Esther Heboyan – İstanbul Yolcuları (2007)

  • İSTANBUL YOLCULARI, Esther Heboyan, çeviren: Sosi Dolanoğlu, Aras Yayıncılık, öykü, 131 sayfa

 

‘İstanbul Yolcuları’nın yazarı Esther Heboyan, 1955 İstanbul doğumlu. Yazar 1963 yılında, henüz sekiz yaşındayken, Türkiye’den temelli ayrılıp Fransa’ya, babasının yanına gitmişti. Heboyan’ın Fransızca kaleme aldığı bu öykülerde, otobiyografik öğeler ağır basıyor. Heboyan, öykülerinin, unuttuğu Türkçe ile Ermenice’yi ve dolayısıyla da eski zamanları hatırlama isteğinin ürünü olduklarını söylüyor. Kitapta yer alan öykülerin, edebi yetkinliklerinin yanı sıra, bir zamanların Türkiye’sine ve Türkiye’de yaşayan Ermeni halkına dair önemli bir sosyal tarih okuması verdiğini de söyleyebiliriz.

Kyung-sook Shin – Lütfen Anneme İyi Bak (2011)

  • LÜTFEN ANNEME İYİ BAK, Kyung-sook Shin, çeviren: Belgin Selen Haktanır Us, Doğan Kitap, roman, 231 sayfa

 

Kyung-sook Shin ‘Lütfen Anneme İyi Bak’da, Koreli bir aileye mensup bireylerin kaybolan annelerine dair pişmanlıkla çerçevelenmiş sevgilerini hikâye ediyor. Çocuklarını ziyaret etmek için Seul’le gelen Park So-nyo isimli kadın, tren istasyonunda kaybolur. Roman, dört anlatıcı üzerinden bu kayıp olayının aile bireyleri üzerindeki etkilerini izler. Anlatıcılar So-nyo’nun kızı, ilk oğlu, kocası ve nihayet So-nyo’nun kendisidir. İlk üç karakterin ifadelerinin merkezinde de, bir annenin ve bir eşin hiçbir karşılık beklemeyen duru sevgisine duyulan özlem ve zamanında bunun değerini bilememenin pişmanlığı yer alır. Anlatımlarda ayrıca, aile bireylerinin karanlıkta kalmış sırları da adım adım ortaya çıkar. Yoğun üslubuyla dikkat çeken roman, derin aile ilişkilerini, ifade edilememiş sevginin yarattığı yıkımı anlatıyor.

Hal Niedzviecki – Ben Özelim! (2011)

  • BEN ÖZELİM!, Hal Niedzviecki, çeviren: Sibel Erduman, Ayrıntı Yayınları, inceleme, 272 sayfa

 

Hal Niedzviecki, kısa süre önce yayınlanan ‘Dikizleme Günlüğü’nün yazarı olarak hatırlanacaktır. Yazar bu kitabında, yeni iletişim teknolojilerinin toplumu nasıl değiştirdiğini, yeni kültürün seks, politika ve gündelik yaşam üzerindeki etkilerini incelemiş ve röntgenin, hayatın her alanında kendine ne denli güçlü bir mevki edindiğini ortaya koymuştu. Niedzviecki ‘Ben Özelim!’ adlı çalışmasında da, bireyliğin nasıl yeni bir konformizm haline geldiğini araştırıyor. Bir önceki çalışmasının devamı olarak düşünülebilecek kitap, “Ben özelim” anlayışının vardığı garip duraklara odaklanıyor. Niedzviecki, “yapabilirsin” ve “herkes bir yıldızdır” gibi günümüzdeki moda sloganların, bireyi gereğinden fazla şişirdiğini ve bizatihi yaşamın kendisinin bir gösteri performansı olarak algılanmasına neden olduğunu gösteriyor.

