Liman von Sanders – Türkiye’de Beş Yıl (2007)

 

Liman von Sanders’in ‘Türkiye’de Beş Yıl’ı, daha önce farklı yayınevlerinden çıkmıştı.

Kitaptaki anılar, Sanders’in, Türkiye’de geçirdiği beş yıl süresince, Balkan Savaşları’nın sonlarından, Osmanlı İmparatorluğu’nun Birinci Dünya Savaşı’ndaki yenilgisine kadarki tanıklığına yer veriyor.

Sanders, bu dönemde, zamanın padişahı Sultan Reşat’ı, sonra Sultan Vahidettin’i, Sadrazam Sait Halim Paşa’yı, Talât Paşa’yı, Enver Paşa’yı yakından tanıma fırsatı bulmuş, bunun yanında, Mustafa Kemal’le cephede silah arkadaşlığı da yapmıştı.

Sanders’in hatıraları, olağanüstü olayların yaşandığı, imparatorluğun hızla çöktüğü o dönemlere dair hâlâ önemini koruyan bir tanıklık.

Yalçın Aydın Ayçiçek – Hayyam Rubaileri Külliyatı (2011)

  • HAYYAM RUBAİLERİ KÜLLİYATI, Yalçın Aydın Ayçiçek, Demos Yayınları, bibliyografya, 696 sayfa

 

Yalçın Aydın Ayçiçek’in ‘Hayyam Rubaileri Külliyatı’, zorlu ve uzun bir çabanın ürünü. Zira bu kitap için, Hayyam rubailerini Türkçeye çeviren on sekiz Türk yazarın on sekiz kitabında yer alan 5 bin 236 rubainin incelenip sınıflandırılmasından sonra, 834 rubai bu külliyatta toplanmış. A. Kadir, Abdülbâki Gölpınarlı, Ahmet Kırca, Celal Kırlangıç, Ahmet Necdet, Asaf Hâlet Çelebi, Mehmet Kanar, Öner Yağcı ve Sabahattin Eyuboğlu, Ayçiçek’in incelediği on sekiz yazardan birkaçı. Ayçiçek’in derlemesi, iyi bir kaynak taramasına dayandığından, rehber kitap olmaya aday.

Platon – Symposion (2007)

  • SYMPOSION, Platon, çeviren: Eyüp Çoraklı, Kabalcı Yayınları, felsefe, 278 sayfa

Symposion, Platon’un, aşk ve ahlak konusundaki metinlerinden oluşuyor. Metinlerin ilgi çekiciliği, Platon’un bilinen uzun tartışmalar, karmaşık akıl yürütmelerden mürekkep tarzından çok, derin düşüncelerle temellendirilmiş eğlendirici hikâyelerden meydana gelmesi. Atinalı tragedya şairi Agathon İÖ 416 yılında ilk tragedyasıyla kazandığı birinciliği kutlamak amacıyla o dönemde Atina’nın önde gelen bilim, sanat, politika ve felsefe adamlarının katıldığı bir symposion düzenler. Bu symposiona katılan herkes aşka övgü niteliğinde bir konuşma yapar. Platon’un bu kitaptaki metinleri de, Agathon’un öncülük ettiği söz konusu symposiona dayanıyor.

Hayrettin Kılıç – Nükleer Destan (2007)

  • NÜKLEER DESTAN, Hayrettin Kılıç, Bil Yayınları, bilim, 360 sayfa

 

Nükleer çağ, 1944 yılında, ABD’nin ‘Manhattan Projesi’ çerçevesinde ilk atom bombasını yapıp, New Mexico çöllerinde denemesiyle başladı. Bu denemeden sonra dünyanın başına nelerin geldiği de, herkesin malumu. Günümüzde ise, özellikle küresel ısınmaya bağlı iklim değişikliği öne sürülerek, nükleer reaktörlerin temiz enerji kaynağı olduğu iddia edilmeye başlandı. Nükleer fizikçi Prof. Dr. Hayrettin Kılıç da, nükleer enerjinin, iddia edildiği gibi masum olmadığını savunuyor. Kılıç’ın çalışması, nükleer enerjinin iklim değişikliğine çare olup olmadığı; Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması’nı (NPT) imzalayan ülkelerin anlaşmanın ilkelerine uyup uymadığı; yeni bir “Nükleer Rönesans” başlatılıp başlatılamayacağı; nükleer enerjinin gerçek anlamda ucuz ve güvenli bir enerji olup olmadığı gibi sorulara makul yanıtlar veriyor.

