Ayhan Kaya ve Bahar Şahin (der.) – Kökler ve Yollar (2007)

  • KÖKLER VE YOLLAR: derleyen: Ayhan Kaya ve Bahar Şahin, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, sosyoloji, 611 sayfa

Alt başlığı ‘Türkiye’de Göç Süreçleri’ olan ‘Kökler ve Yollar’da yer alan metinlerin tamamı, İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde düzenlenen iki uluslararası konferansa sunulan bildirilerden oluşuyor. Çalışma 1960’lı yıllarla birlikte Türkiye ile Batı Avrupa ülkeleri arasında hızlanan göç olgusundan sonra ortaya çıkan uluslararası yapıyı siyasal, toplumsal, ekonomik ve kültürel açılardan ayrıntılı olarak ele alıp yorumluyor. Kitap buradan yola çıkarak, Türkiye’dekiler için “Almancı”, Batılılar için ise “yabancı” olan bu göçmenlerin, yaşadıkları ülkelerin sınırlarını aşarak farklı bir alan yaratan deneyimlerine odaklanmasıyla önemli.

Marianna D. Birnbaum – Gracia Mendes: Bir Sefaradın Uzun Yolculuğu (2007)

 

Gracia Mendes, Yahudi kökenli bir Portekizli’ydi ve İspanyol engizisyonu başlamadan önce İstanbul’a göç edip, burada ticaretle iştigal etmiş bir kadın.

Mendes İstanbul’a göç etmeden önce de, 16. yüzyılın Avrupa’sında ticaret hayatının önemli mevkilerine geçmeyi başarmıştı.

Akrabalarıyla beraber göç ettikten sonra, Pera’daki gösterişli evinde imtiyazlı bir hayat sürmüştü.

Mendes’in Osmanlı İmparatorluğu’na ulaşmasını sağlayan da Kanuni Sultan Süleyman’ın hekimi Moşe Hamon olmuştu.

Birnbaum’un çalışması, 1568 yılında İstanbul’da ölen Mendes’in hayat hikâyesi dışında, o dönemin Osmanlı İmparatorluğu’na dair iyi bir kaynak niteliğinde.

  • Künye: Marianna D. Birnbaum – Gracia Mendes: Bir Sefaradın Uzun Yolculuğu, çeviren: Mercan Uluengin, Kitap Yayınevi, biyografi, 176 sayfa

Bryan Sykes – Havva’nın Yedi Kızı (2007)

  • HAVVA’NIN YEDİ KIZI, Bryan Sykes, çeviren: Güniz Büyüktür, Çitlembik Yayınları, inceleme, 323 sayfa

1991 yılında Alplerde, Buz Adam Ötzi keşfedilmişti. Oxford Üniversitesi’nden Bryan Sykes ise, Ötzi’nin şu anda İngiltere’nin güneyinde yaşamakta olan kızıl saçlı Marie’yle akraba olduğunu ıspatlamıştı. Sykes’in bu keşfi ve bu kitapta sunulan bilimsel macera, insanların genetik atalarının nerede ve nasıl yaşadıklarını bilebilme imkânını da beraberinde getirmişti. Sykes bu keşfini, Avrupa’nın dört bir yanından topladığı örneklerde, yalnızca anneden çocuğa aktarılan ve nesiller boyunca değişmeden kalabilen mitokondriyal DNA adlı geni araştırarak yaptı. Bu araştırma sonucunda, bu genin toplam yedi gruba dahil olduğunu saptayan Sykes, yerli Avrupalıların hepsinin, şu anda nerede yaşıyor olurlarsa olsunlar, toplam yedi kadının soyundan geldiklerini buldu. Sykes’ın kitabı, söz konusu yedi kadının izini yakalamak için ortaya koyduğu bilimsel çalışmaları okuyucuya sunuyor.

