Nikolay Vasilyeviç Gogol – Üç Hikâye (2018)

İlk olarak 1945 yılında yayınlanmış, aradan geçen zaman diliminde güzelliğini katlayarak devam ettirmiş Gogol’ün üç ünlü öyküsü, yeni bir baskıyla raflardaki yerini aldı.

Bu öyküleri bizim için ayrıca güzel kılan bir husus ise, çevirmenlerinin Tercüme Bürosu’nun emektar çevirmeni Erol Güney ile büyük şairimiz Orhan Veli olması.

Öykülerin ilki, “25 Mart’ta Petersburg’da son derece tuhaf bir hadise oldu” cümlesiyle açılan ve absürd öykücülüğün aşılamayan yapıtlarından ‘Burun’.

İkincisi ise, bir süvari alayının gelişiyle alt üst olan bir kasabada geçen ‘Fayton’.

Sonuncu öykü ise, daha önce ‘Palto’ adıyla defalarca Türkçeye çevrilmiş ve bize edebiyat tarihinin en özgün karakteri olan Akakiy Akakiyeviç’in trajikomik dünyasında geçenleri anlatan ‘Kaput’.

  • Künye: Nikolay Vasilyeviç Gogol – Üç Hikâye, çeviren: Orhan Veli ve Erol Güney, Yapı Kredi Yayınları, öykü, 80 sayfa

Zygmunt Bauman – Kuşatılmış Toplum (2018)

Bilgi en iyi silahtır. Nitekim bilgi ne kadar kapsamlı ve ayrıntılı olursa, sırlarından arındırılmış düşman o derece kesin ve geriye dönüşü imkânsız olacak şekilde güçsüz kılınır. Bir kere bilindiğinde, elindeki kıymetli şeyler omuzlarına asılmış yüklere dönüşür.

Zygmunt Bauman bu kıymetli eserinde, toplumsal hayatın kılcal damarlarına kadar sinmiş iktidarı yüzeye çıkarıyor ve hem toplumsal hem de bireysel olarak sosyolojinin rehberliğinde bu kuşatılmışlığa karşı nasıl durabileceğimizi irdeliyor.

‘Küresel Politikalar’ ve ‘Yaşam Politikaları’ başlıklı iki bölümden oluşan kitap, sosyolojinin yaşadığımız çıkmaza nasıl yanıt vereceğini anlatmakla kalmıyor, bunu yaparken sosyolojinin bir disiplin olarak son iki yüzyıl boyunca nasıl bir dönüşüm geçirdiğini de ayrıntılı bir şekilde saptıyor.

Kitapta irdelenen kimi konular şöyle:

  • Toplumsal mühendisliğin çöküşü,
  • Eleştiri ve bir proje olarak politika,
  • Kurumsal bir proje olarak modern devlet karşısında özgürleşmenin bedelleri,
  • Küresel politikaların olasılık ve sınırları,
  • Günümüzün asimetrik savaşları ve bunun yarattığı sığınmacılar sorununun yakın ve uzak geleceğe yansımaları,
  • Yeni tüketim toplumu ve yeni tüketiciler,
  • İhtiyaç duyma, arzulama ve istemenin değişimi…

Künye: Zygmunt Bauman – Kuşatılmış Toplum, çeviren: Akın Emre Pilgir, Ayrıntı Yayınları, sosyoloji, 336 sayfa, 2018

Costas Douzinas – İnsan Haklarının Sonu (2018)

Tarihsel olarak insan haklarına bakıldığında, eski zamanlardan bugüne bu idealin olağanüstü bir gelişme yaşadığı görülür.

Peki, gerçekte durum nasıl?

Bugün insan haklarının, bazı durumlarda geçmişte bile görülmemiş şekilde ihlal edildiğinin pek çok örneği var.

Costas Douzinas’ın bu önemli incelemesi, tam da bu paradoksu, hem tarihsel hem de kuramsal boyutlarıyla enine boyuna tartışmasıyla önemli bir boşluğu dolduruyor.

