Ziyad Marar – Beni Yargıla-ma (2024)

Herkes yargılanmaktan endişe duyar.

Aptalca bir tweet harika bir kariyeri yok edebilir, dikkatsiz bir görüntü bir sarsılmaz sanılan itibarı mahvedebilir.

Yine de yargılanma kaçınılmazdır; yargılamadan ve yargılanmadan sosyal varlıklar olamayız.

Bu nedenle yargılanmaktan kaçmak hayalden başka bir şey değildir.

Hiç yargılamadan/yargılanmadan anlamlı bir hayat nasıl sürdürülebilir?

Zaman zaman acı verse de başkalarının bizi yargılaması, aslında önemli olduğumuzun bir göstergesidir ve bazen de haklı olduğumuzun onaylanması için gerekli bir yoldur.

Ancak diğer yandan; yanlış değerlendirmeler, arzular ve sosyal alandaki yanlış adımların hepsi bir yanlış anlaşılma ağı örüp günlük hayatlarımız içinde bizleri gölgeleyerek izole eder.

Ortak düşünce ve beklentiler yolunda parmak uçlarımıza basarak ilerlerken kötü şekilde yargılanma tehdidi başımıza bela olur ve pek çok sosyal acı yaşamamıza yol açar.

Garip biri olarak algılanacağımızla ilgili endişeler, utanç ve suçluluk duygusu ve buna eşlik eden diğer faktörler bunlarla baş etmek için kendimizi gizlememize sebep olur.

Konuşmalarımızı ya da davranışlarımızı örteriz.

Ziyad Marar, ‘Beni Yargıla-ma: Yanlış Anlaşılmanın Değeri’ kitabında sıra dışı örneklerle ilginç bir konuyu ele alıyor ve etkileyici bir okuma deneyimi sunuyor.

Psikoloji, felsefe, sahne sanatları, şiir ve edebiyattan sıkça referanslar sunan Marar, ulaşma ve bağ kurma ihtiyacımızı ciddiye alan ve geçici de olsa umudun yeşerebileceği bir dünya ortaya koyuyor.

  • Künye: Ziyad Marar – Beni Yargıla-ma: Yanlış Anlaşılmanın Değeri, çeviren: Çiğdem Köfüncü, The Kitap Yayınları, psikoloji, 240 sayfa, 2024

Halik Kochanski – Direniş (2024)

‘Direniş’, farklı mecralarda, farklı koşullar altında, fakat aynı inançla yürütülmüş bir mücadelenin anlatısıdır.

Halik Kochanski bu büyüleyici ve ürkütücü çalışmasıyla okuru Nazi işgali altındaki Avrupa’da vahşete karşı direnişe geçmeye karar verenlerin kalbini dinlemeye, bıçak sırtı bir hayat süren direnişçilerle hemhal olmaya davet ediyor.

Küçük direniş gruplarının zorlu eylemlere nasıl atılabildiğini meseleyi romantikleştirmeden aktaran yazar, direnişçinin hem kendilerinin hem de sevenlerinin ölümüne sebep olabilecek görevlere hangi duygularla talip olduğunu tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyor.

‘Direniş’, sıradan insanların Nazi barbarlığına karşı yürüttüğü görkemli mücadelenin kitabı.

Avrupa’nın boyunduruk altına alınmış halklarının karşı saldırıya geçme yollarını mükemmelen anlatan ve efsaneleri yıkan ‘Direniş’, gözü pekliğe, olağanüstü cesarete ilişkin öykülerle örülü.

  • Künye: Halik Kochanski – Direniş: Avrupa’da Yeraltı Savaşı 1939-1945, çeviren: Abdullah Yılmaz, Alfa Yayınları, tarih, 984 sayfa, 2024

Annabel Abbs – Uykusuz (2024)

Yazar Annabel Abbs, 2020 yılının kış aylarında art arda sarsıcı kayıplar yaşadı.

Önce üvey babasını, ardından öz babasını kaybeden Abbs, son olarak çok sevdiği köpeğinin acısını yaşadı.

Keder, onu uyuyamaz hâle getirmişti.

Bu aslında alışılmadık bir durum değildi onun için; ömrünün büyük bölümünde uykusuzluk çekmişti.

Fakat bu defa sürpriz bir keşifle aydınlandı, gece ona hediyeler sunuyordu.

Uykusuz geceler, onun için kocaman bir sığınak hâline gelivermişti.

Bu andan itibaren uykusuzluğuyla savaşmayı bırakan yazar, gizemli ve baştan çıkarıcı bir dünyanın içine girdi: Gece Benliği.

Bu eşsiz tecrübenin ardından karanlık, onun için olumsuz anlamını artık yitirmişti.

Karanlık yaratıcılık demekti, özgürlüğün ve düşüncenin sonsuz sınırlarını keşfetme yolculuğuydu.

