Neil McWilliam – Mutluluk Hayalleri: Sosyal Sanat ve Fransız Solu (2011)

  • MUTLULUK HAYALLERİ: SOSYAL SANAT VE FRANSIZ SOLU, Neil McWilliam, çeviren: Esin Soğancılar, İletişim Yayınları, sanat, 571 sayfa

 

Sanat ve sanat tarihi profesörü Neil McWilliam ‘Mutluluk Hayelleri’nde, radikal çevrelerde ön plana çıkışı 1830’lara denk gelen sosyal sanat kavramını, Fransız sol hareketinin belli başlı akımları üzerinden inceliyor. McWilliam, sosyal sanatın 19. yüzyılda, edebiyat ve görsel sanatlardaki radikal girişimleri kışkırtan hayati bir unsur haline geldiğini belirterek, bu dönemde ortaya çıkan görsel sanatların eleştirel analizini siyaset kuramı ve sanat eleştirisine başvurarak yapıyor. Yazar böylece sosyal sanatı, Saint-Simon ile izleyicileri, Fourieristler ve cumhuriyetçiler gibi çeşitli politik grupların stratejileri bağlamında inceliyor.

Borisoviç Lutski – Arap Ülkelerinin Yakın Tarihi (2011)

  • ARAP ÜLKELERİNİN YAKIN TARİHİ, Borisoviç Lutskiy, çeviren: Turan Keskin, Yordam Kitap, tarih, 367 sayfa

 

Sovyetler Birliği’nin, Modern Arap tarihinde önde gelen uzmanlarından olan Borisoviç Lutskiy’in, Arap ülkelerinin 16. yüzyıldan 20. yüzyıla uzanan tarihine odaklanan bu kitabı, Rus ya da Sovyet literatüründe modern dönemde, Arapların sistematik tarihinin yazılmasına yönelik ilk girişim. Marksist-Leninist bakış açısıyla kitabını yazan Lutskiy, Avrupalı güçlerin kolonyal politikalarını şiddetle eleştiriyor ve onların Doğu’daki varlıklarını bir şer olarak tanımlıyor. Yazarın, Arap halklarının kendilerini Türk paşalardan ve Avrupalı sömürgecilerden kurtarmak için verdikleri mücadeleyi coşkulu bir üslupla anlatmasının en önemli nedeni de bu.

Kojin Karatani – Derinliğin Keşfi (2011)

  • DERİNLİĞİN KEŞFİ, Kojin Karatani, çeviren: Devrim Çetin Güven ve İnan Öner, Metis Yayınları, eleştiri, 236 sayfa

 

Düşünür, edebiyat eleştirmeni ve felsefeci Kojin Karatani’nin ‘Derinliğin Keşfi’ adlı elimizdeki çalışması, bir edebiyat tarihi çalışmasından ziyade, klasik metinleri de içeren edebiyat tarihi disiplinin sağlam bir eleştirisi. Dolayısıyla burada, “modernlik ve edebiyat” alanında süregelen tartışmalar, kitabın merkezini oluşturuyor diyebiliriz. Zira Karatani, 19. ve 20. yüzyıl Japon edebiyatını yeniden yorumlayarak “modernlik”, “edebiyat”, “köken”, “devlet” ve “ideoloji”  gibi kavramları yeniden tartışmaya açıyor. Düşünür, modernitenin kökenini Batı’nın kendisinde aramaktansa, Batı-olmayanın “Batılılaşma”sı sürecinde görmeye çalışıyor.

Michael Freeman – Fotoğrafçının Gözü (2011)

  • FOTOĞRAFÇININ GÖZÜ, Michael Freeman, çeviren: Deniz Güzelgülgen, Remzi Kitabevi, fotoğraf, 191 sayfa

 

Michael Freeman, kaliteli baskısıyla dikkat çeken ‘Fotoğrafçının Gözü’nde, başarılı dijital fotoğraflar için kompozisyon ve tasarım yöntemlerini anlatıyor. Freeman, en iyi fotoğrafı elde etmenin, her zaman en iyi ekipmana sahip olmakla ilişkili olmadığı gerçeğinden hareketle, teknik ve kompozisyon anlatımları arasında iyi bir denge kuruyor. Freeman’a göre, fotoğrafçılıktaki en önemli kararlar, görüntünün kendisiyle ilgili olanlardır. Yani, fotoğrafın çekilme sebebi ve onun nasıl görüneceğine dair kaygılar, bu eylemin iyi veya kötü sonuçlanmasını birebir etkiler. Yazar bu nedenle ilk olarak, bazı kompozisyonların veya belli renk birleşimlerinin neden diğerlerinden daha etkili olduğuna odaklanıyor. Kitabın devamında da, görüntünün çerçevesinden ışık ve renk kompozisyonlarına uzanan pek çok konu masaya yatırılıyor.