İnsanlık tarihinde doğal hukukun ortaya çıkması ve bu yönde verilen uzun mücadelelerle kitabına başlayan Douzinas, bu mücadeleler sonucunda kazanılan hakların birey ve toplumlar kadar hükümetleri de nasıl dönüştürdüğünü ortaya koyuyor.

Yazar devamında da, 18. yüzyılda insan hakları idealinin ortaya çıkışını, bu durumun hukuk ve toplum ilişkisine getirdiği katkıları, hükümetlerin bu ideali bir yandan benimseyip öte yandan nasıl törpülediklerini değerlendiriyor.

Douzinas ayrıca, Kant, Burke, Hegel, Marx, Heidegger ve Sartre’ın fikirlerinden yola çıkarak insan haklarının felsefi dinamiklerini aydınlatıyor ve günümüzdeki insan hakları ihlallerinin nedenlerini de irdeleyerek, güçlü bir insan hakları yaklaşımının hukuki, siyasi ve ahlaki temellerinin neler olduğunu tartışıyor.

  • Künye. Costas Douzinas – İnsan Haklarının Sonu, çeviren: Kasım Akbaş ve Umre Deniz Tuna, Dipnot Yayınları, hukuk, 424 sayfa, 2018

Kolektif – Kültür Denen Şey (2018)

Kültür, bir disiplin olarak ortaya çıkışından başlayarak antropolojinin ana gündemlerinden biri olageldi.

Zira kültür müzikten siyasete, gündelik hayatımızı bir baştan diğer başa kuşatan, hem bireye hem de topluma dair pek çok ipucunu yakalayabileceğimiz bir olgudur.

Fakat ilk zamanlardan bugüne, hem kültür değerlendirmelerinde hem de bir disiplin olarak bizzat antropolojide büyük dönüşümler yaşandı.

1960’lara antropoloji, Batı-dışı, “küçük ölçekli” insan topluluklarını pozitivist bilim metodolojisi içinde inceleyen bir disiplindi.

Ancak sömürgecilik karşıtı hareketler, var olan dünya düzenini her anlamda sorgulayan emek, kadın, çevre, öğrenci hareketleriyle dünyanın altüst olduğu 1960’lı yıllar, bütün sosyal bilimlerin olduğu gibi, antropolojinin de dönüm noktalarından birini oluşturdu.

Antropoloji, özellikle son otuz-kırk yılda kendi tarihiyle hesaplaşabilen, başlangıç varsayımlarını yıkabilen ve günümüzün karmaşık sorunlarıyla farklı biçimlerde ilişki kurabilen bir araştırma alanı olduğunu kanıtladı.

İşte bu kitapta bir araya gelen yazarlar, hem antropoloji alanında yürütülegelen tartışmaları hem de antropolojinin kültüre bakışını farklı yönleriyle irdeleyen makaleler sunuyor.

Kitapta,

  • Devlet, bürokrasi, siyaset ve antropoloji ilişkisi,
  • Devlet antropolojisi,
  • Antropolojide tarım ve köylülük olguları,
  • Kent çalışmalarında antropoloji,
  • İş antropolojisi,
  • Feminist antropoloji,
  • Antropolojide etnik azınlıklar ve konar-göçerler,
  • Spor antropolojisi,
  • Dil antropolojisi,
  • Medya, iletişim ve antropoloji,
  • Ve sağlık antropolojisi gibi önemli konular tartışılıyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Elif Babül, Berna Yazıcı, Ebru Kayaalp, Baran Karsak, Fırat Genç, Aksu Bora, Sertaç Sehlikoğlu, Suavi Aydın, Can Evren, Yağmur Nuhrat, Şölen Şanlı, Maral Erol ve Ayşecan Terzioğlu.

