın durumunu araştırıyor, tıp ve sağlık uygulamalarının etiğini ve bunların modern yaşam üzerindeki etkisini inceliyor.

  • Künye: Julian Sheather – Tıp Bizim İçin Hâlâ Yararlı mı?, çeviren: Eda Açanal, Hep Kitap, sağlık, 144 sayfa, 2021

Barbara Natterson-Horowitz ve Kathryn Bowers – İnsan Denen Hayvan (2021)

Sağlık ve hastalık konusunda hayvanlardan neler öğrenebiliriz?

Kardiyolog Barbara Natterson-Horowitz ve hayvan davranışı uzmanı Kathryn Bowers bu muhteşem çalışmalarında, insan sağlığı ve hayvan sağlığı arasında çok enteresan bağlantılar keşfediyor.

Kitap bu bağlamda, kanserden kalp krizine, cinsel yolla bulaşan hastalıklardan yeme bozukluklarına, ruhsal bozukluklardan kendine zarar vermeye pek çok hastalığı konu ediniyor.

Kitabın yazarlarından Natterson-Horowitz’in yavru bir tamarin maymununa kalp ameliyatı yaptıktan sonra tıbba bakışı tümüyle değişmiş.

Bu süreçten sonra insanlardaki sağlık sorunlarının hayvanlarda da görülüp görülmediğini araştırmaya başlayan yazar, insan tıbbıyla hayvan tıbbı arasındaki kopukluğun giderilip daha kapsayıcı bir yaklaşım benimsenmesi gerektiğine ikna olmuş.

İşte bu kitap da, tam da böyle bir hedefle kaleme alınmış ve insan sağlığıyla hayvan sağlığı arasındaki çarpıcı paralelliklere dikkat çekerek tıpta insanmerkezciliğin aşılması çağrısında bulunuyor.

  • Künye: Barbara Natterson-Horowitz ve Kathryn Bowers – İnsan Denen Hayvan: Hastalıkta ve Sağlıkta Hayvanlardan Öğrenebileceklerimiz, çeviren: Şiirsel Taş, Metis Yayınları, bilim, 368 sayfa, 2021

Özen B. Demir – Pandemi: Salgının Medikopolitiği (2020)

Koronavirüs hayatımızı kökten dönüştürdü ve göründüğü kadarıyla dönüştürmeye de devam edecek.

Dünyayı alt üst eden Covid-19’u, işin merkezinde yer alan birisinden duymaya ne dersiniz?

Bir acil servis hekimi olan Özen Demir, bize bu konuda merak edilen her şeyi açıklıyor.

Demir, koronavirüs olgusunu kamu sağlığı, klinik pratik, istatistiksel yordamlar, biyoekonomi, toplumsal ekoloji, salgınlar tarihi, biyopolitik prosedürler, bulaşıcı hastalıklar antropolojisi gibi farklı açılardan tartışıyor.

Konuyu “risk” ve “belirsizlik” eksenine ele alan Özen, mevcut krize dair temel tartışmaları sunduğu gibi, salgının toplumsal bağlamları, siyasal yansımaları ve bedensel serüvenleri üzerine de bizi aydınlatıyor.

‘Pandemi’, yaşadığımız süreci daha iyi kavramak ve gelecekte bizi nelerin beklediği üzerine düşünmek isteyen her okurun muhakkak okuması gereken bir çalışma.

  • Künye: Özen B. Demir – Pandemi: Salgının Medikopolitiği (Covid-19 Kronikleri), Nota Bene Yayınları, sağlık, 464 sayfa, 2020

Gavin Francis – Metamorfoz (2020)

Gavin Francis’i, 2017’de Türkçeye kazandırılan ve doğanın yarattığı olağanüstü makinelerden biri olarak insan vücudunu anlattığı ‘İnsan Vücuduna Seyahat’ ile biliyoruz.

Yazar bu sefer de, sürekli bir değişim halinde olan insan vücudunun hikâyesini anlatıyor.

Francis bunu yaparken de, bizzat hekimlik hayatı boyunca yaşadığı deneyimlerden yola çıkıyor.

‘Metamorfoz’da Francis, klinik tecrübelerinden edindiği vakaları, tıp tarihinden, sanattan, edebiyattan ve mitolojiden öykülerle bir araya getirerek, neden insan olmanın özünde değişimin yattığını anlatıyor.

Charles Darwin ‘Türlerin Kökeni’nde, “Öylesine basit bir başlangıçtan, en güzel ve en muhteşem sonsuz sayıda biçim evrilmiştir ve evrilmektedir.” demişti.

Biyoloji, psikoloji ve felsefe gibi farklı disiplinlerden yararlanan bu kitap da, tıp ve değişen insan bedeniyle ilgili öyküler sunarak bu sözün gerçekliğini bir kez daha teyit ediyor.

  • Künye: Gavin Francis – Metamorfoz: İnsan Vücudunda Değişimin Öyküsü, çeviren: Şiirsel Taş, Domingo Kitap, tıp, 304 sayfa, 2020