Julius R. Ruff – Erken Dönem Avrupa’da Şiddet (2011)

  • ERKEN DÖNEM AVRUPA’DA ŞİDDET, Julius R. Ruff, çeviren: Didem Türkoğlu, Boğaziçi Üniversitesi Yayınları, tarih, 298 sayfa

Julius R. Ruff ‘Erken Dönem Avrupa’da Şiddet’te, Batı Avrupa’nın üç yüz yıllık bir döneminde yaşanmış şiddeti inceliyor. 1500-1800 zaman aralığına odaklanan Ruff, erken modern zamanda şiddetin doğasını ve kapsamını değerlendirip nedenlerini inceliyor, bu şiddetin 20. yüzyıldaki suç dalgasına varana kadar düşme eğiliminin başlıca sebeplerini tartışıyor. Avrupalıların saldırı, cinayet, aile içi şiddet, tecavüz ve bebek katli arasında gidip gelen şiddetini hem bireysel hem de toplumsal düzeyde ele alarak ilerleyen Ruff, dönemin kadınları ve erkekleri açısından şiddetin, çözülmesi gereken bir sorundan çok neredeyse insanlar arasındaki ilişkilerin kabul edilmiş bir veçhesi olduğunu belirtiyor. Yazar, erken modern dönemde şiddetin biçimlerini tasvir ettiği kadar, bu şiddet biçimlerinin evriminin tablosunu da çıkartıyor.

Sigmund Freud – Yanılgılar ve Düşler Üzerine (2011)

  • YANILGILAR VE DÜŞLER ÜZERİNE, Sigmund Freud, çeviren: Kâmuran Şipal, Say Yayınları, psikanaliz, 327 sayfa

 

Sigmund Freud, çağdaş Batı dünyasının toplumsal yaşamında köklü dönüşümler yaratan, insana ve topluma bakış açılarını kökünden sarsan isimlerden biri. ‘Yanılgılar ve Düşler Üzerine’ başlıklı elimizdeki kitap da, Freud’un önemli eserlerinden olan ‘Psikanalize Giriş Dersleri’nden seçilmiş derslere yer veriyor. Kitabın ilk bölümünde yanılgıları ele alan Freud, burada, konuşma ve yazıdaki dil sürçmeleri ve yanlış anlama gibi, sağlıklı kişilerin hepsinde gözlemlenebilen, bu nedenle hastalıklar arasında sayılmayan bazı olayları konu ediniyor ve bunların daha ciddi ruhsal bozukluklara dair ne gibi ipuçları verdiğini irdeliyor. Freud, düşleri değerlendirdiği kitabının ikinci bölümünde de, çocuk ve yetişkin düşlerini, düş sansürünü, düşte simgeselliği ve düşteki arkaik özellikleri, düş örnekleri aracılığıyla inceliyor.

Rıza Oylum ve Kemal Sivaslıoğlu – Ortadoğu Sineması (2011)

  • ORTADOĞU SİNEMASI, Rıza Oylum ve Kemal Sivaslıoğlu, Başka Yerler Yayınları, sinema, 185 sayfa

 

Başka Yerler Yayınları, yayımladıkları Uzakdoğu, Rus, Latin Amerika ve Alman sinemasına dair kitaplarıyla hatırlanacaktır. Bu seri, söz konusu ülke sinemaları konusunda birer rehber vazifesi görüyor. Serinin devam çalışmalarından olan ve Rıza Oylum ile Kemal Sivaslıoğlu’nun kaleme aldığı ‘Ortadoğu Sineması’ da, tarihi açıdan sürekli sıkıntılı dönemler yaşamış bir bölgeyi, sinemanın perspektifinden inceliyor. Kitabın kapsamında İran, Mısır, Irak, Lübnan, Filistin, İsrail ve Suriye sinemaları yer alıyor. Çalışmada bunun yanı sıra, Ortadoğu ülkelerindeki film festivalleri ile bölgenin öne çıkan yönetmenleri ve filmleri de ayrı başlıklar halinde değerlendiriliyor. Bu yönüyle çalışma, sinemaseverlere olduğu kadar, sinema eğitimi alanlara, sinema yazarlarına ve konu üzerinde çalışan akademisyenlere de hitap ediyor.

