Tuğba Yürük Ekşioğlu – Sömürgeden İç Savaşa (2025)

Tuğba Yörük Ekşioğlu’nun kaleme aldığı bu çalışma, Cezayir’de İslamcılığın dönüşümünü tarihsel bir perspektifle analiz ediyor. Yazar, 2019 yılında Cumhurbaşkanı Abdülaziz Buteflika’nın istifasına yol açan barışçıl halk hareketlerinde İslamcı yapıların gözle görülür biçimde geri planda kalışını sıradan bir detay olarak görmüyor. Aksine, bu durumu, Cezayir’in kendine özgü tarihsel ve siyasal bağlamında anlamlandırmaya çalışıyor. 1990’lı yıllarda yaşanan kanlı iç savaşın ardından İslamcı aktörlerin zayıflayan meşruiyeti ve toplumsal karşılığı üzerine kapsamlı bir değerlendirme sunuyor.

Kitap, radikalizmi yalnızca dini inançlara bağlayan kültüralist yaklaşımlarla, kısa vadeli siyasi analizlerin ötesine geçiyor. Ekşioğlu, İslamcı ideolojinin zamanla geçirdiği dönüşümleri üç aşamada ele alıyor: rasyonalist, devletçi ve kimliğe dayalı. Bu yaklaşım, hem küresel sistemin hem de yerel özgünlüklerin İslamcı hareketler üzerindeki etkisini bütüncül bir biçimde açıklıyor. Cezayir özelinde ise İslamcılığın biçimlenişini Arap milliyetçiliği, sosyalizm ve İslam arasında kurulan tarihsel gerilimler üzerinden tartışıyor.

Yazar, Fransa’nın Cezayir’de uyguladığı yerleşimci sömürgeci düzenin toplumda yarattığı yapısal bölünmenin, sonrasında rantçı devlet eliyle yeniden üretildiğini ve bu koşulların iç savaşın zeminini oluşturduğunu ileri sürüyor. Kitap, Cezayir siyasetinde süreklilik ve kırılmaları, sadece ideolojiler üzerinden değil, yapısal koşullar ve toplumsal hafıza üzerinden de okuyor. Tuğba Yörük Ekşioğlu’nun bu eseri, İslamcılığı dar tanımların ötesine taşıyor ve Cezayir örneğinden yola çıkarak İslam dünyasındaki dönüşümlere dair derin bir perspektif sunuyor.

  • Künye: Tuğba Yürük Ekşioğlu – Sömürgeden İç Savaşa: Cezayir’de Devlet İnşası ve İslamcılık, İmge Kitabevi, inceleme, 379 sayfa, 2025

Mustafa K. Erdemol – Veliahtın Gölgesinde Suudi Arabistan (2024)

Kurulduğundan beri yıkılması beklenen bir krallık Suudi Arabistan.

Oysa Arapçılık, milliyetçilik, sosyalizm gibi
 büyük hareketlenmelerin hepsinden sağ salim çıkabildi.

Tüm Arap coğrafyasını saran Arap Ayaklanmaları’ndan da
 zarar görmedi.

Petrole dayalı ekonominin gelirlerini, eşit olmasa da, halkla paylaşması, yani sürekli rıza üretmesi yıkılmamasında etkili.

Siyasi kurumların dinle ortaklık yaptığı Suudi Arabistan aslında her yönüyle şaşırtıcı bir ülke.

Parçalanmasına yol açacak bölgesel farklıklara sahip olmasına rağmen birliğini korumayı bugüne kadar başardı.

Bu kitapta tarihsel arka planıyla Suudi Arabistan Krallığı’nın iç-dış politikası, bulunduğu bölge ile dünyadaki ağırlığı etraflıca ele alınıyor.

Son derece şaşırtıcı bir Suudi toplumunun anlatıldığı kitapta, hatırı sayılır bir komünist hareketin varlığına da değiniliyor, LGBT bireylerinin mücadelesine de.

Kitap, son dönemin en merak edilen ülkelerinden birini anlamak için bir başlangıç kılavuzu kabul edilmeli.

  • Künye: Mustafa K. Erdemol – Veliahtın Gölgesinde Suudi Arabistan: Dördüncü Krallığa Doğru, Yazılama Yayınları, inceleme, 444 sayfa, 2024

Katja Hoyer – Kan ve Demir (2024)

1871’den önce Almanya henüz bir ulus değil, sadece bir fikirdi.

Otto von Bismarck, “Devrin büyük meseleleri müzakerelerle ve çoğunluğun tercihleriyle değil, demir ve kanla karara bağlanacak.” demişti.

Bismarck’ın önünde zorlu bir görev vardı.

Otuz dokuz ayrı devlet tek bir Kayser’in hükmü altına nasıl girebilirdi?