Gece Benliği, uykusuzluğun ya da karanlıktan korkmanın bir işareti değil, ilgi çekici bir güç kaynağıydı.

Annabel Abbs, ‘Uykusuz: Gece Uykusuzluğunun Yaratıcı Gücü’ kitabında uykusuz gecelerde yaratıcılıklarının zirvesine çıkan ve bir tür şifa bulan Lee Krasner, Joan Mitchell, Louise Bourgeois, Katherine Mansfield, Virginia Woolf, Laura de Cereta ve daha onlarca kadını anlatıyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Uyku benden kaçmaya devam etti ama bunun pek de bir önemi yoktu. Işık ve gürültünün yokluğunda, başka bir Benliğin kıpırdanışını hissettim. Bu limbik, uyanık gece saatlerinde Gece Benliğimle ilk defa karşılaştım.”

  • Künye: Annabel Abbs – Uykusuz: Gece Uykusuzluğunun Yaratıcı Gücü, çeviren: Selin Saraçoğlu Bayraklı, The Kitap Yayınları, inceleme, 272 sayfa, 2024

Ernst Bloch – Thomas Münzer (2024)

Yirminci yüzyıla yön veren filozoflardan Ernst Bloch, yola koyuluşun, hareketin, direncin ve öngörü bilincinin düşünürüydü.

Onun umut, dimdik yürüme ve somut ütopya ana-motifleri çalkantılı 1960’ların tartışmalarına da nüfûz etti.

Bloch’la birlikte, felsefi düşüncenin keşfedilenin haritasını çıkarmaktan daha fazlasını ifade ettiğini öğrenebiliriz.

Yaşanan ânın karanlığı ve henüz-olmamanın ontolojisi, “bir tür” aklın kural-koyucu düzenlemesine izin vermeyen ve çağdaş toplumdaki derin değişimler karşısında yeni bir ışıkta ortaya çıkan düşünce kategorilerini ifade eder.

Bloch’u (tekrar) okumanın zamanı geldi.

Felsefenin temel soruları ile toplumun ve kültürün sorunları üzerine ortaya koyduğu düşünceler sizi bunu yapmaya davet ediyor.

‘Thomas Münzer’, alışılagelmiş bir biyografi değil kesinlikle.

Bloch’un izini sürdüğü büyük Alman köylü savaşında Münzer’in somut teolojik talebi, coşkulu, radikal demokratik ve geleceğe ait, henüz sırası gelmemiş bir tarihselliği içerir.

Yenilgiye rağmen umudun yaşadığı, resmî kiliselerle karşılaştırıldığında önümüzü meşale gibi aydınlatan bir karizmada belirginleşen somut bir ütopya.

  • Künye: Ernst Bloch – Thomas Münzer: Devrimin Teoloğu, çeviren: Tarık Kayakan, Ayrıntı Yayınları, biyografi, 224 sayfa, 2024

Norberto Bobbio, Maurizio Viroli – Cumhuriyet Düşüncesi (2024)

Cumhuriyetçi düşünce, otoriter yönetimlerin ve liderlerin “alıcı bulduğu” bugünün toplumlarında muhalefetin gündemine gitgide daha çok giriyor. Kamusal alan, yurttaşlık erdemi ve yurtseverlik, muhalifler açısından yeniden dönüp bakılması gereken referanslar olarak öne çıkıyor.

‘Cumhuriyet Düşüncesi’, Maurizio Viroli ve Norberto Bobbio’nun 21. yüzyılın toplum hayatı ve politik sorunlarıyla bağ kurulup okunabilecek, eşine az rastlanan olgunlukta bir entelektüel diyalog.

Aynı zamanda, aktüalitenin hızıyla yolunu yönünü kaybedenlere bir soluklanma, durup yeniden düşünme, etik ve politik sorunların köklerini keşfetme çağrısı.

Cumhuriyetçi geleneğin temel varsayımlarını ve önerilerini cumhuriyetçilik, yurtseverlik, yurttaşlık erdemi, haklar, ödevler, din, Tanrı, demagoglar, siyasi partiler etrafında gezinerek gündemleştiren canlı ve dinamik bir tartışma.

Kitaptan bir alıntı:

“Cumhuriyetçilik idealleri aslında sağın kültürel modellerine bir alternatif oluşturmaktadır. Sağ siyasal hareketler ve partiler özgürlük fikrini bireysel eylemin önünde engellerin bulunmaması olarak ele alırken, cumhuriyetçilik taraftarları gerçek siyasal özgürlüğün, tahakküm biçimlerinden özgürleşme, ya da başka bir deyişle, diğer bireylerin keyfî iradelerine bağımlılıktan özgürleşme olduğunu savunurlar. Sağ, yasaları özgürlüğe yönelik bir kısıtlama olarak algılar; cumhuriyetçilik ise yasaları özgürlüğün en zorunlu temeli olarak algılar.”