Cenk Reyhan ve Nizam Önen – Mülkten Ülkeye (2011)

  • MÜLKTEN ÜLKEYE, Cenk Reyhan ve Nizam Önen, İletişim Yayınları, inceleme, 664 sayfa

 

Merkezi devlet yapısının sorunlara çözüm bulmakta zorlandığı; bu nedenle yerel yönetimlere daha fazla görev, sorumluluk ve yetki verilmesinin sorunların aşılmasında önemli bir unsur olduğu, Türkiye’de uzun zamandır tartışılagelen konulardan. Bu tartışmaların 19. yüzyıldan itibaren başladığını belirten Cenk Reyhan ve Nizam Önen, ‘Mülkten Ülkeye’ isimli elimizdeki kapsamlı çalışmalarında, Türkiye’de taşra idaresinin 1839-1929 döneminde geçirdiği dönüşümleri araştırıyor. Osmanlı’nın eyaletler sisteminde meclisler; eyaletten vilayete geçişte taşra idaresindeki değişim; İkinci Meşrutiyet, Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet dönemlerinde mülki idarenin durumu, kitapta karşımıza çıkan konulardan birkaçı. Kitabın, özellikle Türkiye’de ülke yönetimi üzerine çalışacak olanlar için nitelikli bir kaynak olduğunu söyleyebiliriz.

Spinoza – Ethica (2011)

  • ETHICA, Spinoza, çeviren: Çiğdem Dürüşken, Kabalcı Yayınları, felsefe, 860 sayfa

 

‘Ethica’, tanımları, açıklamaları, önermeleri, kanıtlamaları, notları ve yoğun mantık örgüsüyle, felsefenin en sıkı ve doğal olarak en zor anlaşılan kitaplarından biri. Spinoza burada, geometrik yöntem ile mantık kurallarını kullanarak “Tanrı”, “İnsan”, Beden”, “Zihin”, “Akıl”, “Duygular” ve “Özgürlük” gibi, felsefenin konusu olagelmiş önemli kavramları tartışmaya açıyor. Spinoza’ya göre, varlıkları ilk nedenlerini göz önüne almadan bilmeye çalışmak, önyargıların oluşumuna zemin hazırlar ve önyargıların artış göstermesi sonucunda toplum, aklı bir kenara koyup batıl inançlara yönelir. Buradan yola çıkarak varlıkların ilk nedenlerini araştırmaya koyulan düşünür, söz konusu ilk neden olarak batıl inançlar yerine doğru bilgileri koyan sevgiyi, özellikle en mükemmel sevgi olduğunu düşündüğü Tanrı sevgisini görüyor.

İnci Aral – Yazma Büyüsü (2011)

  • YAZMA BÜYÜSÜ, İnci Aral, Kırmızı Kedi Yayınları, deneme, 167 sayfa

 

Roman ve öykü kitapları yayımlanmış İnci Aral, ‘Anlar, İzler, Tutkular’ başlıklı bir deneme kitabına da imza atmıştı. Aral, elimizdeki deneme kitabında da, hayatı ve insanı anlamlandırma yolu olarak yazmak konusunu, kendi yazma sürecinden yola çıkarak ele alıyor. Kitapta yazma endişesi, sözcüklerin büyüsü, yazarın yalnızlığı, yanılsama ve fantazya arasındaki ince çizgi, yazar olabilmenin kıstasları ve yazmak ile zaman arasındaki ilişki gibi keyifli konular yer alıyor. Aral ayrıca, yazarlığın öğrenilip öğrenilmeyeceği, roman sanatı, okumak ve yazmak arasındaki ilişki ve bir roman karakterinin yaratılması gibi konuları da tartışıyor.