Ruy Gonzales de Clavijo – Timur Devrinde Kadis’ten Semerkand’a Yolculuk (2007)

TİMUR DEVRİNDE KADİS’TEN SEMERKAND’A YOLCULUK, Ruy Gonzales de Clavijo, çeviren: Ömer Rıza Doğrul, Kesit Yayınları, seyahatname, 210 sayfa

Osmanlı’nın kültürel tarihine dair en iyi kaynaklardan biri de, bilindiği gibi seyahatnameler. Özellikle Batılı gezginler tarafından kaleme alınan bu geziler, Batının Osmanlı’ya bakışına dair fikir vermeleri, Osmanlı İmparatorluğu’nun o dönemdeki yapısını anlamamıza katkıda bulunmalarıyla önemli. Clavijo’nun bu seyahatnamesi, dönemin önemli şehirleri olan İstanbul, Trabzon, Erzincan, İran kenti Huy, Tebriz, Meşhed, Merv, Belh ve son olarak Semerkand’a kadar giden bir rotayı izliyor. Seyahatnamenin, Timur’un Osmanlı İmparatorluğu’nu yendiği bir zamanda yapılmasıysa, bu gezi izlenimlerini önemli kılan başlıca unsur.

Charlotte Perkins Gilman – Kadınlar Ülkesi (2007)

Charlotte Perkins Gilman’ın ‘Kadınlar Ülkesi’, kadın bir yazar tarafından kaleme alınmış ve kadınsı bir ütopik dünyayı tasavvur eden bir kitap.

Burada, önemli bir tarih ve toplum eleştirmeni, feminist kuramın önemli bir isminin imzasını taşıyan ve ‘Feminist Ütopya’ olarak adlandırılacak bir tarz hakim.

1915 yılında yayımlanan ‘Kadınlar Ülkesi’, yazarın kaleme aldığı üç ütopik-romanın en yetkinlerinden kabul ediliyor.

Romanda, sadece kız çocuklarının doğmasını sağlayan “partenojen” doğumlar yoluyla, tamamıyla erkeksiz bir dünya tasavvur edilir ve erkek bakışı erkeğin gözünden verilir.

Hikâye ise, üç Amerikalı erkeğin, bütünüyle kadınlardan oluşan bir topluma ayak basınca ortaya çıkan çarpıcı durumda yaşadıkları üzerine kurulu.

  • Künye: Charlotte Perkins Gilman – Kadınlar Ülkesi, çeviren: Seher Özbay, Otonom Yayıncılık, ütopya, 236 sayfa

Hubert Mingarelli – Dört Asker (2007)

  • DÖRT ASKER, Hubert Mingarelli, çeviren: Orçun Türkay, Sel Yayıncılık, roman, 133 sayfa

Hubert Mingarelli’nin ‘Dört Askeri’, savaşın hiçliğini hikâye eden iyi bir roman. 1919’da Kızıl Ordu’nun dört askeri, ilkbaharda Polonya ve Romanya ordularına karşı başlayacak savaştan önce, kışı geçirmek için bir ormanın içine sığınırlar. Bu aşamada, dört kişilik gruba, okuma yazma bilen Evdokim isimli beşinci bir asker katılır. Romanın asıl teması burada başlar. Çünkü Evdokim, bu savaş hiçliğinde diğer askerlerin anılarına yer vererek onları yazıyla ölümsüz kılmaya çalışacaktır. Mingarelli’nin romanı, savaşın birebir belgeselini vermekten, çarpışma anlarını öykülemekten çok, bu beş askerin ölüm düşüncesinden kurtulmak için başvurdukları çareleri anlatıyor.

Lisa Unger – Tatlı Yalanlar (2007)

  • TATLI YALANLAR, Lisa Unger, çeviren: İpek Demir, Altın Kitaplar, roman, 383 sayfa

‘Tatlı Yalanlar’, Lise Unger’in Türkçe’de yayımlanan ilk kitabı ve edebî gerilme iyi bir örnek. Romanın kadın kahramanı Ridley Jones, tesadüf eseri, bir çocuğu trafik kazasından kurtarır. Bu, Jones’un bir hafta boyunca gazetelerin manşetinden düşmemesini, kahraman ilan edilmesini sağlar. Fakat ‘Tatlı Yalanlar’ın olay örgüsü tam da burada gelişmeye başlar. Çünkü Jones, bu tesadüfün kendisini nerelere götürebileceğinden habersizdir. Jones’un ünlenmesinden kısa bir süre sonra, posta kutusuna gelen mektup, onu hayatının bilmediği sırlarına götürecek, geçmişinin düşündüğü gibi olmadığını, şu ana kadarki hayatının aslında nasıl da “tatlı yalanlar”dan ibaret olduğunu öğrenecektir.