Kitap, kültür ve antropoloji alanındaki güncel tartışmalara daha yakından bakmak isteyenlere muhakkak önerilir.

  • Künye: Kolektif – Kültür Denen Şey: Antropolojik Yaklaşımlar, hazırlayan: Ayfer Bartu Candan ve Cenk Özbay, Metis Yayınları, antropoloji, 384 sayfa, 2018

David Le Breton – Yüz Üzerine Antropolojik Bir Deneme (2019)

Yüz, insanın karakterinin, duygularının ve beğenilerinin somutlaştığı alandır.

Bir insanı en özgün kılan özelliklerinin başında yüzü gelir.

Çirkin veya güzel, anlamlı ve saf, derin veya sığ, yüz her insanda farklı farklıdır ve bu nedenle zengin bir yorumlamaya ve okumaya olanak tanır.

Yüz yalnızca bundan ibaret değildir, aynı zamanda toplumsal ve kültürel özellikleri de izleyebileceğimiz bir alandır.

Burada daha önce yer verdiğimiz ‘Ten ve İz’in yazarı Fransız antropolog ve sosyolog David Le Breton, araştırmalarını beden ve riskli tavırlar antropolojisi üstüne yoğunlaştırmış, ayrıca sessizlik ve yürüyüş gibi daha kişisel temalarla da ilgilenmiş.

Yazarın bu kitabı ise, yüzün antropolojik bir yorumunu sunmasıyla dikkat çekiyor.

Yüzü toplumsal bir simge olarak değerlendiren Le Breton, yüzle ilişkilendirilen anlamları, simgeleri ve imajları geniş bir kültürel çerçeve içinde ortaya koyuyor.

‘Yürümeye Övgü’ ve ‘Acının Antropolojisi’ de Le Breton’un Türkçede daha önce yayınlanmış kitapları.

  • Künye: David Le Breton – Yüz Üzerine Antropolojik Bir Deneme, çeviren: Orçun Türkay, Boğaziçi Üniversitesi Yayınları, antropoloji, 347 sayfa, 2018

Ernesto Laclau – Popülist Akıl Üzerine (2018)

“Toplumsal antagonizmaları ve kolektif kimlikleri kavramlaştırmak çok önemlidir ve ‘sınıf savaşı’ gibi kalıplaşmış, neredeyse anlamsız formüllerin ötesine geçme ihtiyacı, çok zorlayıcıdır.”

Ernesto Laclau’nun şimdi bizde üçüncü baskısına ulaşan ‘Popülist Akıl Üzerine’ adlı bu nitelikli çalışması, daha önce Chantal Mouffe ile birlikte kaleme aldıkları ‘Hegemonya ve Sosyalist Strateji’ kitabında geliştirdikleri Marksizm ve radikal demokrasi kuramını genişletmeyi amaçlıyor.

Temelde kolektif kimliklerin oluşumunun doğası ve mantığına odaklanan, bu bağlamda “Popülizm hangi toplumsal gerçek ya da durumun ifadesidir?” sorusunun yanıtını arayan Laclau, yaklaşımının, ya grubu,  toplumsal çözümlemenin temel birimi olarak kabul eden ya da bu birimi daha geniş işlevselci veya yapısalcı paradigmalara yerleştirmek suretiyle aşmaya çalışan sosyolojik perspektiflerin tatmin edicilikten uzak olmalarından kaynaklanıp geliştiğini belirtiyor.

Yazar, bu tarz toplumsal işlevselciliklerin öngördüğü mantığın, kimliklerin inşası sırasında devreye giren hareketlerin çeşitliliğini kavrayabilmek için fazlasıyla basit ve tekbiçimli olduğunu söylüyor.

Kitapta,

  • Eşdeğerlik, farklılık mantıkları, boş gösterenler, hegemonya, yüzer göstergeler, toplumsal heterojenlik, temsil ve demokrasi kavramlarını,
  • Popüler kimliklerin ortaya çıkış koşullarını gösteren tarihsel örnekleri,
  • Ve popüler kimliklerin inşasının sınırları gibi konular tartışılıyor.