Daniela Dahn – Batı Diye Diye (2007)

  • BATI DİYE DİYE, Daniela Dahn, çeviren: Yılmaz Onay, Yordam Kitap, siyaset, 223 sayfa

Daniela Dahn ‘Batı Diye Diye’ isimli bu kitabında, iki Almanya’nın birleşmesinden sonraki hayal kırıklıklarını dillendiriyor. Almanya’nın tek çatı altında birleşmesi, daha önce dillendirilen pembe rüyayı mümkün kılmadı. Çünkü Federal Almanya’nın Nazizm kalıntıları yasalarla görmezden gelindi ve Doğu Almanya vatandaşları sosyalist teşkilatlara üye oldukları için takibata uğrama tehdidi altında yaşadı. Dahn, bu gerçekleşmeyen rüyanın sebep ve sonuçlarını yerli yerine oturtmayı amaçlıyor. Berlin doğumlu ve Doğu Almanya’daki Sosyalist düzene muhalif olmuş Dahn’ın, bu muhalifliğini, kendisinin deyimiyle bu “doğu inadı”nı hâlâ devam ettirmesinin nedeni de, Almanya’nın Doğusu ile Batısı arasında ortadan kalkacağı söylenen adaletsizliklerin olduğu gibi durması. Dahn, bu hayal kırıklığını merkeze alırken, demokrasi ve insan hakları gibi kavramları da sorguluyor.

Süheyla Kırca Schroeder – Popüler Feminizm (2007)

  • POPÜLER FEMİNİZM, Süheyla Kırca Schroeder, Bağlam Yayınları, feminizm, 304 sayfa

Süheyla Kırca Schroeder’in ‘Popüler Feminizm’i, Türkiye ve İngiltere’deki kadın dergilerine odaklanan bir çalışma. Dolayısıyla kitap, feminizm konusunda teorik bir çerçeve sunuyor ve kadınların medyada ve genel olarak kültürel atmosferde nasıl temsil edildiklerini araştırmayı amaçlıyor. Medyadaki egemen kadınlık imgelerinin ve kalıplarının ne olduğu, özellikle son yirmi-otuz yıldır, feminist araştırmaların önemli çalışma alanlarından. Schroeder’in çalışması, bunlara Türkiye’den yapılmış önemli bir katkı. Kitap, İngiltere ve Türkiye’deki kadın dergilerini incelerken, iki ülkenin feminizmi arasındaki benzerlik ve farklılıkları da ortaya koyuyor.

Julian Baldick – Hayvan ve Şaman (2011)

  • HAYVAN VE ŞAMAN, Julian Baldick, çeviren: Nevin Şahin, Hil Yayın, sosyoloji, 234 sayfa

Daha önce Türkçede yayınlanan ‘Mistik ve İslam’ adlı kitabıyla hatırlanacak Julian Baldick, elimizdeki çalışması ‘Hayvan ve Şaman’da da, Orta Asya’nın yerel dinlerinin karşılaştırmalı bir incelemesini sunuyor. İskitler, Hunlar, Türkler, Moğollar, Tunguzlar, Mançular, Finler ve Macarlar gibi, Orta Asya’da yaşamış ya da oradan göçen çeşitli kavimlerin ortak bir mirasa sahip olduğu, Baldick’in burada savunduğu başlıca görüş. Söz konusu ortak mirası, “İç Avrasyalı” olarak tanımlayan Baldick, bu mirasın mitlerde, ritüellerde ve efsanelerdeki izini sürüyor. Üçüncü bölümün Türklere ayrıldığı çalışmada, M. Ö. 6. yüzyıldan günümüze yapılmış Türki dinler konulu araştırmaların bulguları ele alınıyor. Göktürkler ve Göktürklerin halefleri Uygurlar ile Kırgızlar, Baldick’in bu anlamda incelediği Türk devletlerinden birkaçı.