  • Künye: Norberto Bobbio, Maurizio Viroli – Cumhuriyet Düşüncesi, çeviren: Mehmet Yetiş, İletişim Yayınları, siyaset 142 sayfa, 2024

Kolektif – Eğitim, Devlet, İnsan (2024)

‘Eğitim, Devlet, İnsan’, 100 yılın Türkiye eğitim gerçekliğini ve birikimini, Türkiye’deki kapitalizmin ayrımcı ve eşitsiz eğitim pratiklerini, sorun yumaklarını, bu birikimin toplumsal, tarihsel dinamiklerini analitik ve tarihsel süreç içinde anlaşılır kılmaya çalışıyor.

Kitaptaki yazılar, Türkiye’de eğitim düzeninin önemli alt alan ve boyutlarını ve bunlarla ilgili eğitim politikalarını toplumdaki egemenlik ve güç ilişkilerinin karmaşık yapısı içinde ve sınıflar ve egemenlik ilişkileri ile olan yakın bağlarını açığa çıkararak irdeleyen ve tartışan makalelerdir.

Toplumu şekillendirmekte önemli rol oynadığını kabul ettiğimiz eğitim alanında nelerin hayata geçirilip, nelerin hiç yapılmadığını, ihmal edildiğini görebilmek, yani uygulanan eğitim politikalarını deşifre etmek için eğitim konularını derinliğine anlamak akademi dünyası için olduğu kadar, eğitim düzenini hak temelli anlamak, eşitlik ve dönüştürme mücadelesi için de hayati önemdedir.

Bu kitabın sistemin nasıl işlediğinin anlaşılması ve dönüştürülmesi mücadelesine katkıda bulunmasını diliyoruz.

  • Künye: Kolektif – Eğitim, Devlet, İnsan, derleyen: Fatma Gök, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, eğitim, 714 sayfa, 2024

Suraiya Faroqhi – Osmanlılar ve Bâbürlüler (2024)

Birbirinden binlerce kilometre uzak mesafede iki büyük imparatorluk… Osmanlı ve Bâbürlü İmparatorlukları, erken modern dünyada geniş toprakları, çok kültürlü yapıları ve güçlü ordularıyla dünya tarihine damgasını vurdular.

Fatih Sultan Mehmet’ten Bâbür Şah’a, Kanuni Sultan Süleyman’dan Ekber Şah’a birçok önemli hükümdar tarafından yönetildiler, Sultan Ahmet Camii’nden Tac Mahal’e benzersiz mimarileriyle ön plana çıktılar.

  • Osmanlı ve Bâbürlü İmparatorlukları nasıl bu kadar uzun süre hüküm sürdü?
  • Osmanlı ve Bâbürlü sultanlarının benzerlikleri ve farklılıkları nelerdi?
  • Osmanlılar ve Bâbürlüler birbirlerine nasıl bakıyordu?
  • Bu büyük medeniyetlerin halkları hangi sosyal ve ekonomik koşullar altında yaşadı? gibi soruların ve daha fazlasının cevabı bu kitapta.

Suraiya Faroqhi, titizlikle kaleme aldığı ‘Osmanlılar ve Bâbürlüler’de bu iki büyük imparatorluğun sosyal yapılarını, yönetim biçimlerini ve kültürel etkileşimlerini derinlemesine inceliyor.

Faroqhi; Osmanlı ve Bâbürlü İmparatorluklarının idari yapıları, merkeziyetçi politikaları, askeri güçleri ve bürokratik sistemlerinin karşılaştırmalı bir analizini sunarken imparatorlukların ekonomik altyapılarını, ticaret ağlarını ve vergi sistemlerini detaylandırılarak, bu yapıların halkın günlük yaşamına nasıl etki ettiğini ortaya koyuyor.

Kitapta, Osmanlı ve Bâbürlü saraylarında gelişen mimari, edebi ve sanatsal faaliyetler ile bu kültürel unsurların toplum üzerindeki etkileri geniş bir perspektiften anlatılırken Osmanlı ve Bâbürlü İmparatorluklarının birbirlerine bakış açıları ve aralarındaki diplomatik ilişkiler de mercek altına alınıyor.

Faroqhi, bu büyük medeniyetlerin inceliklerini ve nüanslarını anlamak için gerekli olan arka planı ve derinliği sunarak, okuyucuları tarihî bir yolculuğa çıkarıyor.

‘Osmanlılar ve Bâbürlüler’, Osmanlı ve Bâbürlü tarihine ilgi duyan herkes için eşsiz bir rehber olacak.

Suraiya Faroqhi’nın usta kaleminden bu iki büyük imparatorluğun tarihine dair yeni bakış açıları ve yorumlar bulacaksınız.