H. Nedim Şahhüseyinoğlu – Bozuk Düzende Yaşam (2007)

  • BOZUK DÜZENDE YAŞAM, H. Nedim Şahhüseyinoğlu, Berfin Yayınları, anı, 352 sayfa

H. Nedim Şahhüseyinoğlu köy enstitülerinden bir öğretmen. Şahhüseyinoğlu, hayat deneyimini, “Şehirde ‘Kuyruklu Kürt’ diye alay edilen bir çocukken, toplumun aydınlanmasının neferlerinden biri olmuşum.” şeklinde özetliyor. Kendisi uzun yıllar, sol politikada çaba sarf etmiş, örgütlenme-sendikacılık alanında çalışmalarda bulunmuş bir isim. Dolayısıyla onun anılarından oluşan elimizdeki kitap, Türkiye’nin çalkantılı yakın dönemine, sol siyasetten bir muhalifin gözünden bakmasıyla dikkate değer. Şahhüseyinoğlu’nun anılarında çocukluk yılları, köy enstitüleriyle tanışma, öğretmenlik yılları, sendikal mücadele, örgütlenme çalışmaları, kitap yasakları, düşünce suçları, Sivas Katliamı, sansür ve Kahramanmaraş Katliamı gibi çok sayıda ayrıntı yer alıyor. Kitap, Türkiye’nin yakın tarihiyle ve özellikle de Türkiye’deki sol siyasetin geçirdiği aşamalar ve deneyimlerle ilgilenenlere önerilir.

İlker Belek – Marksizm ve Sınıf Bilinci (2007)

  • MARKSİZM VE SINIF BİLİNCİ, İlker Belek, Dipnot Kitabevi, siyaset, 177 sayfa

Bilindiği gibi sınıf bilinci, Marksizme içkin kavramlardan. Bu yalnızca temel bir kavram olmakla kalmıyor, aynı zamanda de Marksizmin devrim kuramının temel taşlarından birini oluşturuyor. Fakat Marksizmin bu konuda söyledikleri belli ölçülerde belirsiz, bazı açılardan eksik veya karmaşık olarak nitelenebilir. İlker Belek’in bu kitabı da bu karmaşıklığı gidermek adına, sadece sınıf bilincine odaklanan bir çalışma. Belek, Marksist klasiklerde, sınıf bilinciyle ilgili değerlendirmeleri ve bu konudaki güncel Marksist literatürdeki tartışmaları okuyucuya sunuyor. Kitabının ilk bölümünde, yapı, özne, sınıf ve bilinç gibi konular, Marksist düşünüşün önemli aktörlerinin fikirleri çerçevesinde ele alınıyor. İkinci bölüm, bu temel çerçevenin genişletilip zenginleştirilmesi olarak düşünülebilir. Kitabın en ilgi çekici bölümü diyebileceğimiz üçüncü bölümünde ise, sınıf bilincinin Türkiye açısından kapsamlı bir değerlendirmesi yapılıyor.

Fatih M. Dervişoğlu – Nuri Demirağ: Türkiye’nin Havacılık Efsanesi (2007)

  • NURİ DEMİRAĞ: TÜRKİYE’NİN HAVACILIK EFSANESİ, Fatih M. Dervişoğlu, Ötüken Yayınları, biyografi, 231 sayfa

Nuri Demirağ denince, kendisinin ilk akla gelebilecek yönü, bin kilometrelik demiryolu yapması ve bunun üzerine Atatürk’ün kendisine ‘Demirağ’ soyadını vermesidir. Demirağ’ın çok yönlü kişiliği, sadece demiryolu çalışmalarıyla da sınırlı kalmadı. 1945’te Milli Kalkınma Partisi’ni kurmak ve fabrikalarında uçaklar imal etmek, Demirağ’ın çok sayıda projesinin yanı sıra, gerçekeştirdiği önemli çalışmalardan. Nuri Demirağ’ın torunu Fatih M. Dervişoğlu’nun kaleme aldığı kitap bu yönüyle, bilhassa Türkiye havacılık tarihi açısından önemli bir biyografi çalışması. Kitap aynı zamanda, Demirağ’ın kişiliği etrafında, Cumhuriyet’in ilk dönemlerinin ekonomik yapısını da aktarıyor.