Birleşebilse bu genç Avrupa ulusu Britanya ve Fransa imparatorluklarına rakip olacak güce sahip olabilir miydi?

Yoksa böyle bir gaye bu ulusun sonunu mu getirecekti?

Katja Hoyer, modern tarihin akışını değiştirecek elli yıllık bir macerayı kitabına konu ediyor.

Bismarck’ın Realpolitik’inden II. Wilhelm’in Weltpolitik’ine Alman İmparatorluğu’nun kan ve demirle geçen bir devrini akıcı bir şekilde okura sunan bu kitap 20. yüzyılın insanlık felaketlerini anlamak için bir rehber.

  • Künye: Katja Hoyer – Kan ve Demir: Alman İmparatorluğu’nun Yükselişi ve Çöküşü (1871-1918), çeviren: Sinan Çakır, Vakıfbank Kültür Yayınları, tarih, 272 sayfa, 2024

David W. Lesch – Suriye (2024)

 

Arap Baharı’nın özgürlükçü söylemi Suriye’ye de ulaştı ve sonucunda iç savaşa yol açtı.

Bundan en çok etkilenen ülkelerin başında da Türkiye var.

Son 10 yıldır Türkiye’nin siyasi iklimini, çalışma hayatını, ekonomisini, güvenlik politikasını, sosyal hayatını vd. etkileyen en önemli unsurların başında Suriye geliyor.

Ancak hem tarihî hem de kimi kültürel bakımlardan yakın komşumuz hakkında Türkiye literatüründe objektif çalışmalar bir elin parmaklarını bile geçmiyor.

Uluslararası üne sahip Suriye uzmanı David W. Lesch, titizlikle kaleme aldığı Suriye’de okuyucuyu, Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminden günümüzdeki iç savaşa kadar Suriye tarihinin son yüz yılında aydınlatıcı bir yolculuğa çıkarıyor.

Kitap Suriye’nin bir ulus olarak ne olduğu, nereden geldiği ve Suriye’nin bağımsızlığını kazanmasından bu yana liderlerinin yaptığı seçimlerle ilgili temel soruları yanıtlıyor.

Lesch okuyucuyu Suriye’deki muhalefetin ve iç savaşın ilk günlerine kadar götürüyor, öncelikle güncel olayların arka planında yaşananları ortaya sermeye gayret ediyor.

David W. Lesch, Suriye’nin siyasi tarihinin objektif ve gerçekçi bir dökümünü çıkarmayı ve “ülkenin zengin ve çok kültürlü tarihî bir harmandan Avrupa dayatmasıyla gelişen yapaylığa ve bağımsızlık sonrası dönemin politik-jeostratejik zorluklarından tek partili askerî diktatörlüğe, trajik bir iç savaşın patlak verdiği sosyoekonomik ve politik ortama gidişinin genel hatlarını çizmeyi” amaçlıyor.

  • Künye: David W. Lesch – Suriye, Liberus Yayınları, inceleme, 156 sayfa, 2024

Cevdet Kadri Kırımlı – Çin Mucizesinin Sonu mu? (2023)

‘Çin Mucizesinin Sonu mu?’, bugünkü Çin’i farklı yönleri ve yakın geçmişi ile anlamaya yönelik bir el kitabı.

Cevdet Kadri Kırımlı, Çin hakkında doğru bilinen yanlışları açıkladığı bu kitabında, bu gizemli ülke hakkında bütüncül bir değerlendirme sunuyor.

Kırımlı, Çin’in sadece siyasal gelişme seyrini, ekonomik büyüme dinamiğini, toplumsal hayatını tasvir etmekle kalmıyor, Çin’in zihniyet dünyasını inceliyor.

Afyon Savaşları’ndan bağımsızlığa, Kültür Devrimi’nden “Mao2.0”a…

Her yerde hazır ve nazır partinin krizinden, ekonomik büyüme krizine, nüfus krizine…

Fotoğraflar, grafikler ve canlı gözlemlerle…

‘Çin Mucizesinin Sonu mu?’, tam anlamıyla bir Çin’i anlama kılavuzu.

Kitaptan bir alıntı:

“Napoléon’un ‘Çin uyuyan bir aslandır, bırakalım uyusun, uyandığında dünyayı titretecek,’ dediği rivayet edilir. Bir de geçmişi 14. yüzyıla kadar giden ‘kâğıttan kaplan’ var. Mao ilk kez 1956 yılında Amerika için kullanmaya başlayarak bu Çin deyişinin bütün dünyada tanınmasını sağlamıştı. Yeni dönemde rejimin içeride baskıcı karakteri, dış ilişkilerde ise şahin ve müdanasız tavrı… ülke içinde ve dışında gerginliklere, hatta sıcak temasa yol açar mı? ‘Çin Mucizesi’nin sonu mu yoksa her şey asıl şimdi mi başlıyor? Dünyayı titretecek bir aslan mı olacak, kâğıttan kaplan mı?”