Nicholas Capaldi – John Stuart Mill (2011)

  • JOHN STUART MILL, Nicholas Capaldi, çeviren: İsmail Hakkı Yılmaz, İş Kültür Yayınları, biyografi, 445 sayfa

 

Nicholas Capaldi ‘John Stuart Mill’de, 19. yüzyılın bu en etkili İngiliz filozofunun yetkin bir biyografisini kaleme getiriyor. Bilindiği gibi Mill, metafizik, epistemoloji, ahlak, sosyal felsefe, siyaset felsefesi, din felsefesi ve eğitim felsefesinin de dahil olduğu başlıca felsefe alanlarının tümüne önemli katkılarda bulundu. Kitapta sırasıyla, düşünürün çocukluğu, gençliği, şirketteki çalışma deneyimi, yaşadığı psikolojik ve entelektüel bunalım, Harriet Taylor’la aşkı keşfedişi, geçiş dönemi makaleleri, dünya çapında başarıya kavuşması ve son yılları anlatılıyor. Bunun yanı sıra Mill’in aslında bir romantik olduğu, Capaldi’nin en dikkat çeken tezi. Yazar, Mill’in 1830’dan 1840’a kadarki dönemde babasından devraldığı radikal programı, romantik ve muhafazakâr bir çerçeve içinde korumaya çalıştığını savunuyor.

Orhan Silier (der.) – Onlar Nasıl Başardı? (2011)

  • ONLAR NASIL BAŞARDI?, derleyen: Orhan Silier, Europa Nostra İstanbul Yayınları, sivil toplum çalışmaları, 176 sayfa

 

Avrupa Kültürel Miras Kuruluşları Federasyonu (Europa Nostra), Avrupa’nın önde gelen koruma kuruluşlarından oluşan bir uluslararası merkez. Kuruluşun, Orhan Silier ve ekibi tarafından oluşturulan Türkiye ayağı da, kültürel miras alanındaki faaliyetlerin etkinleştirilip geliştirilmesi amacıyla çalışmalar yürütmüştü. Bu çalışmalardan biri, geçen yıl İstanbul’da gerçekleştirilen ve Fransız, Hollandalı, Alman ve İngiliz STK temsilcilerinin bir araya geldiği paneller dizisiydi. İşte söz konusu paneller, Silier’in derlediği elimizdeki kitapla okurlara sunuluyor. Kitapta, farklı ülkeler bağlamında sivil toplumun yüz yılı aşkın süredir yaptığı çalışmalar, karşılaşılan zorluklar ve bunların nasıl aşıldığı anlatılıyor. Yazılar, kültürel miras, müzecilik, arşivcilik, arkeoloji ve tarih eğitimi gibi geniş bir yelpazeye yayılıyor.

Hande Öğüt (haz.) – Kadın Öykülerinde Doğu (2011)

  • KADIN ÖYKÜLERİNDE DOĞU, hazırlayan: Hande Öğüt, Sel Yayıncılık, öykü, 276 sayfa

 

Doğu’nun, genel olarak dini ve mistisizmi işaret ettiği söylenir. Buna ek olarak Doğu, kadının en nefessiz bırakıldığı coğrafyalardan biri olarak da bilinir. İşte Hande Öğüt’ün hazırladığı bu kitap, otuz dört kadın yazarın Doğu’yu işledikleri öykülerinden oluşuyor. Doğulu kadınların yaşadığı büyük ezilmişlik, doğal olarak buradaki öykülerden çoğunun odak noktası. İnci Aral, Erendiz Atasü, Sezer Ateş Ayvaz, Nâlân Barbarosoğlu, Oya Baydar, Gaye Boralıoğlu, Ayşe Düzkan, Müge İplikçi, Sema Kaygusuz ve Nezihe Meriç gibi kadın yazarların öykülerini bir araya getiren kitap, Doğu’yu hem içeriden hem de farklı bir kültürel iklimden gelmiş olmanın yarattığı duygularla irdeleyen öykülerden oluşuyor. Kitap, toplumun acımasızlığı altında ezilen Şehriban’ın, Gulîzer’in, Lorîn’in, Xezal’ın ve Baveşin’in hikâyesini anlatıyor.