  • Künye: Suraiya Faroqhi – Osmanlılar ve Bâbürlüler, çeviren: Zeynep Yıldırım, Kronik Kitap, tarih, 560 sayfa, 2024

Nicholas Dent – Rousseau Sözlüğü (2024)

Filozofların terminolojilerini bilmek, sistemlerini ve tartıştıkları sorunlara yaklaşımlarını doğru anlamak için anahtar görevi görür.

‘Rousseau Sözlüğü’, 18. yüzyıl felsefesini ve aydınlanma düşüncesini derinden etkilemiş olan Fransız filozof Jean-Jacques Rousseau için bu görevi layıkıyla yerine getiriyor.

Tanınmış Rousseau yorumcularından Nicholas Dent’in kaleme aldığı eser siyaset, iktisat ve eğitim gibi birçok alanda eserler vermiş filozofun temel kavramlarını analiz ediyor.

Dent hazırladığı sözlükle sadece Rousseau düşüncesinin doğru anlaşılmasına katkıda bulunmuyor, aynı zamanda her bir maddeyi başka maddelere bağlayarak filozofun zihnindeki kavram ağını da ortaya çıkarıyor.

Sıra dışı hayatının özetlendiği bir girişle açılan çalışmada Rousseau’nun eserleri ve Rousseau hakkındaki çalışmaları içeren kapsamlı bir bibliyografya da bulunuyor.

  • Künye: Nicholas Dent – Rousseau Sözlüğü, çeviren: Ahmet Ayhan Çitil, Aliye Kovanlıkaya, Hasan Bülent Gözkân, Tarık Necati Ilgıcıoğlu, Vakıfbank Kültür Yayınları, felsefe, 288 sayfa, 2024

İbrahim Çiçek – İttihat ve Terakki (2024)

1889 yılında kurulan İttihat ve Terakki Fırkası, Türk demokrasi tarihinin ilk siyasi partisiydi; II. Meşrutiyet’in ilanına önayak oldu ve 1908-1918 yılları arasında kısa kesintilerle devleti yönetti.

Yapılan ilk seçimlerde özgürlükleri genişletmeyi vaat ederek iktidara geldi.

Ancak parti mensupları geçmişe oranla çok daha fazla tahammülsüz ve eleştiriye kapalı bir tutum sergiledi.

Baskı rejimine karşı çıkarak taraftar bulan ve bu sayede iktidara gelen fırka, baskı yapmaya başladı.

Genç ve idealist bir kadroya sahip olan İttihat ve Terakki Fırkası, parçalanmakta olan Osmanlı İmparatorluğu’nu kurtarmak için yola çıksa da, devlet yönetimi konusundaki deneyimsizliği ve dönemindeki iç ve dış sorunlar nedeniyle devletin yıkılışını hızlandırdı.

Yıllardır bu dönemi çalışan İbrahim Çiçek, kapsamlı bir giriş yapmak isteyen okurlar için yazdı.

  • Künye: İbrahim Çiçek – İttihat ve Terakki: İhtilaller, Cinayetler, Darbeler ve Toplumsal Olaylar (1908-1918), Alfa Yayınları, tarih, 408 sayfa, 2024

Christopher Chabris, Daniel Simons – Külyutmaz (2024)

Kimlik avı dolandırıcılığından saadet zincirlerine, sahte bilimden sanat sahteciliğine, satranç hilecilerinden kripto dolandırıcılarına ve pazarlamacılardan sihirbazlara kadar dünyamız aldatmacalarla dolu.

Külyutmaz’da çok satan kitapların yazarları psikolog Daniel Simons ve Christopher Chabris bize kandırılmaktan nasıl kaçınacağımızı gösteriyor.

Ayrıca, gördüğümüzü kabul etme ve kesinlik ile tutarlılığa aşırı değer verme eğilimimiz gibi, çoğu zaman işimize yarayan ancak bizi savunmasız kılan temel düşünme ve akıl yürütme alışkanlıklarını da tanımlıyor.

Yazarların kandırılma psikolojisi üzerine yeni bakış açılarını sundukları her bölümde, daha önce hiç duymadığınız dolandırıcılıklarla karşılaşacak ve bunlarla nasıl başa çıkacağınızı öğreneceksiniz.

Bilgilendirici ve aydınlatıcı bu kitap bizi her türlü şarlatandan koruyacak ve kendimizi düzenbazlıklara karşı çok daha güven de hissetmemizi sağlayacak.

  • Künye: Christopher Chabris, Daniel Simons – Külyutmaz: Neden Kandırılırız ve Kandırılmamak İçin Ne Yapabiliriz?, çeviren: Menekşe Arık, Say Yayınları, psikoloji, 264 sayfa, 2024