Kitabın, biz Türkiyeli okurları da çok ilgilendiren bir boyutu var.

Laclau, Kemalizmin/Kemalist Devrim’in, Atatürk’ün Altı Oku’nun uzun sayılabilecek çözümlemelerine girişiyor ve ardından da hem Kemalizmin hem de Arjantin’deki Peronist Hareketin popülizme karşılık gelip gelmediğini tartışıyor.

  • Künye: Ernesto Laclau – Popülist Akıl Üzerine, çeviren: Nur Betül Çelik, Epos Yayınları, siyaset, 288 sayfa, 2018

Wolfgang Bauer – Denize Gömülenler (2018)

Gazeteci Wolfgang Bauer, deniz yoluyla Mısır’dan İtalya’ya ulaşmak isteyen Suriyeli sığınmacıların arasına karışıyor ve sığınmacıların hayat ile ölüm arasında gidip gelen zorlu yolculuklarını adım adım kayıt altına alıyor.

Yanına fotoğrafçı Stanislav Krupar’ı da alan Bauer, kendilerini şebekenin adamlarına teslim ediyor ve gün gün yaşadıklarını bizimle paylaşıyor.

Bauer ve Krupar, gazeteci oldukları anlaşılmasın diye, kendilerini Varj ve Servat adlı, Kafkas cumhuriyetlerinin birinden iki İngilizce öğretmeni, iki mülteci olarak tanıtıyor.

Kahire’de başlayan bu uzun ve çileli yolculuk,  İskenderiye’de sıkıntılı bir bekleyişle devam eder.

Günlerce bir düzine sığınmacıyla daracık bir dairede yaşayan iki gazeteci, denizde hayat ve ölüm arasındaki bu ince çizgide yol alacak, bu esnada hayatta kalanlar ve ölenler olacaktır…

Bu kitap, ölümden kaçıp bilinmeyen bir dünyaya yelken açan ve bunun için ölümü dahi göze alan insanların gerçek öyküsünü sunuyor.

  • Künye: Wolfgang Bauer – Denize Gömülenler: Suriyelilerle Avrupa Yolunda, fotoğraflar: Stanislav Krupar, çeviren: Süreyya Turhan, Ayrıntı Yayınları, belgesel, 128 sayfa, 2018

Süha Oğuzertem – Eleştirirken (2018)

Süha Oğuzertem’in 1990 ile 2014 arasında yayımlanan, on yazar hakkındaki on altı incelemesini sunan bu kitap, nitelikli edebiyat eleştirisinin nasıl yapılacağı konusunda çok öğretici.

Oğuzertem, bir yandan söz konusu yazar ve yapıtlara dair verili kabulleri veya klişeleri sorgularken, aynı zamanda ele aldığı konuyu psikanaliz ve etik başta olmak üzere feminizm, ekoeleştiri, Marksizm ve postmodernizme uzanan kuramsal bir çerçeveyle zenginleştiriyor.

“Edebiyat, hayatlarımız üzerine düşünmemize katkıda bulunursa misyonunu yerine getirmiş demektir.” diyen Oğuzertem’in kitabında tartıştığı kimi konular şöyle:

  • Sait Faik’in ütopyacı poetikası ve Türkçe kurmacanın lirik dönüşümü,
  • Leyla Erbil’in özgünlüğü,
  • ‘Sodom ve Gomore’de aşk, ahlak ve millilik,
  • Türkçe yazında kadın yazarlığı,
  • Modern romanımızın çerçevesi ve Ödipal anlatının sınırları,
  • Modern edebiyat bağlamında Abdülhak Şinasi Hisar’ın sözlü yazı serüveni,
  • Ahmet Hamdi Tanpınar’ın öykülerinde metafizik ve psikoseksüel çatışmalar…

Bahtin, Booth, Cohn, Frye, Hamburger, Havelock, Genette, Kernberg, Ong gibi isimlerin metinlerini Türkçeye kazandırmış isimlerden biri olan Oğuzertem’in klişeleşmiş yargılarla hesaplaşan bu metinlerini, bilhassa edebiyat incelemelerine ilgi duyanlar severek okuyacaktır.