Georg Lukács – Goethe ve Çağı (2011)

  • GOETHE VE ÇAĞI, Georg Lukács, çeviren: Ferit Burak Aydar, Sel Yayıncılık, inceleme, 299 sayfa

 

Georg Lukács, 20. yüzyılın en önemli felsefeci, edebiyat eleştirmeni, estetikçi ve Marksist teorisyenlerinden. Lukács’ın edebiyat incelemelerindeki yetkinliğinin en iyi örneklerinden biri olan elimizdeki eser, düşünürün 1930 ve 1940’lı yıllarda kaleme aldığı makalelerden oluşuyor. Lukács burada, Alman edebiyatının önde gelen yazarlarından Goethe’nin çalışmalarını ve onların Alman kültüründeki rolünü tartışıyor. Goethe’nin yanı sıra, Schiller, Hölderlin, Schelling ve Lessing gibi Alman yazarlarının da incelendiği kitap, Alman kültürünün ve sosyal düşüncesinin evrimleşme dinamiklerini özgün bir bakış açısıyla yorumlamasıyla dikkat çekiyor.

Samet Ağaoğlu – Arkadaşım Menderes (2011)

  • ARKADAŞIM MENDERES, Samet Ağaoğlu, Yapı Kredi Yayınları, anı, 163 sayfa

 

Samet Ağaoğlu, tanınmış bir siyasetçi olmasının yanı sıra, iyi bir edebiyatçı olarak da biliniyor. Ağaoğlu, 1946 yılında Demokrat Parti’ye katılarak siyasete atılmış ve 1950 ile 1960 arasında Manisa milletvekili olarak Meclis’te yer almıştı. Aynı dönemde,  Adnan Menderes hükümetlerinde çalışma, sanayi ve devlet bakanlığı görevlerinde bulunmuş Ağaoğlu, 27 Mayıs 1960 darbesinin ardından yargılanarak ömür boyu hapse mahkum edilmişti. Ağaoğlu’nun elimizdeki anıları, birebir yaşadıkları, Adnan Menderes’in kişiliği ve 1950-1960 arasına damgasını vurmuş Demokrat Parti ekseninde, bir dönemin siyasal atmosferini ayrıntılı bir bakışla betimliyor.

Aziz Yalap – Bizim Köyün Papazıdır (2011)

  • BİZİM KÖYÜN PAPAZIDIR, Aziz Yalap, yayına hazırlayan: Antoni Yalap, İletişim Yayınları, anı, 344 sayfa

 

‘Bizim Köyün Papazıdır’, Türkiye’de Süryanı adı ile bilinen Asuri-Keldani halkının hikâyesi. Anıların sahibi Aziz Yalap, uzun yıllar Hakkari’nin Şırnak iline bağlı Uludere ilçesindeki bir Keldani köyünde papazlık yaptı. Buradaki anılar, Türkiye Cumhuriyeti’nin en karışık ve en tatsız dönemlerinden biri olan 1975-85 arasını kapsıyor. Bilindiği gibi bu dönemde, gayrimüslim vatandaşlar hem devlet hem de bölge Kürtleri tarafından ezildiler. İşte Aziz Yalap’ın anıları, gayrimüslim vatandaşların yaşadıklarını kayıt altına aldığı kadar, ülkenin yakın tarihine dair detaylar barındırmasıyla da önemli. Kitabın önsözü, Baskın Oran imzasını taşıyor.

Temuçin Faik Ertan – Atatürk Döneminde Devletçilik-Liberalizm Tartışmaları (2011)

  • ATATÜRK DÖNEMİNDE DEVLETÇİLİK-LİBERALİZM TARTIŞMALARI, Temuçin Faik Ertan, Phoenix Yayınları, polemik, 128 sayfa

 

Temuçin Faik Ertan imzalı bu kitap, Şevket Süreyya Aydemir ve Hüseyin Cahit Yalçın arasında yaşanan, devletçilik-liberalizm eksenli polemiğe yer veriyor. Tartışmayı hararetli kılan etkenlerden biri, iki ismin de birbirine zıt düşüncelere sahip oluşuydu. Yalçın, Batı düşüncesine daha açıkken, Aydemir “emperyalist” olarak tanımladığı Batı’ya mesafeli durmuştu. Polemik, Aydemir’in Kadro dergisi ile Yalçın’ın liberal eğilimli yazılara yer veren Fikir Hareketleri dergisinde gerçekleşmişti. Ertan polemiği, dönemin tarihi ve siyasî arka planını irdelediği bir giriş yazısı ve Yalçın ile Aydemir’in karşılaştırmalı biyografileri eşliğinde veriyor.