Michael Pollan – Arzunun Botaniği (2011)

  • ARZUNUN BOTANİĞİ, Michael Pollan, çeviren: Sevin Okyay, Domingo Yayıncılık, ekoloji, 232 sayfa

 

Michael Pollan, insan-doğa ilişkisine odaklandığı ‘Arzunun Botaniği’nde, bitkilerle insani arzu arasındaki bağları araştırıyor. Pollan bunu da, elma, lale, kenevir ve patates gibi en çok bilinen dört bitkiyi, insanın dört temel arzusu olarak tanımladığı tatlılık, güzellik, sarhoşluk ve kontrolle ilişkilendiriyor. Dolayısıyla kitap, dört bitkinin toplumsal tarihini keşfetmeye doğru yol alırken, onları insanın hikâyesiyle birlikte örüyor ve bu bitkilerin tahrik ve teşvik ettiği dört insani arzunun doğa tarihini de anlatıyor. Pollan, örneğin patatesin Avrupa tarihinin seyrini nasıl değiştirdiğini veya kenevirin Batı’daki romantik devrimi nasıl ateşlediğini ortaya koyarken, erkek ve kadın tüm insanların zihinlerindeki fikirlerin bu bitkilerin görünüşünü, tadını ve zihinsel etkilerini nasıl dönüştürdüğünü de inceliyor.

Niall Ferguson – İmparatorluk (2011)

  • İMPARATORLUK, Niall Ferguson, çeviren: Nurettin Elhüseyni, Yapı Kredi Yayınları, tarih, 391 sayfa

 

Ekonomi tarihi üzerine uzman olan Niall Ferguson ‘İmparatorluk’ta, Britanya’nın imparatorluğa dönüşmesini ve modern dünyayı nasıl yarattığını anlatıyor. Kitap bilhassa, Britanya’nın Afrika ormanlarından Arabistan çöllerine uzanan öyküsü ekseninde, emperyalizmin açgözlülüğünü kapsamlı bir bakışla ortaya koymasıyla dikkat çekiyor. Büyük Britanya’nın öncelikle bir ekonomik olgu olarak başlamasından, Britanya’nın tarih terazisinde tartıldığı Hitler’li 1940’lı yıllara uzanan kitapta, sömürgelerin bağımsızlık mücadeleleri ve sömürge ülkelerde yetişen ve İngiliz eğitimi alan kuşakların açmazları, gibi oldukça ilgi çekebilecek konular da irdeleniyor.

John Dos Passos – A.B.D. 42. Enlem (2011)

  • A.B.D. 42. ENLEM, John Dos Passos, çeviren: Oya Dalgıç, İş Kültür Yayınları, roman, 489 sayfa

 

John Dos Passos, ‘A.B.D.’ üçlemesinin ilk kitabı olan ’42. Enlem’de, Amerikan toplumun çeşitli katmanlarından seçtiği karakterler aracılığıyla, ABD’nin kapitalist vahşetini yerden yere vuruyor. Romanın merkezinde, Fanny, J. Ward Moorehouse, Eleanor Stottard, Janey Williams ve Charley Anderson adlı karakterler yer alıyor. Güçlü gözlem yeteneğiyle dikkat çeken roman, bu karakterlerinin yaşadıkları ekseninde, tüketim hırsının ele geçirdiği ve kayıtsızlığın başat hayat biçimi haline geldiği ABD kültürünü kıyasıya eleştiriyor. Sacco ve Vanzetti’nin idamlarının da yer aldığı romanın bir bölümü de, Enternasyonal’in dizeleriyle başlıyor.