  • Künye: Cevdet Kadri Kırımlı – Çin Mucizesinin Sonu mu?: Uyuyan Aslan, Kâğıttan Kaplan, İletişim Yayınları, inceleme, 208 sayfa, 2023

Ren Xiaosi – Çin Rüyası (2022)

Çin Rüyası sözü ilk kez Kasım 2012’de Xi Jinping tarafından dillendirildi.

Amacı sadece Çin’in aldığı yolu işaret etmek değil, sömürge sürecinden geçmiş ya da yarı sömürge ülkelere de ilham vermekti.

İşgale uğrayan her halk, bir aşağılanma ile karşı karşıya kalır.

Bu algı, halkın mücadele ve özgüvenini erozyona uğratır.

1840 Afyon Savaşı’ndan sonra Çin’in de yaşadığı süreç budur.

Ancak üzerinden bu ötekileştirmeyi atan Çin, mesafe kat etmek için hangi yollardan yürüdü, nasıl mücadele etti; bahsedilen rüya budur.

Çin’in özellikle son senelerde gösterdiği çıkış, doğal olarak bazı çevreleri tedirgin etti.

Çin’in bir tehdit, gelecekte batı toplumunun yerini ikame edecek bir güç olacağı algısı yaygınlaştı.

‘Çin Rüyası’ bu düşüncede olanlara cevap veriyor.

Alışılagelmiş ve sömürü üzerine kurulmuş günümüz modern dünyasına, alternatif bir yaşayış ve ilişkiler ağı sunuyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Çinlilerin her zaman büyük hayalleri olmuştur. Kağıt yapımı, barut, taşınabilir daktilo ve pusula gibi eski icatlar, yenilik, bilim ve teknolojiye yaptığı modern katkılar kendi halkına ve dünyanın geri kalanındaki halklara fayda sağlamıştır. Ulusal istikrar, barış ve halkın refahı için uğraşmanın yanında Çin Rüyası küresel barışı da aktif olarak destekliyor.”

  • Künye: Ren Xiaosi – Çin Rüyası: Çin ve Dünya’nın Geri Kalanı İçin Ne Anlama Geliyor?, çeviren: Daniyar Kassymov, Yeni İnsan Yayınevi, inceleme, 128 sayfa, 2022

August Hermann Francke – Tibet Kültürü (2022)

Bir Batılı Tibetolog ve seyyahın gözünden, Himalayaların mistik ülkesi hakkında her şey…

Yüksekliği nedeniyle “Dünyanın Çatısı” olarak da anılan Tibet, köklü tarihi, doğal güzellikleri, ruhani bir sığınak oluşu gibi pek çok özelliğiyle uzun zamandır tüm dünyanın ilgisini çekmektedir.

Bununla beraber elimizde Tibet hakkında ayrıntılı bir kaynak bulunmamaktadır.

Alman Tibetolog August Hermann Francke, eski Tibetçe metinleri çevirerek elde ettiği bilgileri, Tibet’te yaşadığı yıllardaki gözlemleri ve araştırmalarının sonuçlarıyla bir araya getirerek Tibet’e dair en kapsamlı çalışmalardan birini ortaya koyuyor.

Ve ortaya hem ayrıntılı hem de güvenilir bir kaynak kitap çıkıyor.

‘Tibet Kültürü’, dünyanın çatısında yaşayan bu barışçıl toplum hakkında bilinmeyenleri ve merak edilenleri, akıcı ve anlaşılır bir şekilde anlatıyor.

  • Künye: August Hermann Francke – Tibet Kültürü, çeviren: Cemal Can Tarımcıoğlu, Maya Kitap, inceleme, 160 sayfa, 2022

Abbas Amanat – Modern İran Tarihi (2022)

Modern İran kültürü, tarihi ve siyaseti üzerine arşivlik bir çalışma.

Abbas Amanat, 976 sayfalık bu kapsamlı kitabında, yirminci yüzyıla yoğunlaşarak İran’ın inişli çıkışlı hikâyesinin zengin bir fotoğrafını çekiyor.

‘Modern İran Tarihi’, alışılmış yüzeysel bir tarih anlatımı değil, bir ulusun hikâyesinin derinlikli araştırması.

Bazılarını yüzlerce yıl öncesindeki şartların şekillendirdiği olaylara, kurumlara ve insanlara aydınlatıcı bir bakış sunuyor.

Yazar, arka planda hanedan değişimlerini, devrimleri, iç savaşları, işgali ve İslam Cumhuriyeti’nin yükselişini incelerken İran’ın farklı halklarının ve ekonomilerinin karmaşık tarihini ele alıyor.