  • Künye: Süha Oğuzertem – Eleştirirken: Modern Türkçe Edebiyat Üzerine Yazılar, İletişim Yayınları, edebiyat inceleme, 399 sayfa, 2018

Terry Cannon – Kara Panter Partisi’nin Hikâyesi (2018)

1960’ların ortalarında Amerika’da kurulan Kara Panterler, siyahilerin hakları için silahlı mücadele de dâhil olmak üzere yoğun bir mücadele yürütmüş ve hızla ülkenin gündemine oturmuştu.

Yazık ki bizde, Kara Panterler hakkında halen yeteri kadar kaynak bulunmuyor.

İşte, 1968 devrimci hareketinden gelen Terry Cannon’un şimdi Türkçeye kazandırılan elimizdeki kitabı, bu boşluğu doldurmaya aday bir çalışma.

Cannon’un coşkulu bir tarzda kaleme aldığı kitabı, Kara Panterler’in modern devletin ezilen kimliklere uyguladığı baskıya karşı nasıl bir duruş sergilediğini ve bu örgütün hem kurulduğu dönem hem de günümüz açısından ne gibi roller üstlendiğini ayrıntılı bir şekilde ortaya koyuyor.

  • Künye: Terry Cannon – Kara Panter Partisi’nin Hikâyesi: Tüm İktidar Halka, çevirmen: Esra Karaoğullarından, Edebi Şeyler Yayınları, siyaset, 96 sayfa, 2018

Can Kozanoğlu ve Mirgün Cabas – Bıçkın ve Ağlak (2018)

‘Yeni Türkiye’nin Hikâyesi’ alt başlığıyla yayınlanan ‘Bıçkın ve Ağlak’, daha önce ‘Cilalı İmaj Devri’, ‘Pop Çağı Ateşi’, ‘İnternet Dolunay Cemaat’ ve ‘Yeni Şehir Notları’ gibi kitaplarında 1990’lar Türkiye’sini anlatmış Can Kozanoğlu’nun AKP iktidarının bütün yönleriyle nüfuz ettiği “yeni Türkiye”de yaşanan kültürel, toplumsal ve siyasi dönüşümü irdeliyor.

Yaklaşık bir yıl önce ‘2001: Eski Türkiye’nin Son Yılı’ adlı kitabı yayınlanan Mirgün Cabas’ın söyleşileriyle ilerleyen kitapta, ANAP’ın iktidara geldiği 1980’lerden başlayarak mafyanın popülerleşmesinden arabeskin yeniden yükselişine, sosyal medyanın önemli bir muhalif güç olarak ortaya çıkışından AKP ve Erdoğan fenomenlerine, Kürt siyasetinden Gezi direnişine, Gülen cemaatinden 15 Temmuz felaketine, akademinin dönüşümünden İstanbul’un ranta kurban edilişine ve yerel mutfaklardan çakma gurmelere pek çok konu tartışılıyor.

Can Kozanoğlu, yukarıda bahsettiğimiz 90’lı yıllar Türkiye’sine dair kitaplarına 2000’li yıllarda ara vermişti.

‘Bıçkın ve Ağlak’, bir anlamda aradaki eksik halkayı tamamlayıcı nitelikte olmasıyla çok önemli.

Dolayısıyla biz de, “Uzun bir aradan sonra, hoş geldin Can Kozanoğlu” diyoruz.

  • Künye: Can Kozanoğlu ve Mirgün Cabas – Bıçkın ve Ağlak, Can Yayınları, kültür, 496 sayfa, 2018