Amanat, modern İran’da ve dünyada kalıcı etkileri olan olayları kronolojik ve tematik yaklaşımı bir arada kullanarak inceliyor.

Zengin tarih yazımına ve yirminci yüzyıla yoğunlaşarak İran’ın kültürü ve siyaseti üzerine eğiliyor.

Siyasi tarih, Amanat’ın on yıllardır süren araştırma ve çalışmalarının lokomotifi ve kitabın ana temasını oluşturuyor.

Kitap farklı katmanlarda edebiyat, müzik, sanat, ideoloji-din, ekonomi-toplum, kültürel kimlik ve gelenek tartışarak okuyucuya yeni alanlar sunuyor.

  • Künye: Abbas Amanat – Modern İran Tarihi, çeviren: Saner Sarı, Doruk Yayınları, tarih, 976 sayfa, 2022

Helwig Schmidt Glintzer – Eski Çin (2022)

Bugünkü Çin’in dinamiklerini daha iyi kavramak isteyen okurlara bu kitabı öneriyoruz.

Helwig Schmidt Glintzer, Antik dönemlerden 19. yüzyıla uzanarak yüzyıllar boyu “izole olmuş” ülkenin siyasi, ekonomik ve toplumsal tarihi hakkında önemli bilgiler veriyor.

Kitap, her şeyden önce Çin’in bugünkü dinamiklerini anlaşılır kılan belli başlı gelişmeleri göstermesiyle önemli bir boşluğu dolduruyor.

Yüzyıllar boyu Çin, gerek yakın komşularıyla gerekse de uzak komşularıyla yaşadığı birtakım problemlerle gündeme gelmiş ancak kendi içindeki sorunlar genel anlamda dünyayı ilgilendirmediğinden pek itibar görmemişti.

Oysa Çin, asırlardır kültürü, tarihi ve coğrafyasıyla birçok araştırmanın odak noktası olmuştur.

Günümüzde hammadde ve üretim dendiğinde akla ilk gelen ülke olan Çin, kuşkusuz dev bir ekonomi olmanın çok ötesinde, birçok halkı ve kültürü bünyesinde barındırarak bir medeniyet olma özelliğini de hâlihazırda devam ettiriyor.

Bu itibarla, bu “izole olmuş” medeniyete kısa bir bakış atmak, dahası belli başlı özelliklerini bilmek, şüphesiz küreselleşen dünyada okuyucuya bir avantaj sağlayacaktır.

  • Künye: Helwig Schmidt Glintzer – Eski Çin: Başlangıçlardan 19. Yüzyıla Kadar, çeviren: İclal Cankorel, Runik Kitap, tarih, 129 sayfa, 2022

John Kampfner – Almanlar Neden Daha İyi Yapıyor? (2022)

Almanya her ne kadar bizi kıskansa da, iş etiğiyle olsun eşi görülmemiş başarılarıyla olsun dünyanın örnek ülkelerindendir.

İngiliz gazeteci John Kampfner, kendini küllerinden yeniden doğurmuş bu ülkeyi başarılı kılan unsurlara yakından bakıyor.

Herkesin aklında aynı sorular:

  • Almanlar neden daha iyi yapıyor?
  • Önceki yüzyılı iki büyük yenilgi ve hatta bölünmeyle kapatmasına karşın tüm dünyaya örnek teşkil edecek bir hız ve sağlamlıkla kendini yeniden var eden bu “gizemli” ülkenin sırrı ne olabilir?
  • Omuzlarında geçmişin büyük yükleriyle bu yaralı toplum tüm dünyada yükselen salgın, iklim krizi ve savaş gibi muazzam tehlikeler karşısında ne hissediyor ve çözümü nerede arıyor?

‘Almanlar Neden Daha İyi Yapıyor?’, çokkültürlü yapısı, umut vadeden start-upları, şaşkınlık yaratan iş etiği ve kendine has çözümler üretme kapasitesiyle 20. yüzyılın en çalkantılı ülkelerinden Almanya’yı objektif, samimi ve adil bir değerlendirmeden geçiriyor.

Kampfner Avrupa’nın kalbindeki bu başarılı ülkede herkesin merak ettiği cevapların peşine düşüyor.

Kitap, yaşamakta olduğumuz bu milliyetçilik, aydınlanma karşıtlığı ve korku çağında Almanya’nın dünyaya kazandırabileceği daha pek çok şeyin olabileceğini gözler önüne seriyor.

  • Künye: John Kampfner – Almanlar Neden Daha İyi Yapıyor?: Gelişmiş Bir Ülkeden Notlar, çeviren: Nermin Mollaoğlu, İthaki Yayınları, inceleme, 312 sayfa, 2022